6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Navlun faturasındaki vade farkı kaydına itiraz edilmemesi kabul sayılmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/810 E. 2025/898 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Navlun faturalarında yer alan ve vadesinde ödenmeyen bedeller için vade farkı uygulanacağına ilişkin kayda karşı tarafça itiraz edilmemesi, TTK 23/2 anlamında faturanın kesinleşmesi sonucunu doğurur; ancak taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair açık bir sözleşme hükmü veya bu yönde ticari teamül bulunmadıkça, salt faturaya itiraz edilmemiş olması vade farkı talebine hak vermez. Ayrıca muaccel hale gelen alacak için ifa tarihi belirlenmemişse borçlunun temerrüdü ancak alacaklının ihtarıyla gerçekleşir; ihtar yapılmadan takip öncesi işlemiş faiz talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Vade farkı alacağının fatura kaydına itiraz edilmemiş olmasından doğup doğmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, vade farkının sözleşmede açık hüküm bulunmasa da ticari teamül sonucu talep edilebileceğini, davalının kabul ettiği faturalarda vadesinde ödenmeyen bedeller için aylık %2 vade farkı taahhuk edileceği ibaresi bulunduğunu, taşımacılık sektöründe bu yönde teamül bulunduğunu ileri sürerek redde ilişkin kısmın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Yargıtay İBBGK'nın 2001/1, 2003/1 karar sayılı, 27.06.2003 tarihli kararına göre vade farkı yasal düzenlemelerle tanımlanmış bir kavram değildir. Fatura, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK 23/2 uyarınca süresinde itiraz edilmemesi halinde kabul edilmiş sayılan içerik ancak satılan malın cinsi, adedi, türü, bedeli gibi olağan hususlara ilişkin olabilir; faturada yer alan vade farkı kaydına itiraz edilmemesi, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususun da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydı faturanın zorunlu içeriğinde olmadığından, yasal sürede itiraz edilmediği için kabul edilmiş sayılması ağır bir sonuç doğurur; fatura sözleşme olmadığı gibi faturaya itiraz edilmemesi de ona sözleşme niteliği vermez. Faturaya itiraz edilmemesi sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurur, vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez. Somut olayda taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerde/ticari ilişkide bu yönde bir teamül bulunmadığı, bilirkişi incelemesi sonucu taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediğinin belirlendiği anlaşıldığından, vade farkı istemi bakımından ret kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip öncesi işlemiş faiz alacağı talebi → ret

Gerekçe: Fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. TBK 117 uyarınca, muaccel bir alacakta borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse borçlu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davalı, icra takibi öncesinde usulüne uygun olarak ihtarla temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddi yerindedir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Navlun/satım faturalarına konulan vade farkı kaydına süresinde itiraz edilmemesinin, sözleşmede açık hüküm veya teamül bulunmadıkça vade farkı talebine hak vermeyeceği yönündeki değerlendirme, Yargıtay İBBGK içtihadına dayanılarak kurulmuş özgün bir gerekçedir ve benzer taşıma/satım faturası uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vade farkı TTK 23/2 itiraz karinesi temerrüt muacceliyet icra inkar tazminatı ticari teamül

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1TTK 23/2TTK 18/3 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 117

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/810

KARAR NO 2025/898

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/07/2020

NUMARASI 2018/416 Esas - 2020/439 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkil taşıyan firmanın birçok kereler karayolu taşıma ile yurtdışına emtia gönderdiğini, sadece bir adet faturada kısmi ödeme yapıldığını, diğer navlun bedellerinin kabul edilmesine rağmen ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını fakat davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, belirterek 41.149,24 Euro tutarlı takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilin icra takibine konu borç kadar davacıya borcu bulunmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, takipte henüz ödeme vadesi gelmemiş fatura alacakları nedeniyle de faiz hesaplandığını, belirlenen yıllık %2,40 faiz oranının fahiş olduğunu, anılan nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında yer aldığını, davacı tarafın alacağa dayanak faturalara konu hizmeti karine olarak yerine getirdiğinin kabulünün gerekeceğini, icra takibine konu edilen faturalar arasında yer alan vade farkı faturasına ilişkin alacak talebinde bulunulabilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde hüküm bulunması ya da 2'den fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmesi gerektiğini, ancak somut olay bakımından her iki durum bakımından aranan şartların gerçekleşmediğini, bununla birlikte her ne kadar davacı tarafça takip öncesi işlemiş faiz alacağı talebinde bulunulmuşsa da TTK nın 18/3 maddesine göre usulüne uygun olarak davalı tarafın ihtar ile temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla;

davacı tarafın 4.245,88- euro vade farkı alacağı ve takip öncesi işlemiş faiz alacağı taleplerinin reddi ile davanın 36.346,29- euro asıl alacak bakımından kabulüne, alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Davacı vekili; vade farkı, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabileceğini, vade farkının talep edilebilmesi için; taraflar arasında bir fatura verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmalı, bu ticari ilişkiye konu bedelin peşin veya belli bir tarihte ödenmesi kararlaştırıldığı halde, bedel vadesinde ödenmemiş olmalı, vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunmalı veya vade farkı uygulamasının teamül haline gelmesi gerektiğini, davalının kabul ettiği ticari fatura üzerinde açıkça; ''vadesinde ödenmeyen faturalar için, fatura tarihinden itibaren başlamak üzere %2 aylık vade farkı taahhuk edilir'' ibaresi bulunduğunu, taşımacılık sektöründe navlun faturasının, vadesinde ödenmemesi halinde vade farkı faturası kesildiği/kesileceği teamülü açıkça bulunduğunu ileri sürerek kararın redde ilişkin kısımlarının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı tarafça cari hesap bakiyesi ile vade farkı alacağının tahsili için 36.346,29 euro navlun bedelinden kaynaklanan asıl alacak olmak üzere toplam 41.149,24 Euro alacak için ilamsız takip yapılmıştır.Mahkemece verilen karar ile navlun bedelinden kaynaklanan alacak bakımından kabul kararı verilip taraflarca istinaf edilmediği,istinafa konu kararın reddedilen kısmı 4.245,88- euro bedelli, vade farkı içerikli faturadan ibarettir. Davacı tarafça vade farkı istemine dayanak olarak düzenlenen navlun faturalarının altlarında yazılı olan vadesinde yapılmayan ödemeler için aylık %2 vade farkı uygulanacağına ilişkin kayıtlara dayanılarak davalının iş bu faturalara itiraz etmediğini, sektörde vadesinde ödenmeyen navlun faturalarına vade farkı ödenmesinin teamül olduğunu ileri sürmektedir.

Yargıtay İBBGK'nın 2001/1,2003/1 karar sayılı ,27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez.

Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği, faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının olduğu, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre vade farkı faturası nedeniyle istemin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Fatura üzerinde bulunan vade tarihi de ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde, muaccel bir alacağın borçlusu borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Davalı icra takibi öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacının işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/06/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/5399 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.