6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız rekabetin tespiti | Meni | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3476 E. 2020/2328 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek satıcılık kötüleme şirket zararı kaldırma ve yeniden hüküm ilk derece kararının kaldırılması maddi tazminat ilan eksik inceleme haksız rekabet

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ürünlerinin taklit olduğunun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş dosyası ile tespit edildiği, davalının ürünlerin taklit olması ve orjinalinden daha düşük bedelle satmak suretiyle rekabeti ihlal edildiği, davalının dava konusu malların satışları neticesinde 5.901,69 TL brüt kâr elde ettiğin, brüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı vekili, davacı şirketin tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı tarafından taklit edilmek suretiyle aynı ve benzeri şekilde piyasaya daha ucuz fiyatla sunulduğu, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin kötülendiği ve kalitesiz mal verilmesi suretiyle davacı şirketin zarara uğradığını iddia etmiş, davalı vekili ise ürünlerin yurt dışından faturalı temin edilerek ithal edildiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince davaya konu ürünlerin taklit olduğu ve orjinalinden daha düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Tespit dosyasından alınan 02.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, tespit isteyenin yanında getirdiği ürünün numarası ile davalı işyerinden satın alınan üründe yer alan numaraların farklı olduğu, her iki ürünün de aynı grupta yer almasına karşın birebir aynı olmadığı belirtildikten sonra ürün görselleri dış görünüş itibariyle kıyaslanmıştır. Hükme esas alınan 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise, iddiaya konu ürünlerin taklit olup olmadığı yönünde yeni bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ürünlerin taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği belirtilmekle yetinilmiş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir.

Değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davaya konu ürünün taklit olup olmadığına ilişkin doğrudan bir değerlendirme bulunmamasına karşın, taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği şeklinde yer verilen hüküm gerekçesi yerinde olmadığı gibi, bu yönde yeni bir inceleme ve değerlendirme içermeyen bilirkişi raporu ile yetinilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin savunması ile rapora itirazlarını da karşılanacak şekilde aralarında uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabetin tespiti | Meni | Tazminat | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3262 E. 2023/3153 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4994 E. 2021/3138 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3476 E.  ,  2020/2328 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/03/2018 tarih ve 2016/577 E- 2018/390 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 22/05/2019 tarih ve 2018/865 E- 2019/804 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı şirketin “TAEGUTEC” markasının sahibi olan yurt dışı menşeili dava dışı şirketin Türkiye'deki tek satıcısı ve distribütörü olduğunu, davalının davacının tek satıcısı olduğu ürünleri taklit etmek suretiyle piyasaya daha ucuz fiyatlarla sunduğunu, bu şekilde davalının kalitesiz mal vermek suretiyle davacı şirkete zarar verdiğini, ürünlerin Rami ve Eyüp ilçelerinde iş yerlerinde satıldığını, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte davacı şirkete ait ismi taşıyan ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına ve TTK 56./e gereği şimdilik 5.000,00 TL, davacının uğramış olduğu zararının tazmini amacıyla şimdilik 5.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ürünlerinin taklit olduğunun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş dosyası ile tespit edildiği, davalının ürünlerin taklit olması ve orjinalinden daha düşük bedelle satmak suretiyle rekabeti ihlal edildiği, davalının dava konusu malların satışları neticesinde 5.901,69 TL brüt kâr elde ettiğin, brüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı vekili, davacı şirketin tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı tarafından taklit edilmek suretiyle aynı ve benzeri şekilde piyasaya daha ucuz fiyatla sunulduğu, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin kötülendiği ve kalitesiz mal verilmesi suretiyle davacı şirketin zarara uğradığını iddia etmiş, davalı vekili ise ürünlerin yurt dışından faturalı temin edilerek ithal edildiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince davaya konu ürünlerin taklit olduğu ve orjinalinden daha düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Tespit dosyasından alınan 02.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, tespit isteyenin yanında getirdiği ürünün numarası ile davalı işyerinden satın alınan üründe yer alan numaraların farklı olduğu, her iki ürünün de aynı grupta yer almasına karşın birebir aynı olmadığı belirtildikten sonra ürün görselleri dış görünüş itibariyle kıyaslanmıştır. Hükme esas alınan 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise, iddiaya konu ürünlerin taklit olup olmadığı yönünde yeni bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ürünlerin taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği belirtilmekle yetinilmiş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir.

Değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davaya konu ürünün taklit olup olmadığına ilişkin doğrudan bir değerlendirme bulunmamasına karşın, taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği şeklinde yer verilen hüküm gerekçesi yerinde olmadığı gibi, bu yönde yeni bir inceleme ve değerlendirme içermeyen bilirkişi raporu ile yetinilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin savunması ile rapora itirazlarını da karşılanacak şekilde aralarında uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587693500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.