Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1662 E. 2019/7226 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pilot dava↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ adil yargılanma hakkı↗ sözlü yargılama↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ ön inceleme aşaması↗ tahkikat↗ yokluk↗ kusur sorumluluğu↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ kısıtlılık↗ taşıma sözleşmesi↗ yetki↗ terkin↗ kusur↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalı şirkete ait uçağın Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçağın indirildiği, pilotların inişten sonra kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kalması sebebiyle bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı terk etmelerinin mümkün olduğu, sorumlu kaptan pilotun TSHK'nın 100. maddesinin kendisine tanıdığı yetki uyarınca ikinci pilot ile birlikte uçağı terk etmelerinin, hava korsanları tarafından uçağın silah zoruyla başka bir yere sevkini engellemek amacına matuf olduğu, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında uçağın kaçırılması halinde pilotların uçağı terk ederken ne şekilde bırakmaları gerektiği yönünde bir düzenlenmenin bulunmadığı, pilotların uçağın hava korsanları tarafından kullanılmasını engellemek maksadı ile motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle TSHK'nın 104. maddesine aykırı hareket ettikleri, bu eylemleri nedeniyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir.
Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 04/10/2017 tarihli celsede, talimat cevabının geldiği, raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı yazılı beyanda bulundukları hususları tespit edildikten sonra taraf vekillerine söz hakkı verilmiş, davacılar vekili itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmasını istemiş, davalı vekili ise davanın reddini talep ettiğini ifade etmiştir. Mahkemece, bu beyanların ardından, davacılar vekilinin talepleri hakkında bir karar verilmeksizin, tahkikat aşamasının bittiği tefhim edilmeden, sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3337 E. 2019/4793 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6852 E. 2023/7746 K.
Ortak:pilot dava · sözlü yargılama · tahkikat · taşıma sözleşmesi · terkin · kusur · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalı şirkete ait uçağın Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, «pilotlar» tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçağın indirildiği, pilotların inişten sonra kabin camlarını açarak uçağı «terk» ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kalması sebebiyle bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı terk etmelerinin mümkün olduğu, sorumlu kaptan pilotun TSHK'nın 100. maddesinin kendisine tanıdığı «yetki» uyarınca ikinci pilot ile birlikte uçağı terk etmelerinin, hava korsanları tarafından uçağın silah zoruyla başka bir yere sevkini engellemek amacına matuf olduğu, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında uçağın kaçırılması halinde pilotların uçağı terk ederken ne şekilde bırakmaları gerektiği yönünde bir düzenlenmenin bulunmadığı, pilotların uçağın hava korsanları tarafından kullanılmasını engellemek maksadı ile motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle TSHK'nın 104. maddesine aykırı hareket ettikleri, bu eylemleri nedeniyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu beyanların ardından, davacılar vekilinin talepleri hakkında bir karar verilmeksizin, «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden, «sözlü yargılamaya» geçildiği bildirilmeden ve taraflara «son» sözleri sorulmadan karar verilmiştir.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 14.11.2019 tarih, 2018/1662 E. ve 2019/7226 K. sayılı kararıyla, hükmün tefhim edildiği «son» celsede, davacılar vekili itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmasını istediği halde davacılar vekilinin talepleri hakkında bir karar verilmeksizin, «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden, «sözlü yargılamaya» geçildiği bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece 05.04.2017 tarih, 2016/517 E. ve 2017/636 K. sayılı kararı ile ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı «terk» etmelerinin mümkün olduğu, pilotların motorların çalışmasını sağlayan sistemi devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı, davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, karar davacıla …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı «terk» etmelerinin mümkün olduğu, pilotların motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı, davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · müktesep hak · taşıyan
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararı ile müvekkilleri lehine «müktesep hak» doğduğunu, alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, yeniden rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, pilotların uçağı yere indirdikten sonra kaçarak yolcuları kendi kaderine «terk» ettiğini, korku ve panik halinde açılan kapıdan atladıklarını, uçak personelinin yolcuların güvenliğini sağlama konusundaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalı «taşıyanın» yolculuk esnasında yolcuların güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı «taşıyanın sorumluluğu» hususundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10394 E. 2016/5178 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta mahkemece, 01.06.2015 tarihli celsede davalı vekilinin «mazereti» reddedildikten sonra «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · mazeret · çek iptali · zayi · çek · kesin hüküm
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2013/27934 sayılı takip dosyasıyla takibe konulduğu ve «zayii» olmadığının anlaşıldığı, «çek iptali» kararının maddi hukuk anlamında «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, bu durumda iptaline karar verilen çekin ortaya çıkmış olması sebebiyle iptal kararının iptalinin gerektiği gerekçesiyle dava konusu çekin «zayii nedeniyle iptaline» dair ......
1- Dava, «zayii» nedeniyle verilen «çek iptali» kararının iptali istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince «zayii nedeniyle iptaline» karar verildiği, ancak iptaline karar verilen çekin davacı tarafından İstanbul 18.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 01.06.2015 tarihli celsede davalı vekilinin «mazereti» reddedildikten sonra «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10013 E. 2016/747 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · kâr kaybı
Benzer bu kararda… nın çeklerinin yazılmış olduğu ve bu sebeple zarara uğradığı, hala bazı çeklerinin yazıldığına ilişkin bilgilerin ... kayıtlarında gözüktüğü, davacının maddi-manevi «kaybı» olduğu gerekçesiyle, davacının maddi zararının 270.947 TL olarak hesaplandığı ve taleple bağlı kalınarak 5.000 TL olarak kabulüne; davanın mahiyeti ve «hakkaniyet» ilkesine göre 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11454 E. 2016/3096 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · acente · acentelik · taşıyıcı · teslim
Benzer bu kararda… oru ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin taşımayı üstlendiği ve taşımanın davalı tarafça gerçekleştiğini gösterir taşıma belgesinin sunulmadığını, davalının «taşıyıcı» olduğunun, ispatına yarar belgenin bulunmadığı, davalının taşıyıcının bağlantılı olduğu ve taşıma işi sonunda yükün varış yerindeki gümrük ve «teslim» işlemlerini yerine getiren bu yönde hizmet sağlayan «acentelik» faaliyeti gösteren firma olduğu, dolayısıyla «acente» konumundaki firmanın herhangi bir taşıma rolü ve faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, sigortalıya yapılan ödemenin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1662 E. , 2019/7226 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05/04/2017 tarih ve 2016/517-2017/636 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12.11.2019 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 18/08/2007 tarihinde davalı şirkete ait uçakla Kıbrıs-İstanbul arasında yolculuk yaparken, uçağın iki hava korsanı tarafından kaçırıldığını, korsanların uçağı Antalya Hava Limanı'na indirdiklerini, inişten hemen sonra pilotların motoru durdurarak pilot kabini camlarını açarak yolculardan önce uçağı terk ettiklerini, yolcu kabininin uzun süre oksijensiz kalması ve aşırı sıcak nedeniyle yolcuların dehşet ve paniğe kapıldıklarını, bazı yolcuların acil çıkış kapılarını açmaları üzerine, aşağıya atlamak suretiyle canlarını kurtarmaya çalıştıklarını, tüm bunlar meydana gelirken uçuş ekibinin yolcuların güvenliğini almaya yönelik herhangi bir gayret göstermediklerini, uçağın arka kısmında oturan müvekkillerinden ...’in kurtulmak amacıyla arka kapıdan atlaması üzerine sol kalça kemiğinin kırıldığını, halen fizik tedavisinin sürmekte olduğunu, diğer müvekkili ...’in ise yaralanmamakla beraber olaydan psikolojik olarak etkilendiğini ileri sürerek ...
için 20.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi, Deniz Necatigil için ise 65.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle de davacı ... için maddi tazminat talebini 31.121,45 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, terör olayı nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacıların ağır kusurlu olduğunu, bir kısım yolcularla birlikte kendileri karar vererek arka kapıdan atladıklarını, oysaki teröristlerin yolcuları peyder pey bıraktığını, uçak kaçırma nedeniyle kimsenin zarar görmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalı şirkete ait uçağın Lefkoşe’den havalandıktan sonra iki hava korsanı tarafından kaçırıldığı, pilotlar tarafından yakıtın yetmeyeceği söylenerek, Antalya havaalanına uçağın indirildiği, pilotların inişten sonra kabin camlarını açarak uçağı terk ettikleri, uçakta kabin memurları ve yolcuların kaldığı, yerden emniyet güçlerinin müdahale çalışmaları sırasında uçağın havasız ve oksijensiz kalması sebebiyle bir kısım yolcuların panikle acil çıkış kapısını açarak yere atladıkları, davacılardan ...’in bu şekilde yaralandığı, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında pilotların uçağı terk etmelerinin mümkün olduğu, sorumlu kaptan pilotun TSHK'nın 100.
maddesinin kendisine tanıdığı yetki uyarınca ikinci pilot ile birlikte uçağı terk etmelerinin, hava korsanları tarafından uçağın silah zoruyla başka bir yere sevkini engellemek amacına matuf olduğu, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında uçağın kaçırılması halinde pilotların uçağı terk ederken ne şekilde bırakmaları gerektiği yönünde bir düzenlenmenin bulunmadığı, pilotların uçağın hava korsanları tarafından kullanılmasını engellemek maksadı ile motorların çalışmasını sağlayan APU'yu devre dışı bırakırken klima sistemini çalıştıran elektrik sistemini çalışır halde bırakmalarının teknik olarak mümkün olmadığı, davacıların uçağın arka kapısından atladıkları esnada uçağın ön kapısında bulunan kabin ekibinin yaşanan izdiham ve tehdit sebebiyle arka kapıya ulaşmalarının mümkün olmadığı, elektrik sistemi çalışmadığından tahliye kızağının ne şekilde açılacağı bilgisinin de uçak içi anons sistemi yardımıyla yolculara aktarılmadığı, davacıların güvenlik talimatlarına riayet etmeksizin ve herhangi bir talimat beklemeksizin açılan arka kapıdan kendi iradeleri ile atlamak suretiyle TSHK'nın 104.
maddesine aykırı hareket ettikleri, bu eylemleri nedeniyle zarara uğramalarında pilotlara ya da kabin ekibine atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir.
Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 04/10/2017 tarihli celsede, talimat cevabının geldiği, raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı yazılı beyanda bulundukları hususları tespit edildikten sonra taraf vekillerine söz hakkı verilmiş, davacılar vekili itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmasını istemiş, davalı vekili ise davanın reddini talep ettiğini ifade etmiştir. Mahkemece, bu beyanların ardından, davacılar vekilinin talepleri hakkında bir karar verilmeksizin, tahkikat aşamasının bittiği tefhim edilmeden, sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547382900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz