Sebepsiz Zenginleşme/Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4435 E. 2020/1665 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet raporu↗ rayiç değer↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ denetime elverişlilik↗ sebepsiz zenginleşme↗ uyuşmazlık konusu↗ ıslah↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ teminat↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında 05/02/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların ... tarafından ...’e satıldığı, satış bedelinin teminatı olarak borcu bittiğinde tekrar iade edilmek üzere ... tarafından dava konusu taşınmazın ...’a devredildiği, sözleşmenin 4. maddesince üst üste 3 taksidin gecikmesi halinde sözleşmenin feshedilerek teminat olarak verilen dava konusu taşınmazın satılacağı ve ...’un alacağına ulaştıktan sonra kalan paranın ...’e iadesinin kararlaştırıldığı, üst üste 3 taksidin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın satıldığı, davacının davalıya sözleşme kapsamında toplam 39.000,00 TL ödeme yaptığının ve dava konusu MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların bedelinin sözleşme tarihi itibariyle ve tarafların da kabulünde olduğü üzere 400.000,00 TL olarak alınması gerektiği, taşınmaz bedelinin 900.000,00 TL ve MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların 04.11.2009 tarihindeki rayiç toplam değerinin 353.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre maden ocağı ve demirbaşların değerinde artma değil eksilme meydana geldiği dolayısıyla davacının 500.000.- TL zarar uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000.- TL dava tarihi yönünden 400.000.- TLyönünden ıslah tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte, 500.000.- TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakiye alacağa yönelik iddiaları yönünden hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalıya ait maden ocağının 05.02.2008 tarihli sözleşme ile maden ocağı ve demişbaşlarla birlikte satın aldığını, ancak davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, teminat olarak verdiği taşınmazın davalı tarafından satıldığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini iddia etmektedir. Sözleşmeye göre, 120 ay üzerinde aylık 7.500.-TL ödeme yapılacak, üstüste 3 taksit gecikmesi halinde yapılan anlaşmanın feshine, teminat olarak verilen taşınmaz malın satışının yapılıp ...'un alacağı dışında kalan paranın ...'e iade edilmesine (satılan sahanın değeri 400.000 TL) karar verilmiştir. Ayrıca, 03.11.2007 tarihli teslim belgesi ile tek tek sayılarak 12 adet demirbaş davacıya teslim edilmiştir. Dairemizin 11.09.2014 tarihli bozma ilamında, sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla teslim edilen demirbaşların, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemece, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmış ve buna göre, 900.000.- TL tespit edilen taşınmazın bedelinden 400.000.- TL maden sahası ve demirbaşların bedelinin mahsubu ile kalan 500.000.- TL'nin davacıya iadesi gerektiği yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafından, sözleşmede belirlenen toplam 900.000.-TL bedelin vadeli satış olmasından kaynaklı olduğunu, devir tarihinde maden sahasının 400.000.-TL değerinde olduğunu, demirbaş bedellerinin bu sözleşmeye dahil olmayıp ayrıca hesaplanması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda demirbaş bedellerinin emsal araştırması yapılmadan neye göre ve nasıl belirlendiği anlaşılmaksızın çok düşük gösterildiğini, teslim tarihindeki değerinin çok daha fazla olduğunu, yine maden sahsası için emsal araştırması yapılmadığı, maden sahasına biçilen değerin çok düşük olup gerçeği yansıtmadığını, saha için düzenlenmiş faaliyet raporu ve işletme projesindeki verilerin bilirkişilerce dikkate alınmadığını, maden sahası ve demirbaşlar için belirlenen 353.000.-TL'nin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürmüştür. Sözleşmede öngörülen 900.000.-TL ödeme ile 900.000.-TL değerindeki bir taşınmazın teminat olarak gösterilmesi de esasen hayatın olağan akışına uygun görülmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları ise, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan maden sahasının ve devredilen demirbaşların değerinin belirlenmesi hususunda denetime elverişli tespit ve değerlendirmeler içermediği gibi, davalının hükme esas alınan rapora yönelik ciddi itirazları da yargılama sürecinde karşılanmaksızın mahkemece sonuca varılmıştır.
Bu durumda, dosya kapsamında bulunan önceki tarihli bilirkişi raporları ve davalının özellikle hükme esas alınan son rapora yönelen ciddi itirazları da dikkate alınarak, maden sahasının ve devredilen demirbaşların teminat konusu taşınmasın satış tarihindeki değerinin denetime elverişli şekilde ve ayrı ayrı tespiti gerektiğinden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6979 E. 2014/13608 K.
