Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2414 E. 2018/7904 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin kabul↗ iyiniyet kuralları↗ mevduat sözleşmesi↗ tüketici kredisi↗ zimmet↗ ibraname↗ sahtecilik↗ ibra↗ iyiniyet↗ dolandırıcılık↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı bankanın 15.06.1999 tarihinde dava dışı ... Ltd. Şti'ye vermiş olduğu ibranamede; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam ibra ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz kredi sözleşmeleri yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin kefil olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece dolandırıcılık suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını zimmete geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ... 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 E.-2009/201 sayılı kararı ile sabit olması karşısında, davacı kurumun, verilen kredilerden doğan zararları ile ilgili olarak kredi sözleşmesinde imzaları bulunan kişilerin sorumlu tutulamayacağının kesin hüküm kabul edilmesi ve zararın mahkum olan banka eski çalışanlarından istenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tüketici kredisi sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir. Mahkemece, dosyaya sunulan ibra belgesi nedeniyle borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyaya sunulan 15.06.1999 tarihli ibra belgesinin sahtecilik suçuna konu olduğu iddia edilerek, açılan ceza davasında ... 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 esas ve 2009/201 sayılı kararıyla bu belgenin sahte olarak düzenlendiği belirlenmek suretiyle nihayetinde banka çalışanlarının mahkumiyetine karar verilmiştir. Ceza mahkemesinin bu kararında; banka çalışanları ile şirket yetkililerinin iştirak halinde hareket ettikleri vurgulanmak suretiyle, yapılan kredi mevduat sözleşmelerinin de sahte olarak düzenlendiği belirlenmiştir. Bu durumda, sahte olduğu ceza mahkemesince belirlenen ibra belgesine göre davanın reddi yerinde görülmemiş olup, alacağa dayanak teşkil eden kredi sözleşmesinin de sahte olarak düzenlendiğinin vurgulanmış olması karşısında, davalıların şirket yöneticisi veya ortağı olup olmadıkları değerlendirilmek suretiyle ve dolayısıyla ceza yargılamasındaki eylemin şeriklerinden olup olmadıklarına bakılmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/507 E. 2019/7538 K.
Ortak:tüketici kredisi · dolandırıcılık · kefil · kredi sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaŞti'ye vermiş olduğu «ibranamede»; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam «ibra» ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmeleri» yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece «dolandırıcılık» suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını «zimmete» geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ...
3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 E.-2009/201 sayılı kararı ile sabit olması karşısında, davacı kurumun, verilen kredilerden doğan zararları ile ilgili olarak «kredi sözleşmesinde» imzaları bulunan kişilerin sorumlu tutulamayacağının «kesin» hüküm kabul edilmesi ve zararın mahkum olan banka eski çalışanlarından istenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «tüketici kredisi» sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir.
Benzer bu kararda… rdımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz «kredi sözleşmeleri» düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının «dolandırıcılık» suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’in davadan önce 31/05/2002 tarihinde vefat etmiş olması ve diğer davalı ...’ın Tüketici Kredisi Sözleşmesinde «kefil» sıfatı ile imzasının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Şubesi müdür ve müdür yardımcısı ile şube müşterisi hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen ceza kararı esas alınarak «kredi sözleşmelerinin» sahte olarak ve imza taklidi yapılarak düzenlenmesi sebebiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · şirket merkezi mahkemesi · iflas
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2010/27936 E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, ayrıca banka aracı kılınarak kredi kullandırılan muhtelif firmalar hakkında da «iflas» etmeleri sebebiyle «kayıt kabul davalarının» açıldığı, yasal işlemlerin devam ettiği, bu kişi ve şirketlerden alacağın tahsil edilebilme imkanının bulunduğu, ayrıca davacının davaya konu kredilerin davalı şahıslara verilmediğini bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… rdımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz «kredi sözleşmeleri» düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının «dolandırıcılık» suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15969 E. 2013/22692 K.
Ortak:dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaŞti'ye vermiş olduğu «ibranamede»; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam «ibra» ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmeleri» yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece «dolandırıcılık» suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını «zimmete» geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ...
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… sinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar v …
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2414 E. , 2018/7904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 07/12/2011 tarih ve 2009/935-2011/1026 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan ... arasında 16.10.1998 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...'nın dava konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara ihtarname gönderilerek kredi borcunun faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini belirterek;
3. 780,39 TL'si anapara, 61.230,03 TL faiz ve 3.061,50 TL BSMV olmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 68.071,92 TL alacağın, ayrıca anaparaya dava tarihinden itibaren işleyecek %153 faiz ve BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davacı bankadan kredi kullanmadığını, dosyaya sunulan sözleşme asıllarının ön ve arka yüzlerindeki imzalar ile kredinin kullanıldığını gösterir dekont aslındaki imzaların birbirine benzemediğini, asıl alacak ilişkisi hiç doğmadığından müvekkilinin de sorumluluğunun doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı bankanın 15.06.1999 tarihinde dava dışı ... Ltd. Şti'ye vermiş olduğu ibranamede; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam ibra ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz kredi sözleşmeleri yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin kefil olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece dolandırıcılık suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını zimmete geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ...
3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 E.-2009/201 sayılı kararı ile sabit olması karşısında, davacı kurumun, verilen kredilerden doğan zararları ile ilgili olarak kredi sözleşmesinde imzaları bulunan kişilerin sorumlu tutulamayacağının kesin hüküm kabul edilmesi ve zararın mahkum olan banka eski çalışanlarından istenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tüketici kredisi sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir. Mahkemece, dosyaya sunulan ibra belgesi nedeniyle borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyaya sunulan 15.06.1999 tarihli ibra belgesinin sahtecilik suçuna konu olduğu iddia edilerek, açılan ceza davasında ...
3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 esas ve 2009/201 sayılı kararıyla bu belgenin sahte olarak düzenlendiği belirlenmek suretiyle nihayetinde banka çalışanlarının mahkumiyetine karar verilmiştir. Ceza mahkemesinin bu kararında; banka çalışanları ile şirket yetkililerinin iştirak halinde hareket ettikleri vurgulanmak suretiyle, yapılan kredi mevduat sözleşmelerinin de sahte olarak düzenlendiği belirlenmiştir. Bu durumda, sahte olduğu ceza mahkemesince belirlenen ibra belgesine göre davanın reddi yerinde görülmemiş olup, alacağa dayanak teşkil eden kredi sözleşmesinin de sahte olarak düzenlendiğinin vurgulanmış olması karşısında, davalıların şirket yöneticisi veya ortağı olup olmadıkları değerlendirilmek suretiyle ve dolayısıyla ceza yargılamasındaki eylemin şeriklerinden olup olmadıklarına bakılmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465326700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz