Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5521 E. 2019/6490 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal konvansiyonu↗ kişilik haklarının ihlali↗ geç teslim↗ haksız fiil sorumluluğu↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ kişilik hakları↗ kusur oranı↗ haksız eylem↗ illiyet bağı↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmeye aykırılık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ taşıma sözleşmesi↗ tbk 99↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ kusur↗ hasar↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından kaybedildiği belirtilen eşyaların, Montreal Konvansiyonu’nun 17/3. maddesiyle öngörülen 21 günlük sürede davacılara teslim edildiği, bu nedenle somut olayda kayıp bagaj tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı yanca, geç teslim edilen valizlerinin içinde bulunduğu iddia edilen giyim ve eşya gibi ihtiyaç maddelerinin ayrıca temin edildiğine dair bir delil ibraz edilemediği, bu nedenle maddi tazminat talebinin yerinde görülmediği; manevi zararın mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (TBK 58) maddesinin, "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir" hükmünü haiz olduğu, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması olduğu, somut olayda geç teslim durumunun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her sözleşmeye aykırılık hali manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Dava, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu’nun 19. maddesi, “Taşıyıcı; yolcuların, bagaj ve kargonun hava yoluyla taşınmasındaki gecikmelerde meydana gelen hasardan sorumludur.” hükmünü haizdir. Anılan hükümde, bagajın geç teslimi sebebiyle meydana gelen hasarlardan taşıyıcının sorumlu olduğu belirtilmişse de, uğranılan hasarın(zararın) manevi tazminatı da kapsayıp kapsamadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 6098 sayılı TBK’da da borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak 6098 sayılı TBK’nın 114/2. maddesi, “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır.” hükmünü haizdir. Anılan kanun hükmünün delaletiyle somut olaya uygulanması gereken, aynı kanunun “Kişilik Haklarının Zedelenmesi” başlıklı 58. maddesinde ise; “Kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için, davaya konu, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmesine vaki aykırılığın, “Kişilik Haklarının Zedelenmesi” başlığını taşıyan TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre manevi tazminatı gerektirip gerektirmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
TBK’nın 58. (818 sayılı BK, m. 49) maddeleri ile koruma altına alınan kişilik hakları, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru, sır alanı, mesleki itibarı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Görüldüğü üzere, TBK’nın 58. (818 sayılı TBK, m. 49) maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Burada kural olarak doğrudan doğruya zarar görme koşulu aranmaktadır. Ancak kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. TBK’nın 58. maddesi genel bir düzenleme olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır.
Öte yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate almalıdır. (HGK’nın 02.05.2019 gün, 2017/11-44 Esas-2019/508 Karar sayılı ilamı)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacıların, 4 gün sürecek Balkan Turu programına katılmak için davalı şirkete ait uçakla Gaziantep’ten Saraybosna’ya seyahat ettiği, uçağın, varış yeri olan Saraybosna’ya ulaşmasını takiben uçakla birlikte getirilmediği anlaşılan bagajların davacılara teslim edilemediği, bagajların tesliminin, ancak seyahatin 3. gününde gerçekleştiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki delillerden, davacıların seyahatin ilk 3 günü boyunca davalı şirkete ulaşıp bagajının akıbetini öğrenmek için yoğun emek ve mesai harcadıkları, bagajlarda, kronik hastalıkları olan davacılarca kullanılan ilaçların, fotoğraf makinalarının ve seyahat için gerekli diğer kişisel eşyalarının bulunduğu tespit edilmiştir. Bagajın geç teslimi sebebiyle, davacılarca planlan 4 günlük seyahatinin ilk 3 gününün valizlere ulaşamamanın verdiği stres ve sıkıntıyla geçtiği, davacıların kronik hastalıkları sebebiyle kullanmak zorunda oldukları ilaçlardan ve kişisel eşyalardan mahrum kaldıkları ve yine bagajlarda bulunan fotoğraf makinelerinden mahrum kalmaları sebebiyle de bir daha yaşanamayacak kişisel nitelikte anıları kayıt altına alamadıkları anlaşılmaktadır. Yukarıda zikredilen maddi vakıaların ise davacıların kişilik haklarını ihlal ettiği aşikardır. Bu nedenle, mahkemece, bu tür gezilerden beklenen amaç ve yukarıda bahsedilen hususlar dikkate alınarak, davacıların kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle TBK’nın 58. maddesinde belirtilen manevi tazminat koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile somut olayın özellikleri, kusurun ve zararın boyutu gözetilerek davacılar yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken aksi düşüncelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14406 E. 2014/3784 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · sözleşmeye aykırılık · taşıma sözleşmesi · teslim · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından kaybedildiği belirtilen eşyaların, Montreal Konvansiyonu’nun 17/3. maddesiyle öngörülen 21 günlük sürede davacılara «teslim» edildiği, bu nedenle somut olayda kayıp bagaj tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı yanca, «geç teslim» edilen valizlerinin içinde bulunduğu iddia edilen giyim ve eşya gibi ihtiyaç maddelerinin ayrıca temin edildiğine dair bir delil «ibraz» edilemediği, bu nedenle «maddi tazminat» talebinin yerinde görülmediği; manevi zararın mal varlığında bir azalmayı değil, «kişilik haklarına» vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (TBK 58) maddesinin, "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir" hükmünü haiz olduğu, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunması olduğu, somut olayda geç teslim durumunun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her «sözleşmeye aykırılık» hali manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, dav …
Yukarıda zikredilen maddi vakıaların ise davacıların «kişilik haklarını ihlal» ettiği aşikardır.
2-)Dava, hava yolu ile yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» hali tek başına manevi tazminatı gerektirmeyip ayrıca bu aykırılığın aynı zamanda «kişilik haklarına» yönelik bir saldırı da teşkil etmesi gerekir.
Ancak, sadece bagajdaki bir kısım eşyanın «kaybı» nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği söylenemeyeceğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken istemin kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… , davacının Amerika'dan İstanbul'a davalı şirkete ait uçakla uçtuğu, bagajının gelmediğini anlayınca kayıp bagaj beyanında bulunduğu, daha sonra bagajının kendisine «teslim» edildiği, ancak teslim edilen valizlerden bir kısım eşyaların çıkmadığı, bu eşyalar nedeniyle davacının 1.329,73 USD zararının doğduğu, davalının önce bagajı kaybetmesi, ardından bulunan ve davacıya teslim edilen bagajın içindeki bir kısım eşyaların bulunmaması gözetildiğinde Varşova Konvansiyonu'nda düzenlenen «sınırlı sorumluluk» ilkesinden davalının yararlanamayacağı, diğer bir deyişle davalının, davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu, ayrıca «bagaj kaybı» nedeniyle davacının getirdiği hediyeleri akraba ve tanıdıklarına veremediği, bu nedenle üzüntü yaşadığı ve BK'nın 49. maddesinde öngörülen şartların oluştuğu gerek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bagaj kaybı · sınırlı sorumluluk · kâr kaybı
Benzer bu kararda… , davacının Amerika'dan İstanbul'a davalı şirkete ait uçakla uçtuğu, bagajının gelmediğini anlayınca kayıp bagaj beyanında bulunduğu, daha sonra bagajının kendisine «teslim» edildiği, ancak teslim edilen valizlerden bir kısım eşyaların çıkmadığı, bu eşyalar nedeniyle davacının 1.329,73 USD zararının doğduğu, davalının önce bagajı kaybetmesi, ardından bulunan ve davacıya teslim edilen bagajın içindeki bir kısım eşyaların bulunmaması gözetildiğinde Varşova Konvansiyonu'nda düzenlenen «sınırlı sorumluluk» ilkesinden davalının yararlanamayacağı, diğer bir deyişle davalının, davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu, ayrıca «bagaj kaybı» nedeniyle davacının getirdiği hediyeleri akraba ve tanıdıklarına veremediği, bu nedenle üzüntü yaşadığı ve BK'nın 49. maddesinde öngörülen şartların oluştuğu gerek …
Ancak, sadece bagajdaki bir kısım eşyanın «kaybı» nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği söylenemeyeceğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken istemin kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4381 E. 2013/4125 K.
Ortak:geç teslim · kişilik hakları · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · hasar · teslim · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından kaybedildiği belirtilen eşyaların, Montreal Konvansiyonu’nun 17/3. maddesiyle öngörülen 21 günlük sürede davacılara «teslim» edildiği, bu nedenle somut olayda kayıp bagaj tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı yanca, «geç teslim» edilen valizlerinin içinde bulunduğu iddia edilen giyim ve eşya gibi ihtiyaç maddelerinin ayrıca temin edildiğine dair bir delil «ibraz» edilemediği, bu nedenle «maddi tazminat» talebinin yerinde görülmediği; manevi zararın mal varlığında bir azalmayı değil, «kişilik haklarına» vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (TBK 58) maddesinin, "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir" hükmünü haiz olduğu, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunması olduğu, somut olayda geç teslim durumunun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her «sözleşmeye aykırılık» hali manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, dav …
Anılan hükümde, bagajın «geç teslimi» sebebiyle meydana gelen hasarlardan «taşıyıcının sorumlu» olduğu belirtilmişse de, uğranılan «hasarın»(zararın) manevi tazminatı da kapsayıp kapsamadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bagajın «geç teslimi» sebebiyle, davacılarca planlan 4 günlük seyahatinin ilk 3 gününün valizlere ulaşamamanın verdiği stres ve sıkıntıyla geçtiği, davacıların kronik hastalıkları sebebiyle kullanmak zorunda oldukları ilaçlardan ve kişisel eşyalardan «mahrum» kaldıkları ve yine bagajlarda bulunan fotoğraf makinelerinden mahrum kalmaları sebebiyle de bir daha yaşanamayacak kişisel nitelikte anıları kayıt altına alamadıkları anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaAncak, hava «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan gecikme ve «hasarlarda» manevi tazminata hükmedilmesi için «geç teslim» veya hasarın, M.K.
Somut olayda, davacının, «geç teslim» edilen eşyaları ile ilgili ileri sürdüğü sebepler «maddi tazminata» konu edilebilecek nitelikte olup, MK 24.maddesi ve BK 49. maddesi anlamında davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, gerek Varşova Konvansiyonu'nda ve gerekse Montreal Sözleşmesi'nde bagajın «geç teslimi» halinde yolcunun manevi zararlarının da tazmin edilebileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, ancak öğretide ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik kar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı
Benzer bu karardaMaddesi anlamında davacının «kişilik haklarına saldırı» oluşturur nitelikte olması gereklidir.
Somut olayda, davacının, «geç teslim» edilen eşyaları ile ilgili ileri sürdüğü sebepler «maddi tazminata» konu edilebilecek nitelikte olup, MK 24.maddesi ve BK 49. maddesi anlamında davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Hava taşıması zararı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12049 E. 2014/19118 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · taşıyıcının sorumluluğu · kişilik hakları · taşıyıcı · maddi tazminat · hasar
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından kaybedildiği belirtilen eşyaların, Montreal Konvansiyonu’nun 17/3. maddesiyle öngörülen 21 günlük sürede davacılara «teslim» edildiği, bu nedenle somut olayda kayıp bagaj tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı yanca, «geç teslim» edilen valizlerinin içinde bulunduğu iddia edilen giyim ve eşya gibi ihtiyaç maddelerinin ayrıca temin edildiğine dair bir delil «ibraz» edilemediği, bu nedenle «maddi tazminat» talebinin yerinde görülmediği; manevi zararın mal varlığında bir azalmayı değil, «kişilik haklarına» vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (TBK 58) maddesinin, "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir" hükmünü haiz olduğu, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunması olduğu, somut olayda geç teslim durumunun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her «sözleşmeye aykırılık» hali manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, dav …
Anılan hükümde, bagajın «geç teslimi» sebebiyle meydana gelen hasarlardan «taşıyıcının sorumlu» olduğu belirtilmişse de, uğranılan «hasarın»(zararın) manevi tazminatı da kapsayıp kapsamadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Yukarıda zikredilen maddi vakıaların ise davacıların «kişilik haklarını ihlal» ettiği aşikardır.
Benzer bu kararda… yle uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu'nu hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, davacının bagajının kaybolmasından anılan Konvansiyon'un 19. maddesi uyarınca davalı «taşıyıcının sorumlu» bulunduğu, bu sorumluluğun aynı Konvansiyon'un 22-b maddesi gereğince sınırlı olduğu, davalının dosyaya sunduğu kayıp bagaj formunda, kayıp için ödenecek tutarın 1.131 SDR olarak belirlendiği, diğer bir deyişle davalının, sorumluluğunun üst sınırı üzerinden davacı için tazminat tahakkuk ettirdiği, dolayısıyla davacının bu miktarda «maddi tazminat» talep edebileceği, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.905,56 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davaya konu «bagaj kaybı», 26.03.2011 tarihinden önce gerçekleştiğinden somut olaya uygulanması gerekli Varşova Konvansiyonu'nun 4 nolu Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması yada «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluk» olup bu durumda yolcunun bagaj kaybı nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle bu sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınıra kadar tazminata …
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın (alacaklının) «kişilik haklarını ihlal» ederek bu tarz bir zarara yol açmış olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıyıcısının sorumluluğu · bagaj kaybı · hava taşıması · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · gerçek zarar · malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı
Benzer bu karardaDavaya konu «bagaj kaybı», 26.03.2011 tarihinden önce gerçekleştiğinden somut olaya uygulanması gerekli Varşova Konvansiyonu'nun 4 nolu Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması yada «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluk» olup bu durumda yolcunun bagaj kaybı nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle bu sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınıra kadar tazminata …
Somut olayda mahkemece, «bagajın kaybı» nedeniyle oluşan «gerçek zarar» tespit edilmeden doğrudan doğruya sorumluluğun üst sınırına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yapılan açıklamalar nazara alınarak somut olayda, «bagajın kaybı» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiği sonucuna varılamayacağı ve bu nedenle manevi tazminatın koşulları oluşmadığı halde davacı lehine yerinde olmayan gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
2- Dava, «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5521 E. , 2019/6490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesince verilen 06/12/2017 tarih ve 2016/507-2017/1066 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin, bir tur şirketi tarafından düzenlenen Balkan ülkeleri turuna katılmak için davalı şirketten uçak bileti satın aldıklarını, uçak, varış yeri olan Saraybosna’ya ulaştığında valizlerinin bulunamadığını, valizlerin 4 günlük tatilin 3. gününde uzun uğraşlar sonucunda müvekkillerine teslim edildiğini, müvekkillerinin bagajın geç teslimi sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, belirsiz olan maddi tazminat alacağının asgari 2.500,00 TL’lik kısmının ve 12.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından kaybedildiği belirtilen eşyaların, Montreal Konvansiyonu’nun 17/3. maddesiyle öngörülen 21 günlük sürede davacılara teslim edildiği, bu nedenle somut olayda kayıp bagaj tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı yanca, geç teslim edilen valizlerinin içinde bulunduğu iddia edilen giyim ve eşya gibi ihtiyaç maddelerinin ayrıca temin edildiğine dair bir delil ibraz edilemediği, bu nedenle maddi tazminat talebinin yerinde görülmediği; manevi zararın mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49.
(TBK 58) maddesinin, "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir" hükmünü haiz olduğu, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması olduğu, somut olayda geç teslim durumunun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her sözleşmeye aykırılık hali manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Dava, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu’nun 19. maddesi, “Taşıyıcı; yolcuların, bagaj ve kargonun hava yoluyla taşınmasındaki gecikmelerde meydana gelen hasardan sorumludur.” hükmünü haizdir. Anılan hükümde, bagajın geç teslimi sebebiyle meydana gelen hasarlardan taşıyıcının sorumlu olduğu belirtilmişse de, uğranılan hasarın(zararın) manevi tazminatı da kapsayıp kapsamadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Keza, 6098 sayılı TBK’da da borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak 6098 sayılı TBK’nın 114/2. maddesi, “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır.” hükmünü haizdir.
Anılan kanun hükmünün delaletiyle somut olaya uygulanması gereken, aynı kanunun “Kişilik Haklarının Zedelenmesi” başlıklı 58. maddesinde ise; “Kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için, davaya konu, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmesine vaki aykırılığın, “Kişilik Haklarının Zedelenmesi” başlığını taşıyan TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre manevi tazminatı gerektirip gerektirmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
TBK’nın 58. (818 sayılı BK, m.
49) maddeleri ile koruma altına alınan kişilik hakları, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru, sır alanı, mesleki itibarı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Görüldüğü üzere, TBK’nın 58. (818 sayılı TBK, m.
49) maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Burada kural olarak doğrudan doğruya zarar görme koşulu aranmaktadır. Ancak kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. TBK’nın 58. maddesi genel bir düzenleme olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır.
Öte yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate almalıdır. (HGK’nın 02.05.2019 gün, 2017/11-44 Esas-2019/508 Karar sayılı ilamı)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacıların, 4 gün sürecek Balkan Turu programına katılmak için davalı şirkete ait uçakla Gaziantep’ten Saraybosna’ya seyahat ettiği, uçağın, varış yeri olan Saraybosna’ya ulaşmasını takiben uçakla birlikte getirilmediği anlaşılan bagajların davacılara teslim edilemediği, bagajların tesliminin, ancak seyahatin 3. gününde gerçekleştiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki delillerden, davacıların seyahatin ilk 3 günü boyunca davalı şirkete ulaşıp bagajının akıbetini öğrenmek için yoğun emek ve mesai harcadıkları, bagajlarda, kronik hastalıkları olan davacılarca kullanılan ilaçların, fotoğraf makinalarının ve seyahat için gerekli diğer kişisel eşyalarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Bagajın geç teslimi sebebiyle, davacılarca planlan 4 günlük seyahatinin ilk 3 gününün valizlere ulaşamamanın verdiği stres ve sıkıntıyla geçtiği, davacıların kronik hastalıkları sebebiyle kullanmak zorunda oldukları ilaçlardan ve kişisel eşyalardan mahrum kaldıkları ve yine bagajlarda bulunan fotoğraf makinelerinden mahrum kalmaları sebebiyle de bir daha yaşanamayacak kişisel nitelikte anıları kayıt altına alamadıkları anlaşılmaktadır. Yukarıda zikredilen maddi vakıaların ise davacıların kişilik haklarını ihlal ettiği aşikardır. Bu nedenle, mahkemece, bu tür gezilerden beklenen amaç ve yukarıda bahsedilen hususlar dikkate alınarak, davacıların kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle TBK’nın 58.
maddesinde belirtilen manevi tazminat koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile somut olayın özellikleri, kusurun ve zararın boyutu gözetilerek davacılar yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken aksi düşüncelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/545783300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz