Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1687 E. 2019/8028 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıymet takdiri↗ nedensellik bağı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ hesap kat↗ sorumluluk davası↗ keşif↗ alacağın temliki↗ ibra↗ şirket zararı↗ ipotek↗ infaz↗ olumsuz oy↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ temerrüt faizi↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ dosya masrafı↗ dahili dava↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 06.08.1997- 08.06.1999 tarihleri arasında genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan dava dışı şirkete açılan kredinin geri ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı, zarar ile yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun ihlali arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu, sorumluluk davası açılmasını engelleyecek mahiyette bir ibranın bulunmadığı, davanın zamanaşımına uğramadığı, banka zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 74.217,08 TL asıl alacak, 298.564,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 372.781,74 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek % 136 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 51.735,91 TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, banka yönetim kurulu üyesinin usulsüz kredi kullandırması nedeniyle oluşan davacı şirket zararının tazmini istemine ilişkin sorumluluk davasıdır. Dairemizin 09.10.2014 tarih ve 2013/10444 E- 2014/15250 K. sayılı ilamında icra dosyaları dahil tarafların tüm delillerinin toplanıp genel kredi sözleşmesinin 38. maddesinin değerlendirilmesi, temlikin ivazlı olması halinde ivaz tutarının tazminattan mahsubu gerektiğine işaret edilerek mahkeme kararı taraflar yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra dava dışı Sistek İşletim Sistemleri Teknik San. Tic. Ltd. Şti.'ye kullandırılan kredinin tahsili için yapılan icra takipleri icra müdürlüklerinden istenmiş, istenen dosyalarının imha edildiği icra müdürlükleri tarafından bildirilmiş, davacı vekili, bu icra dosyalarının kendilerinde bulunan belgelerin fotokopilerini mahkemeye ibraz etmiştir. Bu fotokopilerin incelenmesinde, diğer takiplerin yanında alacaklı banka tarafından Adana 2. İcra Müdürlüğünün 1999/2115 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu takipe konu ipotekli taşınmazlardan Seyhan 4. Bölge Karslılar Köyü'ndeki taşınmazın paraya çevrilerek alacağa mahsup edildiği, takibe konu Hilvan İlçesindeki taşınmazların kıymet takdirinin yapıldığı, 20.09.1999 tarihli kıymet takdir raporunda, Hilvan İlçesindeki ipotekli taşınmazlara keşif tarihi itibariyle 148.628.571.426 TL (148.628,57 TL) değer biçildiği anlaşılmış, ancak bu taşınmazların ihaleye çıkartıldığına dair bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle kat tarihinden sonraki zararın meydana gelmesinde ve dolayısıyla banka zararının artmasında ipotekli taşınmazların derhal paraya çevrilmesi için gereğini yerine getirmeyen bankanın sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davalının ancak kat tarihinde doğmuş bulunan zarardan mesul tutulabileceği kabul edilip bu tarih itibariyle zarar miktarının tespiti ile bulunan miktardan kat tarihinden sonra ipotekli taşınmazın satışından ve alacağın temliki suretiyle elde edilen ivazın düşülmesiyle davalının sorumlu olduğu tutar belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10444 E. 2014/15250 K.
Ortak:hesap kat · olumsuz oy · genel kredi sözleşmesi · mahsup · temlik · yönetim kurulu kararı · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 06.08.1997- 08.06.1999 tarihleri arasında genel müdür ve «yönetim kurulu» üyesi olarak görev aldığı, «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen yeterli «teminat» almadan dava dışı şirkete açılan kredinin geri ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı, zarar ile yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun ihlali arasında uygun «nedensellik bağının» mevcut olduğu, «sorumluluk davası» açılmasını engelleyecek mahiyette bir «ibranın» bulunmadığı, davanın «zamanaşımına» uğramadığı, banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 74.217,08 TL «asıl alacak», 298.564,66 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 372.781,74 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek % 136 «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 51.735,91 TL'lik ödemenin «infaz» sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 09.10.2014 tarih ve 2013/10444 E- 2014/15250 K. sayılı ilamında icra dosyaları «dahil» tarafların tüm delillerinin toplanıp «genel kredi sözleşmesinin» 38. maddesinin değerlendirilmesi, «temlikin» ivazlı olması halinde ivaz tutarının tazminattan mahsubu gerektiğine işaret edilerek mahkeme kararı taraflar yararına bozulmuştur.
2-Dava, banka «yönetim kurulu» üyesinin usulsüz kredi kullandırması nedeniyle oluşan davacı «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaOysa, «genel kredi sözleşmesinin» 38. maddesinde müşterinin kredi borcunu ödeyinceye kadar faiz, «komisyon», gider vergisi ve diğer «masraflardan» sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
2- Ancak; dava, banka «yönetim kurulu» üyesinin usulsüz kredi kullandırmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının «olumsuz» istihbarat raporuna rağmen dava dışı S.
Bu durumda, bankanın zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar değil, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · delillerin toplanmaması · komisyon · eksik inceleme
Benzer bu karardaA.Ş. arasındaki «temlik sözleşmesinin» ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan «mahsup» edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Oysa, «genel kredi sözleşmesinin» 38. maddesinde müşterinin kredi borcunu ödeyinceye kadar faiz, «komisyon», gider vergisi ve diğer «masraflardan» sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ayrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında «temlik sözleşmesi» yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu itibarla, tarafların icra dosyaları «dahil» «delilleri toplanarak», «genel kredi sözleşmesinin» 38. maddesi değerlendirilerek, bankanın kredi sözleşmesinden dolayı mevcut zarar miktarı belirlenip, davacı ile RCT V.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4075 E. 2015/13345 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · feri müdahil · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 30.628,42 Euro'nun 12.11.1999 tarihinden 13.02.2000 tarihine kadar yıllık %20, bu tarihten itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte tahsiline dair verilen kararın davalı ve «ihbar olunan» vekilleri ile fer'i müdahale talep eden vekilince temyizi üzerine karar dairemizce «feri müdahil» ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1454 E. 2014/3672 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaDairemizin 09.10.2014 tarih ve 2013/10444 E- 2014/15250 K. sayılı ilamında icra dosyaları «dahil» tarafların tüm delillerinin toplanıp «genel kredi sözleşmesinin» 38. maddesinin değerlendirilmesi, «temlikin» ivazlı olması halinde ivaz tutarının tazminattan mahsubu gerektiğine işaret edilerek mahkeme kararı taraflar yararına bozulmuştur.
… ncak kat tarihinde doğmuş bulunan zarardan mesul tutulabileceği kabul edilip bu tarih itibariyle zarar miktarının tespiti ile bulunan miktardan kat tarihinden sonra «ipotekli» taşınmazın satışından ve «alacağın temliki» suretiyle elde edilen ivazın düşülmesiyle davalının sorumlu olduğu tutar belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı …
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «temlik sözleşmesinde» temlikin ivazlı olduğu ve davalı tarafından davacıya iki adet senedin iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Temlikin ivazlı olması nedeniyle, «temlikin» yerine getirilmesi halinde davacının ivazı talep etme hakkı olup, davalı ivazı gerçekleştirdiğini ispat ile yükümlü olduğundan, mahkemece davanın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar bir karar verilmesi gerektiği gibi dava konusu temlik edilen «akreditif» bedeli de davalıya ödendiği halde yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akreditif · temlik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «temlik sözleşmesinde» temlikin ivazlı olduğu ve davalı tarafından davacıya iki adet senedin iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu ivazın gerçekleşmemesi halinde davacının «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceği tabiidir.
Temlikin ivazlı olması nedeniyle, «temlikin» yerine getirilmesi halinde davacının ivazı talep etme hakkı olup, davalı ivazı gerçekleştirdiğini ispat ile yükümlü olduğundan, mahkemece davanın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar bir karar verilmesi gerektiği gibi dava konusu temlik edilen «akreditif» bedeli de davalıya ödendiği halde yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1687 E. , 2019/8028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 28/12/2017 tarih ve 2014/1603-2017/1209 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekillerinden tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 10.12.2019 günü hazır bulunan davalı asil ... ve vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın genel müdürlüğünü yaptığını, genel müdür yardımcısı ...'ün yeğeni olan ...'un ortağı olduğu Sistek İşletim Sisemleri Teknik San. Tic. Ltd. Şti.'ye istihbarat raporu bulunmadığı, ortakların çekleri karşılıksız çıktığı halde kredi kullandırıldığını, karşılığında teminat alınmadığını, kredi limitinin arttırıldığını, tahsis koşullarına aykırı hareket edildiğini, borçlu firma hakkındaki takiplerin sonuçsuz kaldığını, banka zararından davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek 662.000 TL'nin %136 faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 25.06.2007 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 692.456,73 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın genel kurul kararı ile denetçiler tarafından açılması gerektiğini, müvekkilinin genel kurulda ibra edildiğini, kredi faiz oranının davalıyı bağlamadığını, bankanın menfaati gözetilerek kendisine verilen bilgiler doğrultusunda talebi yönetim kuruluna sunduğunu, yönetim kurulu kararı doğrultusunda hareket edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 06.08.1997- 08.06.1999 tarihleri arasında genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan dava dışı şirkete açılan kredinin geri ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı, zarar ile yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun ihlali arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu, sorumluluk davası açılmasını engelleyecek mahiyette bir ibranın bulunmadığı, davanın zamanaşımına uğramadığı, banka zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 74.217,08 TL asıl alacak, 298.564,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 372.781,74 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek % 136 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 51.735,91 TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, banka yönetim kurulu üyesinin usulsüz kredi kullandırması nedeniyle oluşan davacı şirket zararının tazmini istemine ilişkin sorumluluk davasıdır. Dairemizin 09.10.2014 tarih ve 2013/10444 E- 2014/15250 K. sayılı ilamında icra dosyaları dahil tarafların tüm delillerinin toplanıp genel kredi sözleşmesinin 38. maddesinin değerlendirilmesi, temlikin ivazlı olması halinde ivaz tutarının tazminattan mahsubu gerektiğine işaret edilerek mahkeme kararı taraflar yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra dava dışı Sistek İşletim Sistemleri Teknik San. Tic. Ltd. Şti.'ye kullandırılan kredinin tahsili için yapılan icra takipleri icra müdürlüklerinden istenmiş, istenen dosyalarının imha edildiği icra müdürlükleri tarafından bildirilmiş, davacı vekili, bu icra dosyalarının kendilerinde bulunan belgelerin fotokopilerini mahkemeye ibraz etmiştir.
Bu fotokopilerin incelenmesinde, diğer takiplerin yanında alacaklı banka tarafından Adana 2. İcra Müdürlüğünün 1999/2115 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu takipe konu ipotekli taşınmazlardan Seyhan 4. Bölge Karslılar Köyü'ndeki taşınmazın paraya çevrilerek alacağa mahsup edildiği, takibe konu Hilvan İlçesindeki taşınmazların kıymet takdirinin yapıldığı, 20.09.1999 tarihli kıymet takdir raporunda, Hilvan İlçesindeki ipotekli taşınmazlara keşif tarihi itibariyle 148.628.571.426 TL (148.628,57 TL) değer biçildiği anlaşılmış, ancak bu taşınmazların ihaleye çıkartıldığına dair bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle kat tarihinden sonraki zararın meydana gelmesinde ve dolayısıyla banka zararının artmasında ipotekli taşınmazların derhal paraya çevrilmesi için gereğini yerine getirmeyen bankanın sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, davalının ancak kat tarihinde doğmuş bulunan zarardan mesul tutulabileceği kabul edilip bu tarih itibariyle zarar miktarının tespiti ile bulunan miktardan kat tarihinden sonra ipotekli taşınmazın satışından ve alacağın temliki suretiyle elde edilen ivazın düşülmesiyle davalının sorumlu olduğu tutar belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 10/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561722200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz