Kararların tescili ve ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/921 E. 2019/314 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar kurulu kararının iptali↗ nisap↗ hmk 297↗ şirket müdürlüğü↗ rekabet yasağı↗ müktesep hak↗ ortaklar kurulu kararı↗ kanun yolu↗ oy yasağı↗ limited şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan dairemiz bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ana sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin maddenin “şirket ortakları ve şirket müdürleri, şirketin iştigal konusuna giren ve başka iştigal konularında faaliyet gösteren şirketlere üye olabilir veya müdür, yönetici veya yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu üyesi olabilir.” şeklinde değiştirildiği, TTK 589, 619 ve 621. madde düzenlemeleri dikkate alındığında, toplantıya katılan 1.600 hisseye sahip ortağın red oyuna karşın 120.800 hisse sahibi ortakların evet oyu ile kabul edildiği, TTK'nın 621.maddesinde öngörülen nisaplar sağlanarak kabul edildiği, limited şirket ana sözleşmesinin ortaklar açısından bir müktesep hak teşkil etmemesi ve bu değişikliğin mahiyeti itibariyle, tescile engel bir durumun bulunmaması karşısında tescil talebin reddinin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı ... Memurluğu red işleminin iptali ile 07/10/2013 tarih ve 2 sayılı ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin 2 no’lu bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkindir. HMK'nın m. 297/1/c bent hükmüne göre, mahkeme kararlarının asgari olarak, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine, mer'i 1982 Anayasasının 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda, yapılan inceleme sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle kanun yolu denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olur. Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, ilanı istenilen 07.10.2013 tarih Ortaklar Genel Kurulunun 15,17,18 maddeleri bakımından gerekçe ihtiva etmemektedir. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi, Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 07.10.2013 tarihli Ortaklar Genel Kurulunun 15,17,18 maddelerinin ilam istemine ilişkin hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse senedi iptali kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/186 E. 2013/12769 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaKararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda, yapılan inceleme sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Benzer bu karardaKararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yerine başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak iptali · hasımsız dava · hukuki menfaat · kıymetli evrak · denetime elverişlilik · hamil · kâr kaybı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, «kıymetli evrakın» «kaybı» halinde iptaline karar verilebileceği, «hamiline» yazılı senetlerin iptal usulü'nun TTK'da hükme bağlandığı, «kıymetli evrakın iptaline» ilişkin «hasımsız» olarak açılan davalarda tesis edilen kararların iptaline ilişkin olarak ilgili mevzuatında açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak «hukuki menfaatı» olan tarafların dava yoluyla iptal kararının iptalini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, «hamiline» yazılı hisse senetlerinin «kaybı» nedeniyle iptaline ilişkin mahkeme kararın iptali istemine ilişkin olup, karar tarihinde geçerli HUMK.'nın 388 nci maddesinin 3 ncü bendine (HMK.'nın 297/c ) göre, mahkeme kararının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraf kanıtları «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Hisse senedi iptali kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/186 E. 2013/12769 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaKararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda, yapılan inceleme sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Benzer bu karardaKararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yerine başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak iptali · hasımsız dava · hukuki menfaat · kıymetli evrak · denetime elverişlilik · hamil · kâr kaybı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, «kıymetli evrakın» «kaybı» halinde iptaline karar verilebileceği, «hamiline» yazılı senetlerin iptal usulü'nun TTK'da hükme bağlandığı, «kıymetli evrakın iptaline» ilişkin «hasımsız» olarak açılan davalarda tesis edilen kararların iptaline ilişkin olarak ilgili mevzuatında açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak «hukuki menfaatı» olan tarafların dava yoluyla iptal kararının iptalini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, «hamiline» yazılı hisse senetlerinin «kaybı» nedeniyle iptaline ilişkin mahkeme kararın iptali istemine ilişkin olup, karar tarihinde geçerli HUMK.'nın 388 nci maddesinin 3 ncü bendine (HMK.'nın 297/c ) göre, mahkeme kararının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraf kanıtları «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14410 E. 2013/19932 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14811 E. 2013/20437 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · denetime elverişlilik · reeskont faizi
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamında açıklanan gerekçeler ile, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile, davacının davalı banka hesabında bulunan 7.020.-TL'nın 23.08.2013 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298.maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun ve usulüne uygun hük …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/921 E. , 2019/314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10/11/2016 tarih ve 2016/702-2016/827 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 07/10/2013 tarihli ortaklar kurulunda şirket esas sözleşmesinin, rekabet yasağı, payların devri, ortağın ölümü ve iflası, ilana ilişkin maddelerin değiştirilmesi hususların görüşüldüğünü, anılan toplantıda Türk Ticaret Kanunu’nun 621. maddesinde belirtilen iki şarta uyacak şekilde oylama yapılarak kararların alındığını, usulüne göre toplanan ortaklar kurulu tarafından alınan tüm kararların tescili için davalı kuruma başvurulduğunu, davalı kurum tarafından kararlar için oylama nisabına uyulmadığı belirtilerek tescil talebinin reddedildiğini, oysa kararların Kanun'da belirtilen kriterlere uyularak alındığını ileri sürerek kararların tescil ve ilanını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin 07/10/2013 tarihli başvurusu ile şirketin ana sözleşmesindeki rekabet yasağına ilişkin madde üzerinde yapılmak istenen değişikliğin tescil ve ilanının reddedildiğini, zira bir şirketin rekabet kurallarını düzenleyen ve tüm ortaklar bakımından hüküm ve sonuç doğuracak bir şirket sözleşmesi değişikliğinde karar nisabı bakımından oybirliği ile karar almasının gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan dairemiz bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ana sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin maddenin “şirket ortakları ve şirket müdürleri, şirketin iştigal konusuna giren ve başka iştigal konularında faaliyet gösteren şirketlere üye olabilir veya müdür, yönetici veya yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu üyesi olabilir.” şeklinde değiştirildiği, TTK 589, 619 ve 621. madde düzenlemeleri dikkate alındığında, toplantıya katılan 1.600 hisseye sahip ortağın red oyuna karşın 120.800 hisse sahibi ortakların evet oyu ile kabul edildiği, TTK'nın 621.maddesinde öngörülen nisaplar sağlanarak kabul edildiği, limited şirket ana sözleşmesinin ortaklar açısından bir müktesep hak teşkil etmemesi ve bu değişikliğin mahiyeti itibariyle, tescile engel bir durumun bulunmaması karşısında tescil talebin reddinin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı ...
Memurluğu red işleminin iptali ile 07/10/2013 tarih ve 2 sayılı ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin 2 no’lu bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkindir. HMK'nın m. 297/1/c bent hükmüne göre, mahkeme kararlarının asgari olarak, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine, mer'i 1982 Anayasasının 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda, yapılan inceleme sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Diğer bir deyişle kanun yolu denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olur. Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, ilanı istenilen 07.10.2013 tarih Ortaklar Genel Kurulunun 15,17,18 maddeleri bakımından gerekçe ihtiva etmemektedir. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi, Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 07.10.2013 tarihli Ortaklar Genel Kurulunun 15,17,18 maddelerinin ilam istemine ilişkin hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2 no’lu bent kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/01/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, tescil istemi davalı ... tarafından reddedilen şirket GKK’da alınan kararların ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
2- Davacı taraf, şirket olağan genel kurulunda alınan bazı kararların tescil isteminin davalı ... tarafından haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüş, davalı ... vekili ise, alınan kararlardan sadece şirket yöneticilerinin rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin genel kurul kararının tescili isteminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davacı tarafın iddialarına karşı çıkmıştır.
3- Yerel mahkemece, davanın reddine karşı verilen bozma ilamına ve mahkemece alınan bilirkişi raporuna uygun olarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
4- 6100 sayılı HMK’ya, 1086 sayılı HUMK’dan farklı olarak bir takım temel ilkeler getirilmiş olup, bu ilkelerden biri de Kanunun 140 ve 141.maddeleri ile getirilen “TEKSİF İLKESİ” dir. Kanunu 140.maddesinde yer alan “(1) Hakim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır.
Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” şeklindeki düzenleme ile 141.maddesinde yer alan “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler… Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, bütün iddia ve savunmalar belirli bir yargılama kesitine kadar ileri sürülmeli ve tahkikat yargılaması sadece üzerinde uzlaşmazlık bulunan alanlarda yürütülmelidir (H. Pekcanıtez, HMK Şerhi, II.Cilt, s.1337, son par.).
5- Somut olayda, her ne kadar davalı ... tarafından, bir bütün olarak davacı şirket genel kurulunda alınan 07.10.2013 tarihli kararları bir bütün olarak yayınlamamış ise de, cevap dilekçesinde ve ön inceleme sırasında, bütün savunmasında, sadece rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin şirket genel kurulu kararının tescil ve ilanına karşı çıkmış, diğer maddeler yönünden her hangi bir itirazda bulunmamış, davanın kabulüne karar verildiğinde ise, sadece bu rekabet yasağı yönünden kendi işleminin doğru olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
6- Mahkemece, bilirkişi raporu alınmış ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, gerek rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin 10.madde, gerekse de diğer gündem maddeleri olan 15, 17 ve 18.maddelerin tescil ve ilanına karar vermiş, ancak gerekçe kısmında, taraflar arasında tek ihtilaf konusu olan rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin genel kurul kararına yoğunlaşılmıştır. Nitekim davalı taraf da mahkeme kararını sadece 10.madde yönünden temyiz etmiştir.
7- Yerel mahkemenin sadece 10.madde yönünden gerekçe yazdığı, diğer maddeler yönünden gerekçe yazmadığı gerekçesiyle re’sen bozulmuş ise de, taraflar arasında, diğer hususlarda bir ihtilaf bulunmadığı, bu husus HMK m.371 uyarınca, re’sen temyiz gerekçesi yapılamayacağı ve bozmanın taraflardan hiçbirinin yararına da olmadığı ve hukuki yarardan yoksun olduğu, kararın onanması gerektiğini düşündüğümden bozma yönündeki Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/519603400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz