6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11676 E. 2013/10593 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye sözleşmesi limited şirket tasfiyesi borç ikrarı kabul beyanı şirketin tasfiyesi ikrar zamanaşımı def'i def'i limited şirket ek tasfiye yasal faiz zamanaşımı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tasfiye sözleşmesi gereğince davacının alacaklı olduğu tutarın davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, limitet şirket tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi konusunda sözleşme yaptıklarını, yapılan bu sözleşme gereğince müvekkilinin şirketten alacağı olan 15.000 TL’nin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürerek dava açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içerisine mevcut davacının tarafı olmadığı sözleşme örneği incelendiğinde, dava dışı limitet şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi amacıyla aralarında anlaştıkları, bu kapsamda bir kısım borçların davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, gerek sözleşme içeriği gerekse dosya kapsamı itibariyle, davalının davacıya borcu bulunduğuna ilişkin herhangi bir

kabul beyanı, borç ikrarı ya da borç ilişkisini gösterir bilgi ve belge mevcut olmayıp, sözleşme, mahiyeti itibariyle, şirket ortakları arasına yapılan tasfiye sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda, sözleşmenin tarafı olmayan davacı lehine yorum ve çıkarımlar yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi davacının davaya konu sözleşmede şirketin borçlu olduğu kişi olup olmadığı ve davacının dava dışı şirketten ne sebeple alacaklı olduğu hususları da kanıtlanmış değildir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5500 E. 2013/22539 K.

    Ortak:Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1103 E. 2014/7513 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/11676 E.  ,  2013/10593 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2009/142-2012/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Atasay Tavukçuluk Ltd. Şti.’nin ortaklarından olduklarını, davalı ile şirketin diğer ortaklarının şirketin tasfiyesi konusunda sözleşme yaptıklarını ve sözleşme uyarınca müvekkilinin alacağı olan 15.000 TL’nin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, 15.000 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, davacının alacaklı olduğunu yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tasfiye sözleşmesi gereğince davacının alacaklı olduğu tutarın davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, limitet şirket tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi konusunda sözleşme yaptıklarını, yapılan bu sözleşme gereğince müvekkilinin şirketten alacağı olan 15.000 TL’nin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürerek dava açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içerisine mevcut davacının tarafı olmadığı sözleşme örneği incelendiğinde, dava dışı limitet şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi amacıyla aralarında anlaştıkları, bu kapsamda bir kısım borçların davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, gerek sözleşme içeriği gerekse dosya kapsamı itibariyle, davalının davacıya borcu bulunduğuna ilişkin herhangi bir

kabul beyanı, borç ikrarı ya da borç ilişkisini gösterir bilgi ve belge mevcut olmayıp, sözleşme, mahiyeti itibariyle, şirket ortakları arasına yapılan tasfiye sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda, sözleşmenin tarafı olmayan davacı lehine yorum ve çıkarımlar yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi davacının davaya konu sözleşmede şirketin borçlu olduğu kişi olup olmadığı ve davacının dava dışı şirketten ne sebeple alacaklı olduğu hususları da kanıtlanmış değildir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/522136100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.