Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/845 E. 2019/6682 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat hesabı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in talebinin kabulü ile 100.000 Euro'nun, davacı ...'in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı ...'in talebinin kabulü ile 200.000 Euro'nun, davacı ... 'un talebinin kısmen kabulü ile 99.925 Euro'nun, davacı ...'un talebinin kabulü ile 200.000 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davada davanın kısmen kabulüne, davacı ... Blanga'nın talebinin kısmen kabulü ile 99.990.-Euro'nun birleşen dava tarihi olan 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12254 E. 2017/5326 K.
Ortak:mevduat hesabı · Alacak
İncelediğiniz kararda… in kabulü ile 100.000 Euro'nun, davacı ...'in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı ...'in talebinin kabulü ile 200.000 Euro'nun, davacı ... …
Blanga'nın talebinin kısmen kabulü ile 99.990.-Euro'nun birleşen dava tarihi olan 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu karardaÖdemenin üçüncü şahıs konumundaki...'ya yapılmasını ihtiva eden davacılar tarafından verilmiş hukuken geçerli bir talimatın da olmadığı, davalının «üçüncü kişiye» yapmış olduğunu iddia ettiği ödeme ile borcunun sona ermeyeceği, davalı «ödeme savunmasını» hukuken geçerli, kabul edilebilecek delillerle ispat edemediğinden ödünç olarak verilen miktarları davacılara ödemekle yükümlü olduğu, «ödünç sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemi 10 yıllık genel dava «zamanaşımı» süresine tabi olduğundan davalı yanın «zamanaşımı def»'inin yerind eolmadığı gerekçesi ile asıl davada davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in talebinin kabulü ile 100.000 Euro'nun, davacı ...'in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı ...'in talebinin kabulü ile 200.000 Euro nun, davacı ... …
Blanga'nın talebinin kısmen kabulü ile 99.990.-Euro'nun birleşen dava tarihi olan 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:danışmanlık sözleşmesi · ödeme savunması · ödünç sözleşmesi · zamanaşımı def'i · üçüncü kişi · def'i · kredi sözleşmesi · zamanaşımı
Benzer bu karardaÖdemenin üçüncü şahıs konumundaki...'ya yapılmasını ihtiva eden davacılar tarafından verilmiş hukuken geçerli bir talimatın da olmadığı, davalının «üçüncü kişiye» yapmış olduğunu iddia ettiği ödeme ile borcunun sona ermeyeceği, davalı «ödeme savunmasını» hukuken geçerli, kabul edilebilecek delillerle ispat edemediğinden ödünç olarak verilen miktarları davacılara ödemekle yükümlü olduğu, «ödünç sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemi 10 yıllık genel dava «zamanaşımı» süresine tabi olduğundan davalı yanın «zamanaşımı def»'inin yerind eolmadığı gerekçesi ile asıl davada davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in talebinin kabulü ile 100.000 Euro'nun, davacı ...'in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı ...'in talebinin kabulü ile 200.000 Euro nun, davacı ... …
Mahkemece, «kredi sözleşmelerindeki» davalı şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki ilişkide kredi sözleşmesi hükümlerinin uygulanmayacağı, davacıların Euro cinsinde davalı şirkete banka havalesi yoluyla para gönderdiklerinin sabit olduğu, talimat belgelerinde davacılar adına atılan imzaların davacıların eli ürünü olmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözlü «ödünç sözleşmesi» olduğu, «danışmanlık sözleşmesinin» Halloran LLC ile Atilla Karaoğlu arasında imzalandığı, özleşmenin taraflarının farklı olduğu, kredi temini konusunu kapsamadığı, kaldı ki davacıların dayandığı kre …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9546 E. 2013/8577 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · reeskont faizi · tacir · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaDavaya konu alacağa 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca «avans faizi» oranlarının uygulanması mümkün iken davacı avans faizi oranından daha düşük orandaki «reeskont faizini» istemiştir.
Bu durumda, davacının talebiyle bağlı kalınarak «reeskont faizine» hükmetmek gerekirken, «yasal faize» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 madde uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nun 4. maddesine göre tarafların «tacir» olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda tanzim edilen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davalardandır.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık «mutlak ticari» işlerden kaynaklanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3751 E. 2021/1854 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz oranı · akdi faiz · genel kredi sözleşmesi · temerrüt faizi · bilirkişi incelemesi · kredi sözleşmesi · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu kararda… le mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınarak, bilirkişi raporunda tespit edilen davacının ödeme tablosundaki «akdi faiz oranının» davalı bankayı bağladığı dikkate alınmak suretiyle, davalı bankanın «temerrüt» tarihindeki aynı nitelikteki kredilere uyguladığı cari faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre «temerrüt faiz» oranı ve miktarı belirlenerek ve Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranı bu orandan yüksek ise davacının ödeme tablosunda gösterilen faiz oranının hesaplamada dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak düzenlenecek bilirkişi raporu ve toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken mahkemece «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, banka kayıt ve belgelerinin yerinde incelenmeksizin ve sözleşmedeki «akdi faiz» ve «temerrüt faizi» oranları araştırılmaksızın «eksik inceleme» ile düzenlenmiş olup hükme esas alınamaz.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesine» dayalı takip başlatıldığı, takiple talep edilebilecek miktarın hesaplanması için «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli 02.08.2018 tarihli raporda davacının davalıya borçlu olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/845 E. , 2019/6682 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11/02/2016 gün ve 2014/318 - 2016/111 sayılı kararı bozan Daire'nin 12/10/2017 gün ve 2016/12254 - 2017/5326 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili asıl davada, davalı firma ortağı dava dışı Marc Blanga'nın uluslararası sermaye yatırımları alanlarında uzmanlığı nedeniyle uygun koşullarda fon sağlaması, kredi temin etmesi amacıyla davalı firma ile danışmanlık sözleşmesi imzaladığını ve sözleşme kapsamında faaliyete geçtiğini, davalı firmaya borç vermeyi kabul eden ... 200.000 Euro, Longmil Realty Ltd. 100.000 Euro, ... 200.000 Euro, Simonsfield Ltd. 200.000 Euro, Amrelle Ltd. 100.000 Euro, Eric Abraham 100.000 Euro olmak üzere 6 adet yatırımcı bulunduğunu, müvekillerinin belirtilen yatırımcılardan ilk beşi olduğunu, müvekkilleri ile davalı firma arasında belirtilen bedeller üzerinden 29 Ekim 2009 tarihli kredi/borç sözleşmeleri imzalandığını ve taahhüt edilen bedellerin davalının kredi sözleşmesinde belirtilen Euro hesabına ödendiğini, borcun vadesi geldiğinde ise davalı tarafından alacaklı müvekillerine geri ödenmediğini, davalı firmaya borcun ödenmesi için ihtarname keşide ettiklerini, ancak cevabi ihtarname ile borcun şirket kasasından borç verenden alınan talimat yazısı doğrultusunda tediye makbuzu karşılığında dava dışı Marc Blanga adındaki şahsa ödendiği belirtilerek müvekkilleri ile olan borç ilişkisinin reddedildiğini, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkillerinin alacaklı oldukları bedelin kendileri adına Marc Blanga'ya ödenmesi için davalı firmaya verilmiş bir talimatları olmadığını, davalı firmaya verilen kredi bedelleri müvekkillerine geri ödenmediği gibi davalı tarafça iddia edildiği şekilde Marc Blanga'ya da ödenmediğini, bir an için alacağın dava dışı Marc Blanga'ya ödendiği varsayılsa dahi müvekkillerinin böyle bir talimatı bulunmadığından davalının herhalde sorumlu olduğunu, sahte talimat asıllarındaki imzaların müvekkillerine ait olup olmadığının tespitinin gerektiğini, yaptırılacak imza incelemesi ile kredi sözleşmelerindeki imzanın davalı firma yetkilisine ait olduğunun tespiti halinde davalının sözleşme gereğince müvekkillerine olan borcunu ödemesi gerektiğini, imzanın şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı ve sahteliğin tespiti halinde ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca müvekkillerinden tahsil edilen bedelin iadesinin gerektiğini ileri sürerek, öncelikle davalı borçlunun toplam 800.000 Euro bedelindeki taşınır ve taşınmaz malları, bankalarda bulunan mevduatlarının ihtiyaten haczine, taşınmaz ve mevduatları üzerinde tasarrufta bulunmalarının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 100.000'er Euro ana para ve taahhüt edilen asgari portföy getirisi oranı % 22 üzerinden 25.666,-'er Euro olmak üzere toplam 125.666'er Euro'nun geri ödeme tarihi olan 02/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek libor+5 p.a faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkilleri ...
ile ... firmalarına, 200.000,-'er Euro ana para ve taahhüt edilen asgari portföy getirisi oranı % 22 üzerinden 51.333,-'er Euro olmak üzere toplam 251.333'er Euro'nun geri ödeme tarihi olan 02/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek libor+5 p.a faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkilleri ..., ... ve ...'a ödenmesine, kredi sözleşmelerinin davalı şirketi hukuken borçlandıran belgeler olmadığının tespiti halinde ise 100.000 Euro'nun müvekkili Longmill Reality Limited. 100.000 Euro'nun müvekkili ..., 200.000 Euro'nun müvekkili ..., 200.000 Euro'nun müvekkili ..., 200.000 Euro'nun müvekkili ...'a temerrüt ihtarnamelerinin davalılara tebliğ edildiği 01/04/2011 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek ilgili para birimine bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada, asıl davadaki gerekçelerle müvekkili tarafından davalıya ödenen 100.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek ilgili para birimine bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in talebinin kabulü ile 100.000 Euro'nun, davacı ...'in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı ...'in talebinin kabulü ile 200.000 Euro'nun, davacı ... 'un talebinin kısmen kabulü ile 99.925 Euro'nun, davacı ...'un talebinin kabulü ile 200.000 Euro'nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davada davanın kısmen kabulüne, davacı ...
Blanga'nın talebinin kısmen kabulü ile 99.990.-Euro'nun birleşen dava tarihi olan 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 24/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547683700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz