Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2906 E. 2019/5289 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muacceliyet↗ zamanaşımı def'i↗ tbk 99↗ def'i↗ kredi sözleşmesi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinde, aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunun belirtildiği, dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen kredi sözleşmesinin 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takinin 07.01.2015 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı, mevcut icra takibinin zamanaşımı süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığından zamanaşımını kesmediği, bunun dışında da zamanaşımını kesen her hangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsiline ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde, "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Davacı vekili, davalının, 01/01/2000 tarihli tarımsal kredi sözleşmesi gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Yerel mahkemece, kredi sözleşmesinin 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin ise 07.01.2015 tarihinde zamanaşımı süresi geçmesinden sonra yapıldığı gerekçesiyle
davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, TBK 149. maddesine göre, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağı dikkate alınarak, mahkemece muacceliyet tarihi belirlenmeksizin zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4551 E. 2022/8243 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, davalının, 01/01/2000 tarihli tarımsal «kredi sözleşmesi» gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
Yerel mahkemece, «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin ise 07.01.2015 tarihinde «zamanaşımı» süresi geçmesinden sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, TBK 149. maddesine göre, zamanaşımı süresinin alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren başlayacağı dikkate alınarak, mahkemece muacceliyet tarihi belirlenmeksizin zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın re …
… mece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinde, aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun belirtildiği, dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takinin 07.01.2015 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı, mevcut icra takib …
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalının, 01.01.2000 tarihli tarımsal «kredi sözleşmesi» gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin 07.01.2015 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı, mevcut icra takibinin «zamanaşımı» süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığından zamanaşımını kesmediği, 03.02.2021 tarihli davacı ...
Bankasının cevabi yazısı ile dava konusu krediye ilişkin «muacceliyet»/«hesap kat ihtarnamesi» bulunmadığının bildirildiği, bu haliyle «zamanaşımını» kesen her hangi bir neden bulunmadığı, kanunda aksine bir hüküm düzenlenmediği, bu hali ile söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · kısmi ödeme · zamanaşımının kesilmesi · kat ihtarnamesi · hesap kat · ihtarname
Benzer bu karardaBankasının cevabi yazısı ile dava konusu krediye ilişkin «muacceliyet»/«hesap kat ihtarnamesi» bulunmadığının bildirildiği, bu haliyle «zamanaşımını» kesen her hangi bir neden bulunmadığı, kanunda aksine bir hüküm düzenlenmediği, bu hali ile söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bozma sonrası davacı banka tarafından kredi borçlusu davalıya kredi borcuna ilişkin «muacceliyet»/«hesap kat ihtarnamesi» gönderilmediği bildirilerek davaya konu kredinin geri ödemesine ilişkin 28.12.2009 tarihli banka dekontu sunulmuştur.
6098 sayılı TBK 154/1 maddesinde kısmen ifanın «zamanaşımını» kestiği, Yasa'nın 156/1 maddesinde de «zamanaşımının kesilmesiyle» yeni bir süre işlemeye başlayacağı öngörülmüştür.
Ancak davalı yanın 28.12.2009 tarihli «kısmi ödeme» tahsilatı bulunup, davanın 02.03.2016 tarihinde açıldığı nazara alındığından «zamanaşımı» süresinin dolduğundan bahsedilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7096 E. 2017/6043 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2906 E. , 2019/5289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/05/2016 tarih ve 2016/87-2016/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, banka ile davalı arasında 01/01/2000 tarihinde tarımsal kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının söz konusu kredinin 1.447,00 TL ana para 4.003,00 TL faizi olmak üzere toplam 5.450,00 TL'lik kısmını ödemediğini, sözleşmede uygulanacak temerrüt faizi oranının %30 olarak belirlendiğini, kurumlarınca davalı aleyhine açılmış birçok icra takibinde alacak tahsil edilemediğini ileri sürerek açıklanan bu sebeplerle davalı tarafından ödenmeyen 1.447,00 TL ana para 4.003,00 TL faizi olmak toplam 5.450,00 TL bakiye alacağının dava tarihinde işleyecek %30 temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacığın zamanaşımına uğradığını, davalıya 01/01/2000 tarihinden bugüne kadar herhangi bir çağrı veya ihtar gönderilmediğini, davacı tarafça belirtilen miktar kadar bir borcun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinde, aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunun belirtildiği, dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen kredi sözleşmesinin 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takinin 07.01.2015 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı, mevcut icra takibinin zamanaşımı süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığından zamanaşımını kesmediği, bunun dışında da zamanaşımını kesen her hangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsiline ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde, "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Davacı vekili, davalının, 01/01/2000 tarihli tarımsal kredi sözleşmesi gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Yerel mahkemece, kredi sözleşmesinin 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin ise 07.01.2015 tarihinde zamanaşımı süresi geçmesinden sonra yapıldığı gerekçesiyle
davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, TBK 149. maddesine göre, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağı dikkate alınarak, mahkemece muacceliyet tarihi belirlenmeksizin zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/536422400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz