Acenteye husumet yöneltilince konişmentodaki yetki şartı geçersiz olur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/293 E. 2020/953 K. ·
Diğer usuli işlemKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acente↗ husumet↗ yetki şartı↗ konişmento↗ yabancılık unsuru↗ münhasır yetki↗ MÖHUK↗ itirazın iptali↗ rücu↗
Gerekçe özeti
Yabancı tacir adına acentelik yapan kişi veya şirketlere karşı, temsil ettikleri tacir bakımından izafeten dava açılabilir (TTK 105/2); bu hükme aykırı sözleşme şartları geçersizdir. Taşıma sözleşmesinde (konişmentoda) yer alan yabancı mahkemeyi yetkili kılan şart, davacı tarafça taşıyanın acentesine de husumet yöneltilmiş olması halinde, TTK 105/2 hükmü karşısında geçersiz hale gelir ve mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Acenteye husumet yöneltilmesi halinde konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının geçerliliği → ret
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 105. maddesinin 2. fıkrası, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğini düzenlemekte olup, yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Madde hükmü uyarınca yabancı tacirler adına acentelik yapan kişi ve şirketlere, temsil ettikleri tacirler bakımından izafeten dava açılabilir; bunun aksine düzenlemeler geçersizdir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça taşıyanın acentesine de husumet yöneltildiğine göre, konişmentoda yer alan yetki şartı TTK 105/2 hükmüne göre geçersizdir. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi → tartışılmadı
İddia: Davacı vekilinin kararın diğer yönlerine ilişkin temyiz itirazları.
Gerekçe: Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yabancı tacir adına acentelik yapan kişi/şirkete karşı husumet yöneltilen davalarda, konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının TTK 105/2 uyarınca geçersiz sayılacağına ilişkin bir hukuk kuralı koymaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Konişmentoda yer alan yabancı mahkemeyi yetkili kılan yetki şartı, davacı tarafça taşıyanın acentesine de husumet yöneltilmesi halinde TTK 105/2 hükmüne aykırı olduğundan geçersizdir; bu durumda davaya Türk mahkemesinde işin esasına girilerek bakılması gerekir.
- Dava şartı
- yetki
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acenteye izafeten dava açılırsa yabancı mahkeme yetki şartı geçersizdir 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/293 E. 2020/953 K.
Ortak:yetki şartı · yabancılık unsuru · konişmento · münhasır yetki · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… göre ABD'ye yapılan ya da ABD'den yapılan taşımlar hariç diğer tüm taşımlardan kaynaklanan anlaşmazlıklar Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kaza «yetkisine» tabi olacağının düzenlendiği, MÖHUK 47. madde gereğince «yetki anlaşmasının» geçerli olması için uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıması, Türk Mahkemesinin yetkisinin «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden kaynaklı olması gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta geminin yabancı bayraklı olması ve yükün yabancı ülkede bulunan Dakar Limanı'na taşınması karşısında yabancılık unsuru bulunduğu, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, borç ilişkisinden doğduğu, bu nedenle «yetki şartının» geçerli olduğu, davacının da sigortalısının haklarına halef olacağı, bu nedenle yetki şartının davacıyı da bağlayacağı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliği ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Benzer bu kararda… göre ABD'ye yapılan ya da ABD'den yapılan taşımlar hariç diğer tüm taşımlardan kaynaklanan anlaşmazlıklar Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kaza «yetkisine» tabi olacağının düzenlendiği, MÖHUK 47. madde gereğince «yetki anlaşmasının» geçerli olması için uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıması, Türk Mahkemesinin yetkisinin «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden kaynaklı olması gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta geminin yabancı bayraklı olması ve yükün yabancı ülkede bulunan Dakar Limanı'na taşınması karşısında yabancılık unsuru bulunduğu, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, borç ilişkisinden doğduğu, bu nedenle «yetki şartının» geçerli olduğu, davacının da sigortalısının haklarına halef olacağı, bu nedenle yetki şartının davacıyı da bağlayacağı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliği ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki şartı · konişmento · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… göre ABD'ye yapılan ya da ABD'den yapılan taşımlar hariç diğer tüm taşımlardan kaynaklanan anlaşmazlıklar Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kaza «yetkisine» tabi olacağının düzenlendiği, MÖHUK 47. madde gereğince «yetki anlaşmasının» geçerli olması için uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıması, Türk Mahkemesinin yetkisinin «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden kaynaklı olması gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta geminin yabancı bayraklı olması ve yükün yabancı ülkede bulunan Dakar Limanı'na taşınması karşısında yabancılık unsuru bulunduğu, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, borç ilişkisinden doğduğu, bu nedenle «yetki şartının» geçerli olduğu, davacının da sigortalısının haklarına halef olacağı, bu nedenle yetki şartının davacıyı da bağlayacağı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliği ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 105. maddesinin 2. fıkrası “Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı «acente», müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Benzer bu karardaDavaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · izafeten dava · konşimento · yetki itirazı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Yabancılık unsuru «taşıyan» uyuşmazlıklar bakımından taraflar «yetki sözleşmesi» yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3274 E. 2017/5420 K.
Ortak:konişmento · acente · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Davacı tarafça, «hasar» bedelinin tazmini için «taşıyanın» «acentesine» asaleten ve yine «taşıyana izafeten» acenteye «husumet» yöneltilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 105. maddesinin 2. fıkrası “Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı «acente», müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, dava konusu icra takibinde ve dava dilekçesinde işbu davanın davalısına asaleten «husumet» yöneltilmeyip, her iki halde de «taşıyıcıya» «izafeten» «acente» sıfatı ile husumet yöneltilmiştir.
Denizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
Taşımacılık A.Ş.’nin «acente» sıfatıyla davaya cevap vermesinin ancak «taşıyanın» isminin açıkça belli edilmesine bağlı olduğu, zira acente adı belirli olan müvekkili adına TTK’nın 119/1-2 ve TTK’nın 105/1-2 uyarınca dava açabileceği gibi, aynı sıfatla kendisine karşı da dava açılabileceği, aksi halde verilen kararın «infazının» da mümkün olamayacağı, ayrıca davalı olarak asaleten dava açılmış olan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · organik bağ · izafeten dava · konşimento · donatan · rücuen tahsil · pasif husumet yokluğu · acentelik
Benzer bu karardaDenizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
A.Ş.’nin ise, ismi takipte yer almayan ve dava dilekçesinde bildirilmeyen «taşıyanı» «temsilen» onun adına («izafeten») dava açılması gerektiği, doğrudan doğruya «acenteye» karşı dava açılması durumunda davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının «taşıyıcıya» izafeten ...
A.Ş.'nin ise, gerek «konşimentoda» ve gerekse «taşıma sözleşmesiyle» herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, bu davalının davalı olarak gösterilmesinde «organik bağ» bulunduğu iddiası dışında herhangi bir gerekçe bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise, gerek takip talebinde ve gerekse de dava dilekçesinde davanın doğrudan “...
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «konşimentoda» «taşıyanın» ... olduğu, davalı ...
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12252 E. 2015/9432 K.
Ortak:acente · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça, «hasar» bedelinin tazmini için «taşıyanın» «acentesine» asaleten ve yine «taşıyana izafeten» acenteye «husumet» yöneltilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 105. maddesinin 2. fıkrası “Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı «acente», müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
Bu durumda, «donatanın» «acentesi» olarak B.'a «husumet» yöneltilerek dava açılmasına rağmen, daha sonra «temsilde» yanılma nedeniyle davanın donatanın doğru acentesine yöneltilmesi ve yanılgının giderilmesi mümkün bulunmaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · izafeten dava · dava dilekçesinin tebliği · donatan · maktu vekalet ücreti · acentelik · icra takibine itiraz · olumsuz oy
Benzer bu karardaAncak, davacı tarafından başlatılan, «icra takibine itiraz» edilmesi üzerine C. bayraklı geminin «donatanına» «izafeten» ve kendisine asaleten B.'a karşı işbu dava açılmış olup yargılama sırasında davalı B.'ın söz konusu geminin donatanı olmadığını savunması üzerine donatana izafeten «acentesi» Y.
Diğer yandan, «sulh protokolü» davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.'ın «donatanın» «acentesi» olarak «izafeten» hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12247 E. 2015/9433 K.
Ortak:acente · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça, «hasar» bedelinin tazmini için «taşıyanın» «acentesine» asaleten ve yine «taşıyana izafeten» acenteye «husumet» yöneltilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 105. maddesinin 2. fıkrası “Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı «acente», müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça «acenteye» de «husumet» yöneltildiğine göre «konişmentoda» yer alan «yetki şartının» anılan madde hükmüne göre «geçersizdir».
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
Bu durumda, «donatanın» «acentesi» olarak B.'a «husumet» yöneltilerek dava açılmasına rağmen, daha sonra «temsilde» yanılma nedeniyle davanın donatanın doğru acentesine yöneltilmesi ve yanılgının giderilmesi mümkün bulunmaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · izafeten dava · dava dilekçesinin tebliği · donatan · maktu vekalet ücreti · acentelik · icra takibine itiraz · olumsuz oy
Benzer bu karardaAncak, davacı tarafından başlatılan, «icra takibine itiraz» edilmesi üzerine C. bayraklı geminin «donatanına» «izafeten» ve kendisine asaleten B.'a karşı işbu dava açılmış olup yargılama sırasında davalı B.'ın söz konusu geminin donatanı olmadığını savunması üzerine donatana izafeten «acentesi» Y.
Diğer yandan, «sulh protokolü» davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.'ın «donatanın» «acentesi» olarak «izafeten» hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/293 E. , 2020/953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/03/2018 tarih ve 2017/272 E- 2018/122 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/11/2018 tarih ve 2018/1794 E- 2018/1336 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olan emtianın davalılarca deniz yoluyla taşınması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin ödendiğini, ödenen tazminatın rucüen tahsili için takip yapıldığını takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; konşimentonun 26. maddesi gereğince Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunu savunarak davanın usulden reddine karar verilmesi istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taşımaya konu esas Konşimento'nun 26. maddesine göre ABD'ye yapılan ya da ABD'den yapılan taşımlar hariç diğer tüm taşımlardan kaynaklanan anlaşmazlıklar Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kaza yetkisine tabi olacağının düzenlendiği, MÖHUK 47. madde gereğince yetki anlaşmasının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemesinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden kaynaklı olması gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta geminin yabancı bayraklı olması ve yükün yabancı ülkede bulunan Dakar Limanı'na taşınması karşısında yabancılık unsuru bulunduğu, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, borç ilişkisinden doğduğu, bu nedenle yetki şartının geçerli olduğu, davacının da sigortalısının haklarına halef olacağı, bu nedenle yetki şartının davacıyı da bağlayacağı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliği ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında meydana geldiği iddia edilen hasar bedelinin tazmini için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça, hasar bedelinin tazmini için taşıyanın acentesine asaleten ve yine taşıyana izafeten acenteye husumet yöneltilmiştir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile mahkemenin yetkisizliği ile davanın usulden reddine karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilince yapılan istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 105. maddesinin 2. fıkrası “Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir.” hükmünü haiz olup, madde hükmü uyarınca yabancı tacirler adına acentelik yapan kişiler ve şirketlere temsil ettiği tacirler bakımından izafeten dava açılabilecek olup, bunun aksine düzenlemeler geçersizdir. Bu durumda somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı tarafça acenteye de husumet yöneltildiğine göre konişmentoda yer alan yetki şartının anılan madde hükmüne göre geçersizdir. Buna göre mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle re’sen İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamda incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6102 sayılı TK 105/2. maddesi Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisini değil, yabancı şirketlerin Türkiyedeki temsilcilerine, şirketi temsilen Türkiyede dava açılabilmesini düzenlemiştir. Bu nedenle anılan hükmün Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisini düzenlediği ve dolayısıyla yabancılık unsuru bulunan sözleşmedeki yabancı mahkemenin yetkisini kabul eden, yetki şartının geçersiz olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587310400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz