6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1576 E. 2013/22089 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
chargeback üye işyeri sözleşmesi pos cihazı kur farkı bloke ticari faiz basiretli tacir garantörlük ihtarname tacir kusur teslim

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2013/1576 E.  ,  2013/22089 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2011 tarih ve 2004/366-2011/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait POS cihazını kullandığını, 25.08.2004 tarihinde ... ve...adlı şahısların 20.000 TL'lik alışveriş için kredi kartı kullandığını, banka şube yetkililerince sorun olmadığını, nakit durunu nedeniyle paranın öğleden sonra hesaba geçeğinin garanti edildiğini, hatta paranın kayden davacı hesabına geçirildiğinin söylendiğini, buna güvenen müvekkilinin faturasını keserek satışa konu malları bu kişilere teslim ettiğini, adı geçen kişilere ulaşılmadığını, satış bedeli 20.000 TL'nin davacı banka şubesi tarafından ödenmediğini, yine 18.08.2004 tarihinde ... isimli şahsın vadeli hesaba aktarılmış bulunan 9.000 TL'lik kredi kartıyla yaptığı alışveriş bedelinin de müvekkili hesaplarına geçilmediğini, belirtilen paraların hiç bir açıklama yapılmaksızın hesaplarda önce bloke edilip sonra geri çekildiğini, gönderilen ihtarnameye verilen cevabi ihtarnamede de kredi kartlarının usulsüz ve sahte olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, işlem bedeli olan 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının kullanmış olduğu POS cihazının 35 gün vadeli olduğu, bu süre zarfında çekilen paranın blokeli olarak havuzda bekletildiğini, olaya konu kredi kartlarının yurtdışı kredi kartı olduğunu, yurtdışı merkezin 20.000 TL’lik işlemde kullanılan kartların sahte olduğunu bildirmesi üzerine blokedeki paranın kur farkı ile birlikte toplam 12.720,48 TL’sinin yurtdışı banka tarafından geri alındığını, yurtdışı bankaca yapılan açıklamada “kural olarak aynı anda satılan mal bedeli için tek işlem slibi kullanılması, slip bölünmemesi gerektiği” ifadesinin kullanıldığını, kalan 16.279,51 TL’nin Merkez Bankası’na ödenmek üzere hesapta bekletildiğini,davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek kimlik kontrolü yapması gerektiğini, şüphelenmesi halinde işlem yapmaması gerektiğini, davacının üye ,işyeri sözleşmesine aykırı hareket ederek aynı satış için slip bölme yöntemiyle bedeli tahsil etmeye çalıştığını ve müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; toplanan delillere, benimsenen 07/10/2010 tarihli bilirkişi görüşlerine ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 20.000 TL’lik kömür satışı işleminde aynı zaman diliminde 2 farklı kartla peş peşe 3 işlem yaparak slip bölmesi yapılmasının taraflar arasındaki sözleşmeye, uluslar arası kredi kartı kurallarına ,yargı kararlarına ve 5464 sayılı yasaya aykırı olması nedeniyle bu yöndeki alacak talebinin yerinde olmadığı, 9.000 TL’lik işlemde ise davalı bankanın “şüphe üzerine blokeye alındı” açıklaması dışında, davanın müteakip safhalarında da ilave hiçbir bilgi, belge ve iddia sunulmaması nedeniyle, davacının 9.000 TL tutarındaki işlemle ilgili alacak talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

Taraf vekilleri; kararı temyiz etmişlerdir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm ,davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Mahkemece, 24/08/2004 tarihinde yapılan satım işlemi bedeli olarak çekilen 20.000 TL’nin iadesine yönelik talep reddedilmiş ise de; bu bedelin 12.720,48 TL‘lik kısmının davalı tarafından chargeback süresi içerisinde yabancı bankaya ödendiği, bakiye kısmının ise davalı uhdesinde sebepsiz olarak kaldığı anlaşılmış olup söz konusu miktarın da davacıya iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde bu miktarın iadesi talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5820 E. 2014/9806 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10181 E. 2012/2549 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9427 E. 2010/684 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/14106 E. 2010/5483 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5288 E. 2012/10837 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/1576 E.  ,  2013/22089 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2011 tarih ve 2004/366-2011/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait POS cihazını kullandığını, 25.08.2004 tarihinde ... ve...adlı şahısların 20.000 TL'lik alışveriş için kredi kartı kullandığını, banka şube yetkililerince sorun olmadığını, nakit durunu nedeniyle paranın öğleden sonra hesaba geçeğinin garanti edildiğini, hatta paranın kayden davacı hesabına geçirildiğinin söylendiğini, buna güvenen müvekkilinin faturasını keserek satışa konu malları bu kişilere teslim ettiğini, adı geçen kişilere ulaşılmadığını, satış bedeli 20.000 TL'nin davacı banka şubesi tarafından ödenmediğini, yine 18.08.2004 tarihinde ... isimli şahsın vadeli hesaba aktarılmış bulunan 9.000 TL'lik kredi kartıyla yaptığı alışveriş bedelinin de müvekkili hesaplarına geçilmediğini, belirtilen paraların hiç bir açıklama yapılmaksızın hesaplarda önce bloke edilip sonra geri çekildiğini, gönderilen ihtarnameye verilen cevabi ihtarnamede de kredi kartlarının usulsüz ve sahte olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, işlem bedeli olan 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının kullanmış olduğu POS cihazının 35 gün vadeli olduğu, bu süre zarfında çekilen paranın blokeli olarak havuzda bekletildiğini, olaya konu kredi kartlarının yurtdışı kredi kartı olduğunu, yurtdışı merkezin 20.000 TL’lik işlemde kullanılan kartların sahte olduğunu bildirmesi üzerine blokedeki paranın kur farkı ile birlikte toplam 12.720,48 TL’sinin yurtdışı banka tarafından geri alındığını, yurtdışı bankaca yapılan açıklamada “kural olarak aynı anda satılan mal bedeli için tek işlem slibi kullanılması, slip bölünmemesi gerektiği” ifadesinin kullanıldığını, kalan 16.279,51 TL’nin Merkez Bankası’na ödenmek üzere hesapta bekletildiğini,davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek kimlik kontrolü yapması gerektiğini, şüphelenmesi halinde işlem yapmaması gerektiğini, davacının üye ,işyeri sözleşmesine aykırı hareket ederek aynı satış için slip bölme yöntemiyle bedeli tahsil etmeye çalıştığını ve müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; toplanan delillere, benimsenen 07/10/2010 tarihli bilirkişi görüşlerine ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 20.000 TL’lik kömür satışı işleminde aynı zaman diliminde 2 farklı kartla peş peşe 3 işlem yaparak slip bölmesi yapılmasının taraflar arasındaki sözleşmeye, uluslar arası kredi kartı kurallarına ,yargı kararlarına ve 5464 sayılı yasaya aykırı olması nedeniyle bu yöndeki alacak talebinin yerinde olmadığı, 9.000 TL’lik işlemde ise davalı bankanın “şüphe üzerine blokeye alındı” açıklaması dışında, davanın müteakip safhalarında da ilave hiçbir bilgi, belge ve iddia sunulmaması nedeniyle, davacının 9.000 TL tutarındaki işlemle ilgili alacak talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

Taraf vekilleri; kararı temyiz etmişlerdir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm ,davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Mahkemece, 24/08/2004 tarihinde yapılan satım işlemi bedeli olarak çekilen 20.000 TL’nin iadesine yönelik talep reddedilmiş ise de; bu bedelin 12.720,48 TL‘lik kısmının davalı tarafından chargeback süresi içerisinde yabancı bankaya ödendiği, bakiye kısmının ise davalı uhdesinde sebepsiz olarak kaldığı anlaşılmış olup söz konusu miktarın da davacıya iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde bu miktarın iadesi talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin (2) nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 481,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568864800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.