Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1092 E. 2019/7739 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakden kaydı↗ tanık delili↗ talil↗ yazılı delil↗ eş rızası↗ keşideci↗ bono↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, kural olarak bono sebepten bağımsız olup ispat yükün keşideciye aittir. Davacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu bononun davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki nakden kaydını tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin rıza dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, tanık deliline dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme sebebini talil ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3294 E. 2023/7046 K.
Ortak:nakden kaydı · talil · bono · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDavacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu «bononun» davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki «nakden kaydını» tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin «rıza» dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, «tanık deliline» dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kural olarak «bono» sebepten bağımsız olup ispat yükün «keşideciye» aittir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme «sebebini» «talil» ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet «bonoya» dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki «ihdas nedenini» «talil» ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden «bedel kaydını» içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açtığı davada, senetlerin «teminat» olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bahsekonu dava hakkında verilen «görevsizlik» kararı uyarınca dosyanın «görevli» mahkemeye gönderilmesi yerine «açılmamış sayılması» kararına dayanarak açtğı bu davada farklı iddialar ileri sürdüğünü, «bonolarda» nakden «bedel kaydının» olduğunu, müvekkilinin soruşturma dosyasında ... olduğu ifadesinin bono üzerinde bulunan «nakden kaydını» «tasdikler» nitelikte olduğunu, ancak davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin beyanını kendi lehine çarpıttığını, müvekkilinin senetlerdeki nakden bedel kaydının aksini iddia etmediğini, müvekkilinin bahsettiği arazi alım satımının taraflar arasında karşılıklı olarak değil müvekkilinin verdiği para ile olan arazi alım satımı olduğunu, yani müvekkilinin davacıya borç verdiğini, davacının da bu para ile 3 üncü kişilerden arazi arzi aldığını, davacı tarafça açılan ilk «menfi tespit» davasında bu tarz arazi alım satımına ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğunu, bu belgelerden de işbu davanın tarafları arasında arazi alım satımına dair bir ilişkinin olmadığının görüldüğünü savunarak davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 E., 2017/345 K. sayılı kararın «istinaf yoluna başvurulmaksızın» 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.01.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda «derdestlik» söz konusu olmadığı, «bonoda» kural olarak «ispat yükünün» senedin «bedelsiz» olduğunu iddia eden tarafta olduğu, ancak, "malen" ya da "nakten" «kaydı» senede yazılmışsa, bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin ta'lili anlamına geldiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, senedi ta'lil edenin iddiasını ispatla yükümlü hale geldiği, somut olayda dava konusu senette "nakten" kaydı bulunduğu, davacı vekilinin, davalının, savcılık ifadesinde senetlerin mal alım satımına karşılık verildiğini «ikrar» ederek «senedi talil» ettiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiği, davalının savcılıktaki beyanının " Söz konusu yedi bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım satımından d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · bedel kaydı · resmi belge · ihdas nedeni · delillerin toplanmaması · teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili
Benzer bu kararda… rarın gerekçeden ve hukuki dayanaktan yoksun olup Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, davalının 18.10.2017 tarihinde savcılık ifadesinde ... olduğu beyanıyla «bononun» «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine almasına rağmen «yemin delili» ile karar verildiğini, «ispat yükü» kendisinde olan davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğunu «resmi belge» ve «kesin» delillerle ispat edemediğini, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarının, vekilin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama «yasağı» karşısında müvekkilini borçtan kurtarmaya yönelik ... dışı beyan olduğunu, nitekim savcılık aşamasında bu yönde bir hususun olmadığını, dava açıldıktan sonra dile …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet «bonoya» dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki «ihdas nedenini» «talil» ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden «bedel kaydını» içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/91 E. sayılı dosyasında, senetlerin davalının babası Liveran Türkcan'ın işlerinin büyümesi ve daha verimli hale gelmesi için «teminat senedi» olarak verildiğini beyan ettiği, buna göre senet metnindeki «kaydın» «talil» edildiğinden ve dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya geçtiğinden söz etmek mümkün olmadığı, Mahkemece davacı tarafça gösterilen «delillerin toplandığı», davalıya teklif edilen yeminin eda edildiği, hal böyle olunca ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat olunamayan davanın reddine ilişkin mahkeme karar …
… "davalı asilin beyanlarının senetlerin mal karşılığı verildiğini kabul ettiği biçiminde yorumlanamayacağı" şeklindeki gerekçenin, müvekkili aleyhine beyanda bulunma «yasağı» olan davalı vekilinin beyanlarına dayandırıldığını, ancak davalı vekilinin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama yasağı dikkate alınmaksızın davalı vekilinin «talili» kabul etmediği gerekçesine dayanılamayacağını, davalı asilin savcılıkta müdafiisi huzurunda alınan ve imzalanan beyanı ile işbu davada vekilinin savunmalarının çeliştiğini, bu hususun ceza mevzuatı kapsamında da suç teşkil ettiğini, davalının savcılık beyanına göre senedin «ihdas nedeni» talil edilerek, «ispat yükü» davalı tarafa geçmesine ispat yükü müvekkilindeymiş gibi «yemin deliline» göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8512 E. 2022/3803 K.
Ortak:talil · keşideci · bono · dava sebebi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, kural olarak «bono» sebepten bağımsız olup ispat yükün «keşideciye» aittir.
Davacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu «bononun» davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki «nakden kaydını» tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin «rıza» dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, «tanık deliline» dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme «sebebini» «talil» ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki «malen kaydının» bedelin mal «teslimi» suretiyle ödendiğine «karine» teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas «sebebini» «talil» eden tarafın iddiasını «kesin» delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu «bonoda» «keşideci» olarak yer alan davacıların murisi ...
… aşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir «bono» düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin «muvazaalı» olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, «malen kaydının» nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, «gerekçesinin düzeltilmesi» gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan «mirasçıların» Silivri 1.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu «bononun» üzerinde "Malen" şeklinde ihdas «kaydı» bulunduğu, bononun «ihdas nedeni» bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda «bedel kaydı» varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını «ispat yükü» altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı «sebebi» ile koydurmuş olduğu «haciz» bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında «güven ilişkisi» olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek «malen kaydı» bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili «ispat külfeti» yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme «dışı ikrarına» ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu «yazılı delille ispat» edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahkeme dışı ikrar · bedel kaydı · ihdas nedeni · malen kaydı · güven ilişkisi · temel ilişki · yazılı delille ispat · gerekçenin düzeltilmesi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu «bononun» üzerinde "Malen" şeklinde ihdas «kaydı» bulunduğu, bononun «ihdas nedeni» bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda «bedel kaydı» varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını «ispat yükü» altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı «sebebi» ile koydurmuş olduğu «haciz» bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında «güven ilişkisi» olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek «malen kaydı» bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili «ispat külfeti» yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme «dışı ikrarına» ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu «yazılı delille ispat» edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıla …
… aşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir «bono» düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin «muvazaalı» olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, «malen kaydının» nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, «gerekçesinin düzeltilmesi» gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan «mirasçıların» Silivri 1.
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki «malen kaydının» bedelin mal «teslimi» suretiyle ödendiğine «karine» teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas «sebebini» «talil» eden tarafın iddiasını «kesin» delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu «bonoda» «keşideci» olarak yer alan davacıların murisi ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1092 E. , 2019/7739 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/05/2018 tarih ve 2016/697-2018/410 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Sönmez Makine San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olan davalının müvekkiline ortaklık teklifinde bulunduğunu, müvekkilinin de teklifi uygun görerek davalıya para verdiğini, taraflar arasındaki ortaklığın bir süre devam ettiğini ancak, daha sonra ilişkiyi sona erdirdiklerini ve davalının davacıya 1.350.000 USD borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından borca karşılık bono verildiğini, bono bedelini ödememesi nedeniyle aleyhine takip başlatıldığını ancak, takibe itiraz ettiğini, borcunu da ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahslini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kural olarak bono sebepten bağımsız olup ispat yükün keşideciye aittir. Davacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu bononun davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki nakden kaydını tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin rıza dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, tanık deliline dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme sebebini talil ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/12/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 31.05.2007 tanzim, 04.06.2007 vade tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 1.350,00 USD bedelli ve bedeli nakden ahzolunan bonoya dayalı 50.000,00 TL kısmi alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bonodaki imzanın davalı eli ürünü olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı dava dilekçesinde, "yakın arkadaşı olan davalının 2005 yılı başlarında şirket gayri resmi ortaklık teklifinde bulunduğunu, teklifin uygun bulunması üzerine eşi adına kayıtlı taşınmazı bankaya ipotek ettirerek çektiği krediyi ve eş ve çocuklarının ziynet eşyalarını satmak suretiyle elde ettiği toplam 245.000,00 TL'yi davalıya verdiğini, ortaklığın kârlı görülmesi üzerine bu kez eşi adına kayıtlı taşınmazı davalıya devretmek suretiyle ve bankadan çektiği kredi ile eski kredi borcu kapatıldıktan sonra bakiye 160.000,00 TL tekrar davalıya verildiğini, 2007 yılında ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, tarafların muhasebeleştiklerini ve dava konusu bononun davalı tarafından verildiğini" beyan ederek eldeki davayı açmıştır.
Davaya dayanak kambiyo senedinin hukuka aykırı şekilde doldurulması suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan davalının vaki şikayeti üzerine yapılan soruşturmada, C. Savcısı tarafından alınan 30.10.2017 tarihli ifadesinde davacı (şüpheli) "şikayetçiye bedelini almadan taşınmaz verdiğini, tapuyu devrettiğini, taşınmazı verince davalının dava konusu senedi verdiğini, davalının eldeki hukuk davasını kaybedeceğini anlayınca şikayetçi olduğunu" beyan etmiştir.
Mahkemece bonoda nakden kaydı bulunduğu, davacının 30.10.2017 tarihli ifadesi ile nakden kaydını talil ettiği, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa davacı, dava dilekçesinde eşi adına kayıtlı taşınmazı, davadışı şirkete ait payı gayri resmi olarak davalıdan devralması nedeniyle ortaklık payı olarak verdiği iddia etmiş olup, hükme esas alınan savcılık ifadesinde de aynı taşınmazı bedel almadan davalıya devrettiğini, o zaman senedin verildiğini, hukuk davasının sonuçsuz kalmasını sağlamak için şikayet edildiğini beyan etmiştir.
Görüldüğü üzere, dava dilekçesinde davacının eşinin taşınmazının davalıdan alınan ortaklık payına mahsuben verildiği iddia edilmiş savcılık ifadesinde ise ortaklık ilişkisinden söz edilmeksizin taşınmazın davalıya devredildiği bildirilmiştir.
30.10.2017 tarihli savcılık ifadesinin, kısa, muğlak ve gayri vazıh oluşu, ifadede hukuk davasının sonuçsuz bırakılmak amacıyla şikayet yoluna başvurulduğunun beyan edilmesi, dava dilekçesindeki anlatım ve iddiayı geçersiz kılacak nitelikte bulunmaması karşısında davacının savcılık ifadesi, davanın dayanağı kambiyo senedini talil edecek kuvvette bir delil değildir.
Bu halde, davacının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/560736100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz