Kollektif şirket
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3281 E. 2019/8188 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kollektif şirket↗ iflas idaresi↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif dava ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ tüzel kişilik↗ vade↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ iflas↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava iflasına karar verilen davacı anonim şirketin, nev'i değiştirmeden önce kollektif şirket olduğu dönemde doğan ve iflas masasına alacak kaydedilen borçlarının davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, müflis anonim şirket alacaklarının, bu şirketin nev'i değiştirmesinden önceki kollektif şirket ortağı olan davalının şahsına karşı 6762 sayılı TTK m. 179 hükmüne göre sahip oldukları dava ve talep haklarının, şirket tüzel kişiliğine karşı ileri sürebilecekleri dava ve talep haklarından ayrı ve bağımsız nitelikte olduğu, şirket alacaklılarının davalıya sahip oldukları bu talep hakkını müflis şirket iflas idaresinden ayrıca ve bağımsız olarak kullanmalarının mümkün bulunduğu, davacı müflis şirket iflas idaresinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesinde iflas masasının kanuni mümessilinin iflas idaresi olup, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunun, yine aynı Kanun’un 229. maddesinde iflas idaresinin masanın vadesi gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava edeceğinin düzenlendiği, bu durumda iflas masasının alacaklılardan oluştuğu ve alacaklıları temsil eden davacı iflas idaresinin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, davacı iflas idaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2018 gün, 2016/13177 Esas, 2018/810 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9857 E. 2015/10525 K.
Ortak:iflas idaresi · iflas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda179 hükmüne göre sahip oldukları dava ve talep haklarının, şirket «tüzel kişiliğine» karşı ileri sürebilecekleri dava ve talep haklarından ayrı ve bağımsız nitelikte olduğu, şirket alacaklılarının davalıya sahip oldukları bu talep hakkını müflis şirket «iflas» idaresinden ayrıca ve bağımsız olarak kullanmalarının mümkün bulunduğu, davacı müflis şirket iflas idaresinin «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesinde «iflas» masasının kanuni mümessilinin «iflas idaresi» olup, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunun, yine aynı Kanun’un 229. maddesinde iflas idaresinin masanın «vadesi» gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava edeceğinin düzenlendiği, bu durumda iflas masasının alacaklılardan oluştuğu ve alacaklıları «temsil» eden davacı iflas idaresinin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, davacı iflas idaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin …
Dava «iflasına» karar verilen davacı «anonim şirketin», nev'i değiştirmeden önce «kollektif şirket» olduğu dönemde doğan ve iflas masasına alacak kaydedilen borçlarının davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaA.. sıfatı ile açılması doğru olmadığı gibi, doğrudan «alacak davası» olarak açılmasının da doğru olmadığı zira, davanın Müflis İmar Bankası aleyhine «husumet» yöneltilerek açılması ve «kayıt kabul davası» olması, bundan önce de «iflas» masasına müracaat edilerek talebin reddi halinde dava açılması gerektiğinden bu davalı yönünden hem husumet hem de dava şartı eksikliği bulunduğu, diğer davalı Y.ve Tic.
İflas İdaresi'ne yönelik olarak devam edilmesi gerekirken davanın «husumetten» reddi doğru olmadığı gibi, İİK'nın 236'ncı maddesi uyarınca «iflasın» kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkün olup, masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF'nin aktif ya da pasif her türlü eylem ve işlemlerinden dolayı bunların hukuka uygun olup olmadığı, zarar doğurup doğurmadığı yönlerinden denetiminin idari yargıya ait olduğu, davalı İmar Bankası'nın ise, dava tarihinden önce «iflasa» tabi tutularak müflis haline geldiğinden davanın, iflas etmeden önceki hal ve durumuna göre İ..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · yargı yolu · dava dilekçesinin tebliği · şirketin tasfiyesi · dava şartı yokluğu · alacak davası · tebligat · ek tasfiye
Benzer bu kararda… tleme gibi herhangi bir eylemi bulunmadığından dava konusu işlemin neresinde bulunduğunu gösterir bir iddia da tespit olunamadığı ve davalının dava tarihinden evvel «tasfiye» sürecine girdiği, «şirketin tasfiyesi» ile sicilden terkinine karar verildiği gerekçesiyle, davanın, davalı TMSF yönünden idari yargının «görevli» olması nedeniyle «yargı yolu» yokluğundan, davalı İ..
A.. sıfatı ile açılması doğru olmadığı gibi, doğrudan «alacak davası» olarak açılmasının da doğru olmadığı zira, davanın Müflis İmar Bankası aleyhine «husumet» yöneltilerek açılması ve «kayıt kabul davası» olması, bundan önce de «iflas» masasına müracaat edilerek talebin reddi halinde dava açılması gerektiğinden bu davalı yönünden hem husumet hem de dava şartı eksikliği bulunduğu, diğer davalı Y.ve Tic.
A.. yönünden dava «şartı yokluğu» ve «husumet», davalı Yapı ve Tic.
3-Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, iflastan sonra açılacak davalarda davalı müflisin hak ve menfaatlerinin korunması «iflas» idaresine ait olduğundan müflisin iflas idaresine «tebligat» yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6521 E. 2016/2989 K.
Ortak:iflas idaresi · tüzel kişilik · iflas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda179 hükmüne göre sahip oldukları dava ve talep haklarının, şirket «tüzel kişiliğine» karşı ileri sürebilecekleri dava ve talep haklarından ayrı ve bağımsız nitelikte olduğu, şirket alacaklılarının davalıya sahip oldukları bu talep hakkını müflis şirket «iflas» idaresinden ayrıca ve bağımsız olarak kullanmalarının mümkün bulunduğu, davacı müflis şirket iflas idaresinin «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesinde «iflas» masasının kanuni mümessilinin «iflas idaresi» olup, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunun, yine aynı Kanun’un 229. maddesinde iflas idaresinin masanın «vadesi» gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava edeceğinin düzenlendiği, bu durumda iflas masasının alacaklılardan oluştuğu ve alacaklıları «temsil» eden davacı iflas idaresinin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, davacı iflas idaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin …
Dava «iflasına» karar verilen davacı «anonim şirketin», nev'i değiştirmeden önce «kollektif şirket» olduğu dönemde doğan ve iflas masasına alacak kaydedilen borçlarının davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİflas İdaresine yazılan müzekkereye verilen cevapta “davacı tarafından dava konusu alacak talepleri ile ilgili olarak «iflas» masasına herhangi bir alacak «kaydı» başvurusunda bulunulmadığı”nın bildirildiği, davacının Müflis..... dışında müflis.... ile....hesabının bulunduğu, davalı Müflis.....'nin... şirketinden ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu...'nin bu bankanın muhabiri olduğu ve aracılık işlemi yaptığı, ....'den muhabir banka ya da vekâlet ilişkisi gereğince talepte bulunmasının mümkün olmadığı, davacının öncelikle İmar....’ne başvurması ve buradan bir sonuç alamazsa Müflis ...'ye karşı dava açma imkânının mevcut olduğu, davacını...i.’ye başvurmadığının anlaşıldığı, davanın hem dava şartları oluşmadığından ve hem de davalının sıfat («pasif husumet) yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkemece, davalı Banka'ya tebliğe çıkarılan dava dilekçesine «iflas idaresi» vekili tarafından vekaletname sunulup, cevap dilekçesi verildiğine ve İİK'nın 226. maddesi uyarınca dava takip edildiğine göre bu noksanlık giderilmiş ve «husumet» İflas İdaresi'nce benimsenmiştir.
… İmar Bankası hakkında açılan davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru olmadığı gibi iflastan sonra açılacak davalarda davalı müflisin hak ve menfaatlerinin korunması «iflas» idaresine ait olduğundan müflisin iflas idaresine «tebligat» yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · dava şartı yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · tebligat · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaİflas İdaresine yazılan müzekkereye verilen cevapta “davacı tarafından dava konusu alacak talepleri ile ilgili olarak «iflas» masasına herhangi bir alacak «kaydı» başvurusunda bulunulmadığı”nın bildirildiği, davacının Müflis..... dışında müflis.... ile....hesabının bulunduğu, davalı Müflis.....'nin... şirketinden ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu...'nin bu bankanın muhabiri olduğu ve aracılık işlemi yaptığı, ....'den muhabir banka ya da vekâlet ilişkisi gereğince talepte bulunmasının mümkün olmadığı, davacının öncelikle İmar....’ne başvurması ve buradan bir sonuç alamazsa Müflis ...'ye karşı dava açma imkânının mevcut olduğu, davacını...i.’ye başvurmadığının anlaşıldığı, davanın hem dava şartları oluşmadığından ve hem de davalının sıfat («pasif husumet) yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
… İmar Bankası hakkında açılan davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru olmadığı gibi iflastan sonra açılacak davalarda davalı müflisin hak ve menfaatlerinin korunması «iflas» idaresine ait olduğundan müflisin iflas idaresine «tebligat» yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Davacının masaya başvurusu olmadığına göre doğrudan dava açmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» reddi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1790 E. 2012/2958 K.
Ortak:taraf ehliyeti · iflas · temsil
İncelediğiniz karardaAncak, İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesinde «iflas» masasının kanuni mümessilinin «iflas idaresi» olup, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunun, yine aynı Kanun’un 229. maddesinde iflas idaresinin masanın «vadesi» gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava edeceğinin düzenlendiği, bu durumda iflas masasının alacaklılardan oluştuğu ve alacaklıları «temsil» eden davacı iflas idaresinin işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunduğunun kabulü gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, davacı iflas idaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin …
179 hükmüne göre sahip oldukları dava ve talep haklarının, şirket «tüzel kişiliğine» karşı ileri sürebilecekleri dava ve talep haklarından ayrı ve bağımsız nitelikte olduğu, şirket alacaklılarının davalıya sahip oldukları bu talep hakkını müflis şirket «iflas» idaresinden ayrıca ve bağımsız olarak kullanmalarının mümkün bulunduğu, davacı müflis şirket iflas idaresinin «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava «iflasına» karar verilen davacı «anonim şirketin», nev'i değiştirmeden önce «kollektif şirket» olduğu dönemde doğan ve iflas masasına alacak kaydedilen borçlarının davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3281 E. , 2019/8188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08/04/2016 gün ve 2014/415 - 2016/366 sayılı kararı onayan Daire'nin 06/02/2018 gün ve 2016/13177 - 2018/810 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, Sıhhat Ecza Deposu Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verildiğini, tasfiyesinin davacı iflas idaresince yürütüldüğünü, müflis şirketin tür değiştirmeden önce kollektif şirket olduğunu, şahıs şirketinin tür değişikliği yaparak sermaye şirketine dönüşmesi durumunda, yeni türe çevrilen şirketin eskisinin devamı olduğunu, iflas dosyasına alacak kaydı yapılan şirket borçlarının çok büyük bir kısmının kollektif şirket dönemine ait olduğunu, davalının kollektif şirket ortağı sıfatı ile şahsi mal varlığı ile müflis alacaklarına karşı sorumlu olduğunu, iflas ile her türlü hak ve alacak iflas masasına geçtiğinden alacaklıları temsil eden iflas masasının menfaati gereğince, iflas idaresinin davalıdan alacaklı konumuna geldiğini, davalının kollektif şirket ortağı olarak şirket borçlarından şahsi mal varlığı ile sınırsız sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 500.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava iflasına karar verilen davacı anonim şirketin, nev'i değiştirmeden önce kollektif şirket olduğu dönemde doğan ve iflas masasına alacak kaydedilen borçlarının davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, müflis anonim şirket alacaklarının, bu şirketin nev'i değiştirmesinden önceki kollektif şirket ortağı olan davalının şahsına karşı 6762 sayılı TTK m. 179 hükmüne göre sahip oldukları dava ve talep haklarının, şirket tüzel kişiliğine karşı ileri sürebilecekleri dava ve talep haklarından ayrı ve bağımsız nitelikte olduğu, şirket alacaklılarının davalıya sahip oldukları bu talep hakkını müflis şirket iflas idaresinden ayrıca ve bağımsız olarak kullanmalarının mümkün bulunduğu, davacı müflis şirket iflas idaresinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesinde iflas masasının kanuni mümessilinin iflas idaresi olup, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunun, yine aynı Kanun’un 229.
maddesinde iflas idaresinin masanın vadesi gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava edeceğinin düzenlendiği, bu durumda iflas masasının alacaklılardan oluştuğu ve alacaklıları temsil eden davacı iflas idaresinin işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, davacı iflas idaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2018 gün, 2016/13177 Esas, 2018/810 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2018 gün, 2016/13177 Esas, 2018/810 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/560699900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz