Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15837 E. 2015/11223 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşırı yararlanma↗ erken ödeme komisyonu↗ sözleşme serbestisi↗ genel işlem şartı↗ erken kapama komisyonu↗ genel işlem koşulu↗ ticari dava niteliği↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ derdestlik↗ kamu düzeni↗ komisyon↗ istirdat↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir komisyon alması makul sayılabilmekte iken %15 'e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki genel işlem şartına aşırı yararlanma oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5'lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan erken kapama komisyonu tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, kredi sözleşmesine dayalı olarak erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine taraflar arasındaki ticari nitelikteki sözleşme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ve sözleşme uyarınca kredi, anılan kanun yürürlükte iken verilmiştir. Bu durumda 6101 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 4. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesine göre olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığı ve salt genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu'nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki sözleşme hükümleri çerçevesinde işlem ve uygulama yapılması TMK'nın 2'inci maddesi hükmüne aykırılık da oluşturmaz.
Öte yandan, kredi sözleşmesinin eki olan davacının imzasını içeren 24.10.2011 tarihli taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili süre ve oranlar sözleşme serbestisi doğrultusunda taraflar arasında açıkça düzenlenmiş olup, kredinin ticari niteliği de gözetilerek anılan düzenlemenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda genel işlem koşullarının işbu davada uygulama olanağı bulunmadığı ilkesel olarak kabul edilmek, taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili düzenleme nazara alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3376 E. 2019/8182 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemizin «vekalet ücretine» ilişkin ilkesel nitelikteki bozma ilamına uyulması halinde davalı şirket aleyhine ne miktarda vekalet ücretine hükmedileceği hususunun ayrıca hüküm altına alınacak olmasına göre, davalı şirket vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3594 E. 2018/5920 K.
Ortak:genel işlem şartı · erken kapama komisyonu · genel işlem koşulu · kamu düzeni · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesine göre olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığı ve salt «genel işlem koşullarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu'nun «derdest» davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir «komisyon» alması makul sayılabilmekte iken %15 'e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki «genel işlem şartına» «aşırı yararlanma» oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5'lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan «erken kapama komisyonu» tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı olarak «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflara arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinin», erken kapama nedeniyle bankaca belirlenecek «komisyonun» tahsil edileceğine ilişkin maddesinin «genel işlem koşulu» oluşturmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmiştir.
… erken kapama yönünde kullandığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin ve kapama işlemlerinin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davacının «tacir» ve kullanmış olduğu kredinin de yatırım amaçlı ticari bir kredi olduğu göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle kapama ücretlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürülmesinin olanaksız olduğun soncuna varıldığı, bu durumda taraflar arasındaki akdedilen sözleşmelerdeki erken kapama ücretlerinin «genel işlem şartlarına» aykırı olmadığı sonucuna varıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalının erken kapama nedeniyle yapması gereken kesinti oranını en fazla %2 oranında …
Dava, kullanılan kredinin erken kapatılması nedeniyle tahsil edilen «erken kapama komisyonunun» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · emredici hüküm · tacir · dosya masrafı · ilan
Benzer bu karardaBu durumda anılan sözleşme hükmü tarafları bağlayıcı ise de madde hükmünde miktar ya da oran belirtilmemesi karşısında alınacak «komisyon» oranının 09.12.2006 tarihli Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleri gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan komisyon miktarının emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında d …
… erken kapama yönünde kullandığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin ve kapama işlemlerinin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davacının «tacir» ve kullanmış olduğu kredinin de yatırım amaçlı ticari bir kredi olduğu göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle kapama ücretlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürülmesinin olanaksız olduğun soncuna varıldığı, bu durumda taraflar arasındaki akdedilen sözleşmelerdeki erken kapama ücretlerinin «genel işlem şartlarına» aykırı olmadığı sonucuna varıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalının erken kapama nedeniyle yapması gereken kesinti oranını en fazla %2 oranında …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2482 E. 2013/4162 K.
Ortak:genel işlem şartı · genel işlem koşulu · kamu düzeni · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesine göre olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığı ve salt «genel işlem koşullarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu'nun «derdest» davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir «komisyon» alması makul sayılabilmekte iken %15 'e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki «genel işlem şartına» «aşırı yararlanma» oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5'lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan «erken kapama komisyonu» tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «kredi sözleşmesine» dayalı olarak «erken ödeme komisyonunun» «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından ve salt «genel işlem şartlarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi, 7. maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından, mahkemece İİK.
Mahkemece, banka «kredi sözleşmelerinin» önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair 6098 Sayılı BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» isteminin kabulüne, borçlu «kefiller» yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu kararda«257». maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, banka «kredi sözleşmelerinin» önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair 6098 Sayılı BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» isteminin kabulüne, borçlu «kefiller» yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle borçlu «kefiller» yönünden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15837 E. , 2015/11223 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 44. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/06/2014
NUMARASI 2013/261-2014/160
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2014 tarih ve 2013/261-2014/160 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. C. Z. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 18/10/2011 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden 1.000.000 TL kredi aldığını, kredinin kullanılmasından bir süre sonra piyasa verilerinin düzelmesi ve bu düzelmeye bağlı olarak faiz oranlarının ciddi anlamda düşmesi üzerine davacının önce davalı bankadan uyarlama talebinde bulunduğunu, ancak davalı bankanın buna yanaşmadığını, bunun üzerine davacının başka bir banka ile anlaşarak düşük faiz oranları ile para bularak davalı bankadan aldığı krediyi kapattığını, kredinin %10'u tutarında erken ödeme tazminatı ödemesi gerektiğinin ifade edildiğini, bunun haksız ve yasal olmadığının beyan edilmesine rağmen davacının mecburen 105.000,00 TL tazminatı 30/05/2013 tarihinde bankaya yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek, davalının erken ödeme tazminatı adı altında tahsil ettiği bedelden şimdilik 80.000,00 TL'sinin 30/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki mesnetten ve dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir komisyon alması makul sayılabilmekte iken %15 'e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki genel işlem şartına aşırı yararlanma oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5'lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan erken kapama komisyonu tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, kredi sözleşmesine dayalı olarak erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine taraflar arasındaki ticari nitelikteki sözleşme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ve sözleşme uyarınca kredi, anılan kanun yürürlükte iken verilmiştir. Bu durumda 6101 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 4. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesine göre olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığı ve salt genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu'nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki sözleşme hükümleri çerçevesinde işlem ve uygulama yapılması TMK'nın 2'inci maddesi hükmüne aykırılık da oluşturmaz.
Öte yandan, kredi sözleşmesinin eki olan davacının imzasını içeren 24.10.2011 tarihli taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili süre ve oranlar sözleşme serbestisi doğrultusunda taraflar arasında açıkça düzenlenmiş olup, kredinin ticari niteliği de gözetilerek anılan düzenlemenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda genel işlem koşullarının işbu davada uygulama olanağı bulunmadığı ilkesel olarak kabul edilmek, taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili düzenleme nazara alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/129568800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz