Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1685 E. 2019/8294 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürünün sorumluluğu↗ ttk 636/3↗ limited şirket müdürü↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ fiil ehliyeti↗ hmk 115/3↗ re'sen terkin↗ kusur sorumluluğu↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket müdürü↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ ihya↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ yasal faiz↗ ilan↗ kusur↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; limited şirket müdürlerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacakları kuralı gereğince davalılar davada murisin kusursuzluğunu ispatlayamadıklarından davanın kısmen kabulüyle; davanın davacı ... yönünden taraf ehliyeti ve dava şartı yokluğundan usulden reddine, şirket yönünden davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçıdan miras hisseleri oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacılardan ...yönünden işbu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine ve davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verildiği; dosyanın davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Davalı yanın temyiz dilekçesinde, davacı şirketin,17/06/2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan olunduğu üzere, Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen silindiğini ileri sürdüğü, buna ilişkin bir kısım evrakı da dilekçesine ekli olarak sunduğu gözlenmiştir. Gerçekten de, incelenen evrak kapsamından davacı şirketin yargılama devam ederken, karardan önce, ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin belirtildiği gözlenmektedir.
Bu durumun varit olması halinde, davacı şirketin TMK’nın 52 vd., TTK’nın 636/1-d maddeleri uyarınca sona erdiğinin, hak ve fiil ehliyetinin ancak tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam edebileceğinin kabulünü gerektireceği gibi ortaya çıkan bu hal, davacı şirketin TTK’nın Geçici 7/15. maddesi çerçevesinde ihya ve tasfiyeye sürecine girmemesi durumunda, HMK’nın 50 ve 51. maddeleri çerçevesinde davacı şirketin taraf ve dava ehliyetinin yargılama sırasında son bulmasına yol açacak nitelikte olup yine bu hal, yani tüzel kişi davacı şirketin ehliyetinin kaybı, TBK’nın 513. maddesi uyarınca, o tarih itibariyle, davacı şirket vekilinin de vekaletinin sona ermesi sonucunu doğuracak mahiyettedir.
Yukarıda açıklanan unsurlar, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d ve f bentleri gereğince dava şartı niteliğinde olup aynı Kanunun 115. maddesi gereğince, mahkemece, davanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerekmektedir.
Bu nedenlerle, davalı yan vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle, davacı şirketin dava ve taraf ehliyetinin halen mevcut bulunup bulunmadığının usulünce araştırılarak saptanması, buna bağlı olarak ortaya çıkmış veya çıkacak sair hususlar bakımından, HMK’nın 115/2. maddesi ile TTK’nın Geçici 7/15. ve TBK’nın 513. maddeleri de nazara alınmak suretiyle inceleme-değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre öncelikle dava şartı niteliğindeki bu konular bakımından bir karar verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı yan vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1875 E. 2012/2706 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · olağanüstü genel kurul · davadan feragat · feragat · yetki · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaS..........er'in yerel mahkemenin 30.12.2011 tarihli yazısı ekinde gönderilen 28.12.2011 tarihli dilekçesi ile davadan ve temyiz isteminden «feragat» ettiklerini bildirdiği , davalı vekili Av. ........'ın ise «masraf» ve «vekalet ücreti» talebinde bulunmadıklarını beyan ettiği gözlenmiş, dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin vekaletnamesinin dosyada bulunmadığı anlaşıldığından dosya mahalline geri çevrilmiş olup yerel mahkemece saptanan eksikliğin giderilerek «dosyanın gönderildiği» anlaşılmakla, gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin dosyaya ekli vekaletname ve «yetki» belgesinin incelenmesinde HMK'nun 74. maddesine uygun biçimde «feragat» için özel olarak yetki verildiği gözlenmiş, bu durumda davacı vekilinin «davadan feragate» ilişkin beyanının HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış olmakla, Yargıtay İBK'nun 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 21. …
Dava, davalı şirketin 14.07.2008 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan bir kısım kararın iptali istemine ilişkindir.
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9929 E. 2010/11212 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıskat · kısmi kabul · feragat · havale
Benzer bu karardaDairemizin bozma kararına karşı, davacılar vekilince, müvekkillerinden ... ve ... yönünden karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de, anılan vekilin 09.07.2010 «havale» tarihli dilekçesiyle ”temyiz olunan karardan sonra davalı şirketin «ıskat» işleminden vazgeçtiğinden” bahisle karar düzeltme isteminden «feragat» ettiğini bildirdiği gözlenmiştir.
Mahkemece, davacılardan Vasfiye bakımından asıl ve birleşen davadaki istemlerin bir «kısmı kabul» edilmiş, diğer davacılar bakımından ise her iki davanın da reddine karar verilmiş olup hüküm davacılardan ... ve ... vekili ile davalı şirket vekilince temyiz edil …
Bu itibarla, davacılar. vekilinin karar düzeltme dilekçesinin «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/859 E. 2012/4075 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · feragat
Benzer bu kararda… ahkemenin 29.02.2012 tarihli yazısı ekinde gönderilen 16.02.2011 tarihli ve ortak imzalı dilekçe ile davacı vekili Av. ... ile davalı vekili...'in karşılıklı olarak «davadan feragat» ettiklerini bildirdikleri gözlenmiş olmakla, dosya re'sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü: Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri …
Taraf vekillerinin dosyaya ekli vekaletnamelerinin incelenmesinde HMK.'nun 74. maddesine uygun biçimde gerek davadan ve gerekse de temyizden «feragat» için özel olarak yetkili oldukları gözlenmiş, bu durumda öncelikle davacı vekilinin «davadan feragate» ilişkin beyanının HMK.'nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış olmakla, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 2 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1685 E. , 2019/8294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05/02/2019 tarih ve 2015/385-2019/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin dahili davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...'nin davacı şirketin yarı payına sahip ortağı ve münferit imzaya yetkili müdürü olduğunu, davalı ortağın da aynı yetkilerle fiilen şirket işleriyle ilgilendiğini, şirketi yönetirken mal varlığını şahsi hesabına geçirdiğini, kendi harcamalarında kullandığını, ticari malları faturasız satarak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 50.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ortağın iddialarının asılsız olduğunu ve davalının şirketin imkanlarını menfaati için kullandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; limited şirket müdürlerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacakları kuralı gereğince davalılar davada murisin kusursuzluğunu ispatlayamadıklarından davanın kısmen kabulüyle; davanın davacı ... yönünden taraf ehliyeti ve dava şartı yokluğundan usulden reddine, şirket yönünden davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçıdan miras hisseleri oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacılardan ...yönünden işbu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine ve davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verildiği; dosyanın davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Davalı yanın temyiz dilekçesinde, davacı şirketin,17/06/2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan olunduğu üzere, Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen silindiğini ileri sürdüğü, buna ilişkin bir kısım evrakı da dilekçesine ekli olarak sunduğu gözlenmiştir. Gerçekten de, incelenen evrak kapsamından davacı şirketin yargılama devam ederken, karardan önce, ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin belirtildiği gözlenmektedir.
Bu durumun varit olması halinde, davacı şirketin TMK’nın 52 vd., TTK’nın 636/1-d maddeleri uyarınca sona erdiğinin, hak ve fiil ehliyetinin ancak tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam edebileceğinin kabulünü gerektireceği gibi ortaya çıkan bu hal, davacı şirketin TTK’nın Geçici 7/15. maddesi çerçevesinde ihya ve tasfiyeye sürecine girmemesi durumunda, HMK’nın 50 ve 51. maddeleri çerçevesinde davacı şirketin taraf ve dava ehliyetinin yargılama sırasında son bulmasına yol açacak nitelikte olup yine bu hal, yani tüzel kişi davacı şirketin ehliyetinin kaybı, TBK’nın 513. maddesi uyarınca, o tarih itibariyle, davacı şirket vekilinin de vekaletinin sona ermesi sonucunu doğuracak mahiyettedir.
Yukarıda açıklanan unsurlar, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d ve f bentleri gereğince dava şartı niteliğinde olup aynı Kanunun 115. maddesi gereğince, mahkemece, davanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerekmektedir.
Bu nedenlerle, davalı yan vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle, davacı şirketin dava ve taraf ehliyetinin halen mevcut bulunup bulunmadığının usulünce araştırılarak saptanması, buna bağlı olarak ortaya çıkmış veya çıkacak sair hususlar bakımından, HMK’nın 115/2. maddesi ile TTK’nın Geçici 7/15. ve TBK’nın 513. maddeleri de nazara alınmak suretiyle inceleme-değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre öncelikle dava şartı niteliğindeki bu konular bakımından bir karar verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı yan vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı yan vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/562525900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz