Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4708 E. 2013/5886 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ mal sigortası↗ cayma hakkı↗ bildirim yükümlülüğü↗ ihbar yükümlülüğü↗ hayat sigortası↗ acente↗ ba formu↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ ek prim↗ ihbar↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile cayma hakkını kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa sigorta sözleşmesi düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir form doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...) Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle ....04.2006 – 2007 tarihleri arası için hayat sigorta sözleşmesi düzenlemiş ve sigortalının hesabından banka tarafından acente sıfatıyla prim tahsil edilmiştir. Poliçenin bitim tarihi olan ....04.2007 tarihinden hemen sonra ne sigortalının talebi üzerine, ne de banka tarafından kendiliğinden yeni bir poliçe düzenlenmemiştir. 30.08.2007 tarihinde ise davacıların murisi “paralitik ileus ve barsak obstrüksiyonu, hernisiz” tanısı ile hastaneye yatmış ve henüz hastanede iken 03.09.2007 tarihinde her hangi bir form doldurulmaksızın acente sıfatıyla banka tarafından yeniden sigorta poliçesi düzenlenmiş ve kısa bir süre sonra davacıların murisi vefat etmiştir.
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir form doldurulmamasının doğru beyan yükümlülüğü açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır.
Gerek ...’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu itibarla mahkemenin sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında sigortalı tarafından form doldurulmadığı, dolayısı ile sigortalının sağlığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, bu nedenle doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği gerekçesi yerinde değildir.
Taraflar arasındaki ikinci sorun ise, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bunu kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre ...’nın 1290/1. maddesindeki ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile riziko arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları dosya içine getirtilerek aralarında genel cerrahi uzmanı olan hekimin de bulunduğu bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılmak suretiyle, sözleşme anında sigortalının savunmada geçen hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde gizlenip gizlenmediği, ölüm rizikosu ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14747 E. 2013/12698 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · mal sigortası · cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Benzer bu karardaTaraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · tacir · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe imzalanırken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir «tacir» gibi davranılarak davacıların murisine önceden var olan sağlık sorunlarıyla ilgili herhangi bir uyarı yapılmadığı, bu nedenle davacıların murisi tarafından poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, sırf bu nedenden dolayı davalı sigorta şirketi tarafından davacılara sigorta kapsamında ödeme yapılmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, dava tarihine kadar kredinin karşılığı olarak 3.500,00 TL ödeme yapıldığı, talep edilen 5.238,00 TL alacağın ise dava açıldıktan sonra doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların dava ve «ıslah» dilekçesi ile talep etmiş olduğu bakiye talebin dava açıldıktan sonra doğmuş olması nedeni ile bu alacak kısmı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemenin poliçe düzenlenirken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir «tacir» gibi davranılarak davacıların murisine bu konuda bir uyarı yapılmadığı, «sigorta sözleşmesinin» yapılması sırasında sigortalı tarafından «form» doldurulmadığı, poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, davalının davacılara ödeme yapmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi yerinde değildir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2218 E. 2013/18616 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · mal sigortası · cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir «form» doldurulmamasının doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Bunlardan birincisi, davalı sigortacı tarafından ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir «form» doldurmasının istenmemesinin, sigortalının sağlığı ile ilgili doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise bir etkisi yok ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının koah hastalığının bulunup bulunmadığı, varsa bu hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · illiyet bağı · reeskont faizi · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «yenilenen» 19/03/2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Taraflar arasındaki ikinci soruna gelince; eğer sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» söz konusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre, bu durumda dahi TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında «illiyet bağının» mevcut olması gerekmektedir.
… eme yaptırılmak suretiyle, sözleşme anında sigortalının koah hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde kasten gizlenip gizlenmediği ve ölüm «rizikosu» ile bildirilmeyen bu hastalık arasında «illiyet bağının» olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına boz …
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14715 E. 2013/22313 K.
Ortak:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · ba formu · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… at Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmesinin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...) Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza incelemesi · sigorta tazminatı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan «formu» fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından «imza incelemesinin» yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde «sigorta poliçesinin» düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kal …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4451 E. 2013/20880 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · Tazminat
İncelediğiniz kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...) Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle ....04.2006 – 2007 tarihleri arası için «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş ve sigortalının hesabından banka tarafından «acente» sıfatıyla «prim» tahsil edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile «cayma hakkını» kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa «sigorta sözleşmesi» düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir «form» doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle …
Benzer bu kararda2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafından vefat tazminatının ödenmemesine gerekçe olarak davacıların murisinin kanser hastalığından vefat ettiği ve bunun da «teminat» dışı olduğu savunulmuştur.
Somut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta sözleşmesi» yapılırken davacıların murisinin kanser hastalığını gizlediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici kredisi · özel dava şartı · sigorta teminatı · teminat kapsamı · uyuşmazlık konusu · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, vefat tazminatının «hayat sigortası teminatı» dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… enmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, muris tarafından imzalanmış bulunan 14.09.2009 tarihli poliçedeki murisin beyanı ve poliçede yer alan kanser rahatsızlığının «teminat» dışı olduğuna ilişkin «özel şart» göz önüne alındığında, davacıların murisinin bu tarihteki akciğer kanseri rahatsızlığını 14.09.2009 tarihli poliçenin düzenlendiği tarihte gizlediği ve davalı sigo …
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafından vefat tazminatının ödenmemesine gerekçe olarak davacıların murisinin kanser hastalığından vefat ettiği ve bunun da «teminat» dışı olduğu savunulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4708 E. , 2013/5886 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....06.2010 tarih ve 2008/76-2010/180 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen ....03.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin ....04.2006 tarihinde dava dışı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle davalı nezdinde hayat sigorta poliçesi düzenlettiğini, poliçenin ikinci yılda ....04.2007 tarihinde yenilenmesi gerekirken 03.09.2007 tarihinde yenilendiğini ve prim bedelinin murisin hesabından kesildiğini, murisin 09...2007 tarihinde vefat ettiğini, talep edilmesine rağmen davalı tarafından vefat tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 163.291,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının kanser tanısı ile hastaneye yattığını ve kısa bir süre sonra vefat ettiğini, poliçenin tanzimi sırasında sigortalının var olan rahatsızlığını bildirmemesi nedeniyle müvekkilinin tazminattan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalı tarafından yanlış beyanda bulunduğu iddiası ile cayma hakkını kullanabilmesi için gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanın alınmış olması gerektiği, oysa sigorta sözleşmesi düzenlenirken davacıların murisi tarafından herhangi bir form doldurulmadığı ve murisin sağlığına ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vefat tazminatından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...) Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle ....04.2006 – 2007 tarihleri arası için hayat sigorta sözleşmesi düzenlemiş ve sigortalının hesabından banka tarafından acente sıfatıyla prim tahsil edilmiştir. Poliçenin bitim tarihi olan ....04.2007 tarihinden hemen sonra ne sigortalının talebi üzerine, ne de banka tarafından kendiliğinden yeni bir poliçe düzenlenmemiştir.
30. 08.2007 tarihinde ise davacıların murisi “paralitik ileus ve barsak obstrüksiyonu, hernisiz” tanısı ile hastaneye yatmış ve henüz hastanede iken 03.09.2007 tarihinde her hangi bir form doldurulmaksızın acente sıfatıyla banka tarafından yeniden sigorta poliçesi düzenlenmiş ve kısa bir süre sonra davacıların murisi vefat etmiştir.
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir form doldurulmamasının doğru beyan yükümlülüğü açısından bir etkisinin olup olmadığı, daha doğru bir ifade ile form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen ...'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır.
Gerek ...’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-.... maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu itibarla mahkemenin sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında sigortalı tarafından form doldurulmadığı, dolayısı ile sigortalının sağlığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, bu nedenle doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği gerekçesi yerinde değildir.
Taraflar arasındaki ikinci sorun ise, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastası olup olmadığı, bunu kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre ...’nın 1290/1. maddesindeki ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile riziko arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları dosya içine getirtilerek aralarında genel cerrahi uzmanı olan hekimin de bulunduğu bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılmak suretiyle, sözleşme anında sigortalının savunmada geçen hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde gizlenip gizlenmediği, ölüm rizikosu ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ... nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/489500300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz