Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11584 E. 2013/10404 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli bilirkişi raporu↗ sözleşmenin feshi↗ denetime elverişlilik↗ ifa↗ kâr dağıtımı↗ ıslah↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen 09.03.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile asıl davada 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, ıslahla açılan davada 26.109,57 TL'nin ise ıslah tarihi olan 27.03.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenen dağıtım sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davalı, sözleşmenin tanzim edildiği 19.08.2002 tarihinden 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlük tarihine kadar sözleşmeyi ifa ettiğini, fakat 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 s. TCK'nın müstehcen yayınlar nedeni ile dağıtıcı firmalara da ağır yükümlülükler gerektirdiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiğini ve fesihte haklı olduğunu savunmuştur. Mahkemece verilen ilk karar Dairemizce inceleme eksikliği nedeni ile bozulmuş ve bozma ilamında gösterildiği üzere 765 s. TCK'nın 426. maddesi, yürürlüğe giren 5237 s. TCK'nın 226. maddesi ve 1117 s. Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'nun dağıtıma ilişkin hükümlerinin incelenmesi, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliğin davalı şirket aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı, davalı aleyhine yeni hükümler getirilmiş ise bu hususun sözleşmenin feshine haklı neden teşkil edip etmeyeceği hususlarının değerlendirilmesi ve gerekirse bu konuda denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda ceza davası açma süresinin dolması nedeni ile davalı hakkında dava açılamayacağı ve bu nedenle de davalının müstehcenlik iddiasının geçerli olmayacağı gerekçesi ile davalının feshinin haksız olduğu sonucuna varılması doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece, 17.09.2009 tarihli bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı incelenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların tazminatın miktarına ve faize ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7366 E. 2016/5558 K.
Ortak:denetime elverişli bilirkişi raporu · sözleşmenin feshi · denetime elverişlilik · kâr dağıtımı · ıslah · yasal faiz
İncelediğiniz karardaKüçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'nun «dağıtıma» ilişkin hükümlerinin incelenmesi, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliğin davalı şirket aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı, davalı aleyhine yeni hükümler getirilmiş ise bu hususun «sözleşmenin feshine» haklı neden teşkil edip etmeyeceği hususlarının değerlendirilmesi ve gerekirse bu konuda «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda ceza davası açma süresinin dolm …
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen 09.03.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile asıl davada 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, ıslahla açılan davada 26.109,57 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 27.03.2012 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenen «dağıtım» sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDairemizin 17.09.2009 tarih ve 2007/10773- 2009/9508 E.K sayılı ilamında "TCK'da yapılan değişikliğin davalı «dağıtım» şirketi aleyhinde sonuç doğurup doğurmayacağı, aleyhe düzenleme getirmesi halinde, bu değişikliğin «sözleşmenin feshine» haklı neden teşkil edip etmeyeceği, davacı hakkında açılan ve beraat kararı verilen iki kitap ile müstehcen nitelikte olmayan kitapların dağıtımından davacı şirketin kaçınıp kaçınamayacağı hususlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gerekçesi ile bozma kararı verilmiş, Dairemizin 20.05.2013 tarih ve 2012/11584- 2013/10404 E.K sayılı ilamında da 17.09. …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «dağıtımını» yaptığı eserler bakımından geçerli bir müstehcenlik kararının bulunmadığı, dağıtıcılara ceza hükmünün uygulanması için dağıtımı yapılan eserlerin nitelikli bir müstehcenlik içermesi gerektiği, davalının dağıtımını yaptığı eserler arasında TCK'nın 226/3-4 maddesi kapsamına giren bir eserin varlığının ispat edilmediği, aynı şekilde TCK'nın 226/5. maddesinin de uygulama alanının olmadığı, davacının davalının sözleşmesini «fesih» için ileri sürdüğü fesih «sebebinin» gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, 26.109,57 TL'nin ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4-Yine kabule göre, davacı dava dilekçesinde alacağa «ticari faiz», «ıslah» dilekçesinde de «avans faiz» yürütülmesini talep etmiş olup bu durumda hükmolunan alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası yargılama · bozma sonrası karar · ticari faiz · fesih · içtihadı birleştirme kararı · dava sebebi · avans faizi
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davacı tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında «ıslah» edilen ıslaha konu miktarın reddi gerekirken anılan «içtihadı birleştirme» kararına aykırı olarak ıslah ile artırılan miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «dağıtımını» yaptığı eserler bakımından geçerli bir müstehcenlik kararının bulunmadığı, dağıtıcılara ceza hükmünün uygulanması için dağıtımı yapılan eserlerin nitelikli bir müstehcenlik içermesi gerektiği, davalının dağıtımını yaptığı eserler arasında TCK'nın 226/3-4 maddesi kapsamına giren bir eserin varlığının ispat edilmediği, aynı şekilde TCK'nın 226/5. maddesinin de uygulama alanının olmadığı, davacının davalının sözleşmesini «fesih» için ileri sürdüğü fesih «sebebinin» gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, 26.109,57 TL'nin ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4-Yine kabule göre, davacı dava dilekçesinde alacağa «ticari faiz», «ıslah» dilekçesinde de «avans faiz» yürütülmesini talep etmiş olup bu durumda hükmolunan alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7848 E. 2015/13777 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · sorumluluk davası · zamanaşımı defi · ceza zamanaşımı · şirket zararı · temerrüt faizi · haksız fiil · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… aki kabulünün hukuk mahkemesini bağlayacağı, bu sebeple, davalının davacı kurumda genel müdür sıfatıyla görev yaptığı sırada, dava dışı ile yapmış olduğu sözleşmede «temerrüt faizini» kararlaştırmadığı, bu sebeple 1.414.927,44 TL davacı kurum zararına sebebiyet verdiği, ayrıca davalının sözleşmeyi 4 ay 21 gün süreyle nezdinde tutarak uygulanmasını geciktirdiği ve dava dışı firma lehine davrandığı, bu şekilde tahsilatın gecikmesinden doğan ve sözleşmedeki %1 oran itibariyle 162.368,55 TL zararın oluştuğu, davacı «şirket zararının» toplam 1.577.295,99 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise, 818 sayılı BK’nın 60. maddesi gereği, «haksız fiil» nedeniyle tazminat talebiyle açılacak davada «zamanaşımının», zarara ve faiiline ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde fiilin vukuundan itibaren 10 yıllık süreye tabi olduğu, eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda «uzamış (ceza) zamanaşımının» uygulanacağı, dava konusu haksız fiilin 20.07.2005 tarihinde gerçekleştiği, ceza yargılamasının 21/06/2011 tarihinde mahkumiyet ile neticelenmiş olup, 02.04.2012 t …
1- Birleşen dava, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesine dayalı şirket «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılmış «sorumluluk davası» olup, esasen ticari dava niteliğinde bulunmasına karşın, dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve sonrasında da asıl dava ile birleştirilerek yine asliye hukuk mahkemesince hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan ceza davası neticelenmeden açılmış bulunan hukuk davasında «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin uygulanacağı da tabiidir.
Ancak, ceza davası neticelenmeden açılmış bulunan hukuk davasında «uzamış ceza zamanaşımının» uygulanacak olmasının gerekçesi, açılmış bulunan ceza davasında ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar zarar görenin ceza davasına müdahale ederek şahsi hak talep etme «yetkisinin» bulunmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12573 E. 2014/19631 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · feri müdahil · harç · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tazminatı gerektiren «haksız eylemin» TCK’da suç olarak düzenlendiği, dava konusu tazminat istemi 765 sayılı TCK'nın 102/3, 104 maddeleri gereğince 15 yıllık olağanüstü «zamanaşımına» tabi olup zamanaşımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 500,00 TL'nin 17.09.1999 tarihinden, 8.500,00 TL'nin 16.09.1999 tarihinden itibar …
… 41, 55 ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacı zararının.... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin işlemeye başlamasının gerekmesine göre, davalı banka vekili ile «feri müdahil» TMSF vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
AŞ vekili ve «feri müdahil» TMSF vekili temyiz etmiştir.
2- Ancak, davalı bankaya «harç» yüklenmiş ise de davacıya ait paranın.... bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten ....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11584 E. , 2013/10404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.05.2012 tarih ve 2011/180-2012/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirket ile yaptığı dağıtım sözleşmesi sonrası dağıtımını yapmak üzere davalı tarafa kitap vermeye başladığını, herhangi bir kusurlu hareketi olmadığı halde ve kendisine bilgi vermeden davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle çok sayıda basılan kitapların elinde kaldığını ve zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 15.000 YTL maddi tazminatın sözleşmenn fesih tarihi olan 01.07.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 27.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 41.109, 57 TL'nin avans faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki dağıtım sözleşmesinde müvekkiline yüklenmiş olan edimlerin 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe giriş tarihi olan 01.06.2005 tarihine kadar basiret ve özenle yerine getirildiğini, ancak 5237 sayılı Yasa'nın müvekkilinin sözleşmede dağıtımını üslendiği söz konusu kitapların muhteviyatı hakkında önceki Yasa'ya nazaran, gerek muhteviyatın nitelemesi ve gerekse bu muhteviyata bağlı olarak hükmolunması tayin olunan para cezasının ağırlaştırıldığını, hapis cezası ve tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine başvurulabilmesi gibi önemli değişiklikler getirildiğini, Ceza Yasası'ndaki değişiklik sebebiyle dağıtımından mütevellit olabilecek ve yasaya göre son derece ağırlaşan cezai sorumluluk hallerini müvekkilinin yükümlenmesinin objektif olarak beklenemeyeceği gibi, bu manada tarafların edimleri arasındaki dengenin de önemli ölçüde sarsıldığını, davacının iddia ettiği zararın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen 09.03.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile asıl davada 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, ıslahla açılan davada 26.109,57 TL'nin ise ıslah tarihi olan 27.03.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenen dağıtım sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davalı, sözleşmenin tanzim edildiği 19.08.2002 tarihinden 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlük tarihine kadar sözleşmeyi ifa ettiğini, fakat 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 s. TCK'nın müstehcen yayınlar nedeni ile dağıtıcı firmalara da ağır yükümlülükler gerektirdiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiğini ve fesihte haklı olduğunu savunmuştur. Mahkemece verilen ilk karar Dairemizce inceleme eksikliği nedeni ile bozulmuş ve bozma ilamında gösterildiği üzere 765 s. TCK'nın 426. maddesi, yürürlüğe giren 5237 s. TCK'nın 226. maddesi ve 1117 s.
Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'nun dağıtıma ilişkin hükümlerinin incelenmesi, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliğin davalı şirket aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı, davalı aleyhine yeni hükümler getirilmiş ise bu hususun sözleşmenin feshine haklı neden teşkil edip etmeyeceği hususlarının değerlendirilmesi ve gerekirse bu konuda denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda ceza davası açma süresinin dolması nedeni ile davalı hakkında dava açılamayacağı ve bu nedenle de davalının müstehcenlik iddiasının geçerli olmayacağı gerekçesi ile davalının feshinin haksız olduğu sonucuna varılması doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, 17.09.2009 tarihli bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı incelenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların tazminatın miktarına ve faize ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521948800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz