Şirket yöneticisinin sorumluluğunda zamanaşımı süresinin tespiti
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/711 E. 2025/928 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari şirket (genel)kaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalZamanaşımıusul emsali
Davacının nitelemesi: Zamanaşımı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Şirket yöneticisinin şirket malvarlığını kendi üzerine geçirdiği iddiasıyla açılan tazminat/iade davasında, davacının ileri sürdüğü fiilin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğinde olması halinde, TTK 560/1'deki iki/beş yıllık genel zamanaşımı süresi yerine bu suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi uygulanır; bunun için failin ceza davasına muhatap olması, soruşturma açılmış olması ya da mahkûmiyet kararı bulunması şart değildir, fiilin suç oluşturup cezayı gerektirmesi yeterlidir. Bu tür bir davada şirketin kendisi suçun mağduru, malvarlığı azalan ortak ise suçtan zarar gören konumundadır.
Ele alınan sorunlar
TTK 560/1 uyarınca zamanaşımı defi ve ceza zamanaşımının uygulanabilirliği → kabul
İddia: Davacı vekili, TTK 560/1'deki iki yıllık zamanaşımı süresinin değil, davalının fiillerinin TCK kapsamında suç oluşturması nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin veya TBK'nın 146/147. maddelerindeki sürelerin uygulanması gerektiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 560/1 uyarınca tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki, her hâlde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; ancak fiil cezayı gerektirip TCK'ya göre daha uzun dava zamanaşımına tabi ise tazminat davasına da bu ceza zamanaşımı uygulanır. Ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterlidir; ayrıca ceza davası açılmış olması, mahkûmiyet kararı verilmiş olması ya da soruşturma yapılmış olması şartı aranmaz. TCK 155/2'de düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, hizmet ilişkisi veya başkasının mallarını idare etme yetkisi gereği tevdi ve teslim edilen malvarlığı değeri üzerinde failin kendisi veya başkası yararına tasarrufta bulunması gerekir; bu suçun mağduru, malvarlığı zarara uğrayan tüzel kişiliğe haiz şirkettir, pay sahiplerinin şirket malları üzerinde mülkiyet hakkı bulunmadığından ortaklar bu suçta mağdur sıfatını kazanamaz, ancak şirketin kaybettiği malvarlığı değeri oranında paylarının değeri etkilendiğinden suçtan zarar gören konumunda olabilirler. Somut olayda davacı, davalı tarafından mal edildiği ileri sürülen şirket malvarlığının şirkete iadesini istediğine göre, iddiaların ileri sürülüş biçimi itibariyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun tabi olduğu zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir; bu suç için öngörülen üst sınır ceza dikkate alındığında zamanaşımı süresi henüz dolmamıştır. Bu nedenle zamanaşımı definin reddi gerekirken, iki yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket yöneticisinin şirket malvarlığını kendisine geçirdiği iddiasıyla açılan davalarda, fiilin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğinde değerlendirilmesi halinde TTK 560/1'deki genel zamanaşımı yerine ceza zamanaşımının uygulanacağına ve bunun için ayrıca ceza soruşturması/davası şartı aranmayacağına ilişkin tespitleriyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- TTK 560/1 uyarınca şirket yöneticisine karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; ancak fiil cezayı gerektirip TCK'ya göre daha uzun dava zamanaşımına tabi ise tazminat davasına bu ceza zamanaşımı uygulanır ve bunun için ayrıca ceza davası açılmış olması, mahkûmiyet kararı verilmiş olması ya da soruşturma yapılmış olması şart değildir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 560/1 zamanaşımı↗ ceza zamanaşımı↗ hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2)↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ mağdur-zarar gören ayrımı↗ zamanaşımı defi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/711
KARAR NO 2025/928
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/02/2025
NUMARASI 2024/720 Esas - 2025/77 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/06/2025
Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin yöneticisi iken bir takım usulsüz işlemleri bulunduğunun ihtarı sonrası şirketin fesih ve tasfiye davası açıldığını, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilip halen istinaf incelemesinde bulunduğunu; fesih davasında ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, davalının şirketin banka hesaplarında ki paraları kendi hesaplarına , şirket araçlarının da temsil yetkisinden yararlanarak kendi üzerine devir ettiğini davalı ortağın; şirket hesaplarından şahsi banka hesaplarına geçirdiği paraların ayrı ayrı belirlenerek, şimdilik 1 EURO, 1 USD ve 800,-TL alacağın (belirsiz alacak), zimmete geçirme haksız fiil tarihlerinden itibaren TL olanlara "avans", döviz cinsinden olanlara 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca faiz işletilerek tasfiyesine karar verilen şirkete ödemesine, yine ..
plakalı ... marka otomobil ve ... plakalı ... marka motosikletin, trafik sicilindeki kaydının iptali ile şirket adına tesciline, bu araçlar hakkında hükmen tescil kararı verilemeyecek olması halinde, araçların karar tarihine en yakın tarihteki değerleri belirlenerek, davalının bu bedeli şirkete ödemesine, bu miktara haksız tescil tarihi itibariyle avans faizi uygulanmasına, terditli olarak, mahkemenin yukarıdaki talepleri yönünden hukuki veya fiili sebeplerle karar veremeyecek olması halinde, şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında; davalının şirket malvarlığını azaltıcı eylem ve işlemleri olmasaydı, şirketin tasfiyesi sonucunda davacıya kalması gereken bedel ile belirtilen sebeplerle fiilen kalan bedel arasındaki fark hesaplanarak ve güncellenerek, dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın talebinin dayanağını TTK'nın 555. ve 553. madde hükümleri oluşturduğunu, bu hükümlere göre açılabilecek davalar 2 yıl ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, somut olayda zamanaşımının dolduğunu, zira 2 yıllık sürenin başlangıcı zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren başladığının açık olduğunu, somut olayda davacı taraf hem zararı hem de sorumlunun kim olduğunu bildiğini tarihlerini de belirterek ifade ettiğini, dolayısıyla 2 yıl içinde bu talepleri öne sürülmesi gerektiğini, ancak davacı 2 yıl dolduktan sonra bu davayı ikame ettiğini, bu nedenle işbu davadaki talepler zamanaşımına uğradığını tüm bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddini mahkeme aksi taktirde ise davacı tarafından açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafça davalı şirket yetkilisi davalının şirketin banka hesaplarında bulunan parayı, şahsi hesaplarına aktardığı ve şirket araçlarını üzerine geçirerek şirketi zarara uğrattığı iddia edildiği, dava konusu para aktarımlarının çoğu ve araç tescillerine dair hususun, 24/02/2022 tarihinde, İstanbul Anadolu 13. ATM'de açılan fesih dosyasının dava dilekçesinde belirtildiği ve en geç 24/02/2022 dava tarihinde bu hususların bilindiğinin kabulü gerektiği, TTK'nın 560/1. maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, mevcut durumda davacının zararı ve sorumluyu en geç 24/02/2022 tarihinde öğrendiği ve işbu davaya ilişkin arabuluculuk başvurusunun 16/05/2024 tarihinde yapıldığı, işbu davanın ise 05/02/2025 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığı, her ne kadar davacı vekili ön inceleme duruşmasında davada ceza zamanaşımı uygulanması gereken hususlar bulunduğundan,ayrıntılı beyan dilekçesi ve delillerini sunmak üzere süre talep etmiş ise de iddianın genişletilmesi mahiyetindeki davacı beyanlarına itibar edilmediği gibi davacı tarafından, dava dilekçesi kapsamında iddia edilen eylemlerin cezai yaptırım gerektirmediği kanaatiyle ceza zamanaşımı da uygulanamayacağından, davalı vekilinin yasal süresinde bildirdiği zamanaşımı defi nazara alınarak TTK'nın 560.
maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 18.02.2022 tarih ve ... yev numaralı ihtarname keşide edilerek tebliğ edildiğini, davalıya, o tarih itibariyle tespit edilebilen usulsüzlüklerin giderilmesi yönünde taleplerin iletildiği; ayrıca, davalının fiilleri neticesinde şirket ortaklığındaki paylarına tekabül eden ve o gün itibariyle kabaca hesaplanan tazminatın ödenmesi talebinde bulunulduğunu, davalının 18.02.2022 tarihli ihtarnamenin kendisine tebliğinden hemen sonra, şirket malvarlığını hızla tasfiye etmeye yönelik eylemlere giriştiğini, şirket kasasında bulunan nakit varlıkların önemli bir kısmını kendi şahsi hesaplarına aktardığını,şirket aktifine kayıtlı bir otomobil ile motosikleti şahsına geçirdiğini, mahkemece şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiğini, hâlihazırda İstanbul BAM 14.
HD’nin 2024/1289 esas sayısında kayıtlı olup, istinaf incelemesinde olduğunu, şirketin feshi ve tasfiyesi sonucunda davacıya kalması gereken bedelle, fiilen kalan bedel arasında doğan fark, doğrudan davalının hukuka aykırı işlemlerinden kaynaklandığını, anılan farkın tazmini talebi yönünden, TTK nın 560/1. maddesi değil, TBK nın 147/4’te düzenlenen özel zamanaşımı süresi esas alınması gerektiğini, somut davada ceza zamanaşımının da değerlendirilmesi gerektiğini şirket yöneticilerinin, görevlerini kötüye kullanmaları hâlinde kişisel olarak hukuki ve cezai sorumluluk altına girebileceklerini , ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için ilgili fiile ilişkin herhangi bir cezai soruşturmanın veya ceza davasının açılması şartı aranmadığını, ileri sürülen eylemin suç teşkil edip edemeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalıdan tazminat talebini içeren 18.02.2022 tarihli noter ihtarı, bu ihtarın akabinde açılan fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu derdest şirketin feshi ve tasfiyesi davasının zamanaşımının kesilmesine veya durmasına neden olan hukuki işlemler olduğunu, eldeki davanın TBK'nın 146.
maddesi uyarınca 10 yıl, 147/4. maddesi uyarınca 5 yıllık ya da davalının fiilleri TCK kapsamında suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ,2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını, dava 1.071,94-TL değer gösterilerek açıldığı halde karşı taraf lehine 30.000-TL vekâlet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; şirkete ait paraların şirket yöneticisinin banka hesaplarına aktarıldığı, şirket adına kayıtlı araçların davalı şirket yöneticisinin kendisine devir ettiği ileri sürülerek şirkete ait varlıkların şirkete iadesi istemine ilişkindir. TTK'nın 560/1. Maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir.
Davalı vekili de bir soruşturma olmadığını istinafa cevap dilekçesinde beyan etmiştir.(Yargıtay 11. HD'nin 2023/2758 esas 2023/6724 karar sayılı ve 22.11.2023 tarihli ilamı ) Davacı ve davalı iki ortaklı limited şirketin ortakları olup, İstanbul Anadolu 13. ATMnin 2022/133 esas 2024/165 karar sayılı 28.02.2024 tarihli kararı ile şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmiş ise de karar henüz kesinleşmemiştir. TCK'nın 155/2 maddesi; “Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için şüphelilerin, hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak kendilerine tevdi ve teslim edilen malvarlığı değeri üzerinde kendileri veya başkalarının yararına olacak şekilde tasarruf etmeleri gerekmektedir.
“Katılan şirkette çalışan ve para tahsil yetkisi bulunan sanığın vadeli satışlar nedeniyle şirket adına tahsilat fişi kesmeden vadesinden önce topladığı paraları şirkete teslim etmeyip uhdesinde tuttuğunun anlaşılması karşısında; suçun mağdurunun katılan şirket olduğu gözetilerek… denilerek tüzel kişilerin güveni kötüye kullanma suçunun mağduru olabileceğine hükmedilmiştir.” (Yargıtay 11. CD, 2003/16813esas ,2006/610 karar sayılı , T.07.02.2006 tarihli ilamı )Güveni kötüye kullanma suçu şirket malları üzerinde işleneceğinden ve şirket yetkilileri ile şirket arasında sözleşmesel ilişki ve malvarlığı kavramı kapsamında bir güven ilişkisi mevcut olacağından suçun mağduru tüzel kişiliğe haiz şirket olacaktır.
Pay sahiplerinin şirket malları üzerinde bir mülkiyet hakkından bahsedilemeyeceğinden ortaklar bu suçta mağdur sıfatını kazanmayacak, güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle şirketin kaybettiği malvarlığı değeri oranında paylarının da değerleri etkilendiğinden bahisle ancak suçtan zarar gören konumunda olabileceklerdir. Somut davada davacı şirket ortağı davacı ; davalı tarafından mal edildiği ileri sürülen şirket malvarlığının şirkete iadesi istenildiğine göre; davacının iddialarının ileri sürülüş biçimi itibariyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun tabi olduğu zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği; suç için öngörülen üst sınır ceza dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden;zamanaşımı defiinin reddi gerekirken iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle;
davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 Tarih 2024/720 Esas - 2025/77 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/5369 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi