Haksız rekabetin tespiti | Meni | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3476 E. 2020/2328 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek satıcılık↗ kötüleme↗ şirket zararı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ürünlerinin taklit olduğunun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş dosyası ile tespit edildiği, davalının ürünlerin taklit olması ve orjinalinden daha düşük bedelle satmak suretiyle rekabeti ihlal edildiği, davalının dava konusu malların satışları neticesinde 5.901,69 TL brüt kâr elde ettiğin, brüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı şirketin tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı tarafından taklit edilmek suretiyle aynı ve benzeri şekilde piyasaya daha ucuz fiyatla sunulduğu, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin kötülendiği ve kalitesiz mal verilmesi suretiyle davacı şirketin zarara uğradığını iddia etmiş, davalı vekili ise ürünlerin yurt dışından faturalı temin edilerek ithal edildiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davaya konu ürünlerin taklit olduğu ve orjinalinden daha düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tespit dosyasından alınan 02.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, tespit isteyenin yanında getirdiği ürünün numarası ile davalı işyerinden satın alınan üründe yer alan numaraların farklı olduğu, her iki ürünün de aynı grupta yer almasına karşın birebir aynı olmadığı belirtildikten sonra ürün görselleri dış görünüş itibariyle kıyaslanmıştır. Hükme esas alınan 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise, iddiaya konu ürünlerin taklit olup olmadığı yönünde yeni bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ürünlerin taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği belirtilmekle yetinilmiş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir.
Değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davaya konu ürünün taklit olup olmadığına ilişkin doğrudan bir değerlendirme bulunmamasına karşın, taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği şeklinde yer verilen hüküm gerekçesi yerinde olmadığı gibi, bu yönde yeni bir inceleme ve değerlendirme içermeyen bilirkişi raporu ile yetinilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin savunması ile rapora itirazlarını da karşılanacak şekilde aralarında uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabetin tespiti | Meni | Tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3262 E. 2023/3153 K.
Ortak:tek satıcılık · kötüleme · maddi tazminat · ilan · eksik inceleme · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… rüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin «haksız rekabet» olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin «haksız rekabet» olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine k …
1-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve «maddi tazminat» talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin “TAEGUTEC” markasının sahibi olan yurt dışı menşeili dava dışı şirketin Türkiye'deki «tek satıcısı» ve distribütörü olduğunu, davalının davacının tek satıcısı olduğu ürünleri taklit etmek suretiyle piyasaya daha ucuz fiyatlarla sunduğunu, bu şekilde davalının hem müşterilerini aldattığını hem de «dürüstlük kuralına» aykırı hareket ederek «haksız rekabet» yarattığını, davalının satmış olduğu kesici uç takımlarına davacı şirketin logosunu, rengini, şeklini birebir benzetmeye çalışarak yasal olmayan yollarla temin ettiği ürünleri orjinal ürünmüş gibi davacının unvanına, markasına zarar verecek şekilde ucuza da sayarak haksız menfaat elde ettiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 Değişik İş sayılı dosyasında davalının iş yerinden alınan mamülün üzerinde davacı şirkete ait ismi «taşıyan» ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabetin sonucu maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, kararın «ilanına» ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin (e) bendi gereği davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı tespit edilecek şimdilik 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına, davacının uğramış olduğu zararın tazmini için şimdilik …
… brüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin «haksız rekabet» olarak tespitine, haksız rekabetin men'ine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin «haksız rekabet» olarak tespitine, haksız rekabetin men'ine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:distribütörlük sözleşmesi · mahrum kalınan kâr · delil niteliği · bozma sonrası karar · kâr mahrumiyeti · ara karar · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı
Benzer bu kararda… ve maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunduğunu, dava dilekçesine göre davacının taleplerinin tazminat talebi ile birlikte «mahrum kalınan» kâr olduğunu, davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabul edildiğini diğer talepleri reddediliği halde lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, müvekkili iş yerinde RYMX olarak adlandırılan ürünlerin bulundurulmadığını ve satışının yapılmadığını, dosyada delil olarak değerlendirilen faturanın hukuka aykırı elde edildiğini, müvekkilinin, yurt dışından gelen ürünleri «fatura» karşılığı aldığını, gümrük vergisini ödediğini, üreticinin 3. kişilerle nasıl bir sözleşme yaptığını bilemeyeceğini, hukuka uygun satın aldığı ürünlerin satışını yaptığını, müvekkilinin «haksız rekabet» oluşturacak şekilde davacı mallarını «kötülemediğini», fiyatlarıyla müşterileri yanıltmadığını, davacının bu hususları açıklamadığını, müvekkili iş yerinde bulunduğu dahi şüpheli olan bir paket Taegutec marka kesici ile müvekkilinin haksız rekabet içinde olduğu hususunun ispata muhtaç olduğunu, bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda tek tek hangi haksız fiillerin uygulandığının ve bu fiillerle davacı aleyhine haksız rekabet oluştuğunun belirtilmediğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda orijinal ve taklit olduğu belirtilen ürün arasında müvekkili düzeyinde satış yapan bir kişinin ayırt etme gücünün belirlenmediğini, her iki üründe de kaplama tabakasının olduğunun belirtildiği ve bu tabakanın denetlenmesinin özel mikroskop ile yapıldığı, müvekkilinin bu sisteme sahip olmasının beklenemeyeceğini, denetleyemeyeceği bir konuda müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, tespit dosyasına konu «delil niteliğindeki» belgenin elde edilişinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bozma sonrası» alınan ek raporda, davaya konu uyuşmazlığın Taegutec firmasının distribütörü olan davacı şirketin iradesi dışında davalı tarafından aynı marka altında satılan taklit malzemelerin itibar ve gelir «kaybına» neden olduğu iddiasından kaynaklandığını, bir kısım firma tarafından ikinci kalite mamullerin de piyasaya sürülebildiği, fakat bu tür mamullerin marka itibarına zarar vermemek amacıyla farklı markalar altında pazarlandığı, aynı marka olsa dahi belirli ibareler veya kalite sınıfları tanımlandığı, somut olayda tespit dosyası üzerinden yapılan inceleme ve bilirkişi raporunun teknik detayında sunulan gerekçeler nezdinde davalıdan temin edilen numunenin orijinal mamul olmadığı kanaatinin hasıl olduğu, bu durumun «kesin» olarak tespitinin ise imalatçı şirkete mamulün orijinalliği ve muadil mamul piyasaya sürülüp sürülmediğinin sorulması veya metalürjik yapı, ısıl işlem gibi özelliklerin İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) laboratuvar şartlarında muayene vasıtası ile mümkün olabileceğinin belirtildiği, ürünün orijinal ürün olup olmadığının, metalürjik yapı ısıl işlem yapılarak belirlenmesi için İTÜ Kimya-Metalurji Fakültesi'nden alınan raporda, orijinal olduğu ve taklit olduğu belirtilen örnekler üzerinde yapılan incelemelerde, orijinal olduğu belirtilen örneğin taklit olduğu belirtilen ürüne kıyasla kaplama tabakasının daha kalın ve homojen olduğu, kaplama altlık «ara» yüzeyinin herhangi bir süreksiz içermediği ve düzgün olduğu, altlık mikroyapısının daha homojen olduğunun belirlendiği, her iki örneğin altlık malzemelerinin ve ka …
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin “TAEGUTEC” markasının sahibi olan yurt dışı menşeili dava dışı şirketin Türkiye'deki «tek satıcısı» ve distribütörü olduğunu, davalının davacının tek satıcısı olduğu ürünleri taklit etmek suretiyle piyasaya daha ucuz fiyatlarla sunduğunu, bu şekilde davalının hem müşterilerini aldattığını hem de «dürüstlük kuralına» aykırı hareket ederek «haksız rekabet» yarattığını, davalının satmış olduğu kesici uç takımlarına davacı şirketin logosunu, rengini, şeklini birebir benzetmeye çalışarak yasal olmayan yollarla temin ettiği ürünleri orjinal ürünmüş gibi davacının unvanına, markasına zarar verecek şekilde ucuza da sayarak haksız menfaat elde ettiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 Değişik İş sayılı dosyasında davalının iş yerinden alınan mamülün üzerinde davacı şirkete ait ismi «taşıyan» ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabetin sonucu maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, kararın «ilanına» ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin (e) bendi gereği davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı tespit edilecek şimdilik 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına, davacının uğramış olduğu zararın tazmini için şimdilik …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4994 E. 2021/3138 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · temerrüt faizi · tacir · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davacının sunduğu «tahsilat makbuzuna» ilişkin belge değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi taraflar «tacir» olup davacının ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkün olduğundan dava dilekçesinde talep edilen ticari faizden 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca «avans faizinin» kasdedildiğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak tüm dosya kapsamına göre, davaya konu malların davalı tarafından iadesinin kabul edildiğinden davacının ödediği mal bedeli olan 10.799,79 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.799,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı dava konusu ürünlerin bedelinin 18.699,79 TL olduğunu belirterek buna ilişkin davalının düzenlediği faturayı ve ödemeye yönelik 7.900,00 TL'lik «tahsilat makbuzu» ile 10.799,79 TL'lik banka dekontunu dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3476 E. , 2020/2328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/03/2018 tarih ve 2016/577 E- 2018/390 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 22/05/2019 tarih ve 2018/865 E- 2019/804 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin “TAEGUTEC” markasının sahibi olan yurt dışı menşeili dava dışı şirketin Türkiye'deki tek satıcısı ve distribütörü olduğunu, davalının davacının tek satıcısı olduğu ürünleri taklit etmek suretiyle piyasaya daha ucuz fiyatlarla sunduğunu, bu şekilde davalının kalitesiz mal vermek suretiyle davacı şirkete zarar verdiğini, ürünlerin Rami ve Eyüp ilçelerinde iş yerlerinde satıldığını, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte davacı şirkete ait ismi taşıyan ürünlerin taklit ürünler olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına ve TTK 56./e gereği şimdilik 5.000,00 TL, davacının uğramış olduğu zararının tazmini amacıyla şimdilik 5.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ürünlerinin taklit olduğunun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/498 D.İş dosyası ile tespit edildiği, davalının ürünlerin taklit olması ve orjinalinden daha düşük bedelle satmak suretiyle rekabeti ihlal edildiği, davalının dava konusu malların satışları neticesinde 5.901,69 TL brüt kâr elde ettiğin, brüt kâra hesaplanan %86,45 oranında faaliyet ve finansman gideri yansıtılması halinde net kârın 799,68 TL olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik bir istemde bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 799,68 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı şirketin tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı tarafından taklit edilmek suretiyle aynı ve benzeri şekilde piyasaya daha ucuz fiyatla sunulduğu, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin kötülendiği ve kalitesiz mal verilmesi suretiyle davacı şirketin zarara uğradığını iddia etmiş, davalı vekili ise ürünlerin yurt dışından faturalı temin edilerek ithal edildiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davaya konu ürünlerin taklit olduğu ve orjinalinden daha düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tespit dosyasından alınan 02.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, tespit isteyenin yanında getirdiği ürünün numarası ile davalı işyerinden satın alınan üründe yer alan numaraların farklı olduğu, her iki ürünün de aynı grupta yer almasına karşın birebir aynı olmadığı belirtildikten sonra ürün görselleri dış görünüş itibariyle kıyaslanmıştır. Hükme esas alınan 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise, iddiaya konu ürünlerin taklit olup olmadığı yönünde yeni bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ürünlerin taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği belirtilmekle yetinilmiş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir.
Değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davaya konu ürünün taklit olup olmadığına ilişkin doğrudan bir değerlendirme bulunmamasına karşın, taklit olduğunun değişik iş dosyasından tespit edildiği şeklinde yer verilen hüküm gerekçesi yerinde olmadığı gibi, bu yönde yeni bir inceleme ve değerlendirme içermeyen bilirkişi raporu ile yetinilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin savunması ile rapora itirazlarını da karşılanacak şekilde aralarında uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ya da ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587693500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz