6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4107 E. 2020/1903 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 790 çek istirdadı kötü niyetli iktisap faktoring sözleşmesi ciro silsilesi faktoring finansal kiralama yetkili hamil ciranta hırsızlık mükerrerlik kambiyo senedi ikrar ciro hamil keşideci temlik istirdat fatura çek kötüniyet cy/cy kaydı hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 790 · HMK — HMK 353 · 6361 — 6361 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...Ş’nin (...) numaralı çeke ve diğer davalı Fibabank A.Ş’nin ise (0017874) numaralı dava konusu çeke ciro yoluyla hamil olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalıların 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesi gereğince dava konusu çeklerin yetkili hamili ve dolayısıyla hak sahibi oldukları, bu durumda, dava konusu çeklerin ellerinden rızaları dışında çıktığını iddia eden davacının, yetkili hamil olduğunu kanıtlamasının yanında, yetkili hamil olan davalıların çekleri kötü niyetli iktisap etmiş olduğunu veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, ne var ki

davacının dosyaya bu yönde herhangi bir delil sunamadığı, dava dışı, ciranta ...'un, çekleri aldığını savcılık anlatımında ikrar ettiği ve hakkında Ankara'da kamu davası açıldığı, anılan kişinin cirosundan sonra, üç adet ciro silsilesi bulunduğu, ancak davalıların çeklerin hırsızlık malı olduğunu bilerek iktisap ettiği veya hırsızlık malı olduğunu bilebilecek durumda olduğuna ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı, davalıların dava konusu çek nedeniyle hak sahibi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-) Dava, çek istirdadı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, davacının, davalı ... şirketinin dava konusu 0017873 numaralı ve 500.000,00 TL bedelli çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veyahut çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle anılan çek hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu da bölge adliye mahkemesince aynı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.

Somut olayda, davalı ... şirketinin davaya konu çeki dava dışı Çimen Orman Ürünleri .... Ltd. Şti’den faktoring sözleşmesiyle temlik aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, somut uyuşmazlığın, TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesine göre, faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. Aynı Kanun'un 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesi ise; “Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de

başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veritabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur.” hükmünü haizdir.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde somut olayın ele alınması, bu doğrultuda, davalı ... şirketinin dava konusu çeki alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, şirketin mali durumlarına ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında araştırma yapılarak, faktöring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan mevzuat hükümlerine dayalı olarak hiçbir araştırma yapılmaksızın salt TTK’nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4611 E. 2020/3330 K.

    Ortak: · İstirdat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11167 E. 2018/3278 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3616 E. 2018/5618 K.

    Ortak: · İstirdat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Çek istirdadı | Çek istirdatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1654 E. 2023/1385 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/618 E. 2023/7232 K.

    Ortak: · İstirdat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/4107 E.  ,  2020/1903 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/05/2018 tarih ve 2017/887 E- 2018/399 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/2487 E- 2019/849 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin lehtardan ciro yoluyla temlik almak suretiyle yetkili hamili olduğu 2 adet çekin iş yerinde gerçekleşen hırsızlık sonucunda çalındığını ve akabinde çeklerin davalıların eline geçtiğini, finans kuruluşu olan davalıların çekteki ciro silsilesinde kopukluk bulunup bulunmadığını araştırmadan çekleri devraldıklarını bu nedenle çekin yasal hamili olduklarından söz edilemeyeceğini ileri sürerek, davaya konu çeklerin istirdadına karar verilmesini istemiştir.

Davalı banka vekili, müvekkilinin iyiniyetli ciro yoluyla hamil olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ...Ş vekili, davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...Ş’nin (...) numaralı çeke ve diğer davalı Fibabank A.Ş’nin ise (0017874) numaralı dava konusu çeke ciro yoluyla hamil olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalıların 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesi gereğince dava konusu çeklerin yetkili hamili ve dolayısıyla hak sahibi oldukları, bu durumda, dava konusu çeklerin ellerinden rızaları dışında çıktığını iddia eden davacının, yetkili hamil olduğunu kanıtlamasının yanında, yetkili hamil olan davalıların çekleri kötü niyetli iktisap etmiş olduğunu veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, ne var ki

davacının dosyaya bu yönde herhangi bir delil sunamadığı, dava dışı, ciranta ...'un, çekleri aldığını savcılık anlatımında ikrar ettiği ve hakkında Ankara'da kamu davası açıldığı, anılan kişinin cirosundan sonra, üç adet ciro silsilesi bulunduğu, ancak davalıların çeklerin hırsızlık malı olduğunu bilerek iktisap ettiği veya hırsızlık malı olduğunu bilebilecek durumda olduğuna ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı, davalıların dava konusu çek nedeniyle hak sahibi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-) Dava, çek istirdadı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, davacının, davalı ... şirketinin dava konusu 0017873 numaralı ve 500.000,00 TL bedelli çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veyahut çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle anılan çek hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu da bölge adliye mahkemesince aynı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.

Somut olayda, davalı ... şirketinin davaya konu çeki dava dışı Çimen Orman Ürünleri .... Ltd. Şti’den faktoring sözleşmesiyle temlik aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, somut uyuşmazlığın, TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesine göre, faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.

Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. Aynı Kanun'un 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesi ise; “Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de

başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veritabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur.” hükmünü haizdir.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde somut olayın ele alınması, bu doğrultuda, davalı ... şirketinin dava konusu çeki alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, şirketin mali durumlarına ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında araştırma yapılarak, faktöring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan mevzuat hükümlerine dayalı olarak hiçbir araştırma yapılmaksızın salt TTK’nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596975200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.