Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3376 E. 2019/8182 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı şirket vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin vekalet ücretine ilişkin ilkesel nitelikteki bozma ilamına uyulması halinde davalı şirket aleyhine ne miktarda vekalet ücretine hükmedileceği hususunun ayrıca hüküm altına alınacak olmasına göre, davalı şirket vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3588 E. 2014/2829 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · ödeme savunması · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · istifa · aktif husumet · denetime elverişlilik · fatura
Benzer bu karardaDavalının açıkça «ödeme savunması» olmadığına göre davaya dayanak faturanın davacı tarafından «kapalı fatura» olarak tanzim edilmesinin de sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından «fatura» aslının «ibraz» edilemediği, davacı şirketin «defter» kayıtlarında davaya konu faturanın «kapalı fatura» ve ödenmiş kaydedildiği, davacının davasını ispatlamayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki kireçtaşı, istihraç nakliye ve «istif» sözleşmesine dayalı olarak o mahkeme ilamında hükmedilen miktarın KDV'nin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, o mahkeme ilamında hüküm altına alınan miktarın davacı dışında iki ayrı şirket lehine hükmedilmesi, dayaya dayanak sözleşmenin dahi davacı ve dava dışı iki ayrı şirket tarafından imzalanması karşısında davacının tek başına bu davayı açıp açamayacağı, diğer bir ifade ile «aktif husumetinin» bulunup bulunmadığı mahkemece tartışılmadan doğrudan işin esasına girilmesi isabetli görülmemiş, hükmün bu nedenle re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ı tarafından ödeneceği, faturanın davalıya tebliğ edilmediği ve dava konusu miktarın da davacı tarafından vergi dairesine ödendiği dosya kapsamı ile sabittir.Davacı «dahil» dava dışı iki ayrı şirket tarafından açılan o davada davacılar tarafından KDV'ye ilişkin istem yönünden davanın müracaata bırakılması, mahkemece o davada KDV istemi yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi ve davalının faturadaki dava konusu miktarı ödediğini açıkça savunmaması karşısında ilkesel olarak o davada hüküm altına alınan meblağın KDV'den da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17600 E. 2015/12604 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarma · tefrik · şirketin feshi · ek tasfiye · eksik inceleme · teslim · görevli mahkeme
Benzer bu karardaŞti.'nin feshine yönelik davasının kabulüyle şirketin TTK'nın 549/4. maddesi gereğince feshine şirketin «tasfiye» işlerinin yürütülmesi için mali müşavir «görevlendirilmesine», tasfiye işlemlerini yürütmek üzere re sen ücret tayinine, davacı karşı davalı E..
Ç..’un birbirlerine karşı açmış oldukları şirket «ortaklığından çıkarma» davalarının «şirketin feshine» karara verilmesi nedeniyle konusu kalmadığından reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, makinelerin mülkiyetinin E..
H..’ e ait olduğu gerekçesiyle bozma ilamı doğrultusunda «tefrik» edilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, tarafların ortağı olduğu şirketin işletmesinde bulunan menkul malların davacıya ait olduğunun tespiti ile aynen «teslimi» istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17524 E. 2015/12311 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · cezai şart · ihtar · dahili dava · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, FSEK'nın 76 maddesi hükmünce uyuşmazlıkta «görevli» mahkemenin «ihtisas» mahkemesi olmasına, «cezai şart» isteme koşulunun ilkesel olarak oluşmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3)Davacı vekilinin temyizine gelince, davacı vekili dayanak sözleşme hükümleri doğrultusunda 2010/2011 yıllarına ilişkin olarak dava dilekçesinde davalının «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle indirimsiz resmi tarife üzerinden «cezai şart» tutarı hariç toplam 99.695 TL talep etmiş olmasına rağmen mahkemece denetleme olanağı da bulunmayan bir şekilde KDV «dahil» 89.670,95 TL'na hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın sözleşme bedelinin miktarına ilişkin olarak davacı yararına bozulması gerekmiştir
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sözleşme bedeli olarak toplam alacağının 89.670,95 TL olduğu, «ihtara» rağmen verilen süre de bedelin ödenmemesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2)Dava, müzik eseri yayın izin sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile yine aynı sözleşmeden kaynaklanan «sözleşme ihlali» iddiası ile «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından dava dilekçesinde KDV talep edilmediği halde mahkemece HMK'nın 26 ncı maddesi hükmüne aykırı biçimde nasıl hesapla …
5 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11606 E. 2015/8156 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · kamu alacağı · ortaklar kurulu kararı · ihtiyati tedbir · rücu · vade · protokol
Benzer bu karardaAncak, bahsi geçen anılan «ortaklar kurulu» kararı ve «sözleşmenin nisbiliği ilkesi» çerçevesinde «protokol» hükümlerinin davalıyı ilkesel olarak bağlayacağı kuşkusuz olup bu bağlamda yapılandırma başvurusundaki imzanın davalıya ait olmamasının dahi «rücuya» engel teşkil etmeyeceğinin kabulü gerekir.Zira, ortaklar kurulu kararı ve protokol hükümleri çerçevesinde müdür olan davalının da yapılandırma başvurusunda bulunma …
Dava dışı şirketin ortakları olan tarafların şirketin aynı zamanda müşterek imza ile yetkili müdürü oldukları, şirketin «vadesi» geçmiş vergi borcu nedeniyle tarafların aralarında 6111 sayılı Kanun kapsamında yeniden yapılandırılma konusunda «protokol» düzenledikleri, bu protokole uygun biçimde 27.05.2011 tarihli «ortaklar kurulu» kararını oybirliği ile aldıkları, vergi dairesi müdürlüğüne müracaat edildiği, şirketin borçlarının yeniden yapılandırıldığı, yapılandırma sonucu ilk taksidin dava …
O halde, «ortaklar kurulu» kararı ve «protokol» hükümleri gözetildiğinde tarafların iç ilişkisi bağlamında «kamu alacağının» henüz davalıdan talep edilemeyeceği sonucuna varılamaz.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının öncelikle, ödediği miktar için şirkete «rücu» etmesi gerektiği, başvurusunun semeresiz kalması halinde ortaklara müracaat edebileceği, bu itibarla «kamu alacağının» henüz davalıdan talep edebilir hale gelmiş bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15837 E. 2015/11223 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aşırı yararlanma · erken ödeme komisyonu · sözleşme serbestisi · genel işlem şartı · erken kapama komisyonu · genel işlem koşulu · ticari dava niteliği · derdestlik
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir «komisyon» alması makul sayılabilmekte iken %15 'e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki «genel işlem şartına» «aşırı yararlanma» oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5'lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan «erken kapama komisyonu» tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, «kredi sözleşmesinin» eki olan davacının imzasını içeren 24.10.2011 tarihli «taahhütnamede» «erken ödeme komisyonu» ile ilgili süre ve oranlar «sözleşme serbestisi» doğrultusunda taraflar arasında açıkça düzenlenmiş olup, kredinin «ticari niteliği» de gözetilerek anılan düzenlemenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesine göre olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığı ve salt «genel işlem koşullarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu'nun «derdest» davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda «genel işlem koşullarının» işbu davada uygulama olanağı bulunmadığı ilkesel olarak kabul edilmek, «taahhütnamede» «erken ödeme komisyonu» ile ilgili düzenleme nazara alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/118 E. 2015/1369 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak «temlikin» ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2910 E. 2016/3527 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 22/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de,...'nın temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3598 E. 2014/6389 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hasar
Benzer bu karardaDava, davacıya sigortalı işyerinde meydana gelen «hasar» nedeniyle sigortalısına ödenen tazminatın tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu asıl ve ek raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3376 E. , 2019/8182 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13/04/2016 gün ve 2015/35 - 2016/107 sayılı kararı bozan Daire'nin 18/04/2018 gün ve 2016/9281 - 2018/2849 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2014/1725-71 sayılı bayan tunik ürününü içeren tasarım tescilinin sahibi olduğunu, davalı ...'in anılan ürünün aynısını üretip satışa arzettiğini, davalı şirketin de anılan ürünü web sayfasında sattığını, davalı şirketin işletmesinde müvekkili ürünü ile aynı olan 15 adet "Peker" markalı tunik ürünü tespit edildiğini, davalı şirketin anılan ürünleri faturayla ...'den satın aldığını ileri sürerek davalıların üretim ve satışını gerçekleştirdiği bayan tunik ürünlerinin biçiminin müvekkilinin tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın avans faiziyle davalılardan tahsiline ve tesis edilecek hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş;
17. 03.2016 günlü talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 3.579,20 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı şirket vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin vekalet ücretine ilişkin ilkesel nitelikteki bozma ilamına uyulması halinde davalı şirket aleyhine ne miktarda vekalet ücretine hükmedileceği hususunun ayrıca hüküm altına alınacak olmasına göre, davalı şirket vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı şirketten alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/560657700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz