Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5275 E. 2020/3146 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar kurulu kararı↗ muvafakat↗ limited şirket↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacı, diğer kararların yanında 09.03.2012 tarihli toplantıda alınan 7 numaralı kararın da iptalini talep etmiştir. Anılan madde, davacının TTK 551/3. maddesi uyarınca şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine izin verilmesine ilişkindir.
Mahkemece, genel kurulda alınan 7 numaralı kararın, ortağın şirketten çıkarılmasına yönelik bir karar olmadığı, bu hususta mahkemeye müracaat edilmesi için müsaade edilmesi kararı olduğu, her durumda genel kurul dışında da bu muvafakatın verilebileceği gerekçesiyle anılan bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesinin, anılan karara yönelik istemin esastan yerinde bulunmadığına ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
6762 sayılı Kanun'un 551/3. maddesi, bu yolda mahkemeye başvurulmak üzere alınacak kararın esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların “mutlak” ekseriyetiyle alınabileceğini öngörmüş olmakla, somut olayımızda olduğu gibi, anılan kanunun yürürlükte olduğu zaman dilimi bakımından, iki kişilik limited şirketlerde, esas sermayenin yarısından fazlasına sahip tek bir ortağın olumlu oyu ile bu yolda bir karar alınabilmesi mümkün değildir. Nitekim, 6102 sayılı TTK’nın 616. maddesinde aynı yönde alınacak kararların, ancak pay ve paydaş çoğunluğu ile alınabileceğine ilişkin aynı kanunun 641. maddesi hükmü de mülga 6762 sayılı Kanunun 551/3. maddesindeki düzenleme ile paralel niteliktedir. Şu halde, mahkemece, davalı şirketin ortaklar kurulunca alınan 7 nolu kararın da iptaline hükmedilmesi gerekirken, bu yoldaki istemin reddedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararının bozma ilamında açıklanan nedenlere ilaveten bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4615 E. 2015/12860 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile Dairemiz bozma ilamına uyulması ve davaya konu 45.000,00 TL bedelli çekin davacıya iade edildiğinin davalı tarafça ispatlanamaması halinde davacının 19.000,00 TL «gerçek zararının» hüküm altına alınabilecek olmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4182 E. 2010/520 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · infaz · protokol · avans faizi
Benzer bu kararda4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dilekçesinde alacağın «ticari faizi» ile tahsili talep edildiğine ve dava konusu olayın niteliğine göre bu talebin «avans faizi» anlamına geleceği dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Dava, taraflar arasında düzenlenen 23.08.2005 tarihli «protokole» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlık «protokolün» (ö) maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle, davacının davadan sonra ödediği miktarlar da hüküm altına alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Buna göre davanın açıldığı tarihte, davacının yaptığı ödeme tutarları dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yargılama sırasında oluşan ve «infazda» dikkate alınabilecek olan ödemelerin de hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5275 E. , 2020/3146 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11/02/2015 gün ve 2014/770 - 2015/51 sayılı kararı bozan Daire'nin 04/06/2018 gün ve 2016/12065 - 2018/4267 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 09.03.2012 tarihinde 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin olarak ortaklar kurulu toplantısı yapıldığını, 3 yıllığına müdür olarak seçilen ...k’in görev süresi sona erdiğinden toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığını, ayrıca toplantı davetinin 3 gün öncesinden gönderildiğini, usulüne uygun çağrı yapılmayan toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, aksi halde dahi toplantıda alınan kararların hukuka aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürerek, 09.03.2012 tarihli toplantıda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacı, diğer kararların yanında 09.03.2012 tarihli toplantıda alınan 7 numaralı kararın da iptalini talep etmiştir. Anılan madde, davacının TTK 551/3. maddesi uyarınca şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine izin verilmesine ilişkindir.
Mahkemece, genel kurulda alınan 7 numaralı kararın, ortağın şirketten çıkarılmasına yönelik bir karar olmadığı, bu hususta mahkemeye müracaat edilmesi için müsaade edilmesi kararı olduğu, her durumda genel kurul dışında da bu muvafakatın verilebileceği gerekçesiyle anılan bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesinin, anılan karara yönelik istemin esastan yerinde bulunmadığına ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
6762 sayılı Kanun'un 551/3. maddesi, bu yolda mahkemeye başvurulmak üzere alınacak kararın esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların “mutlak” ekseriyetiyle alınabileceğini öngörmüş olmakla, somut olayımızda olduğu gibi, anılan kanunun yürürlükte olduğu zaman dilimi bakımından, iki kişilik limited şirketlerde, esas sermayenin yarısından fazlasına sahip tek bir ortağın olumlu oyu ile bu yolda bir karar alınabilmesi mümkün değildir. Nitekim, 6102 sayılı TTK’nın 616. maddesinde aynı yönde alınacak kararların, ancak pay ve paydaş çoğunluğu ile alınabileceğine ilişkin aynı kanunun 641. maddesi hükmü de mülga 6762 sayılı Kanunun 551/3. maddesindeki düzenleme ile paralel niteliktedir. Şu halde, mahkemece, davalı şirketin ortaklar kurulunca alınan 7 nolu kararın da iptaline hükmedilmesi gerekirken, bu yoldaki istemin reddedilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararının bozma ilamında açıklanan nedenlere ilaveten bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair karar düzeltme isteklerinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bu yönden de davacı yararına BOZULMASINA, işbu ilamın Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/12065 Esas-2018/4267 Karar sayılı bozma ilamının eki sayılmasına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606376400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz