Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12030 E. 2014/1112 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ mal sigortası↗ poliçe özel şartları↗ bildirim yükümlülüğü↗ ihbar yükümlülüğü↗ hayat sigortası↗ ba formu↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ garantörlük↗ yenileme↗ fesih↗ ihbar↗ dosya masrafı↗ sigorta poliçesi↗ avans faizi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07/07/2004 tarihinde provizyon talep eden hastanede stend operasyonu geçirdiği, davalı sigorta şirketinin bu hususu tedavi giderlerinin talep edildiği 2009 Eylül ayının içinde, en geç hastaneye tedavinin teminat dışı olduğunun bildirdiği 04/09/2009 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 7. maddesi uyarınca 8 gün içinde ve en geç 13/09/2009 tarihinde sağlık sigorta poliçesini feshetmesi gerekirken, fesih ihbarının 08/10/2009 tarihinde yapıldığı, bu nedenle fesih hakkının düştüğü ve davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.874,58 TL'nin ödeme tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik yenileme garantisi elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların teminat kapsamı dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poliçe Özel Şartları 5. 2 maddesi gereği ''Kalp, damar sistemi hastalıkları ve operasyonu kontrol, komplikasyon, tedavi ile ilgili olarak istisna konulduğu ve bu hastalıkların teminat dışına çıkarıldığı bildirilmiş, mahkemece bu bildirim fesih iradesinin açıklanması olarak değerlendirilerek, davalı sigorta şirketinin davacının 07.07.2004 tarihinde operasyon geçirdiği hususunu, en geç provizyon talebinin reddi tarihi olan 04.09.2009 tarihi itibariyle öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları 7 . maddesi uyarınca 8 gün içerisinde ve en geç 13.09.2009 tarihinde bildirmesi gerekirken, fesih ihbarının 08.10.2009 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla fesih hakkının düştüğü gerekçesi ile sigortalı davacı tarafından hastaneye ödenen tedavi masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarını düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini de almıştır.
Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle mahkemece, ömür boyu yenileme garantisi kazanıldığı tarih dikkate alındığında, davacı tarafından doğru beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini ödememe hakkının bulunduğu ve ihlalin öğrenildiği tarih itibariyle bu hakkın kullanıldığı gözden kaçırılarak, ayrıca davalının 08.10.2009 tarihli irade açıklamasının Sigorta Genel Şartları'na göre ileriye dönük sonuç doğurucu nitelikte olmasına ve fesih iradesi olarak değerlendirilmesinin yanlış bulunmasına göre, davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru olmamış, hükmün yazılı gerekçeler ile temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14715 E. 2013/22313 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
İncelediğiniz kararda… t Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
1-Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik «yenileme» «garantisi» elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların «teminat kapsamı» dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poli …
Benzer bu kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza incelemesi · sigorta tazminatı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan «formu» fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından «imza incelemesinin» yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde «sigorta poliçesinin» düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kal …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14747 E. 2013/12698 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · ihbar
İncelediğiniz karardaSigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
… t Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
1-Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · riziko · ıslah · tacir · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe imzalanırken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir «tacir» gibi davranılarak davacıların murisine önceden var olan sağlık sorunlarıyla ilgili herhangi bir uyarı yapılmadığı, bu nedenle davacıların murisi tarafından poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, sırf bu nedenden dolayı davalı sigorta şirketi tarafından davacılara sigorta kapsamında ödeme yapılmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, dava tarihine kadar kredinin karşılığı olarak 3.500,00 TL ödeme yapıldığı, talep edilen 5.238,00 TL alacağın ise dava açıldıktan sonra doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların dava ve «ıslah» dilekçesi ile talep etmiş olduğu bakiye talebin dava açıldıktan sonra doğmuş olması nedeni ile bu alacak kısmı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemenin poliçe düzenlenirken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir «tacir» gibi davranılarak davacıların murisine bu konuda bir uyarı yapılmadığı, «sigorta sözleşmesinin» yapılması sırasında sigortalı tarafından «form» doldurulmadığı, poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, davalının davacılara ödeme yapmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi yerinde değildir.
… e yaptırılmak suretiyle, sözleşme anında sigortalının savunmada geçen hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde gizlenip gizlenmediği, ölüm «rizikosu» ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4708 E. 2013/5886 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · ihbar
İncelediğiniz karardaSigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
… t Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
1-Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
… at Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · acente · riziko · ek prim
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle ....04.2006 – 2007 tarihleri arası için «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş ve sigortalının hesabından banka tarafından «acente» sıfatıyla «prim» tahsil edilmiştir.
Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre ...’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
30.08.2007 tarihinde ise davacıların murisi “paralitik ileus ve barsak obstrüksiyonu, hernisiz” tanısı ile hastaneye yatmış ve henüz hastanede iken 03.09.2007 tarihinde her hangi bir «form» doldurulmaksızın «acente» sıfatıyla banka tarafından yeniden «sigorta poliçesi» düzenlenmiş ve kısa bir süre sonra davacıların murisi vefat etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Ortak:teminat kapsamı · dosya masrafı · teminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik «yenileme» «garantisi» elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların «teminat kapsamı» dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poli …
2 maddesi gereği ''Kalp, damar sistemi hastalıkları ve operasyonu kontrol, komplikasyon, tedavi ile ilgili olarak istisna konulduğu ve bu hastalıkların «teminat» dışına çıkarıldığı bildirilmiş, mahkemece bu bildirim «fesih» iradesinin açıklanması olarak değerlendirilerek, davalı sigorta şirketinin davacının 07.07.2004 tarihinde operasyon geçirdiği hususunu, en geç provizyon talebinin reddi tarihi olan 04.09.2009 tarihi itibariyle öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları 7 . maddesi uyarınca 8 gün içerisinde ve en geç 13.09.2009 tarihinde bildirmesi gerekirken, fesih «ihbarının» 08.10.2009 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla fesih hakkının düştüğü gerekçesi ile sigortalı davacı tarafından hastaneye ödenen tedavi «masraflarının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… en hastanede stend operasyonu geçirdiği, davalı sigorta şirketinin bu hususu tedavi giderlerinin talep edildiği 2009 Eylül ayının içinde, en geç hastaneye tedavinin «teminat» dışı olduğunun bildirdiği 04/09/2009 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 7. maddesi uyarınca 8 gün içinde ve en geç 13/09/2009 tarihinde sağlık «sigorta poliçesini» feshetmesi gerekirken, «fesih» «ihbarının» 08/10/2009 tarihinde yapıldığı, bu nedenle fesih hakkının düştüğü ve davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.874,58 TL'nin ödeme tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12030 E. , 2014/1112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/12/2012
NUMARASI 2010/80-2012/1292
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 tarih ve 2010/80-2012/1292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 02/06/2007, 02/06/2008, 02/06/2009 tarihli limitsiz sağlık sigorta sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu kalp ve damar rahatsızlığı nedeniyle tedavisinin yapılmasına ilişkin olarak davalı sigorta şirketinin anlaşmalı bulunduğu hastane ile davalı sigorta şirketinden 04/09/2009 tarihinde provizyon talep edildiğini, davalı sigorta şirketinin provizyon talebini dayanaksız olarak reddettiğini, tedavinin Memerial Mastahanesi'nde 07/09/2009 tarihinde gerçekleştiğini, 08/09/2009 tarihli 8.875 TL miktarlı tedavi gideri faturasının karşılığının bu hastahaneye müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin tedavi giderlerinin sigorta teminatı dahilinde olmasına rağmen, davalı tarafça ödenmediğini ileri sürerek, 8.875 TL tedavi giderinin fatura ve ödeme tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07/07/2004 tarihinde provizyon talep eden hastanede stend operasyonu geçirdiği, davalı sigorta şirketinin bu hususu tedavi giderlerinin talep edildiği 2009 Eylül ayının içinde, en geç hastaneye tedavinin teminat dışı olduğunun bildirdiği 04/09/2009 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 7. maddesi uyarınca 8 gün içinde ve en geç 13/09/2009 tarihinde sağlık sigorta poliçesini feshetmesi gerekirken, fesih ihbarının 08/10/2009 tarihinde yapıldığı, bu nedenle fesih hakkının düştüğü ve davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.874,58 TL'nin ödeme tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile arasında 02.06.2003 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş, davacı 02.06.2004 tarihinde otomatik yenileme garantisi elde etmiş, aynı yılın temmuz ayı içerisinde bir operasyon geçirmiş, 02.06.2007 tarihinde ömürboyu yenileme güvencesine hak kazanmış, sonrasında 07.09.2009 tarihli operasyon için davalı sigorta şirketinden provisyon talep edilmiş, sigorta şirketi tarafından bu talep poliçe başlangıç tarihinden önce varolan ve beyan edilmemiş hastalıkların teminat kapsamı dışında bulunduğu gerekçesi ile reddedilmiş, operasyon sonrası davacı tarafça hastaneye ödeme yapılmış, 08.10.2009 tarihli yazı ile davalı tarafından poliçeye Poliçe Özel Şartları 5.
2 maddesi gereği ''Kalp, damar sistemi hastalıkları ve operasyonu kontrol, komplikasyon, tedavi ile ilgili olarak istisna konulduğu ve bu hastalıkların teminat dışına çıkarıldığı bildirilmiş, mahkemece bu bildirim fesih iradesinin açıklanması olarak değerlendirilerek, davalı sigorta şirketinin davacının 07.07.2004 tarihinde operasyon geçirdiği hususunu, en geç provizyon talebinin reddi tarihi olan 04.09.2009 tarihi itibariyle öğrendiği, bu tarihten itibaren Sağlık Sigortası Genel Şartları 7 . maddesi uyarınca 8 gün içerisinde ve en geç 13.09.2009 tarihinde bildirmesi gerekirken, fesih ihbarının 08.10.2009 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla fesih hakkının düştüğü gerekçesi ile sigortalı davacı tarafından hastaneye ödenen tedavi masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarını düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini de almıştır.
Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle mahkemece, ömür boyu yenileme garantisi kazanıldığı tarih dikkate alındığında, davacı tarafından doğru beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini ödememe hakkının bulunduğu ve ihlalin öğrenildiği tarih itibariyle bu hakkın kullanıldığı gözden kaçırılarak, ayrıca davalının 08.10.2009 tarihli irade açıklamasının Sigorta Genel Şartları'na göre ileriye dönük sonuç doğurucu nitelikte olmasına ve fesih iradesi olarak değerlendirilmesinin yanlış bulunmasına göre, davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru olmamış, hükmün yazılı gerekçeler ile temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102003900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz