Limited şirket müdürünün garanti sözleşmesi ve yönetici sorumluluğu bulunmadığından pasif husumet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2168 E. 2025/23 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 13ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Bir limited şirketin borçları için, şirket ortağı ve müdürü olan kişi, aksine bir garanti sözleşmesi ya da yönetici sorumluluğunu gerektiren doğrudan zarar bulunmadıkça, şahsen husumete konu edilemez. Şirket alacaklısının, yönetici sorumluluğuna dayanarak açtığı davada talep edilebilecek tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesi gerektiği; alacaklının kendi adına talepte bulunabilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olduğunun ispatlanması şarttır. Bu koşullar oluşmadığında davalı yönetici/ortak aleyhine açılan itirazın iptali davası pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Şirket müdürünün garanti sözleşmesi kapsamında sorumluluğu → ret
İddia: Davacı, davalı şirket müdürünün taraflar arasındaki ticari ilişkide oluşturduğu güven nedeniyle garantör sıfatıyla sorumlu olduğunu, garanti sözleşmelerinde yazılı şekil şartı bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında akdedilmiş bir garanti sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Davacı şirket ile davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu dava dışı şirket arasında akdedilmiş olan tedarik sözleşmesinde de davalının garantör olduğunu veya bir şekilde şahsen sorumluluk üstlendiğini gösteren herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda davalının dava konusu borçtan garantör olarak sorumlu tutulması mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Limited şirket ortağının şirket borçlarından sorumluluğu (sınırlı sorumluluk ilkesi) → ret
Gerekçe: Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşı ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. TTK'nın 573/2 maddesine göre ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
Gerekçe kaynağı: özgün
Şirket alacaklısının yönetici sorumluluğu davası açabilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerekliliği → ret
İddia: Davacı, TTK 553/1 maddesi uyarınca şirket müdürünün kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurla ihlal etmesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, ödemeleri yapmamasının zarara illiyet bağı ile neden olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafça ileri sürülüp ispatlanan ve davacının doğrudan zararı kapsamında bulunan herhangi bir maddi olgu bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının, yönetici sorumluluğu kapsamında hükmedilecek tutarın dava dışı şirkete verilmesini talep etmesi mümkün olup, kendisine verilmesini talep hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca davacı tarafça, davalı yöneticinin dolaylı zarar kapsamında, dava ve takip konusu borçtan yönetici olarak sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir eylemi ileri sürülmemiş, davalının sorumluluğu iddiası bakımından başkaca bir hukuki sebebe de dayanılmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi → ret
Gerekçe: Davalının dava konusu borçtan garantör olarak sorumlu tutulması mümkün olmadığı, yönetici sorumluluğu kapsamında da davacının doğrudan zarara uğradığına dair ispatlanmış bir olgu bulunmadığı ve başkaca bir hukuki sebebe dayanılmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirket alacaklısının, şirket müdürüne karşı yönetici sorumluluğuna dayanarak dava açabilmesinin, zararın doğrudan zarar niteliğinde olması koşuluna bağlı olduğuna; garanti sözleşmesi ispatlanamadığında şirket müdürünün şahsen sorumlu tutulamayacağına ilişkin gerekçesiyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet ehliyeti
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet ehliyeti↗ sınırlı sorumluluk ilkesi↗ garanti sözleşmesi↗ yönetici sorumluluğu↗ doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2168
KARAR NO 2025/23
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 13ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/02/2022
NUMARASI 2020/799 Esas 2022/181 Karar
DAVA
İtirazın İptali
Pasif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile ... Dış Ticaret Ltd Şti ve şirketin temsile yetkili müdürü olan davalı arasında kurulan ticari ilişkiye bağlı olarak, davacı tarafından 12/11/2019 ve 24/11/2019 tarihli faturaların düzenlenerek dava dışı şirkete ve davalıya tebliğ edildiğini, ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden şirket ve davalı müdür aleyhine 576.017,53-USD alacak için takip başlatıldığını, ancak davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili ile dava dışı ... şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin ticari ilişkinin her aşamasında davalı şirket müdürü ile muhatap olduğunu ve onun garantörlüğü ile şirkete güvenerek ticaret yaptığını, bu ilişki kapsamında müvekkilinin şirkete mal vererek faturalandırdığını, ancak bedelinin ödenmediğini, davalının davacı şirketin zararına kasten sebep olduğu, müvekkilinin zararının, müdürün kanuna ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları sonucu zararın meydana gelmesi nedeni ile davalının hukuki sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davaya konu ticari ilişkinin, davacı ile müvekkilinin de ortağı olduğu ... Ticaret Ltd Şti ünvanlı şirket arasında yapıldığını, TTK'nın 573/2 maddesi gereği ortakların limited şirketlerin borçlarından sorumlu olmadığını,müvekkilinin şirketler arasındaki ticarete bir garantörlüğünün bulunmadığını, hem Türk ve hem de Fransız vatandaşı olan müvekkilinin ihracat ve ithalat işleri ile iştigal etmesi sebebi ile genellikle yurt dışında bulunduğunu, ancak bu durumun davacı şirket zararına kasten hareket ettiğini göstermediğini, ayrıca davacı şirketin ... şirketinden bir alacağının bulunmadığının her iki şirket yetkilisi arasındaki yazışma ve mesajlarda açıkça göründüğünü belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; ticari ilişkinin davacı şirket ile dava dışı diğer takip borçlusu şirket arasında kurulduğu, davalının söz konusu dava dışı şirketin temsilcisi olması dışında bir rolünün söz konusu olmaması, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davalının satış sözleşmesine taraf olmadığı gibi sorumluluk üstlendiğine dair bir garanti sözleşmesi ya da klozunun da söz konusu olmaması, limited şirket müdüründen TTK'nın 553 maddesine göre doğrudan zarar isteme şartlarının varid olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu takip nedeni ile davalının sorumluluğunu gerektirir yasal ve maddi bir durumun söz konusu olmadığı, ulaşılan bu sonucun öncelikle husumet ehliyetine matuf olduğu gerekçesiyle, davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine, kararın mahiyeti ve davacının kötü niyetinin sabit olmaması nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili;hükme esas alınan bilirkişi raporunda HMK'nın 279/4 maddesine aykırı olarak hukuki değerlendirme yapıldığını, ayrıca HMK 266. maddesindeki hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı kuralının ihlal edildiğini, bu haliyle raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, TTK'nın 553/1 maddesine göre limited şirket müdürlerinin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, bu genel sorumluluk kapsamında dava hakkının şirket tüzel kişiliğine, ortaklara ve şirket alacaklılarına ait olduğunu, ticari ilişkinin taraflarından biri olan dava dışı şirketin müdürü ve münferiden temsile yetkili kişisinin davalı olduğunu, bu sorumluluğa ek olarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin en başından beri davalı şirket müdürünün oluşturduğu güven neticesinde kurulduğunu, her ne kadar taraflar arasında garanti sözleşmesi bulunmadığından bahsedilse de, garanti sözleşmelerinde yazılı şekil şartı öngörülmediğini, dolayısıyla davalının, garantörlüğünün bulunmadığından bahisle sorumluluktan kurtulamayacağını,taraflar arasındaki mailler incelendiğinde görüleceği üzere davalı tarafça davacıya borçların ikrar edildiğini, bu durumda TTK'nın 553.
maddesinin uygulanması için gerekli olan zarar koşulunun gerçekleştiğini, müvekkilinin bu zararının nedeninin de şirketin müdürü olan davalının ödemeleri yapmaması olduğunu, dolayısıyla illiyet bağının da bulunduğunu, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı ile dava dışı şirket arasındaki tedarik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilince; müvekkilince davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu dava dışı ... Kağıtçılık şirketine, davalı şirket müdürünün oluşturduğu güvene dayalı olarak kağıt satışı yapıldığı, ancak fatura bedellerinin ödenmediği ileri sürülerek, fatura bedellerinin yönetici sorumluluğu ile garanti sözleşmesi kapsamında davalı şirket müdüründen tahsili talep edilmiştir. Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir.
Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşı ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın 573/2 maddesine göre ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Davacı tarafça, davalının sorumluluğu kapsamında garanti sözleşmesine dayanılmışsa da, taraflar arasında akdedilmiş bir garanti sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir delil ibraz edilmemiştir.
Davacı şirket ile davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu dava dışı ... şirketi arasında akdedilmiş olan tedarik sözleşmesinde de davalının garantör olduğunu veya bir şekilde şahsen sorumluluk üstlendiğini gösteren herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda davalının dava konusu borçtan garantör olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı tarafça ileri sürülen ikinci sorumluluk sebebi ise, yönetici sorumluluğuna dayanmaktadır. TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur.
Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket alacaklıları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır.
Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin, tasfiye memurlarının veya kuruluşta etkili kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihmal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafça ileri sürülüp ispatlanan ve davacının doğrudan zararı kapsamında bulunan herhangi bir maddi olgu bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının, yönetici sorumluluğu kapsamında hükmedilecek tutarın dava dışı şirkete verilmesini talep etmesi mümkün olup, kendisine verilmesini talep hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca davacı tarafça, davalı yöneticinin dolaylı zarar kapsamında, dava ve takip konusu borçtan yönetici olarak sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir eylemi ileri sürülmemiş ,davalının sorumluluğu iddiası bakımından başkaca bir hukuki sebebe de dayanılmamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 435,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/53563 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi