Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14715 E. 2013/22313 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal sigortası↗ bildirim yükümlülüğü↗ imza incelemesi↗ sigorta tazminatı↗ hayat sigortası↗ ba formu↗ sigorta sözleşmesi↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 11.06.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli hayat sigorta sözleşmesi düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle sigorta tazminatı ödenmemiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarını düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini de almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, davalı şirket tarafından sigortalanan murisin ölümünün kendisinde mevcut kalp ve damar hastalıkları ile damar hastalığına yönelik yapılan ameliyet sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, ölüme neden olan damar hastalığının 1999 yılında tespit edildiği ve 2007 yılına kadar birkaç kez cerrahi ve medikal tedavi uygulandığı Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapordan anlaşılmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan formu fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından imza incelemesinin yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir. Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde sigorta poliçesinin düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14747 E. 2013/12698 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Benzer bu karardaSigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle 04.07.2007-04.07.2008 tarihleri arası için «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · ihbar yükümlülüğü · riziko · ihbar · ıslah · tacir · yasal faiz
Benzer bu karardaŞayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe imzalanırken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir «tacir» gibi davranılarak davacıların murisine önceden var olan sağlık sorunlarıyla ilgili herhangi bir uyarı yapılmadığı, bu nedenle davacıların murisi tarafından poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, sırf bu nedenden dolayı davalı sigorta şirketi tarafından davacılara sigorta kapsamında ödeme yapılmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, dava tarihine kadar kredinin karşılığı olarak 3.500,00 TL ödeme yapıldığı, talep edilen 5.238,00 TL alacağın ise dava açıldıktan sonra doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların dava ve «ıslah» dilekçesi ile talep etmiş olduğu bakiye talebin dava açıldıktan sonra doğmuş olması nedeni ile bu alacak kısmı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2218 E. 2013/18616 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · sigorta tazminatı · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
İncelediğiniz karardaDavacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · ihbar yükümlülüğü · illiyet bağı · riziko · reeskont faizi · yenileme · ihbar
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki ikinci soruna gelince; eğer sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» söz konusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre, bu durumda dahi TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında «illiyet bağının» mevcut olması gerekmektedir.
Bunlardan birincisi, davalı sigortacı tarafından ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir «form» doldurmasının istenmemesinin, sigortalının sağlığı ile ilgili doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise bir etkisi yok ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının koah hastalığının bulunup bulunmadığı, varsa bu hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «yenilenen» 19/03/2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12030 E. 2014/1112 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
İncelediğiniz kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Benzer bu kararda… t Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
1-Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik «yenileme» «garantisi» elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların «teminat kapsamı» dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · teminat kapsamı · garantörlük · yenileme · fesih · ihbar · dosya masrafı
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, ömür boyu «yenileme» «garantisi» kazanıldığı tarih dikkate alındığında, davacı tarafından doğru «beyan yükümlülüğünün» ihlal edildiği, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini ödememe hakkının bulunduğu ve ihlalin öğrenildiği tarih itibariyle bu hakkın kullanıldığı gözden kaçırılarak, ayrıca davalının 08.10.2009 tarihli irade açıklamasının Sigorta Genel Şartları'na göre ileriye dönük sonuç doğurucu nitelikte olmasına ve «fesih» iradesi olarak değerlendirilmesinin yanlış bulunmasına göre, davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru olmamış, hükmün yazılı gerekçeler ile temyiz eden …
Somut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik «yenileme» «garantisi» elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların «teminat kapsamı» dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poli …
2 maddesi gereği ''Kalp, damar sistemi hastalıkları ve operasyonu kontrol, komplikasyon, tedavi ile ilgili olarak istisna konulduğu ve bu hastalıkların «teminat» dışına çıkarıldığı bildirilmiş, mahkemece bu bildirim «fesih» iradesinin açıklanması olarak değerlendirilerek, davalı sigorta şirketinin davacının 07.07.2004 tarihinde operasyon geçirdiği hususunu, en geç provizyon talebinin reddi tarihi olan 04.09.2009 tarihi itibariyle öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları 7 . maddesi uyarınca 8 gün içerisinde ve en geç 13.09.2009 tarihinde bildirmesi gerekirken, fesih «ihbarının» 08.10.2009 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla fesih hakkının düştüğü gerekçesi ile sigortalı davacı tarafından hastaneye ödenen tedavi «masraflarının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… en hastanede stend operasyonu geçirdiği, davalı sigorta şirketinin bu hususu tedavi giderlerinin talep edildiği 2009 Eylül ayının içinde, en geç hastaneye tedavinin «teminat» dışı olduğunun bildirdiği 04/09/2009 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 7. maddesi uyarınca 8 gün içinde ve en geç 13/09/2009 tarihinde sağlık «sigorta poliçesini» feshetmesi gerekirken, «fesih» «ihbarının» 08/10/2009 tarihinde yapıldığı, bu nedenle fesih hakkının düştüğü ve davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.874,58 TL'nin ödeme tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4708 E. 2013/5886 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Benzer bu kararda… at Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...) Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · ihbar yükümlülüğü · acente · riziko · ek prim · ihbar
Benzer bu karardaŞayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre ...’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle ....04.2006 – 2007 tarihleri arası için «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş ve sigortalının hesabından banka tarafından «acente» sıfatıyla «prim» tahsil edilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14557 E. 2017/2081 K.
Ortak:sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde «sigorta poliçesinin» düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kal …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... «hayat sigortası poliçesinde» «daini mürtehin» olarak yer almaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dain-i mürtehin · muvafakat · kredi sözleşmesi · menfi tespit · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılar murisinin kredi borcunun poliçe kapsamında sigorta şirketinden tahsili konusunda davalı/alacaklı ...'nın hareketsiz kalması ve açılan davaya da «muvafakat» etmemesi, ... ile davalı Sigorta Şirketi olan ...nin aynı sermaye grubuna «dahil» olduğu gözetildiğinde TMK'nın 2. maddesine aykırıdır.
Bu durumda, davacının talebinin «sigorta tazminatının» tahsiline ilişkin olmayıp «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu da dikkate alınarak işbu davayı açabileceğinin ve davalı ...'nın işbu davaya «muvafakat» etmemesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14715 E. , 2013/22313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Turgutlu (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 gün ve 2009/186-2012/309 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.06.2013 gün ve 2012/14342-2013/12091 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin kullandığı kredinin teminatı olarak davalıya hayat sigortası yaptırdığını, sigortalının vefatı üzerine mirasçılarının tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davalının talebi reddettiğini ileri sürerek, 50.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 11.06.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli hayat sigorta sözleşmesi düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle sigorta tazminatı ödenmemiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarını düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini de almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, davalı şirket tarafından sigortalanan murisin ölümünün kendisinde mevcut kalp ve damar hastalıkları ile damar hastalığına yönelik yapılan ameliyet sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, ölüme neden olan damar hastalığının 1999 yılında tespit edildiği ve 2007 yılına kadar birkaç kez cerrahi ve medikal tedavi uygulandığı Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapordan anlaşılmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan formu fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından imza incelemesinin yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde sigorta poliçesinin düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/570292000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz