Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/705 E. 2019/7524 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ vade farkı↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ şirket zararı↗ denetime elverişlilik↗ keşideci↗ vade↗ anonim şirket↗ ticari defter↗ yetki↗ sulh↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ avans faizi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu iddialardan, dava dışı ...'ın keşidecisi olduğu çekten dolayı tahsil edilmeyen ve defter kayıtlarında borç olarak aktarılmayan 13.000,00 TL yönünden davalıların kusurlu oldukları, oluşan bu zarardan sorumlu oldukları, diğer kalemlere yönelik iddialara ilşikin zararın ve kusur mevcudiyetinin ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... ve ... vekili istinaf etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Hanifi Sarı ve ... vekilinin 2, davacı vekilinin ise 3 numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmiştir.
Davalıların görev yaptığı dönemle ilgili olarak düzenlenen müfettiş raporunda, davalılar 15 kalem zarardan sorumlu tutulmuş, mahkemece bunlardan yalnız biri için sorumluluk kabul edilmiştir. Sorumluluk, ...ve ...’a ait borcun yetkisiz olarak silindiği ve vade farkı uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme denetime elverişli değildir. Zira davalılar, kendilerinin yönetim kurulunun 27.10.2000 tarihli kararı ile bu alacak kaleminin takibi için yetkilendirildiklerini bu nedenle sorumlulukları bulunmadığını savunmuşlardır. Anılan yönetim kurulu kararı dava dışı kişilere satılan tohumun bir kısmının bozuk olması nedeniyle bir kısım alacağın tenzil edilmesi, bakiyenin tahsili için davalı ...’nın yetkili kılınmasına ilişkindir. Bu durumda, sorumluluk iddia edilen dönemde satılan toplam tohum bedelinin ne olduğu, ne miktarın tahsili gerekirken ne kadar tahsilat yapıldığı, tahsil edilmeyen kısım için yasal olarak yapılması gereken muamelenin yapılıp yapılmadığı, bir başka deyişle; davacının sorumluluk iddia ettiği 2001 yılında, yetki verilen önceki döneme ilişkin borcun da bulunup bulunmadığı hususları 31.03.2003 tarihli sulh senedi, anılan yönetim kurulu kararı, müfettiş raporu ve ticari defterlerdeki veriler karşılaştırılmak suretiyle incelenmeden davalıların sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenle temyiz eden davalı ..., ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı şirketin, delil olarak dayandığı müfettiş raporuna göre, 2001-2002-2003 yıllarında, ihale ile davalıların yakınlarına yüksek fiyatla fuel oil ihalesi verilmesi sağlandığını ve bu suretle şirketin zarara uğradığı belirtilmiş ise de; dava konusu ihale evrakları incelenerek emtianın yüksek bedelle alınıp alınmadığı, davalıların bu alımda haklı bir sebepleri bulunup bulunmadığı incelenmeksizin sorumlulukları bulunmadığına hükmedilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenle davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7175 E. 2023/4094 K.
Ortak:vade farkı · yönetici sorumluluğu · şirket zararı · denetime elverişlilik · keşideci · vade · anonim şirket · ticari defter
İncelediğiniz karardaSorumluluk, ...ve ...’a ait borcun «yetkisiz» olarak silindiği ve «vade farkı» uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme «denetime elverişli» değildir.
2- Dava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu iddialardan, dava dışı ...'ın «keşidecisi» olduğu çekten dolayı tahsil edilmeyen ve «defter» kayıtlarında borç olarak aktarılmayan 13.000,00 TL yönünden davalıların kusurlu oldukları, oluşan bu zarardan sorumlu oldukları, diğer kalemlere yönelik iddialara ilşikin zararın ve «kusur» mevcudiyetinin ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSorumluluk, ...ve...’a ait borcun «yetkisiz» olarak silindiği ve «vade farkı» uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme «denetime elverişli» değildir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili şirketin «yönetim kurulu» üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı oldukları dönem içinde şirketin vadeli satış yaptığı firmalardan alacaklarını vadesinde tahsil etmedikleri, «vade» farkından kaynaklanan «şirket zararına» neden oldukları, yönetici olan davalı ...'ın yakınlarına ait şirkete bir kısım ürünlerin piyasa fiyatının altında satıldığını, şirkete borcu olan bazı müşterilerin borçlarının ödenmediği halde hesaplardan silindiğini, şirkete ait aracın piyasa fiyatının altında satıldığını, şirketin satın aldığı kristal şekerin piyasa fiyatının üzerinde alındığını, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığını, bu durumun Pankobirlik müfettişleri tarafından yapılan incelemede belirlendiğini ileri sürerek, 444.490,00 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «yöneticilerin sorumluluklarının» kabulüne karar verilebilmesi için davalıların haksız eylemleri ile oluştuğu iddia edilen «şirket zarar» kalemleri arasındaki «illiyet bağının» ve davalıların «kusuru» ile zarar kalemlerinin ve miktarının kanıtlanmasının zorunlu olduğu, bozma sonrasın alınan ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporu dikkate alındığında; davalı eski yöneticilere zarar iddiası ile sorumluluk atfedilen eylemler sonucunda 2003 yılı fuel-oil aliminin en düşük teklifi yapan firmadan değil ondan daha fazla fiyat teklif eden firmadan satın alınması sebebiyle 12.221.513 TL (12,22 TL) ve dava dışı davacı şirket borçlusu...’ın «cari hesap» borcundan kaynaklı olarak 20.600,00 TL ve Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilen 919,71 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL davacı şirketin zararının oluştuğu, davacılar tarafından 2003 yılında daha önce alınan şirket «yönetim kurulu» kararına istinaden yapılan toplam 381.970 kg fuel-oil alımlarında davalıların yönetici özen ve sorumluluğuna uygun davranmadıkları, alım yönünden en düşük teklif v …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · illiyet bağı · olağanüstü genel kurul · cari hesap · ibra · müteselsil sorumluluk · temerrüt faizi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… valı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin genel müdür ve genel müdür yardımcısı olduklarını, şirketin 2000, 2001, 2002 ve 2003 yılı faaliyetlerinin «olağan genel kurul» toplantılarında «ibra» edildiğini, «anonim şirket» olan şirketin faaliyet dönemlerinin ayrıca bağımsız denetim şirketleri tarafından da denetlendiğini, dolayısıyla müvekkillerinin cezai ve hukuki sorumluluklarının …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «yöneticilerin sorumluluklarının» kabulüne karar verilebilmesi için davalıların haksız eylemleri ile oluştuğu iddia edilen «şirket zarar» kalemleri arasındaki «illiyet bağının» ve davalıların «kusuru» ile zarar kalemlerinin ve miktarının kanıtlanmasının zorunlu olduğu, bozma sonrasın alınan ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporu dikkate alındığında; davalı eski yöneticilere zarar iddiası ile sorumluluk atfedilen eylemler sonucunda 2003 yılı fuel-oil aliminin en düşük teklifi yapan firmadan değil ondan daha fazla fiyat teklif eden firmadan satın alınması sebebiyle 12.221.513 TL (12,22 TL) ve dava dışı davacı şirket borçlusu...’ın «cari hesap» borcundan kaynaklı olarak 20.600,00 TL ve Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilen 919,71 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL davacı şirketin zararının oluştuğu, davacılar tarafından 2003 yılında daha önce alınan şirket «yönetim kurulu» kararına istinaden yapılan toplam 381.970 kg fuel-oil alımlarında davalıların yönetici özen ve sorumluluğuna uygun davranmadıkları, alım yönünden en düşük teklif v …
Ltd. şirketinden yakıt alımı gerçekleştirmek suretiyle davacı şirketi zararlandırıcı faaliyette bulundukları, bu nedenle de davalıların davacı şirket zararından «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava dışı...’ın ödenmeyen «cari hesap» borcu ile şüpheli ticari alacaklar hesabından kaynaklanan 21.519,71 TL ve 2003 yılındaki fuel oil alımı nedeni ile oluşan 12,22 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL’nin dava tarihi olan 26.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili şirketin «yönetim kurulu» üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı oldukları dönem içinde şirketin vadeli satış yaptığı firmalardan alacaklarını vadesinde tahsil etmedikleri, «vade» farkından kaynaklanan «şirket zararına» neden oldukları, yönetici olan davalı ...'ın yakınlarına ait şirkete bir kısım ürünlerin piyasa fiyatının altında satıldığını, şirkete borcu olan bazı müşterilerin borçlarının ödenmediği halde hesaplardan silindiğini, şirkete ait aracın piyasa fiyatının altında satıldığını, şirketin satın aldığı kristal şekerin piyasa fiyatının üzerinde alındığını, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığını, bu durumun Pankobirlik müfettişleri tarafından yapılan incelemede belirlendiğini ileri sürerek, 444.490,00 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3449 E. 2023/2034 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu iddialardan, dava dışı ...'ın «keşidecisi» olduğu çekten dolayı tahsil edilmeyen ve «defter» kayıtlarında borç olarak aktarılmayan 13.000,00 TL yönünden davalıların kusurlu oldukları, oluşan bu zarardan sorumlu oldukları, diğer kalemlere yönelik iddialara ilşikin zararın ve «kusur» mevcudiyetinin ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sorumluluk, ...ve ...’a ait borcun «yetkisiz» olarak silindiği ve «vade farkı» uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme «denetime elverişli» değildir.
Benzer bu kararda… K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki «teslimatının» 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma «yetkisinin» dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12.
… flı olarak sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.915.790,00 TL alacağın 21.04.2009 tarihinden itibaren değişen «avans faizi» oranlarında avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 04.09.2009 tarihinde ödenen 20.915.790,00 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 1 …
Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde «teminat mektubu» bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece «asıl alacak» yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · nispi karar harcı · birim fiyat · ihtirazi kayıt · teminat mektubu · kazanılmış hak · garantörlük · mahsup
Benzer bu kararda… me Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin «garanti» edilememesi nedeniyle aynı «birim fiyat» üzerinden 6 nolu ürünün de «teslim» edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının «kesin» «teminatını» gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği «teminat mektubu» bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari «temerrüt» faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının «teminat mektubunu» iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize «mahsup» edilmesinin ve «nispi harç» ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde «teminat mektubu» bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece «asıl alacak» yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılara …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından «fesih» şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen «teminat mektubunun» bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle «asıl alacak» olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a (3095 sayılı Kanun) göre «avans faizi» oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/705 E. , 2019/7524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14/03/2018 tarih ve 2014/673-2018/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili, davalı ... ve ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı oldukları dönem içinde şirketin vadeli satış yaptığı firmalardan alacaklarını vadesinde tahsil etmedikleri, vade farkından kaynaklanan şirket zararına neden oldukları, yönetici olan davalı ...'ın yakınlarına ait şirkete bir kısım ürünlerin piyasa fiyatının altında satıldığını, şirkete borcu olan bazı müşterilerin borçlarının ödenmediği halde hesaplardan silindiğini, şirkete ait aracın piyasa fiyatının altında satıldığını, şirketin satın aldığı kristal şekerin piyasa fiyatının üzerinde alındığını, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığını, bu durumun PANKOBİRLİK müfettişleri tarafından yapılan incelemede belirlendiğini ileri sürerek, 444.490,00 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu iddialardan, dava dışı ...'ın keşidecisi olduğu çekten dolayı tahsil edilmeyen ve defter kayıtlarında borç olarak aktarılmayan 13.000,00 TL yönünden davalıların kusurlu oldukları, oluşan bu zarardan sorumlu oldukları, diğer kalemlere yönelik iddialara ilşikin zararın ve kusur mevcudiyetinin ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/01/2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... ve ... vekili istinaf etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Hanifi Sarı ve ... vekilinin 2, davacı vekilinin ise 3 numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmiştir.
Davalıların görev yaptığı dönemle ilgili olarak düzenlenen müfettiş raporunda, davalılar 15 kalem zarardan sorumlu tutulmuş, mahkemece bunlardan yalnız biri için sorumluluk kabul edilmiştir. Sorumluluk, ...ve ...’a ait borcun yetkisiz olarak silindiği ve vade farkı uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme denetime elverişli değildir. Zira davalılar, kendilerinin yönetim kurulunun 27.10.2000 tarihli kararı ile bu alacak kaleminin takibi için yetkilendirildiklerini bu nedenle sorumlulukları bulunmadığını savunmuşlardır. Anılan yönetim kurulu kararı dava dışı kişilere satılan tohumun bir kısmının bozuk olması nedeniyle bir kısım alacağın tenzil edilmesi, bakiyenin tahsili için davalı ...’nın yetkili kılınmasına ilişkindir.
Bu durumda, sorumluluk iddia edilen dönemde satılan toplam tohum bedelinin ne olduğu, ne miktarın tahsili gerekirken ne kadar tahsilat yapıldığı, tahsil edilmeyen kısım için yasal olarak yapılması gereken muamelenin yapılıp yapılmadığı, bir başka deyişle; davacının sorumluluk iddia ettiği 2001 yılında, yetki verilen önceki döneme ilişkin borcun da bulunup bulunmadığı hususları 31.03.2003 tarihli sulh senedi, anılan yönetim kurulu kararı, müfettiş raporu ve ticari defterlerdeki veriler karşılaştırılmak suretiyle incelenmeden davalıların sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenle temyiz eden davalı ..., ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı şirketin, delil olarak dayandığı müfettiş raporuna göre, 2001-2002-2003 yıllarında, ihale ile davalıların yakınlarına yüksek fiyatla fuel oil ihalesi verilmesi sağlandığını ve bu suretle şirketin zarara uğradığı belirtilmiş ise de; dava konusu ihale evrakları incelenerek emtianın yüksek bedelle alınıp alınmadığı, davalıların bu alımda haklı bir sebepleri bulunup bulunmadığı incelenmeksizin sorumlulukları bulunmadığına hükmedilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenle davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hanifi Sarı ve ... vekilinin (2), davacı vekilinin ise (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hanifi Sarı ve ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın temyiz eden davalılar lehine BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı taraf lehine BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/563236900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz