Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3294 E. 2023/7046 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ bedel kaydı↗ resmi belge↗ ihdas nedeni↗ nakden kaydı↗ talil↗ delillerin toplanmaması↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ tasdik kararı↗ bedelsizlik↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ derdestlik↗ açılmamış sayılma↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ bono↗ kötü niyet↗ görevsizlik kararı↗ esastan ret↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/349 E., 2021/896 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki ihdas nedenini talil ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden bedel kaydını içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ispat yükünün davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının daha evvel Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açtığı davada, senetlerin teminat olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bahsekonu dava hakkında verilen görevsizlik kararı uyarınca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yerine açılmamış sayılması kararına dayanarak açtğı bu davada farklı iddialar ileri sürdüğünü, bonolarda nakden bedel kaydının olduğunu, müvekkilinin soruşturma dosyasında ... olduğu ifadesinin bono üzerinde bulunan nakden kaydını tasdikler nitelikte olduğunu, ancak davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin beyanını kendi lehine çarpıttığını, müvekkilinin senetlerdeki nakden bedel kaydının aksini iddia etmediğini, müvekkilinin bahsettiği arazi alım satımının taraflar arasında karşılıklı olarak değil müvekkilinin verdiği para ile olan arazi alım satımı olduğunu, yani müvekkilinin davacıya borç verdiğini, davacının da bu para ile 3 üncü kişilerden arazi arzi aldığını, davacı tarafça açılan ilk menfi tespit davasında bu tarz arazi alım satımına ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğunu, bu belgelerden de işbu davanın tarafları arasında arazi alım satımına dair bir ilişkinin olmadığının görüldüğünü savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli ve 2018/50 E., 2019/143 K. sayılı kararının tarafların istinafı üzerine kaldırılması üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açılan davada verilen kararın 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı taraf delilerinin toplandığı, davalı asilin 21.10.2021 tarihli celsede, davaya konu 330.000,00 TL bedelli yedi adet bonodan dolayı davacı ...'dan alacaklı olduğunu ve bu bonoların taşınmaz alım satımından kaynaklı olarak düzenlenmediği, bu bonolardan kaynaklı bedelin nakden borç olarak verdiği hususunda yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçeden ve hukuki dayanaktan yoksun olup Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, davalının 18.10.2017 tarihinde savcılık ifadesinde ... olduğu beyanıyla bononun ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almasına rağmen yemin delili ile karar verildiğini, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğunu resmi belge ve kesin delillerle ispat edemediğini, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarının, vekilin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama yasağı karşısında müvekkilini borçtan kurtarmaya yönelik ... dışı beyan olduğunu, nitekim savcılık aşamasında bu yönde bir hususun olmadığını, dava açıldıktan sonra dile getirilen bu hususun ispat yükünden kurtulmaya yönelik olduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı taleple açtığı davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 E., 2017/345 K. sayılı kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.01.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda derdestlik söz konusu olmadığı, bonoda kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafta olduğu, ancak, "malen" ya da "nakten" kaydı senede yazılmışsa, bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin ta'lili anlamına geldiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, senedi ta'lil edenin iddiasını ispatla yükümlü hale geldiği, somut olayda dava konusu senette "nakten" kaydı bulunduğu, davacı vekilinin, davalının, savcılık ifadesinde senetlerin mal alım satımına karşılık verildiğini ikrar ederek senedi talil ettiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiği, davalının savcılıktaki beyanının " Söz konusu yedi bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım satımından doğmuştur. " şeklinde olduğu ancak bu beyanın, davalının senetlerin mal karşılığı verildiğini kabul ettiği biçiminde yorumlanamayacağı, kaldı ki davalı vekilinin, talil iddiasını kabul etmediği gibi senetlerin davacıya verilen borca karşılık alındığını, borçlunun da bu borç parayla arazi aldığını belirttiği, bu durumda davalının talil konusunda açık bir kabulü bulunmadığı, öte yandan davacının, aynı bonolar için açtığı Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/91 E. sayılı dosyasında, senetlerin davalının babası Liveran Türkcan'ın işlerinin büyümesi ve daha verimli hale gelmesi için teminat senedi olarak verildiğini beyan ettiği, buna göre senet metnindeki kaydın talil edildiğinden ve dolayısıyla ispat yükünün davalıya geçtiğinden söz etmek mümkün olmadığı, Mahkemece davacı tarafça gösterilen delillerin toplandığı, davalıya teklif edilen yeminin eda edildiği, hal böyle olunca ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat olunamayan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf mahkemesi kararında, "davalı asilin beyanlarının senetlerin mal karşılığı verildiğini kabul ettiği biçiminde yorumlanamayacağı" şeklindeki gerekçenin, müvekkili aleyhine beyanda bulunma yasağı olan davalı vekilinin beyanlarına dayandırıldığını, ancak davalı vekilinin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama yasağı dikkate alınmaksızın davalı vekilinin talili kabul etmediği gerekçesine dayanılamayacağını, davalı asilin savcılıkta müdafiisi huzurunda alınan ve imzalanan beyanı ile işbu davada vekilinin savunmalarının çeliştiğini, bu hususun ceza mevzuatı kapsamında da suç teşkil ettiğini, davalının savcılık beyanına göre senedin ihdas nedeni talil edilerek, ispat yükü davalı tarafa geçmesine ispat yükü müvekkilindeymiş gibi yemin deliline göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 225 ve devamı maddeler, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · kambiyo senedi · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet «bonoya» dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki «ihdas nedenini» «talil» ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden «bedel kaydını» içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… rarın gerekçeden ve hukuki dayanaktan yoksun olup Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, davalının 18.10.2017 tarihinde savcılık ifadesinde ... olduğu beyanıyla «bononun» «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine almasına rağmen «yemin delili» ile karar verildiğini, «ispat yükü» kendisinde olan davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğunu «resmi belge» ve «kesin» delillerle ispat edemediğini, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarının, vekilin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama «yasağı» karşısında müvekkilini borçtan kurtarmaya yönelik ... dışı beyan olduğunu, nitekim savcılık aşamasında bu yönde bir hususun olmadığını, dava açıldıktan sonra dile …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 E., 2017/345 K. sayılı kararın «istinaf yoluna başvurulmaksızın» 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.01.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda «derdestlik» söz konusu olmadığı, «bonoda» kural olarak «ispat yükünün» senedin «bedelsiz» olduğunu iddia eden tarafta olduğu, ancak, "malen" ya da "nakten" «kaydı» senede yazılmışsa, bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin ta'lili anlamına geldiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, senedi ta'lil edenin iddiasını ispatla yükümlü hale geldiği, somut olayda dava konusu senette "nakten" kaydı bulunduğu, davacı vekilinin, davalının, savcılık ifadesinde senetlerin mal alım satımına karşılık verildiğini «ikrar» ederek «senedi talil» ettiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiği, davalının savcılıktaki beyanının " Söz konusu yedi bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım satımından d …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1092 E. 2019/7739 K.
Ortak:nakden kaydı · talil · bono · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet «bonoya» dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki «ihdas nedenini» «talil» ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden «bedel kaydını» içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açtığı davada, senetlerin «teminat» olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bahsekonu dava hakkında verilen «görevsizlik» kararı uyarınca dosyanın «görevli» mahkemeye gönderilmesi yerine «açılmamış sayılması» kararına dayanarak açtğı bu davada farklı iddialar ileri sürdüğünü, «bonolarda» nakden «bedel kaydının» olduğunu, müvekkilinin soruşturma dosyasında ... olduğu ifadesinin bono üzerinde bulunan «nakden kaydını» «tasdikler» nitelikte olduğunu, ancak davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin beyanını kendi lehine çarpıttığını, müvekkilinin senetlerdeki nakden bedel kaydının aksini iddia etmediğini, müvekkilinin bahsettiği arazi alım satımının taraflar arasında karşılıklı olarak değil müvekkilinin verdiği para ile olan arazi alım satımı olduğunu, yani müvekkilinin davacıya borç verdiğini, davacının da bu para ile 3 üncü kişilerden arazi arzi aldığını, davacı tarafça açılan ilk «menfi tespit» davasında bu tarz arazi alım satımına ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğunu, bu belgelerden de işbu davanın tarafları arasında arazi alım satımına dair bir ilişkinin olmadığının görüldüğünü savunarak davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 E., 2017/345 K. sayılı kararın «istinaf yoluna başvurulmaksızın» 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.01.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda «derdestlik» söz konusu olmadığı, «bonoda» kural olarak «ispat yükünün» senedin «bedelsiz» olduğunu iddia eden tarafta olduğu, ancak, "malen" ya da "nakten" «kaydı» senede yazılmışsa, bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin ta'lili anlamına geldiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, senedi ta'lil edenin iddiasını ispatla yükümlü hale geldiği, somut olayda dava konusu senette "nakten" kaydı bulunduğu, davacı vekilinin, davalının, savcılık ifadesinde senetlerin mal alım satımına karşılık verildiğini «ikrar» ederek «senedi talil» ettiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiği, davalının savcılıktaki beyanının " Söz konusu yedi bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım satımından d …
Benzer bu karardaDavacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu «bononun» davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki «nakden kaydını» tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin «rıza» dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, «tanık deliline» dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kural olarak «bono» sebepten bağımsız olup ispat yükün «keşideciye» aittir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme «sebebini» «talil» ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · eş rızası · keşideci · dava sebebi
Benzer bu karardaDavacı taraf ceza soruşturmasında savcılıkta alınan 30/10/2017 tarihli beyanında dava konusu «bononun» davalıya satılıp devredilen taşınmaz karşılığında alındığını belirterek bonodaki «nakden kaydını» tâlil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının boş senedin «rıza» dışı ele geçirildiği yönündeki savunmasının ise tâlil niteliğinde olmadığı, zira davalının davacıya rızasıyla senet verdiğini dahi kabul etmediği, davacının dava konusu bononun taşınmaz satışı ve devri karşılığında alındığı yönündeki iddiasına yönelik ise yazılı bir delil sunmadığı, «tanık deliline» dayanmış ise de, iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kural olarak «bono» sebepten bağımsız olup ispat yükün «keşideciye» aittir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının, eşine ait bir taşınmazın satıldığını ve buna mukabil bonoyu edindiğini ileri sürerek davaya konu bonoyu edinme «sebebini» «talil» ettiği gibi, eşi adına bir talepte de bulunamayacağına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2468 E. 2023/6191 K.
Ortak:talil · delillerin toplanmaması · kambiyo senedi · ispat yükü · bono · menfi tespit · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/91 E. sayılı dosyasında, senetlerin davalının babası Liveran Türkcan'ın işlerinin büyümesi ve daha verimli hale gelmesi için «teminat senedi» olarak verildiğini beyan ettiği, buna göre senet metnindeki «kaydın» «talil» edildiğinden ve dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya geçtiğinden söz etmek mümkün olmadığı, Mahkemece davacı tarafça gösterilen «delillerin toplandığı», davalıya teklif edilen yeminin eda edildiği, hal böyle olunca ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat olunamayan davanın reddine ilişkin mahkeme karar …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet «bonoya» dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki «ihdas nedenini» «talil» ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden «bedel kaydını» içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açtığı davada, senetlerin «teminat» olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bahsekonu dava hakkında verilen «görevsizlik» kararı uyarınca dosyanın «görevli» mahkemeye gönderilmesi yerine «açılmamış sayılması» kararına dayanarak açtğı bu davada farklı iddialar ileri sürdüğünü, «bonolarda» nakden «bedel kaydının» olduğunu, müvekkilinin soruşturma dosyasında ... olduğu ifadesinin bono üzerinde bulunan «nakden kaydını» «tasdikler» nitelikte olduğunu, ancak davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin beyanını kendi lehine çarpıttığını, müvekkilinin senetlerdeki nakden bedel kaydının aksini iddia etmediğini, müvekkilinin bahsettiği arazi alım satımının taraflar arasında karşılıklı olarak değil müvekkilinin verdiği para ile olan arazi alım satımı olduğunu, yani müvekkilinin davacıya borç verdiğini, davacının da bu para ile 3 üncü kişilerden arazi arzi aldığını, davacı tarafça açılan ilk «menfi tespit» davasında bu tarz arazi alım satımına ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğunu, bu belgelerden de işbu davanın tarafları arasında arazi alım satımına dair bir ilişkinin olmadığının görüldüğünü savunarak davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaNuhoğlu ile imzalanan evrakın içeriğinden ve soruşturma dosyası, icra takip dosyası kapsamında herhangi bir «bono» tanzimi ve «teminat» «kaydının» yer almadığının görüldüğü, bonolarda davacı «keşideci», davalı ise «ciro» sureti ile «hamil» konumunda olduğu, açık «kambiyo senedi» düzenlenebileceği, bononun aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulduğu, anlaşmalara uyulmadığı iddiasının hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ancak davalı hamilin alınan nüfus kayıt örneklerinden anlaşma tarafı ve lehine keşide olunan ...’in oğlu olduğu anlaşıldığından söz konusu anlaşmaya aykırılığın davalı «yetkili hamile» karşı ileri sürülebileceğinin kabulü gerektiği, nakden düzenlenmiş senetlerden dolayı «menfi tespit» isteminde bulunulduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve «protokolde» aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin «talil» edilmediği, davacının boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, her ne kadar cezai takibatın neticesi maddi vakıa yönünden eldeki davada sonuca etkili ise de savcılık soruşturma dosyasının yapılan incelemesi neticesinde söz konusu dayanak yazılı belgelerin içeriğinde menfi tespit istemine konu bonolar yönünden herhangi bir kaydın yer almadığı, davacı vekilinin soruşturma dosyasının neticesinin beklenmesine gerek olmadığını belirttiği, yine 04.07.2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin «delillerin toplandığını» ve toplanacak başkaca bir delilin kalmadığı yönünde delillerin hasrı yönündeki beyanı da dikkate alınarak senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile de ispatlanamamasına göre soruşturma dosyasındaki yürütülen soruşturmanın da «dolandırıcılık» ve «resmi belgede sahtecilik» suçları oluşu, «açığa imzanın» kötüye kullanılması suçu yönünden soruşturma yapılmayışı nazara alınarak neticesinin beklenmesine gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya ve takibe konu «bonolar» üzerinde "nakden" ibaresinin bulunduğu, bonoların davacı ile davalının babası olan ... arasındaki «protokol» gereğince açık olarak düzenlendiği hususunun davalının kabulünde olduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve protokolde aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir «kaydın» olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin «talil» edilmediği, «ispat yükünün» davacıda olduğu, takibe konu senet altındaki imzanın davacı tarafından atıldığı, senetlerin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının bu yöndeki iddiasının yazılı delille ispatlayamadığı, «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar ile sonuçlanan Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığının dosya içeriği de dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi is …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «bonolar» düzenlenirken anlaşmaya aykırı davranıldığını, alacağın «sebebi» «talil» edildiğinde «ispat külfetinin» davalı alacaklıya düştüğünü, ...’in davaya «dahil» edilmesi taleplerinin reddinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sponsorluk sözleşmesi · açığa imza · resmi belgede sahtecilik · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · istirdat davası · yetkili hamil · ispat külfeti · sahtecilik
Benzer bu karardaNuhoğlu ile imzalanan evrakın içeriğinden ve soruşturma dosyası, icra takip dosyası kapsamında herhangi bir «bono» tanzimi ve «teminat» «kaydının» yer almadığının görüldüğü, bonolarda davacı «keşideci», davalı ise «ciro» sureti ile «hamil» konumunda olduğu, açık «kambiyo senedi» düzenlenebileceği, bononun aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulduğu, anlaşmalara uyulmadığı iddiasının hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ancak davalı hamilin alınan nüfus kayıt örneklerinden anlaşma tarafı ve lehine keşide olunan ...’in oğlu olduğu anlaşıldığından söz konusu anlaşmaya aykırılığın davalı «yetkili hamile» karşı ileri sürülebileceğinin kabulü gerektiği, nakden düzenlenmiş senetlerden dolayı «menfi tespit» isteminde bulunulduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve «protokolde» aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin «talil» edilmediği, davacının boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, her ne kadar cezai takibatın neticesi maddi vakıa yönünden eldeki davada sonuca etkili ise de savcılık soruşturma dosyasının yapılan incelemesi neticesinde söz konusu dayanak yazılı belgelerin içeriğinde menfi tespit istemine konu bonolar yönünden herhangi bir kaydın yer almadığı, davacı vekilinin soruşturma dosyasının neticesinin beklenmesine gerek olmadığını belirttiği, yine 04.07.2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin «delillerin toplandığını» ve toplanacak başkaca bir delilin kalmadığı yönünde delillerin hasrı yönündeki beyanı da dikkate alınarak senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile de ispatlanamamasına göre soruşturma dosyasındaki yürütülen soruşturmanın da «dolandırıcılık» ve «resmi belgede sahtecilik» suçları oluşu, «açığa imzanın» kötüye kullanılması suçu yönünden soruşturma yapılmayışı nazara alınarak neticesinin beklenmesine gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip muamelesi neticesinde takip konusu borcun 21.06.2017 tarihinde tahsil olunduğundan davaya «istirdat davası» olarak devam edildiği, dosyaya «ibraz» edilen davacının iddiasına konu ve davalı tarafça itiraz edilmeyen 09.11.2014 tarihli «protokol» başlıklı dava dışı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «bonolar» düzenlenirken anlaşmaya aykırı davranıldığını, alacağın «sebebi» «talil» edildiğinde «ispat külfetinin» davalı alacaklıya düştüğünü, ...’in davaya «dahil» edilmesi taleplerinin reddinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya ve takibe konu «bonolar» üzerinde "nakden" ibaresinin bulunduğu, bonoların davacı ile davalının babası olan ... arasındaki «protokol» gereğince açık olarak düzenlendiği hususunun davalının kabulünde olduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve protokolde aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir «kaydın» olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin «talil» edilmediği, «ispat yükünün» davacıda olduğu, takibe konu senet altındaki imzanın davacı tarafından atıldığı, senetlerin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının bu yöndeki iddiasının yazılı delille ispatlayamadığı, «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar ile sonuçlanan Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığının dosya içeriği de dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi is …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3294 E. , 2023/7046 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/181 Esas, 2022/397 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/349 E., 2021/896 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine toplamı 330.000,00 TL olan yedi adet bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konu bonolardan dolayı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dayanağı belgelerden dolayı yapılan suç duyurusunda, davalının savcılıkta 18.10.2017 tarihinde alınan ifadesinde, "Sözkonusu olan 7 bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım-satımından doğmuştur...Sözkonusu senetler belirttiğim gibi şirket ile ilgisi olmayan tamamen müşteki ile kendi aramızdaki şahsi alışverişten kaynaklanan senetlerdir" şeklindeki beyanı ile nakden ibaresi olan bonolardaki ihdas nedenini talil ettiğini, dava konusu yedi adet bononun nakden bedel kaydını içerdiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ispat yükünün davalı tarafta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayanak yedi adet bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının daha evvel Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açtığı davada, senetlerin teminat olarak verildiğini ileri sürdüğünü, bahsekonu dava hakkında verilen görevsizlik kararı uyarınca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yerine açılmamış sayılması kararına dayanarak açtğı bu davada farklı iddialar ileri sürdüğünü, bonolarda nakden bedel kaydının olduğunu, müvekkilinin soruşturma dosyasında ... olduğu ifadesinin bono üzerinde bulunan nakden kaydını tasdikler nitelikte olduğunu, ancak davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin beyanını kendi lehine çarpıttığını, müvekkilinin senetlerdeki nakden bedel kaydının aksini iddia etmediğini, müvekkilinin bahsettiği arazi alım satımının taraflar arasında karşılıklı olarak değil müvekkilinin verdiği para ile olan arazi alım satımı olduğunu, yani müvekkilinin davacıya borç verdiğini, davacının da bu para ile 3 üncü kişilerden arazi arzi aldığını, davacı tarafça açılan ilk menfi tespit davasında bu tarz arazi alım satımına ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğunu, bu belgelerden de işbu davanın tarafları arasında arazi alım satımına dair bir ilişkinin olmadığının görüldüğünü savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli ve 2018/50 E., 2019/143 K. sayılı kararının tarafların istinafı üzerine kaldırılması üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 esasına kayden açılan davada verilen kararın 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı taraf delilerinin toplandığı, davalı asilin 21.10.2021 tarihli celsede, davaya konu 330.000,00 TL bedelli yedi adet bonodan dolayı davacı ...'dan alacaklı olduğunu ve bu bonoların taşınmaz alım satımından kaynaklı olarak düzenlenmediği, bu bonolardan kaynaklı bedelin nakden borç olarak verdiği hususunda yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçeden ve hukuki dayanaktan yoksun olup Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, davalının 18.10.2017 tarihinde savcılık ifadesinde ... olduğu beyanıyla bononun ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almasına rağmen yemin delili ile karar verildiğini, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğunu resmi belge ve kesin delillerle ispat edemediğini, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarının, vekilin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama yasağı karşısında müvekkilini borçtan kurtarmaya yönelik ... dışı beyan olduğunu, nitekim savcılık aşamasında bu yönde bir hususun olmadığını, dava açıldıktan sonra dile getirilen bu hususun ispat yükünden kurtulmaya yönelik olduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı taleple açtığı davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 E., 2017/345 K. sayılı kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın 26.10.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.01.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda derdestlik söz konusu olmadığı, bonoda kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafta olduğu, ancak, "malen" ya da "nakten" kaydı senede yazılmışsa, bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin ta'lili anlamına geldiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, senedi ta'lil edenin iddiasını ispatla yükümlü hale geldiği, somut olayda dava konusu senette "nakten" kaydı bulunduğu, davacı vekilinin, davalının, savcılık ifadesinde senetlerin mal alım satımına karşılık verildiğini ikrar ederek senedi talil ettiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiği, davalının savcılıktaki beyanının " Söz konusu yedi bonoyu müşteki kendi aramızdaki arazi alım satımından doğmuştur.
" şeklinde olduğu ancak bu beyanın, davalının senetlerin mal karşılığı verildiğini kabul ettiği biçiminde yorumlanamayacağı, kaldı ki davalı vekilinin, talil iddiasını kabul etmediği gibi senetlerin davacıya verilen borca karşılık alındığını, borçlunun da bu borç parayla arazi aldığını belirttiği, bu durumda davalının talil konusunda açık bir kabulü bulunmadığı, öte yandan davacının, aynı bonolar için açtığı Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/91 E. sayılı dosyasında, senetlerin davalının babası Liveran Türkcan'ın işlerinin büyümesi ve daha verimli hale gelmesi için teminat senedi olarak verildiğini beyan ettiği, buna göre senet metnindeki kaydın talil edildiğinden ve dolayısıyla ispat yükünün davalıya geçtiğinden söz etmek mümkün olmadığı, Mahkemece davacı tarafça gösterilen delillerin toplandığı, davalıya teklif edilen yeminin eda edildiği, hal böyle olunca ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat olunamayan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf mahkemesi kararında, "davalı asilin beyanlarının senetlerin mal karşılığı verildiğini kabul ettiği biçiminde yorumlanamayacağı" şeklindeki gerekçenin, müvekkili aleyhine beyanda bulunma yasağı olan davalı vekilinin beyanlarına dayandırıldığını, ancak davalı vekilinin müvekkili aleyhine beyanda bulunmama yasağı dikkate alınmaksızın davalı vekilinin talili kabul etmediği gerekçesine dayanılamayacağını, davalı asilin savcılıkta müdafiisi huzurunda alınan ve imzalanan beyanı ile işbu davada vekilinin savunmalarının çeliştiğini, bu hususun ceza mevzuatı kapsamında da suç teşkil ettiğini, davalının savcılık beyanına göre senedin ihdas nedeni talil edilerek, ispat yükü davalı tarafa geçmesine ispat yükü müvekkilindeymiş gibi yemin deliline göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 225 ve devamı maddeler, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989616200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz