Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6979 E. 2014/13608 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik harç↗ rayiç değer↗ rayiç bedel↗ yapılmamış sayılma↗ kıyasen uygulama↗ hakkaniyet↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ harç↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazın satış tarihindeki piyasa koşullarına göre rayiç bedelinin 900.000 TL olduğu, davacı tarafından davalıya daha önce 39.000 TL ödendiği, sözleşmeye konu maden sahasının değerinin taraflarca 400.000 TL olarak belirlendiği, buna göre davacının davalıdan 539.000 TL alacaklı olduğu, 39.000 TL yönünden ek dava hakkının saklı tutulduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 500.000 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafından verilen katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davacı tarafça bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, taraflar arasında imzalanan 05.02.2008 tarihli sözleşmede maden sahası ve demirbaşların değeri sözleşme tarihi itibariyle belirlenmiştir. Mahkemece ise, satış bedelinin teminatı olan devredilen taşınmazın 04.11.2009'daki rayiç değeri nazara alındıktan sonra bu bedelden maden sahası ve demirbaşların sözleşme tarihindeki değerine göre ödenmeyen kısım çıkartılmak suretiyle kalan kısmın iadesine karar verilmesi hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla öncelikle sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla teslim edilen demirbaşların, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4435 E. 2020/1665 K.
Ortak:rayiç değer · teminat · teslim
İncelediğiniz karardaBu itibarla öncelikle sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla «teslim» edilen demirbaşların, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece ise, satış bedelinin «teminatı» olan devredilen taşınmazın 04.11.2009'daki «rayiç değeri» nazara alındıktan sonra bu bedelden maden sahası ve demirbaşların sözleşme tarihindeki değerine göre ödenmeyen kısım çıkartılmak suretiyle kalan kısmın iadesine karar verilmesi «hakkaniyete» uygun bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaDairemizin 11.09.2014 tarihli bozma ilamında, sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla «teslim» edilen demirbaşların, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkemece, satış bedelinin «teminatı» olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmış ve buna göre, 900.000.- TL tespit edilen taşınmazın bedelinden 400.000.- TL maden sahası ve demirbaşların bedelinin mahsubu ile kalan 500.000.- TL'nin davacıya iadesi gerektiği yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ar arasında 05/02/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların ... tarafından ...’e satıldığı, satış bedelinin «teminatı» olarak borcu bittiğinde tekrar iade edilmek üzere ... tarafından dava konusu taşınmazın ...’a devredildiği, sözleşmenin 4. maddesince üst üste 3 taksidin gecikmesi halinde sözleşmenin feshedilerek teminat olarak verilen dava konusu taşınmazın satılacağı ve ...’un alacağına ulaştıktan sonra kalan paranın ...’e iadesinin kararlaştırıldığı, üst üste 3 taksidin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın satıldığı, davacının davalıya sözleşme kapsamında toplam 39.000,00 TL ödeme yaptığının ve dava konusu MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların bedelinin sözleşme tarihi itibariyle ve tarafların da kabulünde olduğü üzere 400.000,00 TL olarak alınması gerektiği, taşınmaz bedelinin 900.000,00 TL ve MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların 04.11.2009 tarihindeki rayiç toplam değerinin 353.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre maden ocağı ve demirbaşların değerinde artma değil eksilme meydana geldiği dolayısıyla davacının 500.000.- TL zarar uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000.- TL dava tarihi yönünden 400.000.- TLyönünden «ıslah» tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte, 500.000.- TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakiye alac …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · bilirkişi raporuna itiraz · denetime elverişlilik · sebepsiz zenginleşme · uyuşmazlık konusu · ıslah · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… m 900.000.-TL bedelin vadeli satış olmasından kaynaklı olduğunu, devir tarihinde maden sahasının 400.000.-TL değerinde olduğunu, demirbaş bedellerinin bu sözleşmeye «dahil» olmayıp ayrıca hesaplanması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda demirbaş bedellerinin emsal araştırması yapılmadan neye göre ve nasıl belirlendiği anlaşılmaksızın çok düşük gösterildiğini, «teslim» tarihindeki değerinin çok daha fazla olduğunu, yine maden sahsası için emsal araştırması yapılmadığı, maden sahasına biçilen değerin çok düşük olup gerçeği yansıtmadığını, saha için düzenlenmiş «faaliyet raporu» ve işletme projesindeki verilerin bilirkişilerce dikkate alınmadığını, maden sahası ve demirbaşlar için belirlenen 353.000.-TL'nin kabulünün mümkün olmadığını, «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde ileri sürmüştür.
Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları ise, taraflar arasındaki «uyuşmazlık konusu» olan maden sahasının ve devredilen demirbaşların değerinin belirlenmesi hususunda «denetime elverişli» tespit ve değerlendirmeler içermediği gibi, davalının hükme esas alınan rapora yönelik ciddi itirazları da yargılama sürecinde karşılanmaksızın mahkemece sonuca varılmıştır.
Bu durumda, dosya kapsamında bulunan önceki tarihli bilirkişi raporları ve davalının özellikle hükme esas alınan «son» rapora yönelen ciddi itirazları da dikkate alınarak, maden sahasının ve devredilen demirbaşların «teminat» konusu taşınmasın satış tarihindeki değerinin «denetime elverişli» şekilde ve ayrı ayrı tespiti gerektiğinden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ar arasında 05/02/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların ... tarafından ...’e satıldığı, satış bedelinin «teminatı» olarak borcu bittiğinde tekrar iade edilmek üzere ... tarafından dava konusu taşınmazın ...’a devredildiği, sözleşmenin 4. maddesince üst üste 3 taksidin gecikmesi halinde sözleşmenin feshedilerek teminat olarak verilen dava konusu taşınmazın satılacağı ve ...’un alacağına ulaştıktan sonra kalan paranın ...’e iadesinin kararlaştırıldığı, üst üste 3 taksidin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın satıldığı, davacının davalıya sözleşme kapsamında toplam 39.000,00 TL ödeme yaptığının ve dava konusu MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların bedelinin sözleşme tarihi itibariyle ve tarafların da kabulünde olduğü üzere 400.000,00 TL olarak alınması gerektiği, taşınmaz bedelinin 900.000,00 TL ve MTA işletme ruhsatlı mermer sahası ve içindeki demirbaşların 04.11.2009 tarihindeki rayiç toplam değerinin 353.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre maden ocağı ve demirbaşların değerinde artma değil eksilme meydana geldiği dolayısıyla davacının 500.000.- TL zarar uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000.- TL dava tarihi yönünden 400.000.- TLyönünden «ıslah» tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte, 500.000.- TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakiye alac …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/6979 E. , 2014/13608 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ AFYONKARAHİSAR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 28/12/2012
NUMARASI 2010/370-2012/540
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 tarih ve 2010/370-2012/540 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. C.. K.. ile davalı vekili Av. S.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik […] O.Ç.. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait maden ocağını demirbaşları ile birlikte 400.000 TL'ye satın aldığını, satış bedelinin 120 ayda 7.500 TL'lik taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin taksitleri ödemede gecikmesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesini gerekçe göstererek davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ve müvekkilince teminat olarak verilen taşınmazı sattığını, sözleşmeye göre davalının alacağı dışında kalan paranın müvekkiline iadesi gerektiğini, davalının yaptırdığı tespite göre taşınmazın değerinin 983.500 TL olduğunu, borcun 100.000 TL'lik kısmı ödendiğinden davalının müvekkili aleyhine 683.500 TL sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, dava değerini 500.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının ödemesi gereken bedelin 900.000 TL olduğunu, 400.000 TL'nin maden sahasının değeri olup bu meblağa demirbaşların değerinin dahil olmadığını, taşınmazın 460.000 TL'ye satıldığını, müvekkilinin halen davacıdan alacaklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazın satış tarihindeki piyasa koşullarına göre rayiç bedelinin 900.000 TL olduğu, davacı tarafından davalıya daha önce 39.000 TL ödendiği, sözleşmeye konu maden sahasının değerinin taraflarca 400.000 TL olarak belirlendiği, buna göre davacının davalıdan 539.000 TL alacaklı olduğu, 39.000 TL yönünden ek dava hakkının saklı tutulduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 500.000 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafından verilen katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3.
maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davacı tarafça bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, taraflar arasında imzalanan 05.02.2008 tarihli sözleşmede maden sahası ve demirbaşların değeri sözleşme tarihi itibariyle belirlenmiştir. Mahkemece ise, satış bedelinin teminatı olan devredilen taşınmazın 04.11.2009'daki rayiç değeri nazara alındıktan sonra bu bedelden maden sahası ve demirbaşların sözleşme tarihindeki değerine göre ödenmeyen kısım çıkartılmak suretiyle kalan kısmın iadesine karar verilmesi hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla öncelikle sözleşmeye konu maden sahası ve davacıya 03.11.2007 tarihli tutanakla teslim edilen demirbaşların, satış bedelinin teminatı olarak devredilen taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi ve oluşacak durum karşısında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcının ve 25,20 TL başvuru ilam harcının davacıdan alınmasına, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101971500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz