Sözleşmenin feshi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1475 E. 2020/1949 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar/prim oranı↗ önemli menfaat↗ ttk 122↗ cari hesap bakiyesi↗ bedel indirimi↗ acentelik ilişkisi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ hesap mutabakatı↗ sigorta acenteliği↗ müşteri portföyü↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ kişilik haklarına saldırı↗ cari hesap alacağı↗ haklı sebep↗ acentelik sözleşmesi↗ teamül↗ rekabet yasağı↗ kişilik hakları↗ mutabakat↗ acente↗ cari hesap↗ kısıtlılık↗ sözleşmenin feshi↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ ispat yükü↗ yenileme↗ fesih↗ komisyon↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; acentelik sözleşmesinin haksız bir biçimde feshedildiği, dosya arasına alının 09.09.2015 tarihli bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olduğu, anılan rapor doğrultusunda davacının 3.882,11 TL komisyon alacağı, 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının bulunduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının denkleştirme akçesi alma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve bunun miktarının tespiti mahkemeye bırakılmışsa da davacının belirtilen kalemlerdeki alacakları sabit olduğundan 5 yıllık komisyon ortalamasına göre denkleştirme akçesi talebinin yerinde olmadığı, davacının maddi zararının karşılandığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.882,11 TL komisyon alacağı, 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının 46.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, dosya arasına alınan bilirkişi raporu, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/15-16. maddeleri dikkate alınarak taraflar arasındaki 06.02.2009 tarihli mutabakat yazısı davalı tarafça hazırlanmış olup 31.12.2008 tarihi itibariyle davacının cari hesap borcunun 386.044,50 TL olduğu, ancak sonrasında raporlama hatası nedeniyle acentenin 2008 yılından 2009 yılına devreden cari hesap bakiyesinin 395.441,93 TL olduğunun belirlendiği ve bunun sonraki ekstrede belirtildiği, aradaki 9.397,43 TL' lik farkın sağlık üretim verilerinin işlenmemesinden kaynaklandığı, davalı ... şirketinin davalı nezdinde takip edilen davacı cari hesabının 31.12.2009 yıl sonu itibariyle 5.477,19 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki ilişki süresi göz önüne alınarak anılan borç tutarının haklı feshe dayanak olamayacağı, davacının 27.02.2009 tarihinde 49.003,87 TL M. Birkan tahsilatı açıklamasıyla hesabından yapılan borçlandırmanın aynı tarihte ters kayıtlarla kapatıldığı ve davacının iddia ettiği gibi 44.000,00 TL alacaklı olmadığı, davacının cari hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından kesin listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, hesap mutabatakatının dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 8/G ek istihsal komisyonları başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip hasar/prim dengesi ve taraflar arasında oluşan teamül gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek komisyon alacağı bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin hasar/prim oranının yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede acente tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden fesih öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden yenilenen poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın kayda değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin son 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının kişilik haklarına saldırı yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih sebebi olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon (cari hesap) alacağı, 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
S.K m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez.
Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir.
Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (ünvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90).
S.K. M. 23/16 hükmü uyarınca sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermiş olması şarttır. Ancak sigorta acentesi, haklı bir nedeni dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmiş olması ya da kendi kusuruyla sözleşmesinin feshine neden olması halinde denkleştirme talep edemez. Buna göre tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Sigortacının haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durumun acentenin kusurlu bir eyleminden kaynaklanmışsa acentenin denkleştirme talep hakkı düşer. Yaşlanma yada sağlık sorunları dolayısıyla acentenin çalışamaması sigortacı açısından haklı sebep teşkil etse de, bu haller acentenin kusurundan kaynaklanmadığından denkleştirme talep edilebilir. (Yazıcıoğlu, Emine, Sigorta Aracıları Hukuku, s. 2370 vd)
Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.
Yukarıda yapılan anlatımlar sonucu somut olaya gelindiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından sunulan veriler esas alındığında, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı acentenin müşteri portföyü üzerinden davalının elde ettiği menfaatin, acentenin toplam ortalama prim üretimine oranının %0,20 civarında olduğu, bu sonuca göre davalının, sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelere ilişkin olarak önemli ölçüde menfaat elde ettiğinin söylenemeyeceği belirtilmiş, ancak davacı acentenin sunduğu veriler kapsamında ise öncesinde davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında başka acenteler kapsamında yenilenen poliçelerin prim tutarının, acentenin son beş yıllık ortalama prim tutarına oranının %6,60 olup bu oran davalı açısından kayda değer bir menfaat olarak nitelendirilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar istinaf aşamasında dosya arasına alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, takdiren belirlenen denkleştirme/portföy tazminatına hükmedilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunda, denkleştirme/portföy talebi için gerekli olan önemli menfaat elde etme ihtimaline dair koşula ilişkin olarak davacının sunduğu verilerle davalının sunduğu veriler kapsamında yapılan incelemelerde farklı sonuçların ortaya çıktığı, bu sonuçların birbirleri ile çeliştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, acentelik sözleşmesinin feshi ve yukarıda değinilen ilkeler uyarınca, davalının davacının müşteri portföyünden elde etmesi muhtemel önemli menfaatinin bulunup bulunmadığı, tazminat verilmesini gerektirip gerektirmediği ve tazminatın miktarı ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca göre portföy/denkleştirme talebine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:önemli menfaat · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · hakkaniyet
İncelediğiniz kararda… hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından «kesin» listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, «hesap mutabatakatının» dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 8/G ek istihsal «komisyonları» başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip «hasar»/«prim» dengesi ve taraflar arasında oluşan «teamül» gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek «komisyon alacağı» bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin «hasar/prim oranının» yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «acente» tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden «fesih» öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden «yenilenen» poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın «kayda» değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile «hakkaniyet» ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin «son» 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının «kişilik haklarına saldırı» yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih «sebebi» olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon («cari hesap) alacağı», 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
S.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacının «acentelik ilişkisinin» sona ermesinden sonra da «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaat» elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da «prim» elde etmeye devam etmesini ifade eder.
Benzer bu kararda6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Ayrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · ticari defter ibrazı · uyuşmazlık konusu · ticari defter · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, mevcut delillere göre tazminat talep edebilme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı «defterlerini» «ibraz» edememiş, davalının defterlerinde inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:önemli menfaat · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · sigorta sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaS.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacı tarafından «önemli menfaat» elde edilip edilmediğinin tespitinde, «sigorta acentesinin» ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek «sigorta sözleşmelerinin» sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen «prim» miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, «acentelik sözleşmesinin feshi» ve yukarıda değinilen ilkeler uyarınca, davalının davacının «müşteri portföyünden» elde etmesi muhtemel «önemli menfaatinin» bulunup bulunmadığı, tazminat verilmesini gerektirip gerektirmediği ve tazminatın miktarı ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca göre portföy/denkleştirme talebine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · haksız şart · ticari faiz · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2876 E. 2020/3326 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik ilişkisi · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · komisyon alacağı · cari hesap alacağı · acentelik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından «kesin» listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, «hesap mutabatakatının» dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 8/G ek istihsal «komisyonları» başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip «hasar»/«prim» dengesi ve taraflar arasında oluşan «teamül» gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek «komisyon alacağı» bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin «hasar/prim oranının» yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «acente» tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden «fesih» öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden «yenilenen» poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın «kayda» değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile «hakkaniyet» ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin «son» 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının «kişilik haklarına saldırı» yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih «sebebi» olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon («cari hesap) alacağı», 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
S.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacının «acentelik ilişkisinin» sona ermesinden sonra da «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaat» elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da «prim» elde etmeye devam etmesini ifade eder.
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğine göre, sigorta şirketlerinin zorunlu sigorta «komisyonlarını» «acente» bazında değiştiremeyecekleri, ancak tüm «acenteleri» için bunu uygulayabilecekleri, bu nedenle davalının indirimden önceki oranla komisyona hak kazandığı, taraflar arasındaki sözleşmede hedef iş unsuru bulunmadığından «fesihin» haksız olduğu, davalı şirketin fesihten sonra kendisiyle devam eden müşterileri nedeniyle «önemli menfaat» elde ettiği, ilk derece mahkemesinin tazminat hesabının «hakkaniyete» uygun olduğu, talep edilen «cari hesap» ve «komisyon alacağının» belirli olduğu, ancak denkleştirme alacağının belirsiz olduğu, bu nedenle denkleştirme alacağının hepsine dava tarihi itibariyle faiz uygulanacağı, «hak düşürücü sürenin» de dava tarihi itibariyle dolmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kabulüne, «cari hesap alacağın» 1.437,00 TL dava tarihi olan 26/02/2015, komisyon alacağının 15.000,00 TL'sinin dava tarihi 26/02/2015, 12.224,34 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 15/02/2017'den, «portföy tazminatı» 60.«266»,00 TL'nin dava tarihi olan 26/02/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» ile dava tarihi arasında 1 yıllık süre ile her halükarda 6098 sayılı TBK’nın 147. maddesinin öngördüğü 5 yıllık «zamanaşımının» dolmadığı, davalının «fesih» nedeni olarak gösterdiği gerçekleştirilemeyen hedeflere ilişkin dosyaya belge sunmadığı, fesihin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.437,00 TL «cari hesap alacağı», 27.224,34 TL «komisyon alacağı» ve 60.«266»,00 TL «portföy tazminatı» olmak üzere toplam 88.927,34 TL'nin; 19.437,00 TL'lik kısmi için dava tarihinden itibaren, «ıslah» ile arttırılan 69.490,34 TL'lik kısım için de ıslah tarihi olan 15/02/2017 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
3- Bir diğer istem olan denkleştirme tazminatına gelince, taraflar arasındaki süresiz «acentelik sözleşmesinin», davalı tarafından haksız feshedildiği, sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin 69 müşterisine ait 148 adet poliçenin davalının acenteleri tarafından «yenilenmesi» üzerine davalının, 108.893,90 TL net «prim» geliri elde ettiği, davalının «sözleşmenin feshi» nedeniyle davacı acentesinin portföyü sayesinde elde ettiği menfaatin «önemli menfaat» olarak değerlendirilmesi gerektiği ve denkleştirme tazminatı talebinin «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesi ile davacı «acente» için tahakkuk eden 4 yıllık «komisyon» tutarlarının ortalaması olan 60.«266»,00 TL «portföy tazminatı» talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · hak düşürücü süre · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» ile dava tarihi arasında 1 yıllık süre ile her halükarda 6098 sayılı TBK’nın 147. maddesinin öngördüğü 5 yıllık «zamanaşımının» dolmadığı, davalının «fesih» nedeni olarak gösterdiği gerçekleştirilemeyen hedeflere ilişkin dosyaya belge sunmadığı, fesihin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.437,00 TL «cari hesap alacağı», 27.224,34 TL «komisyon alacağı» ve 60.«266»,00 TL «portföy tazminatı» olmak üzere toplam 88.927,34 TL'nin; 19.437,00 TL'lik kısmi için dava tarihinden itibaren, «ıslah» ile arttırılan 69.490,34 TL'lik kısım için de ıslah tarihi olan 15/02/2017 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğine göre, sigorta şirketlerinin zorunlu sigorta «komisyonlarını» «acente» bazında değiştiremeyecekleri, ancak tüm «acenteleri» için bunu uygulayabilecekleri, bu nedenle davalının indirimden önceki oranla komisyona hak kazandığı, taraflar arasındaki sözleşmede hedef iş unsuru bulunmadığından «fesihin» haksız olduğu, davalı şirketin fesihten sonra kendisiyle devam eden müşterileri nedeniyle «önemli menfaat» elde ettiği, ilk derece mahkemesinin tazminat hesabının «hakkaniyete» uygun olduğu, talep edilen «cari hesap» ve «komisyon alacağının» belirli olduğu, ancak denkleştirme alacağının belirsiz olduğu, bu nedenle denkleştirme alacağının hepsine dava tarihi itibariyle faiz uygulanacağı, «hak düşürücü sürenin» de dava tarihi itibariyle dolmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kabulüne, «cari hesap alacağın» 1.437,00 TL dava tarihi olan 26/02/2015, komisyon alacağının 15.000,00 TL'sinin dava tarihi 26/02/2015, 12.224,34 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 15/02/2017'den, «portföy tazminatı» 60.«266»,00 TL'nin dava tarihi olan 26/02/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3- Bir diğer istem olan denkleştirme tazminatına gelince, taraflar arasındaki süresiz «acentelik sözleşmesinin», davalı tarafından haksız feshedildiği, sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin 69 müşterisine ait 148 adet poliçenin davalının acenteleri tarafından «yenilenmesi» üzerine davalının, 108.893,90 TL net «prim» geliri elde ettiği, davalının «sözleşmenin feshi» nedeniyle davacı acentesinin portföyü sayesinde elde ettiği menfaatin «önemli menfaat» olarak değerlendirilmesi gerektiği ve denkleştirme tazminatı talebinin «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesi ile davacı «acente» için tahakkuk eden 4 yıllık «komisyon» tutarlarının ortalaması olan 60.«266»,00 TL «portföy tazminatı» talebinin kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2170 E. 2017/2780 K.
Ortak:önemli menfaat · bedel indirimi · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
İncelediğiniz kararda… hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından «kesin» listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, «hesap mutabatakatının» dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 8/G ek istihsal «komisyonları» başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip «hasar»/«prim» dengesi ve taraflar arasında oluşan «teamül» gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek «komisyon alacağı» bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin «hasar/prim oranının» yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «acente» tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden «fesih» öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden «yenilenen» poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın «kayda» değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile «hakkaniyet» ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin «son» 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının «kişilik haklarına saldırı» yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih «sebebi» olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon («cari hesap) alacağı», 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
S.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacının «acentelik ilişkisinin» sona ermesinden sonra da «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaat» elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da «prim» elde etmeye devam etmesini ifade eder.
Benzer bu karardaDava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin «hakkaniyetE» uygun olmadığını veya «bedelin indirilmesi» gerektiğini «ispat yükü» altındadır Bu durumda, yukarıda belirlenen «denkleştirme (portföy) tazminatı» talep koşulları ile ispat kuralları gözönüne alınarak, somut olay değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · ihbar süresi · menfi zarar · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kâr kaybı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
122 uyarınca «acentenin» denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "«önemli menfaatler»" elde edilmesi, acentenin ücret «kaybına» uğraması, denkleştirme ödenmesinin «hakkaniyete» uygun olmasıdır.
Ancak Sigortacılık Kanunu'nda «acentenin» ücret «kaybına» uğraması koşulu yer almamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/104 E. 2023/6972 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik ilişkisi · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · müşteri portföyü · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaS.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacının «acentelik ilişkisinin» sona ermesinden sonra da «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaat» elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da «prim» elde etmeye devam etmesini ifade eder.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, «acentelik sözleşmesinin feshi» ve yukarıda değinilen ilkeler uyarınca, davalının davacının «müşteri portföyünden» elde etmesi muhtemel «önemli menfaatinin» bulunup bulunmadığı, tazminat verilmesini gerektirip gerektirmediği ve tazminatın miktarı ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca göre portföy/denkleştirme talebine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tazminat için gerekli «acentenin» faaliyeti sebebiyle sözleşmenin feshinden sonra portföy sayesinde «önemli menfaat» elde edilmesi ve «hakkaniyetin» gerektirmesi koşullarını sağlayamadığını, bu hususları ispatlayamadığını, dava dışı sigorta şirketi ile çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin zaten menfaat elde edemeyeceğini, davacının müşterileri dava dışı sigorta şirketine geçirmeye başlaması ve bu firma ile çalışmak istemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, Kanunda «son» beş yıllık faaliyete göre hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen iki yıllık tahmini olarak yapılan hesaplamayı kabul eden Mahkemenin «eksik inceleme» yaptığını, Mahkeme tarafından acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık «komisyon» ve diğer ödemeleri belirlemek için bankalara müzekkere yazılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon bedeli · şirket merkezi mahkemesi · ticari faiz · yargılama giderleri · kesin süre · ihtar · ticari defter · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… ada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında tamamen müvekkiline ait kayıtlar üzerinden hesaplama yapıldığını, Mahkemece davalıya defalarca, «ticari defter» ve kayıtlarını sunması, sunmadığı takdirde ticari defter ve dayanağı kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edileceği «ihtar» edildiği halde davalının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığını, kayıtların incelenmesi için bilirkişilere fırsat vermediğini, «kesin süre» verilerek, sonuçlarına hatırlatılmasına rağmen defter ve kayıtların sunulmaması durumunda «ibrazı» talep eden tarafın iddiası ispat edilmiş sayılacağını, sadece kendilerince sunulan kayıtlarla ortalama bir tazminatın belirlenmesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… sıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, karar bu nedenlerle bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin t …
… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Mahkemece 06.10.2020 tarih, 2015/519 E., 2020/551 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1475 E. , 2020/1949 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/04/2017 tarih ve 2014/814 E- 2017/261 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/12/2018 tarih ve 2017/653 E- 2018/1257 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin Rize ilinde davalının acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin acentelik sözleşmesinin davalı tarafından Beyoğlu 18. Noterliği' nin 14.05.2009 tarih ve 11229 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, fesih gerekçesi olarak yapılan tahsilatların davalı tarafa intikal ettirmemesi, yürürlükteki yasa ve yönetmelik hükümlerine acentelik sözleşmesine, davalı şirketin genelge ve talimatlarına uygun hareket edilmemesi olarak gösterildiğini, ancak fesih gerekçesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin taraflar arasındaki hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırı davranmadığını, manevi olarak müvekkilinin haksız fesih nedeniyle yıprandığını, davalının müvekkilinin tüm müşterilerine müvekkilinin ismini zikrederek müvekkilinin acentesinin feshedilerek kapatıldığını yazılı olarak bildirdiğini, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, ödenmemiş alacaklarının ve maddi zararının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, 15.10.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 673.304.30 TL bedel yükseltmiş olup hükmedilecek maddi tazminatın 46.000,00 TL’sine dava, bakiye miktara ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini, manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile aralarında yapılan acentelik sözleşmesini tahsilat problemi ve mevcut borcu nedeniyle feshettiğini, davacının halen müvekkili şirkete borcu olduğunu, fesihin haklı nedenlere dayandığını, %3+%5 komisyon anlaşmasının bulunmadığını, rapel teşvik komisyonu şartlarının bulunmadığını, müşterilere yapılan bildirimde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığını, portföy talep hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; acentelik sözleşmesinin haksız bir biçimde feshedildiği, dosya arasına alının 09.09.2015 tarihli bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olduğu, anılan rapor doğrultusunda davacının 3.882,11 TL komisyon alacağı, 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının bulunduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının denkleştirme akçesi alma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve bunun miktarının tespiti mahkemeye bırakılmışsa da davacının belirtilen kalemlerdeki alacakları sabit olduğundan 5 yıllık komisyon ortalamasına göre denkleştirme akçesi talebinin yerinde olmadığı, davacının maddi zararının karşılandığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.882,11 TL komisyon alacağı, 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının 46.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, dosya arasına alınan bilirkişi raporu, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/15-16. maddeleri dikkate alınarak taraflar arasındaki 06.02.2009 tarihli mutabakat yazısı davalı tarafça hazırlanmış olup 31.12.2008 tarihi itibariyle davacının cari hesap borcunun 386.044,50 TL olduğu, ancak sonrasında raporlama hatası nedeniyle acentenin 2008 yılından 2009 yılına devreden cari hesap bakiyesinin 395.441,93 TL olduğunun belirlendiği ve bunun sonraki ekstrede belirtildiği, aradaki 9.397,43 TL' lik farkın sağlık üretim verilerinin işlenmemesinden kaynaklandığı, davalı ...
şirketinin davalı nezdinde takip edilen davacı cari hesabının 31.12.2009 yıl sonu itibariyle 5.477,19 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki ilişki süresi göz önüne alınarak anılan borç tutarının haklı feshe dayanak olamayacağı, davacının 27.02.2009 tarihinde 49.003,87 TL M. Birkan tahsilatı açıklamasıyla hesabından yapılan borçlandırmanın aynı tarihte ters kayıtlarla kapatıldığı ve davacının iddia ettiği gibi 44.000,00 TL alacaklı olmadığı, davacının cari hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından kesin listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, hesap mutabatakatının dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 8/G ek istihsal komisyonları başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip hasar/prim dengesi ve taraflar arasında oluşan teamül gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek komisyon alacağı bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin hasar/prim oranının yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ...
şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede acente tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden fesih öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden yenilenen poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın kayda değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122.
maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin son 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının kişilik haklarına saldırı yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih sebebi olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon (cari hesap) alacağı, 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
S.K m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez.
Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir.
Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (ünvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir.
(Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s.
90) .
S.K. M. 23/16 hükmü uyarınca sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermiş olması şarttır. Ancak sigorta acentesi, haklı bir nedeni dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmiş olması ya da kendi kusuruyla sözleşmesinin feshine neden olması halinde denkleştirme talep edemez. Buna göre tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Sigortacının haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durumun acentenin kusurlu bir eyleminden kaynaklanmışsa acentenin denkleştirme talep hakkı düşer.
Yaşlanma yada sağlık sorunları dolayısıyla acentenin çalışamaması sigortacı açısından haklı sebep teşkil etse de, bu haller acentenin kusurundan kaynaklanmadığından denkleştirme talep edilebilir. (Yazıcıoğlu, Emine, Sigorta Aracıları Hukuku, s. 2370 vd)
Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.
Yukarıda yapılan anlatımlar sonucu somut olaya gelindiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından sunulan veriler esas alındığında, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı acentenin müşteri portföyü üzerinden davalının elde ettiği menfaatin, acentenin toplam ortalama prim üretimine oranının %0,20 civarında olduğu, bu sonuca göre davalının, sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelere ilişkin olarak önemli ölçüde menfaat elde ettiğinin söylenemeyeceği belirtilmiş, ancak davacı acentenin sunduğu veriler kapsamında ise öncesinde davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında başka acenteler kapsamında yenilenen poliçelerin prim tutarının, acentenin son beş yıllık ortalama prim tutarına oranının %6,60 olup bu oran davalı açısından kayda değer bir menfaat olarak nitelendirilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar istinaf aşamasında dosya arasına alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, takdiren belirlenen denkleştirme/portföy tazminatına hükmedilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunda, denkleştirme/portföy talebi için gerekli olan önemli menfaat elde etme ihtimaline dair koşula ilişkin olarak davacının sunduğu verilerle davalının sunduğu veriler kapsamında yapılan incelemelerde farklı sonuçların ortaya çıktığı, bu sonuçların birbirleri ile çeliştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, acentelik sözleşmesinin feshi ve yukarıda değinilen ilkeler uyarınca, davalının davacının müşteri portföyünden elde etmesi muhtemel önemli menfaatinin bulunup bulunmadığı, tazminat verilmesini gerektirip gerektirmediği ve tazminatın miktarı ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca göre portföy/denkleştirme talebine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597024200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz