Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2364 E. 2019/4691 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
brokerlik↗ ticari defter ve kayıtlar↗ hakkın kötüye kullanılması↗ basiretli tacir↗ ticari defter↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ avans faizi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli broker sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, yetkisiz davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının hakkın kötüye kullanımı sayılacağı ve davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıda yazılı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarnın reddi gerekmiştir.
2-Dava, Brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta,
Dava dilekçesinde 24.313.37 TL alacağın davalıdan tahsili istenmiş, yerel mahkemenin 2011/514 esas, 2013/153 karar sayı ve 18.07.2013 günlü karar ile davanın 22.082.24 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairenin bozma ilamına yerel mahkemece uyularak 24.313.37 TL yönünden kabul edilmiştir.
Yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin 18.07.2013 günlü ilk karar sadece davalı tarafça temyiz edilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra usuli kazanılmış hakların ihlali sonucu davanın tam kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10616 E. 2013/11164 K.
Ortak:brokerlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli «broker» sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, «yetkisiz» davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı ve davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Ancak, davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için davacının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, gerekçesi açıklanmaksızın davalı lehine «kötüniyet tazminatınan» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacının «kötüniyetli» olarak icra takibi yaptığı davalı tarafça kanıtlanamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16458 E. 2014/6960 K.
Ortak:brokerlik · ticari defter · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli «broker» sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, «yetkisiz» davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı ve davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10131 E. 2010/1287 K.
Ortak:brokerlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli «broker» sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, «yetkisiz» davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı ve davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının «brokerlik» hizmeti çerçevesinde ödediği sigorta ücretinin davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · nispi vekalet ücreti · rücuen tahsil · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · feragat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, verilen kararda, davadan fergat edilmesine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi hükmü dikkate alınarak, «nispi vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken, yazılı şekilde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar yararına 500,00 TL «maktu vekalet ücretinin» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
Dava, davacının «brokerlik» hizmeti çerçevesinde ödediği sigorta ücretinin davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9855 E. 2016/4862 K.
Ortak:brokerlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli «broker» sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, «yetkisiz» davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı ve davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'nin «sigorta acenteleri» levhasında «kaydının» bulunmadığı ve davalının sigorta «brokeri» olduğu, acentenin sorumlu olduğu hususlarda sigorta brokerine sorumluluk yüklenemeyeceği, davacının bu davasını «sigorta sözleşmesi» yaptığı yurtdışında bulunan şirkete yöneltmesi gerektiği, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi ...'ye «izafeten» «broker» hasım gösterilerek açılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acenteliği · izafeten dava · sigorta sözleşmesi · acentelik · taraf ehliyeti · usulden reddi · tebligat · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'nin «sigorta acenteleri» levhasında «kaydının» bulunmadığı ve davalının sigorta «brokeri» olduğu, acentenin sorumlu olduğu hususlarda sigorta brokerine sorumluluk yüklenemeyeceği, davacının bu davasını «sigorta sözleşmesi» yaptığı yurtdışında bulunan şirkete yöneltmesi gerektiği, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi ...'ye «izafeten» «broker» hasım gösterilerek açılmıştır.
Bu durumda davanın reddi değil, asıl hasım sigorta şirketine «tebligat» yapılarak davaya devam edilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5987 E. 2013/5239 K.
Ortak:brokerlik · ticari defter · tacir · avans faizi · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli «broker» sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, «yetkisiz» davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı ve davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bulduğu teklifle sigorta şirketi ile sigorta akdinin yapılmaması halinde «brokerin» ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında olduğu, «münhasıran» brokerlik işleri ile uğraşan «tacirin» .... nun 22. maddesi gereğince, «ticari işletmesi» ile ilgili bir iş veya hizmet gördüğü takdirde münasip bir ücret isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu ve mahkemece bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği belirtildiği halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlemeden ve uyuşmazlığın ne şekilde çözümlendiği de kararda irdelenmeksizin, salt davacı «defterlerine» göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · kesin delil · ticari işletme · yemin · münhasırlık · bilirkişi incelemesi · fatura · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bulduğu teklifle sigorta şirketi ile sigorta akdinin yapılmaması halinde «brokerin» ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında olduğu, «münhasıran» brokerlik işleri ile uğraşan «tacirin» .... nun 22. maddesi gereğince, «ticari işletmesi» ile ilgili bir iş veya hizmet gördüğü takdirde münasip bir ücret isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu ve mahkemece bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği belirtildiği halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlemeden ve uyuşmazlığın ne şekilde çözümlendiği de kararda irdelenmeksizin, salt davacı «defterlerine» göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2364 E. , 2019/4691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27/02/2018 tarih ve 2014/1421-2018/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında düzenlenen 18/06/2010 tarihli brokerlik sözleşmesinin 24/11/2011 tarihinde feshedildiğini, müvekkil şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda brokerin müvekkili şirkete 24.313,37 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydı ile şimdilik;
24. 313,37 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yazılı brokerlik sözleşmesinin mevcut olmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan ve 2. sayfadan ibaret 18/06/2010 tarihli "PROTOKOL" başlıklı belgenin 1.sahifesinde herhangi bir imzanın bulunmadığını, 2. sayfasında ise "BROKER" yazılı kısmın altındaki kaşe ve üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, sözleşmenin 24/11/2011 tarihinde feshedildiğinin bildirilmesine rağmen bu fesihten müvekkili şirketin dava sonrası haberinin olduğunu, geçerli olmayan sözleşmenin feshinden söz edilemeyeceğini, 24.313,37 TL borcun nereden kaynaklandığını davacı tarafın yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, 18/06/2010 tarihli broker sözleşmesini davalı şirket adına ...’ın imzaladığı ve davalı şirket yetkilisinin ... olduğu, yetkisiz davalı şirket çalışanı ...’ın imzaladığı sözleşme sonucu davalı şirketin brokerlık işlemlerini yaptığı, sözleşme koşullarına uyarak işlem gerçekleştirdiği, bu şekilde doğan işlemlerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, şirketin fiilen sözleşmeyi kabul edip uygulamasına rağmen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadı iddiasında bulunmasının hakkın kötüye kullanımı sayılacağı ve davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23,313,37 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıda yazılı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarnın reddi gerekmiştir.
2-Dava, Brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta,
Dava dilekçesinde 24.313.37 TL alacağın davalıdan tahsili istenmiş, yerel mahkemenin 2011/514 esas, 2013/153 karar sayı ve 18.07.2013 günlü karar ile davanın 22.082.24 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairenin bozma ilamına yerel mahkemece uyularak 24.313.37 TL yönünden kabul edilmiştir.
Yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin 18.07.2013 günlü ilk karar sadece davalı tarafça temyiz edilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra usuli kazanılmış hakların ihlali sonucu davanın tam kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenle kararın re'sen BOZULMASINA, temyiz peşin harcının mümeyyiz davalıya iadesine 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/518136900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz