Ortağın dolaylı zarara dayalı tazminat talebinde aktif husumet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2053 E. 2024/932 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Şirket Ortağının Maddi-Manevi Tazminat İstemi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Şirket yöneticisinin usulsüz işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğratılması durumunda oluşan zarar şirketin doğrudan zararı niteliğinde olup, ortak ancak TTK 555 uyarınca tazminatın şirkete ödenmesi talebiyle dava açabilir; zararın kendisine ödenmesini talep eden ortağın bu talep yönünden aktif dava ehliyeti bulunmaz. Ancak ortağın, aynı olaylar nedeniyle bizzat kendi kişilik haklarının ihlal edildiğine dayanarak talep ettiği manevi tazminat, şirketin dolaylı zararından ayrı bir hukuki temele (TMK 24, TBK 58) dayandığından, bu talep yönünden ortağın aktif husumet ehliyeti mevcuttur ve manevi tazminat talebi şirket zararına ilişkin aktif husumet yokluğu gerekçesiyle reddedilemez.
Ele alınan sorunlar
Maddi tazminat talebinde aktif husumet ehliyeti (dolaylı zarar) → ret
İddia: Davacı vekili, şirket bilançolarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin kar payı ve sermaye payı zararının usulsüz işlemler nedeniyle oluştuğunu, bunun doğrudan zarar niteliğinde olduğunu ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri, kusurlarıyla yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerinde oluşan zararlardan ortaklığa, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur. TTK 553-555 gereğince şirket alacaklıları ve pay sahipleri yöneticiler hakkında sorumluluk davası açabilir; ancak yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan davranışları ortaklığın doğrudan zararı niteliğindedir ve bu, ortaklar/alacaklılar yönünden ancak dolaylı zarar sonucu doğurur. Ortak veya alacaklının kendi adına istemde bulunabilmesinin koşulu, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Davacının ileri sürdüğü tüm zarar iddiaları şirketin usulsüz işlemlerle zarara uğratıldığına dayandığından, bu zarar şirketin doğrudan zararı niteliğindedir; ortak ancak tazminatın şirkete verilmesi talebiyle dava açabilir (TTK 555). Davacının zararın kendisine ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26(1) taleple bağlılık kuralı gereği, aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Manevi tazminat talebinde aktif husumet ehliyeti (kişilik hakkı ihlali) → kabul
İddia: Davacı vekili, manevi tazminat talebinin şirketin uğradığı zarara ilişkin olmayıp, imzasının taklit edilmesi, usulsüz harcamalar yapılıp şirket adına borç çıkartılarak kendisine yükletilmesi gibi eylemler nedeniyle bizzat duyduğu üzüntü ve strese, kişilik haklarının zedelenmesine dayandığını, bu nedenle ilk derece mahkemesinin manevi tazminat talebini de aktif husumet yokluğu gerekçesiyle reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TMK 24 uyarınca kişilik hakkına saldırıya uğrayan kimse hakimden korunma isteyebilir; TBK 58/1 uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, manevi tazminat adı altında para ödenmesini isteyebilir. Davacı manevi tazminat istemini davalıların haksız fiiline ve kişilik haklarının ihlaline dayandırmıştır; bu nitelikteki bir talepte bulunmaya davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. TTK 553'e dayalı olarak aktif husumet ehliyeti yokluğu gerekçesiyle davanın manevi tazminat yönünden de tümüyle reddedilmesi yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket ortağının, yöneticinin/ortağın usulsüz işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı maddi tazminat talebi ile aynı olaylar nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat talebinin aktif husumet ehliyeti yönünden farklı sonuçlara bağlanması gerektiği yönünden emsal niteliktedir; ancak bölgesel BAM kararı olarak ikna edici, bağlayıcı olmayan bir emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Ortağın şirket zararına dayalı maddi tazminat talebinde zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerektiği; dolaylı zarar hallerinde tazminatın ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceği ve ortağın kendi adına talepte bulunmasının aktif husumet ehliyeti yokluğu sonucunu doğurduğu; buna karşılık kişilik hakkı ihlaline dayalı manevi tazminat talebinde ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunduğu
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ dolaylı zarar↗ doğrudan zarar↗ şirket zararı↗ kişilik hakkı ihlali↗ manevi tazminat↗ taleple bağlılık ilkesi↗ sorumluluk davası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2053
KARAR NO 2024/932
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/05/2023
NUMARASI 2022/355 Esas - 2023/362 Karar
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Aktif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Davalılar ile müvekkilinin ...Ltd Şti ünvanlı şirkette müvekkilinin 08.12.2017 tarihinde şirkete ortak olduğunu, davalı ...'ın 24.10.2017-06.09.2021 tarihleri arasında şirketin yetkili müdürü olduğunu, diğer davalının ise ortak olduğu, davalıların 2021 yılı içinde paylarını ...’a devrederek ortaklıktan ayrıldıklarını,eski ortaklar tarafından usulsüz işlem yapıldığını ve maddi zararların oluştuğu tespit edildiğini, psikolojik olarak yıpranmasına sebep olduklarını, müvekkilinin özellikle de katılmadığı müvekkilinin bilgisi dışında yapılan toplantıların yönetim kurulu toplantılarında müvekkilinin imzası taklit edildiğini, gelir elde etme amacıyla girdiği ticari işletmede karşısına sürekli borçlar çıkartıldığını ve en sonda da ortağı olduğu şirketin müşterilerinin büyük bir kısmı da yine bizzat davalılar tarafından başkaca bir şirkete kaydırılarak müşteri kaybı yaşanması sebebiyle şirketin tasfiye sürecine girmesi zorunluluğu doğduğunu, bu sürecin müvekkilini oldukça yıprattığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000- TL kazanç kaybı,rekabet yasağına aykırı davrandıklarından şimdilik 1.000-TL maddi tazminat ile şirket ortaklığı ve sonrasında yürüttükleri faaliyetler sebebiyle müvekkilinin uğradığı psikolojik yıkım sebebiyle 20.000- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili;davacının, 16.11.2017 tarihinde müvekkili ...'ın 5.600 payından, 1.600 payını devraldığını, davacının sermaye payını ödemediğini ,davalı ...'ın şirketin yetkilisi olmadığını, müvekkillerinin 18.08.2021 ve 05.10.2021 tarihli genel kurullarda alınan kararlarla, şirketteki paylarının tamamını ...'a devrettiğini; böylece ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, müvekkili ...'ın, şirketin kuruluşunda şirketin tek müdürü olarak yetkilendirildiğini, mesleğinin aşçılık olduğunu,şirketin yemeklerini, müşterilere yemek dağıtımını, şoförlüğünü ve benzeri bütün işlerini yaptığını,şirketin gerçek ortağının davacının eşi ... olduğunu, kendisinin Ümraniye Vergi Dairesinde şef/memur olarak çalıştığını,memur olması nedeniyle eşinin ortak olduğunu, müvekkilinin davacıya devrettiği paylarının bedelini talep ettiğini, davacı ...'ın, dolaylı zararın, şirket yerine kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu kapsamda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini,haksız rekabet nedeniyle tazminat talep hakkının yalnızca şirketin kendisine ait olduğunu,davacı veya başka birinin yerine imza atılmadığını, eylem bir iftira niteliğinde olduğunu, şirketin nakit parasının olmaması nedeniyle, müvekkili şirketin ihtiyaç duyduğu finansı kendi kredi kartından çekerek giderdiğini, şirketin nakit parası olmadığından, şirketin borçlanmaması amacıyla ileri vadeli çeklerin bozdurulduğunu,müvekilleri şirketten ayrıldıklarında, ortalama 1.300 kişilik yemek çıkarılabildiğini, ancak müvekkillerinin paylarını devralarak şirketin ortağı ve yetkili temsilcisi olan ...'ın bu işi beceremediği düşünüldüğünü, manevi tazminat ödenmesi gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığını belirterek davanın öncelikle dava şartı yokluğundan, aksi halde esastan , davacının bütün taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının davalı ...'ın yetkili müdür olarak diğer davalının şirket ortağı sıfatıyla şirketin ticari faaliyetlerine katıldıkları öne sürülerek bu sıfatla yaptıkları usulsüz işlemlerle şirketi maddi zararlara uğrattıkları iddiasına dayanıldığı, davalıların şirketin içini boşaltarak şirketi borca batık bir şekilde davacıya ve hisse devri sonrası yeni ortak konumu kazanan dava dışı ...'a bırakıldığı şeklinde özetlendiği ve bu eylemlere bağlı olarak bizatihi davacı için maddi ve manevi tazminat talep edildiği, davacı 6102 TTK'nın 555/1 maddesinde aynen ''şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir" hükmü düzenlendiği, HMK'nın 31.
maddesine göre davayı aydınlatma ödevi kapsamında sorulduğu halde, davacı vekili tarafından talebin doğrudan davacı adına olduğu imzalı beyanıyla bir kez daha teyit edildiğini, davacının dava dilekçesi içeriğinde öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarının dolaylı zarar niteliğinde olduğunu, hükmedilecek tazminatın ancak doğrudan şirkete ödenmesini talep edebileceği tespit ve tayin edilmekle; HMK'nin 26/1 maddesinde yer bulan taleple bağlılık ilkesi nazarında işbu davada davacının, aktif husumet ehliyetinin (davacı sıfatının) olmadığı sonuç ve kanaati hasıl olduğu, Binaenaleyh; davacının davada, aktif husumet ehliyeti bulunmadığından; davanın esastan reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11.HD.
11. 10.2022 T.2021/4013 E.2022/7613 K.)
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili;şirket bilançolarının gerçek durumu yansıtmadığını, müvekkilin kar payı zararı oluştuğu gibi şirkete koyduğu sermaye payının da usulsüz işlemler nedeniyle ortadan kaybolduğunu, müvekkilinin doğrudan zararı oluştuğunu, şirket karar defterlerinde müvekkili yerine imzalar atılarak kararlar alındığını, manevi tazminat talebinin de taraf sıfatı yönünden reddine karar verildiğini, maddi tazminata yönelik ret gerekçesini de kabul etmemekle birlikte, müvekkilinin, ortağı olduğu şirket adına manevi tazminat talep etmesi mümkün olmadığını; davalıların yaptığı usulsüzlüklerin müvekkilinin psikolojik olarak yıpranmasına sebep olduğunu, özellikle de katılmadığı (müvekkilin bilgisi dışında yapılan toplantılar) yönetim kurulu toplantılarında müvekkilinin imzası taklit edildiğini, gelir elde etme amacıyla girdiği ticari işletmede karşısına sürekli borçlar çıkartıldığını ve en sonda da ortağı olduğu şirketin müşterilerinin büyük bir kısmı da yine bizzat davalılar tarafından başka şirkete kaydırıldığından şirketin tasfiye sürecine girdiğini, bu sürecin müvekkilini oldukça yıprattığını, bu sebeple kişilik hakları saldırıya uğrayan müvekkili için manevi tazminat talep edildiğini, manevi tazminat talebinin müvekkilinin ortağı olduğu şirketin uğradığı zarara ilişkin olmayıp, müvekkilinin söz konusu olaylardan dolayı duyduğu üzüntü ve stresten kaynaklandığını,müvekkilinin imzasının taklit edilmesi, davalılar tarafından usulsüz harcamalar yapılarak ve şirket gelirlerinin şahsi hesaplarına atılması suretiyle şirket adına borç çıkartıp bunun müvekkiline yükletilmesi gibi durumlar müvekkilinin kullanılmış olduğunu göstermekle saygınlığına zarar verdiğini, TBK nın 58.
Maddesinde, ‘’Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.’’ denildiğini, manevi tazminata ilişkin taleplerin müvekkilinin doğrudan gördüğü zararla ilgili olup Mahkemece bu husus değerlendirilmeden ve bu yöndeki delillerimiz incelenip araştırılmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirket ortağı tarafında davalılar limited şirket müdürü ve ortağının sorumluluğu kapsamında oluştuğu ileri sürülen şirket zararının davalılardan tazminine yönelik maddi , manevi tazminat istemine ilişkindir. TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin kötü yönetimi nedeniyle zarara uğratılması iddiaları şirketin doğrudan zararı niteliğinde olduğundan şirket ortaklarının veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Davacılar tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları şirketin zarara uğratıldığı, usulsüz işlemler yapıldığı iddiasına dayalıdır.
Oysa davacı, gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse rekabet yasağının ihlali nedeniyle zararın kendisine ödenmesi istemiyle işbu davayı açmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 555.maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26(1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de ;şirket ortaklarının usulsüz işlemler yaparak kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir” hükmündeki TMK’nın 24. maddesi ile “kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir” hükmündeki TBK’nın 58. maddesinin 1. bendinde kişilik hakkı ihlal edilen kimseye dava açma hakkı tanınmıştır. Davacı manevi tazminat istemini davalıların haksız fiiline dayandırmış olup, kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri süren davacının işbu talepte bulunmaya aktif husumet ehliyeti bulunduğu halde, TTK nın 553.maddesine dayalı olarak aktif husumet ehliyetinden yokluğundan davanın tümüyle reddine karar verilmesi yerinde bulunmamış, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olduğundan kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek manevi tazminata ilişkin talebi değerlendirilmek üzere kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2023 Tarih 2022/355 Esas - 2023/362 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/06/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/54167 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi