Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12296 E. 2013/10260 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz↗ tenfiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen
hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “Açılan davanın kabulü ile Almanya Stuttgart Yerel Mahkemesi'nin 10.09.2010 tarih 25 O 162/09 sayılı kararın tenfizine” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “Açılan davanın kabulü ile Almanya Bochum Yerel Mahkemesi'nin 26.11.2010 tarih I-4 O 106/10 sayılı kararın tenfizine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17722 E. 2014/19402 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya «haksız fiilde» bulunması nedeniyle davacının manevi tazminat isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, yapılan eylem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz ön …
30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 02/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine '' şeklinde hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7885 E. 2013/7725 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat
Benzer bu karardaDava, yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «maddi manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda "Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.480,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Ancak, gerekçeli kararın hükmün fıkrasında, "Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.148,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Buna göre, gerekçeli kararın kısa karar uygun yazılmadığı, hüküm altına alınan «maddi tazminat» alacağı ve karar tarihi yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12236 E. 2014/18274 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle çek iptali · zayi nedeniyle iptal · çek iptali · davadan feragat · zayi · hamil · feragat · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının «hamili» bulunduğu çeki kaybettiği, yapılan ilanlara rağmen «çek» yaprağının «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne 4.... nolu çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
1- Dava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 46717 seri nolu çekin «zayi nedeniyle iptaline», 46715 seri nolu çeke ilişkin «davadan feragat» edilmiş olmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, davanın kabulüyle, 4... seri nolu çeki davacının «zayi» etmesi nedeniyle iptaline, şeklinde hüküm kurulmuştur.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1520 E. 2013/1818 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «bedelsizlik» iddiasının, «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması ve vakıanın ticari defterlerle ispatının mümkün bulunmaması nedeniyle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “davanın reddine" karar verilmiş, ancak gerekçeli kararda asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatına» da hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7046 E. 2012/5187 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda1-Dava, «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/12296 E. , 2013/10260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2011/372-2011/685 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket tarafından müvekkilinden para tahsil edildiğini, müvekkilinin bu nedenle davalı şirket aleyhine Stuttgart Eyalet Mahkemesi'ne dava açtığını, Almanya Mahkemesi'nin yargılama sonunda 31.975,32 Euro ana parayı 13/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek %5 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde karar verdiğini ve kararın 15/04/2011 tarihinde davalıya tebliğ edilerek 27/06/2011 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle Almanya Stuttgart Eyalet Mahkemesi’nin 10/09/2010 tarih 25 O 162/09 esas numaralı kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan delillere göre; davaya dayanak somut tenfize konu yabancı mahkeme kararı değerlendirildiğinde, kararın açıkça kamu düzenine aykırı olmadığı, tenfize konu yabancı mahkeme kararının aslı, tamamının onaylı tercümesinin sunulduğu, kararın mahkeme tarafından verildiği ve mahkeme hükmü taşıdığının anlışıldığı, kendisine karşı tenfiz istenen davalının mahkemeye usulünce çağrılmış, yine kararında usulünce davalıya tebliğ edilmiş olduğu, MÖHUK 54/1/ç bendine de aykırılık bulunmadığı, her ne kadar Almanya ile Türkiye arasında karşılıklı ikili anlaşma olmamakla beraber Türk Mahkemeleri kararları Almanya'da tenfizi mümkün olduğundan fiili uygulamanın mevcut olduğu, tüm bu nedenler ve daha önce benzer bir davada Yozgat 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2008/410 esas, 2008/429 karar sayılı ilamında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/1111 esas, 2010/7106 karar sayılı ilamı ile onanması da göz önüne alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen
hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “Açılan davanın kabulü ile Almanya Stuttgart Yerel Mahkemesi'nin 10.09.2010 tarih 25 O 162/09 sayılı kararın tenfizine” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “Açılan davanın kabulü ile Almanya Bochum Yerel Mahkemesi'nin 26.11.2010 tarih I-4 O 106/10 sayılı kararın tenfizine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521398000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz