Gerekçe düzeltiliyorsa BAM esastan ret değil, kaldırıp yeniden hüküm kurmalıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/295 E. 2019/7310 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin gerekçesini isabetsiz bulup düzeltiyorsa, HMK 353/1-b-2 uyarınca ilk derece kararını kaldırıp düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurmalıdır; gerekçeyi düzeltmesine rağmen HMK 353/1-b-1 uyarınca istinaf başvurusunu esastan reddetmesi usule aykırıdır.
Ele alınan sorunlar
İlk derece gerekçesi değiştirilirken uygulanması gereken istinaf tasarrufu (HMK 353/1-b-1 mi, b-2 mi) → kabul
Gerekçe: 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği hükmünü içerir. Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin gerekçesini isabetli bulmayarak gerekçeyi düzelttiğine göre, anılan hüküm doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında hüküm kurması gerekirken, HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İlk derece gerekçesinin değiştirildiği hâllerde HMK 353/1-b-1 (esastan ret) yerine HMK 353/1-b-2 (kaldırıp düzelterek yeniden hüküm) uygulanması gerektiği yönünde bağlayıcı içtihat değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesinin sonuçları↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ düzelterek yeniden esas hakkında karar↗ esastan ret↗ re'sen bozma↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6599 E. 2013/21252 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · zamanaşımı defi · kâr kaybı · terkin · ilan · haksız rekabet · zamanaşımı · iltibas
Benzer bu kararda… or olmasının burada öneminin olmadığı, benzerliği ortadan kaldırılmadığı, okunuş olarak ortak kültür düzeyi aynı olan alıcılarda tam bir benzerlik izlemini verdiği, «haksız rekabetin» devam ettiği, «zamanaşımı» süresi her gün yeniden başlayacağından, davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı, davalının ilaç alanında faaliyeti olmamakla beraber sporcu gıdaları ve vitamin alanında faaliyet gösterdiği, davacı ünvanın önceki tarihte tescil ve «ilan» olunduğu, davalının ticari ünvanındaki "Farmatek" ibrasenin yasal anlamda haksız rekabet teşkil ettiği, gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının ticaret unvanında …
1- Dava, ticaret ünvanı «terkini» ve ünvana tecavüz nedeni ile «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı «iltibasa» neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilir ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, böyle bir davanın «makul sürede» açılması gerekir.
Ticaret ünvanları tescil ve «ilana» tabi bulunduğundan «makul sürenin» hesabında bunun da nazara alınması icap eder.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1300 E. 2016/1251 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat yetkisi · temsil yetkisi · adi ortaklık · davadan feragat · ihtiyati haciz · tüzel kişilik · bono · feragat
Benzer bu karardaİhtiyati «haciz» talep eden vekilinin «feragata» ilişkin dilekçesinin usulüne uygun olduğu ve vekaletmade vekile «davadan feragat yetkisi» tanınmış olduğu anlaşılmakla, «ihtiyati haciz» talebinden feragate ilişkin bir karar verilmesinin teminen yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Ortaklığının «tüzel kişiliğinin» bulunmadığı, borçlu olarak gösterilen şirketlerin ünvanları da Adi Ortaklık ünvanında tam olarak yazılmadığı, senet metninde ünvanı belirtilen «adi ortaklığın» «temsil yetkisi» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, alacaklı vekili temyiz etmiş, daha sonraki tarihli dilekçesi ile de «ihtiyati haciz» talebinden «feragat» etmiştir.
Talep, «bonoya» dayalı «ihtiyati haciz» talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/295 E. , 2019/7310 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/10/2017 tarih ve 2014/1185 E-2017/917 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/11/2018 tarih ve 2018/277 E- 2018/1349 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 18/10/2006 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, davalı şirketin ilk olarak “Medfors Sağlık Hizmetleri ve Ürünleri İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.” ünvanı ile 08/03/2007 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, müvekkilinin “tıbbi ürünler” davalı şirketin ise “sağlık hizmetleri alanında faaliyet göstermesi sebebiyle 2007-2012 yılları arasında sorun yaşanmadığını, davalı şirketin 08/07/2013 tarihinde ünvan değiştirerek mevcut halini almasından sonra şirketlerin ünvanlarının ve faaliyet alanlarının benzer olması sebebiyle ilaç depoları arasında, kargo teslimatlarında, tahsilatlarda ve sevkiyatlarda karışıklıklar yaşanmaya başladığını, davalı şirkete ihtarname gönderilerek ünvan değişikliği yapılmasının istenildiğini, davalının talebi kabul etmediğini ileri sürerek, müvekkilinin ticaret ünvanına yapılan tecavüzün tespitine, davalının ünvanının kullanılmasının yasaklanmasına ve ticaret sicilinden silinmesine, ticaret ünvanının kullanıldığı malların ve araçların imhasına, kararın gazetede ilanına, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Adliyesi mahkemeleri olduğunu, davacının durumdan daha önceden gönderdiği 20/03/2009 tarihli ihtarname ile haberdar olması sebebiyle davanın makul sürede açılmadığından davacının kötü niyetli olup davanın da zamanaşımına uğradığını, şirketler arasında iltibas sebebiyle haksız rekabet oluşmadığını, şirketlerin satış ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin birbirinden farklı olduğunu, adreslerin aynı olmadığını, şirketlerin “MEDFORS FARMA” ve “MEDFORS İLAÇ” olarak tanındıklarını, “MEDFORS” ünvanın 2007 yılından beri kullanıldığını, ilaç depolarında, faturalarda, müşteri çevrelerinde, sevkiyatta ve tahsilatta karışıklık yaşanmadığını, sağlık sektöründe çalışan firmaların sipariş takiplerinin şirket ismi ile değil ürün isimleri üzerinden yapıldığını, tek karışıklığın kargo firmalarının adres hatasından meydana geldiğini savunarak öncelikle görev ve yetki sebebiyle, bu taleplerin reddi halinde zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her iki şirketin sağlık ve ilaç sektöründe ticari faaliyette bulundukları, şirketlerin 2007-2013 yılları arasında ünvanlarında “MEDFORS” ve “LİMİTED ŞİRKET” ibareleri ortakken, 2013 yılından sonra ortak ibarenin sadece “MEDFORS” olarak kaldığı, davacının ortak ibarelerin daha fazla olduğu 2007-2013 döneminde dava açmadığı, dava tarihi itibarıyla ünvanlardaki tek benzerliğin “MEDFORS” ibaresi olduğu, davacının ticaret ünvanının ek kısmının “MEDFORS FARMA” iken davalının ticaret ünvanının ek kısmının “MEDFORS İLAÇ” olduğu, ünvanların bariz olarak birbirinden farklı olup, karışıklık meydana gelmesinin mümküm olmadığı, davacının dosyaya sunduğu belgelerin dava tarihinden sonraki belgeler olduğundan hükme esas alınamayacağı, basit adres hataları, tarih ve ticaret unvanların sehven yanlış yazımlarının bir tacirin ticaret unvanının terkini için yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davacı taraf eldeki davayı davalı şirketin ticaret siciline tescilinden yaklaşık olarak 7 yıl sonra açtığı, bizzat davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenen 20/03/2009 tarihli ihtarda tarafların aynı sektörde çalışmaları ve ticaret unvanlarındaki benzerlik nedeniyle ileri noktalarda karışılıklar yaşandığı ileri sürülmüş olup davacı tarafça bu ihtardan sonra sorunun ne şekilde giderildiğine dair makul bir açıklama yapılmadığı, davacının davalı unvanının iltibasa neden olduğunu düşünmesine rağmen uzun süre kullanımına göz yumduğu, 20/03/2009 tarihli ihtar düzenlenmeden çok önce davacının davalı unvanından haberdar olduğu, ticaret sicilinin herkese açık olduğu dikkate alındığında aksinin kabulü mümkün olmayacağı, davacının sonraki tescil veya kullanımdan haberdar olduktan sonra takındığı tavır ve izlediği yol ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, iş bu davanın makul süre içinde açılmadığı, ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde değil ise de toplanan delillere göre davanın reddi yönündeki karar isabetli olduğu gerekçesi düzeltilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.
2. maddesi "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir." hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken yerel mahkeme kararının gerekçesinin isabetli olmadığı kabul edilerek gerekçenin düzeltilmesine rağmen HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/549107700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz