6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasarım hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2264 E. 2020/25 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme aşaması tahkikat kaldırma ve yeniden hüküm ayırt edicilik ibraz hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, davacı tarafından ibraz edilen kataloglar ve youtube sitesinde bulunan videodaki ürün karşısında davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2013/06674 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce, Youtube sitesindeki videonun yüklenme tarihi bilirkişi kanalı ile tespit ettirildikten ve davacı tarafından ibraz edilen katalogların tarihleri ile ilgili araştırmalar yapıldıktan sonra Youtube sitesinde bulunan videonun davalı başvurusundan önce siteye yüklendiği ve bu videodaki ürün karşısında davalı tasarımının yenilik ve ayırtedicilik unsurları taşımadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı adına tescilli endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi tarafından alınan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunu ve yapılan tahkikatı yeterli görmeyerek Youtube sitesinde bulunan video hakkında bilirkişi raporu almış, dosyaya sonulan katalogların basım tarihleri ile ilgili araştırmalar yapmış ve neticede istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporunu dayanak göstererek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı takdirde ve ancak bu halde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Hal böyle olmakla, aynı Yasa'nın 353/1-b-2 ve 3. maddelerinde öngörüldüğü üzere, ilk derece mahkemesi kararında kanunun uygulanmasında veya gerekçesinde hata bulunması halleri ile ilk derece yargılamasına ilişkin tahkikat eksiklikleri duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmekte olup yine aynı Yasa'nın 356. maddesinde ise 353. maddede belirtilen hususlar dışında duruşma açılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.

Bu hükümlerin birlikte yorumlanmasından, konumuzla ilgili olarak belirtmek gerekirse, ilk derece yargılaması aşamasına ilişkin tahkikat eksikliğinin saptanması, somut davada olduğu gibi ilk derece yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunun ve yapılan tahkikatın hükme elverişli bulunmadığının anlaşılması, yeni bir rapor alınmasının ve yeni deliller toplanılmasının gerekli bulunması halinde, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmalıdır. Duruşma açılmaksızın giderilebilecek yargılama eksikliklerinin varlığı halinde, bölge adliye mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğine ilişkin bir kanun düzenlemesinin, bu eksikliğin duruşma açılmadan giderilemeyecek nitelikte olması veya duruşma açılarak giderilmesi halinde başka bir cihet öngördüğünü söylemek olanaklı değildir. 6100 sayılı HMK’da düzenlenen istinaf sisteminde ve buna ilişkin sevkedilen hükümlerde, incelenen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygunluğunun, eksik yapılan tahkikat işlemlerinin ikmali suretiyle anlaşılması gibi bir hal, süreç ve sonuç öngörülmemiştir. Aksinin düşünülmesi, temyize konu kararda olduğu gibi, bölge adliye mahkemesince verilen kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmasına sebebiyet verecektir.

Bu durumda, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmekte olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İptal

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3418 E. 2020/694 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5486 E. 2019/6217 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Patent Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/383 E. 2019/7264 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tasarımın hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/525 E. 2024/8537 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/2264 E.  ,  2020/25 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/01/2017 tarih ve 2016/101 E.- 2017/7 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/03/2019 tarih ve 2017/1529 E.- 2019/665 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı şirketin paslanmaz çelik imalat sektöründe aranılan bir marka olduğunu, müvekkili ...'ın ise şirketin yetkilisi olduğunu, davacı şirket ile davalının hitap ettiği müşteri çevresinin aynı olduğunu, davalı adına tescilli 2013/06674 sayılı endüstriyel tasarımın başvuru tarihi olan 30/09/2013 tarihinden çok önce kamuya sunulduğunu, davalının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıfları bulunmadığını davalının kötü niyetli ve haksız olarak tasarımı tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2013/06674 sayılı endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğüne, iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşıdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacı tarafından ibraz edilen kataloglar ve youtube sitesinde bulunan videodaki ürün karşısında davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2013/06674 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce, Youtube sitesindeki videonun yüklenme tarihi bilirkişi kanalı ile tespit ettirildikten ve davacı tarafından ibraz edilen katalogların tarihleri ile ilgili araştırmalar yapıldıktan sonra Youtube sitesinde bulunan videonun davalı başvurusundan önce siteye yüklendiği ve bu videodaki ürün karşısında davalı tasarımının yenilik ve ayırtedicilik unsurları taşımadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı adına tescilli endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi tarafından alınan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunu ve yapılan tahkikatı yeterli görmeyerek Youtube sitesinde bulunan video hakkında bilirkişi raporu almış, dosyaya sonulan katalogların basım tarihleri ile ilgili araştırmalar yapmış ve neticede istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporunu dayanak göstererek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı takdirde ve ancak bu halde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Hal böyle olmakla, aynı Yasa'nın 353/1-b-2 ve 3. maddelerinde öngörüldüğü üzere, ilk derece mahkemesi kararında kanunun uygulanmasında veya gerekçesinde hata bulunması halleri ile ilk derece yargılamasına ilişkin tahkikat eksiklikleri duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmekte olup yine aynı Yasa'nın 356. maddesinde ise 353. maddede belirtilen hususlar dışında duruşma açılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.

Bu hükümlerin birlikte yorumlanmasından, konumuzla ilgili olarak belirtmek gerekirse, ilk derece yargılaması aşamasına ilişkin tahkikat eksikliğinin saptanması, somut davada olduğu gibi ilk derece yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunun ve yapılan tahkikatın hükme elverişli bulunmadığının anlaşılması, yeni bir rapor alınmasının ve yeni deliller toplanılmasının gerekli bulunması halinde, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmalıdır. Duruşma açılmaksızın giderilebilecek yargılama eksikliklerinin varlığı halinde, bölge adliye mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğine ilişkin bir kanun düzenlemesinin, bu eksikliğin duruşma açılmadan giderilemeyecek nitelikte olması veya duruşma açılarak giderilmesi halinde başka bir cihet öngördüğünü söylemek olanaklı değildir.

6100 sayılı HMK’da düzenlenen istinaf sisteminde ve buna ilişkin sevkedilen hükümlerde, incelenen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygunluğunun, eksik yapılan tahkikat işlemlerinin ikmali suretiyle anlaşılması gibi bir hal, süreç ve sonuç öngörülmemiştir. Aksinin düşünülmesi, temyize konu kararda olduğu gibi, bölge adliye mahkemesince verilen kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmasına sebebiyet verecektir.

Bu durumda, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmekte olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587234200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.