Ortak:rayiç değer · teminat · teslim
İncelediğiniz karardaDairemizin 11.09.2014 tarihli bozma ilamında, sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla «teslim» edilen demirbaşların, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkemece, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmış ve buna göre, 900.000.- TL tespit edilen taşınmazın bedelinden 400.000.- TL maden sahası ve demirbaşların bedelinin mahsubu ile kalan 500.000.- TL'nin davacıya iadesi gerektiği yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ar arasında 05/02/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların ... tarafından ...’e satıldığı, satış bedelinin «teminatı» olarak borcu bittiğinde tekrar iade edilmek üzere ... tarafından dava konusu taşınmazın ...’a devredildiği, sözleşmenin 4. maddesince üst üste 3 taksidin gecikmesi halinde sözleşmenin feshedilerek teminat olarak verilen dava konusu taşınmazın satılacağı ve ...’un alacağına ulaştıktan sonra kalan paranın ...’e iadesinin kararlaştırıldığı, üst üste 3 taksidin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın satıldığı, davacının davalıya sözleşme kapsamında toplam 39.000,00 TL ödeme yaptığının ve dava konusu MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların bedelinin sözleşme tarihi itibariyle ve tarafların da kabulünde olduğü üzere 400.000,00 TL olarak alınması gerektiği, taşınmaz bedelinin 900.000,00 TL ve MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların 04.11.2009 tarihindeki rayiç toplam değerinin 353.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre maden ocağı ve demirbaşların değerinde artma değil eksilme meydana geldiği dolayısıyla davacının 500.000.- TL zarar uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000.- TL dava tarihi yönünden 400.000.- TLyönünden «ıslah» tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte, 500.000.- TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakiye alac …
Benzer bu karardaBu itibarla öncelikle sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla «teslim» edilen demirbaşların, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece ise, satış bedelinin «teminatı» olan devredilen taşınmazın 04.11.2009'daki «rayiç değeri» nazara alındıktan sonra bu bedelden maden sahası ve demirbaşların sözleşme tarihindeki değerine göre ödenmeyen kısım çıkartılmak suretiyle kalan kısmın iadesine karar verilmesi «hakkaniyete» uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik harç · rayiç bedel · yapılmamış sayılma · kıyasen uygulama · hakkaniyet · havale · harç · e-defter
Benzer bu karardaTemyiz «defterine» kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen «eksik harç» ödenmesi ile ilgili işlemin «kıyasen uygulanması» ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte «yapılmış sayılması» gerektiği açıklanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazın satış tarihindeki piyasa koşullarına göre «rayiç bedelinin» 900.000 TL olduğu, davacı tarafından davalıya daha önce 39.000 TL ödendiği, sözleşmeye konu maden sahasının değerinin taraflarca 400.000 TL olarak belirlendiği, bu …
1- Davacı tarafından verilen katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2096 E. 2011/4798 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · ortaklık sözleşmesi · adi ortaklık · sözleşmeden doğan dava · kâr kaybı · protokol · taahhütname · kusur
Benzer bu kararda… üzlü olduğu belirtilerek tesislerin söküldüğünü, davalı tarafından ruhsatta ortaya çıkan bu durumun giderilmediğini, 6 ay kadar işlemlerin yapılmasını beklediğinden «kazanç kaybına» uğradığını iddia etmekte olup, buna karşılık davalı ise, davacının öncelikle «sözleşmeden doğan» edimini yerine getirmediğini savunmaktadır.
Bu itibarla mahkemece taraflar arasında akdedilen 01.06.2004 tarihli «protokolün» «adi ortaklık sözleşmesi» olduğu göz önüne alınarak, tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durulup, deliller toplanılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme, maden sahasının devrine ilişkin olmayıp, maden sahasının işletilmesi yönünden «adi ortaklık sözleşmesidir» ve adi ortaklık hükümlerine tabidir.
2- Davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; davaya konu 01.06.2004 tarihli «protokol» davacı ... ile davalı Çepkur Madencilik A.Ş. arasında akdedilmiş olup, buna göre davalı şirkete ait maden ocağının %50’sinin davacı ...’ye devri karşılığında, davacı ... maden ocağına 400.000 YTL. yatırımda bulunacak, bu yatırımın 285.000 YTL’lık kısmı makine ve ekipman şeklinde, kalan miktarı da beraber karar verilerek tamamlanacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6611 E. 2014/14055 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · limited şirket pay devri · resmi şekil · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca «hisse devrinin» «resmi şekilde» «hisse devir sözleşmesi» ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı «taahhütname»" olarak adlandırılan belgenin «inanç sözleşmesi» niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin «limited şirket pay devri» sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle TTK'nın 520. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın redd …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4435 E. , 2020/1665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/05/2018 tarih ve 2014/839-2018/507 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı asil ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait maden ocağını demirbaşları ile birlikte 400.000 TL'ye satın aldığını, satış bedelinin 120 ayda 7.500.- TL'lik taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin taksitleri ödemede gecikmesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesini gerekçe göstererek davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ve müvekkilince teminat olarak verilen taşınmazı sattığını, sözleşmeye göre davalının alacağı dışında kalan paranın müvekkiline iadesi gerektiğini, davalının yaptırdığı tespite göre taşınmazın değerinin 983.500.- TL olduğunu, borcun 100.000.- TL'lik kısmı ödendiğinden davalının müvekkili aleyhine 683.500.- TL sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, dava değerini 500.000.- TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının ödemesi gereken bedelin 900.000.- TL olduğunu, 400.000.- TL'nin maden sahasının değeri olup bu meblağa demirbaşların değerinin dahil olmadığını, taşınmazın 460.000.- TL'ye satıldığını, müvekkilinin halen davacıdan alacaklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında 05/02/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların ... tarafından ...’e satıldığı, satış bedelinin teminatı olarak borcu bittiğinde tekrar iade edilmek üzere ... tarafından dava konusu taşınmazın ...’a devredildiği, sözleşmenin 4. maddesince üst üste 3 taksidin gecikmesi halinde sözleşmenin feshedilerek teminat olarak verilen dava konusu taşınmazın satılacağı ve ...’un alacağına ulaştıktan sonra kalan paranın ...’e iadesinin kararlaştırıldığı, üst üste 3 taksidin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın satıldığı, davacının davalıya sözleşme kapsamında toplam 39.000,00 TL ödeme yaptığının ve dava konusu MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların bedelinin sözleşme tarihi itibariyle ve tarafların da kabulünde olduğü üzere 400.000,00 TL olarak alınması gerektiği, taşınmaz bedelinin 900.000,00 TL ve MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların 04.11.2009 tarihindeki rayiç toplam değerinin 353.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre maden ocağı ve demirbaşların değerinde artma değil eksilme meydana geldiği dolayısıyla davacının 500.000.- TL zarar uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000.- TL dava tarihi yönünden 400.000.- TLyönünden ıslah tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte, 500.000.- TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakiye alacağa yönelik iddiaları yönünden hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalıya ait maden ocağının 05.02.2008 tarihli sözleşme ile maden ocağı ve demişbaşlarla birlikte satın aldığını, ancak davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, teminat olarak verdiği taşınmazın davalı tarafından satıldığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini iddia etmektedir. Sözleşmeye göre, 120 ay üzerinde aylık 7.500.-TL ödeme yapılacak, üstüste 3 taksit gecikmesi halinde yapılan anlaşmanın feshine, teminat olarak verilen taşınmaz malın satışının yapılıp ...'un alacağı dışında kalan paranın ...'e iade edilmesine (satılan sahanın değeri 400.000 TL) karar verilmiştir. Ayrıca, 03.11.2007 tarihli teslim belgesi ile tek tek sayılarak 12 adet demirbaş davacıya teslim edilmiştir.
Dairemizin 11.09.2014 tarihli bozma ilamında, sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla teslim edilen demirbaşların, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemece, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmış ve buna göre, 900.000.- TL tespit edilen taşınmazın bedelinden 400.000.- TL maden sahası ve demirbaşların bedelinin mahsubu ile kalan 500.000.- TL'nin davacıya iadesi gerektiği yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafından, sözleşmede belirlenen toplam 900.000.-TL bedelin vadeli satış olmasından kaynaklı olduğunu, devir tarihinde maden sahasının 400.000.-TL değerinde olduğunu, demirbaş bedellerinin bu sözleşmeye dahil olmayıp ayrıca hesaplanması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda demirbaş bedellerinin emsal araştırması yapılmadan neye göre ve nasıl belirlendiği anlaşılmaksızın çok düşük gösterildiğini, teslim tarihindeki değerinin çok daha fazla olduğunu, yine maden sahsası için emsal araştırması yapılmadığı, maden sahasına biçilen değerin çok düşük olup gerçeği yansıtmadığını, saha için düzenlenmiş faaliyet raporu ve işletme projesindeki verilerin bilirkişilerce dikkate alınmadığını, maden sahası ve demirbaşlar için belirlenen 353.000.-TL'nin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürmüştür.
Sözleşmede öngörülen 900.000.-TL ödeme ile 900.000.-TL değerindeki bir taşınmazın teminat olarak gösterilmesi de esasen hayatın olağan akışına uygun görülmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları ise, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan maden sahasının ve devredilen demirbaşların değerinin belirlenmesi hususunda denetime elverişli tespit ve değerlendirmeler içermediği gibi, davalının hükme esas alınan rapora yönelik ciddi itirazları da yargılama sürecinde karşılanmaksızın mahkemece sonuca varılmıştır.
Bu durumda, dosya kapsamında bulunan önceki tarihli bilirkişi raporları ve davalının özellikle hükme esas alınan son rapora yönelen ciddi itirazları da dikkate alınarak, maden sahasının ve devredilen demirbaşların teminat konusu taşınmasın satış tarihindeki değerinin denetime elverişli şekilde ve ayrı ayrı tespiti gerektiğinden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596965800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz