Ticari Ünvanın Korunması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3616 E. 2020/2024 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ olumsuz oy↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından davacı karşı davalı şirket için 26/02/1991 tarihli Turizm İşletme Belgesi düzenlendiği ve davacı şirketin işletme adının “HİSTORİA” olduğu, 2006 yılında düzenlenen faturadan davacının “HOTEL HİSTORİA” ibaresini marka olarak kullandığının görüldüğü, tarih belirtilmemiş çok sayıda tabela, plaket ve tanıtım materyallerinden davacının HİSTORİA ibaresini otelcilik sektöründe ticari ünvandan ayrı markasal kullandığı, HİSTORİA ve HİSTORY ibarelerinin telaffuzları birbirine çok yakın olduğu gibi gerek İspanyolca ve gerekse İngilizce de kullanılan anlamları ve Türkçe karşılıkları yakın düzeyde olduğundan markaların tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, HİSTORY esas unsurlu davalı karşı davacı yanın eski tescilli markası mevcut ise de hükümsüzlüğü istenen markadaki ibare üzerinde davacı yanın üstün ve öncelik hakkına sahip olması sebebiyle karıştırılma ihtimalinin uyuşmazlıkta hükümsüzlük yönünden değerlendirilmesinin etkisinin bulunmadığı, HİSTORİA ibaresini davacı karşı davalının, davalı karşı davacının başvurusunun çok öncesinde yaklaşık 18 yıl süre ile markasal olarak kullandığı, ayrıca davacı karşı davalının HİSTORİA ibaresinin otelcilik ve iştigal konusunda belirtilen benzeri faaliyetlerde hak sahibi olması nedeniyle sınai mülkiyet hakkını kapsadığından davalının HİSTORİA ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, asıl davadaki uyuşmazlık ile ilgili yapılan tespitler ve gerekçe gözetildiğinde davalı karşı davacının markaya tecavüz iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2009/71172 sayılı HİSTORİA ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içeriğinden tarafların birbirlerinin faaliyetlerinden karşılıklı haberdar olduklarının anlaşıldığı, asıl davaya konu 2009/71172 tescil numaralı davalıya ait markanın 30/12/2009'dan itibaren 06/01/2011 tarihinde tescil edildiği, asıl davanın da 04/01/2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davacı karşı davalının asıl davaya konu markanın kullanımına sessiz kaldığı, davacı karşı davalının HİSTORİA ibaresini markasal olarak daha eskiye dayalı olarak kullandığı, karşı davada ileri sürülen markaya tecavüz iddiası sübuta ermediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İstanbul (Kapatılan) 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/10/2016 gün, 2016/1 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı karşı davalı vekili tarafından asıl dava yönünden, davalı karşı davacı vekili tarafından karşı dava yönünden temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince karşı dava bakımından esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava bakımından davacının temyiz itirazlarına gelince, davacı fiillerinin davalının markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini ve davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. 556 sayılı KHK 74/son maddesi uyarınca bu nitelikte davanın birlikte açılması mümkün olup, asıl davada mahkemece yanılgılı gerekçe ile menfi tespit istemi bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi yerinde değil ise de, asıl davanın davacısı tarafından bu hususta istinaf başvurusunda bulunulmadığı gibi, temyiz sebebi olarak da gösterilmediğinden bu eksiklik bozma sebebi sayılmamıştır. Ancak, asıl davadaki hükümsüzlük talebi bakımından, davacının davalıya ait markanın kullanılmasına uzun süre sessiz kaldığı belirtilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmişse de, yine dosya kapsamı ve asıl dosya davalısının ikrarından anlaşıldığı üzere, dava konusu marka, tescil kapsamında bulunan hizmetlerde henüz kullanılmamış olup, rezerv marka niteliğindedir. Kullanılmayan, ticaret sahasına çıkarılmayan bir markanın kullanımına uzun süre sessiz kalınması maddeten mümkün olmayıp münhasıran marka tescili markanın kullanılması anlamına gelmez. Ayrıca, davacı tarafından markasal kullanımının bulunduğu otel binası ile davalıya ait “History” ünvanlı otelin birbirine yakın olduğu, tarafların yekdiğerinden haberdar olmadığının söylenemeyeceği ileri sürülmüş olup, davalı karşı davacının “HİSTORİA” ibaresinin 43. sınıfta “geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetlerinde” marka olarak tescil ettirmesinin kötü niyetli marka tescili niteliğinde olup olmadığı hususu da değerlendirilmemiştir. Bu durumda, eksik inceleme ve değerlendirme ile verilmiş kararın temyiz eden davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3079 E. 2012/9695 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · maddi tazminat
Benzer bu kararda… rkçeye çevirisi olup, ilk defa davacıların murisi ... adıyla yayınlanması nedeniyle eser sahibinin davacıların murisi olduğu, taraflar arasında yapılan ön görüşmede «mutabakat» sağlanmadığı, zımni dahi olsa izin verilmediği, davalının eyleminin çoğaltma ve yayma hakkı ihlali oluşturduğu, Türkiye şartlarında bu tür eserin ortalama basım miktarının 1000 adet ve satış fiyatının kitabın basım tarihi olan Ekim 2009 tarihinde 24,00 TL olacağı, en yüksek telif oranı %15’in asıl eser sahibi ile tercümeyi yapan arasında paylaştırılacağı, buna göre %10 telif ücretinin ödeneceği, davacıların manevi hak ihlali nedeniyle herhangi bir manevi tazminat isteyemeyecekleri gerekçesiyle 6.666.00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1422 E. 2025/479 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas
Benzer bu kararda… leme yaparak tescil ettirdiği, davalının internet sitesindeki bazı kullanımlarının markasını tescil ettirdiği şekilde olmadığı, “...” kelimesinin davacı markası ile «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde HOTEL ve ... kelimelerinden farklı şekilde koyu, büyük, ve belirgin yazıldığı, bu kullanımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2-b …
… davalının işareti tescilli haliyle kullandığı, davacının otelinin şubesi gibi algılanmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmak sureti ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… in, davacının tanınan otelinin şubesi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında taraf markalarının karıştırmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu ve «iltibas» ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın r …
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9024 E. 2014/2902 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda556 sayılı KHK 74/«son» maddesi uyarınca bu nitelikte davanın birlikte açılması mümkün olup, asıl davada mahkemece yanılgılı gerekçe ile «menfi tespit» istemi bakımından olumlu «olumsuz» bir karar verilmemesi yerinde değil ise de, asıl davanın davacısı tarafından bu hususta istinaf başvurusunda bulunulmadığı gibi, temyiz «sebebi» olarak da gösterilmediğinden bu eksiklik bozma sebebi sayılmamıştır.
Benzer bu kararda… öründe yaygın bir kullanıma sahip olduğu, davalının tescilinin kötü niyetli olmadığı, “P.” ibaresinin otelcilik ve geçici konaklama hizmetleri bakımından tek başına «ayırt ediciliğinin» «son» derece az olduğu, “P.” sözcüğü yanında kullanılan şekil unsurları ve diğer sözcükler sayesinde sektördeki otel markalarının birbirinden ayrıldığı, somut olayda dav …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaDava, davacıya ait marka ile davalıya ait marka arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle, davalı markanın hükümsüzlüğü, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkin olup, mahkemece “POINT” ibaresinin, turizm ve otelcilik sektöründe «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu, taraf markalarının benzemediği, iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının reddine, aynı nedenle ve davalının tescili karşısınd …
… tak oluşu nedeniyle ve daire veya iç içe halka şekillerinden dolayı bir çağrıştırma söz konusu ise de, çağrıştırmanın tek başına karıştırma ihtimalini göstermediği, «ortalama tüketicilerin», otel rezervasyonu yapacak olan bireylerin ya da tur şirketlerinin her iki markayı birbiri ile karıştırmayacağı, dolayısıyla karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığı ve hükümsüzlük iddialarının yerinde bulunmadığı, aynı nedenle ve davalının tescili karşısında, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» iddialarının da sabit bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
… öründe yaygın bir kullanıma sahip olduğu, davalının tescilinin kötü niyetli olmadığı, “P.” ibaresinin otelcilik ve geçici konaklama hizmetleri bakımından tek başına «ayırt ediciliğinin» «son» derece az olduğu, “P.” sözcüğü yanında kullanılan şekil unsurları ve diğer sözcükler sayesinde sektördeki otel markalarının birbirinden ayrıldığı, somut olayda dav …
36. ve 43. sınıflarda tescilli olup, davacının markasında esas unsur olarak yer alan “P.” ibaresi aynen davalının markasında da yer aldığından, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3616 E. , 2020/2024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2016 tarih ve 2016/1 E- 2016/215 K. sayılı kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/04/2019 tarih ve 2017/1565 E- 2019/887 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi karşı dava yönünden davalı-karşı davacı, asıl dava yönünden davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı karşı davalı vekili, müvekkiline ait “HİSTORİA OTELİ”nin 26/02/1991 tarihli Turizm İşletme Belgesine istinaden 25 yıldır faaliyet gösterdiğini, davalının 20/01/2015 tarihinde noter vasıtası ile ihtarname göndererek “HİSTORİA” ibaresinin adına tescilli olduğunu belirterek marka tecavüzünün durdurulmasını istediğini, müvekkilinin ihtarname ile “HİSTORİA” markasının davalı adına tescilli olduğundan haberdar olduğunu, davalının 43. sınıfta tescil ettirdiği “HİSTORİA” ibaresinin 25 yıldır müvekkili tarafından otelcilik sektöründe kullanılıp aynı zamanda şirketin ticaret ünvanının kılavuz sözcüğü olduğunu, müvekkilince markanın kullanım suretiyle ayırt edici hale getirildiğini, aynı ilçede ve aynı alanda faaliyet göstermesi sebebiyle davalının müvekkilinden haberdar olduğunu, davalının tescil tarihi öncesi ve sonrasında “HİSTORİA” markası ile giriştiği bir faaliyet olmadığını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanım sebebiyle “HİSTORİA OTEL” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, bu sebeple davalının giriştiği ve girişeceği faaliyetlerde davalının marka hakkına müvekkilinin kullanımlarının tecavüz oluşturmayacağını, tescilden sonra uzun süre müvekkilinin Historia Otel ibaresini ticari faaliyetlerinde kullanmasına davalının izin verdiğini, bu sebeple davalının tescile dayalı haklarını müvekkiline karşı ileri sürme imkanını sessiz kalma suretiyle kaybettiğini, müvekkilinin “HİSTORİA” ibaresi üzerinde öncelikli kullanım hakkının olduğunu, ayrıca müvekkilinin 1991 yılından beri “HİSTORİA” ibaresini ticaret ünvanının esaslı unsuru olarak kullandığından marka üzerinde sınai mülkiyet hakkının bulunduğunu, davalının kötü niyetli olup, basiretli tacir gibi hareket etmediğini, davalının markayı adına tescil ettirmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2009/71172 sayılı “HİSTORİA” markasının hükümsüzlüğüne, müvekkilinin davalının markasına tecavüz etmediğini tespitine karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya verdiği cevapta, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının cevap ekinde sunduğu History Otel ile ilgili 24/05/1991 tarihli Turizm İşletme Belgesinin “HİSTORİA” ibaresi üzerinde davacıya hak tanımayacağını, “HİSTORİA” ibaresinin ilk kullanma iradesinin müvekkili tarafından gösterildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili, davacının “HİSTORİA” markasını daha önce adına tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, ancak müvekkilinin 2009/71172 sayılı markası sebebiyle başvurunun reddedildiğini, davalının iddialarını müvekkilinin tescilinden çok sonra ileri sürmesi sebebiyle TMK 2. maddesi gereği talebinin korunamayacağını, müvekkilinin tescil ettirdiği “HİSTORİA” markasını kullandığını, markanın müvekkilince kullanılarak meşhur ve maruf hale getirildiğini, müvekkilinin 2009/71172 sayılı markası dışında 01/03/1999 tarihinde 207468 numarası ile adına tescil ettirdiği “HİSTORY” ibareli markasının da bulunduğunu, her iki markanın birlikte kullanıldığı İstanbul’da bir otellerinin daha bulunduğunu, “HİSTORİA” markasının kullanılacağı inşaatına başlanan ikinci otelin müşteri çevresine tanıtımın yapıldığını, müvekkilinin marka tescili aşamasında ibareyi başkasının kullandığından haberdar olmadığını, müvekkilinin 30 yıldır dava konusu markayı kullandığını, davacının 25 yıldır kullandığı bir ibareyi tescil ettirmemesinin basiretli tacirin göstermesi gereken özene uygun olmadığını, müvekkilinin sessiz kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının kullanımından haberdar olunması ile ihtarname gönderildiğini, davacının 2010/19066 sayılı marka başvurusuna karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın da önceye dayalı hakların korunması amacı ile yapıldığını, davacının müvekkilinin markasından ihtardan önce haberdar olmadığını iddia etmesinin davacının marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edilmesi sebebiyle kabul edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davasında ise, müvekkilinin otelcilik faaliyetlerinin 1991 yılında başladığını, ilk marka tescillerinin 1999 yılında olduğunu, 2009/71172 sayılı markanın kullanıldığını davalının bildiğini, ancak somut bir adım atmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat davaları ve zararların tazmini hakları saklı kalmak kaydı ile tecavüzün durdurulmasına ve men’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından davacı karşı davalı şirket için 26/02/1991 tarihli Turizm İşletme Belgesi düzenlendiği ve davacı şirketin işletme adının “HİSTORİA” olduğu, 2006 yılında düzenlenen faturadan davacının “HOTEL HİSTORİA” ibaresini marka olarak kullandığının görüldüğü, tarih belirtilmemiş çok sayıda tabela, plaket ve tanıtım materyallerinden davacının HİSTORİA ibaresini otelcilik sektöründe ticari ünvandan ayrı markasal kullandığı, HİSTORİA ve HİSTORY ibarelerinin telaffuzları birbirine çok yakın olduğu gibi gerek İspanyolca ve gerekse İngilizce de kullanılan anlamları ve Türkçe karşılıkları yakın düzeyde olduğundan markaların tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, HİSTORY esas unsurlu davalı karşı davacı yanın eski tescilli markası mevcut ise de hükümsüzlüğü istenen markadaki ibare üzerinde davacı yanın üstün ve öncelik hakkına sahip olması sebebiyle karıştırılma ihtimalinin uyuşmazlıkta hükümsüzlük yönünden değerlendirilmesinin etkisinin bulunmadığı, HİSTORİA ibaresini davacı karşı davalının, davalı karşı davacının başvurusunun çok öncesinde yaklaşık 18 yıl süre ile markasal olarak kullandığı, ayrıca davacı karşı davalının HİSTORİA ibaresinin otelcilik ve iştigal konusunda belirtilen benzeri faaliyetlerde hak sahibi olması nedeniyle sınai mülkiyet hakkını kapsadığından davalının HİSTORİA ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, asıl davadaki uyuşmazlık ile ilgili yapılan tespitler ve gerekçe gözetildiğinde davalı karşı davacının markaya tecavüz iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2009/71172 sayılı HİSTORİA ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içeriğinden tarafların birbirlerinin faaliyetlerinden karşılıklı haberdar olduklarının anlaşıldığı, asıl davaya konu 2009/71172 tescil numaralı davalıya ait markanın 30/12/2009'dan itibaren 06/01/2011 tarihinde tescil edildiği, asıl davanın da 04/01/2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davacı karşı davalının asıl davaya konu markanın kullanımına sessiz kaldığı, davacı karşı davalının HİSTORİA ibaresini markasal olarak daha eskiye dayalı olarak kullandığı, karşı davada ileri sürülen markaya tecavüz iddiası sübuta ermediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İstanbul (Kapatılan) 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/10/2016 gün, 2016/1 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı karşı davalı vekili tarafından asıl dava yönünden, davalı karşı davacı vekili tarafından karşı dava yönünden temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince karşı dava bakımından esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava bakımından davacının temyiz itirazlarına gelince, davacı fiillerinin davalının markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini ve davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. 556 sayılı KHK 74/son maddesi uyarınca bu nitelikte davanın birlikte açılması mümkün olup, asıl davada mahkemece yanılgılı gerekçe ile menfi tespit istemi bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi yerinde değil ise de, asıl davanın davacısı tarafından bu hususta istinaf başvurusunda bulunulmadığı gibi, temyiz sebebi olarak da gösterilmediğinden bu eksiklik bozma sebebi sayılmamıştır. Ancak, asıl davadaki hükümsüzlük talebi bakımından, davacının davalıya ait markanın kullanılmasına uzun süre sessiz kaldığı belirtilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmişse de, yine dosya kapsamı ve asıl dosya davalısının ikrarından anlaşıldığı üzere, dava konusu marka, tescil kapsamında bulunan hizmetlerde henüz kullanılmamış olup, rezerv marka niteliğindedir.
Kullanılmayan, ticaret sahasına çıkarılmayan bir markanın kullanımına uzun süre sessiz kalınması maddeten mümkün olmayıp münhasıran marka tescili markanın kullanılması anlamına gelmez. Ayrıca, davacı tarafından markasal kullanımının bulunduğu otel binası ile davalıya ait “History” ünvanlı otelin birbirine yakın olduğu, tarafların yekdiğerinden haberdar olmadığının söylenemeyeceği ileri sürülmüş olup, davalı karşı davacının “HİSTORİA” ibaresinin 43. sınıfta “geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetlerinde” marka olarak tescil ettirmesinin kötü niyetli marka tescili niteliğinde olup olmadığı hususu da değerlendirilmemiştir. Bu durumda, eksik inceleme ve değerlendirme ile verilmiş kararın temyiz eden davacı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, karşı davacının tüm temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince karşı davaya yönelik verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl dava davacısının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587379900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz