Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5243 E. 2019/4659 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ güven kurumu↗ zimmet↗ basiretli tacir↗ tacir↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davacının davalı banka çalışanı ...' ın akrabası olduğu, davacının bankaya dahi gelmeden güvene dayalı olarak bizzat bu kişi vasıtası ile işlem yaptığı, usulsüz işlemelere ilişkin dekontları davacının imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmasa da davalı banka müdürünün söz konusu belgeleri hileli bir biçimde kullanarak zimmetine para geçirdiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının davalı Bankaya ve onun çalışanı olan diğer davalı müdüre güvendiği, dekontlara ve talimatlara imza attığı, bu durumun davacının zarara uğramasına sebep olduğu, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi çalışması, şubesindeki faaliyetlerin icrasına ilişkin gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, davalı bankanın bu haliyle sorumlu olduğu, davalılardan müdür ...’ın davacının tanıdığı ve akrabası olduğu, bu bakımdan bankanın bir güven kurumu olmasının yanı sıra davacının adı geçen davalıya da güven duyduğu, bu haliyle davacının da müterafik kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.000,00 TL'nin 09/12/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 56.847,34 TL'nin 23/03/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.' den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı banka vekili ile asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, asıl ve birleşen davada davalı banka vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, banka müdürünün usulsüz işlemleri nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, asıl davada dava dilekçesiyle 6.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili, birleşen dava dilekçesiyle ise 66.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, asıl davada da birleşen davada da davalıların uğranılan zararın tamamından sorumlu oldukları ileri sürülmüştür. Mahkemece asıl ve birleşen davada davacının da %30 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edildiğine göre asıl ve birleşen davada davacının asıl ve birleşen davada talep ettiği meblağların %30’u oranında indirim yapılması gerekirken talep aşımı yapmak suretiyle bilirkişi raporuyla belirlenen meblağlar üzerinden %30 oranında indirim yapılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davada davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1136 E. 2010/5212 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hile · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı Bankanın «ibraz» ettiği 61 adet dekonttaki imzaların kendisine ait olduğunun belirlendiği, bu kadar makbuzun «hile» ile imzalandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, diğer davalının davacının tanıdığı ve akrabası olduğu, talimatlar ve dekontlarla paralarını ald …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3767 E. 2019/5432 K.
Ortak:zimmet
İncelediğiniz kararda… ulsüz işlemelere ilişkin dekontları davacının imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmasa da davalı banka müdürünün söz konusu belgeleri hileli bir biçimde kullanarak «zimmetine» para geçirdiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının davalı Bankaya ve onun çalışanı olan diğer davalı müdüre güvendiği, dekontlara ve talimatlara imza attığı, bu durumun davacının zarara uğramasına sebep olduğu, davalı bankanın basiretli bir «tacir» gibi çalışması, şubesindeki faaliyetlerin icrasına ilişkin gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, davalı bankanın bu haliyle sorumlu olduğu, davalılardan müdür ...’ın davacının tanıdığı ve akrabası olduğu, bu bakımdan bankanın bir «güven kurumu» olmasının yanı sıra davacının adı geçen davalıya da güven duyduğu, bu haliyle davacının da müterafik kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.000,00 TL'nin 09/12/2003 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 56.847,34 TL'nin 23/03/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans f …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dosya içerisinde mevcut teftiş raporuna uyarınca davalı banka çalışanının 106 müştekinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiği, davalı bankanın uzun süre bu çalışanının söz konusu görevi yapmasına izin verdiği, banka müşterilerine güven tesis etmesine neden olduğu, bu güvenden dolayı çalışanının müşterilere boş dekontlar imzalattığı, kendi lehine menfaat sağlamasına neden olunduğu, bankaların BK'nın 99/2 maddesine tabi olup davalı bankanın mudinin önceden boş olarak imzalayarak çalışanına verdiği ödeme belgeleri nedeniyle «sorumluluktan kurtulanmayacağı», bankaların kendilerine yatırılan paraları, mudiler istediğinde veya belli bir «vadede» aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları, davalının, adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu, davalının gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediği, çalışanının hesaplardaki işlemlerini denetlemediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, bozma ilamı sonrasında «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek avans faiziyle …
1-) Dava, banka «görevlisinin» «zimmetinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · vade · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dosya içerisinde mevcut teftiş raporuna uyarınca davalı banka çalışanının 106 müştekinin hesaplarından «zimmetine» para geçirdiği, davalı bankanın uzun süre bu çalışanının söz konusu görevi yapmasına izin verdiği, banka müşterilerine güven tesis etmesine neden olduğu, bu güvenden dolayı çalışanının müşterilere boş dekontlar imzalattığı, kendi lehine menfaat sağlamasına neden olunduğu, bankaların BK'nın 99/2 maddesine tabi olup davalı bankanın mudinin önceden boş olarak imzalayarak çalışanına verdiği ödeme belgeleri nedeniyle «sorumluluktan kurtulanmayacağı», bankaların kendilerine yatırılan paraları, mudiler istediğinde veya belli bir «vadede» aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları, davalının, adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu, davalının gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediği, çalışanının hesaplardaki işlemlerini denetlemediği, zararın tamamından sorumlu olduğu, bozma ilamı sonrasında «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek avans faiziyle …
1-) Dava, banka «görevlisinin» «zimmetinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5243 E. , 2019/4659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/06/2017 tarih ve 2014/764-2017/590 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı banka vekili asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 18.06.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asılbirleşen davada davacı vekili Av. ... ile Asıl birleşen davada davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yatırımlarını davalı Bankanın önce ...Şubesi'nde sonra ... Şubesinde hesap açarak değerlendirdiğini, diğer davalının anılan şubelerin müdürlüklerini yaptığını, bu davalının ortadan kaybolması sonrasında davalı Bankaya başvurduğunda hesaplarından talimatı olmadan para çekildiğini öğrendiğini, kendisine ödeme yapılmadığını ileri sürerek, asıl davada şimdilik 6.000,00 TL’nin 09/12/2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada ise, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ait hazine bonolarının talimatı dışında vadesinden önce bozdurulması ve banka müdürünün zimmetine para geçirmesi nedeniyle uğranılan zararların şimdilik 66.000,00 TL'sinin 22/03/2003 tarihinden itibaren işleyecek bankaca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı banka vekili, iddiaların yersiz olduğunu, davacının kendi imzaları ile paraları tahsil ettiğini, talimat verdiğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davacının davalı banka çalışanı ...' ın akrabası olduğu, davacının bankaya dahi gelmeden güvene dayalı olarak bizzat bu kişi vasıtası ile işlem yaptığı, usulsüz işlemelere ilişkin dekontları davacının imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmasa da davalı banka müdürünün söz konusu belgeleri hileli bir biçimde kullanarak zimmetine para geçirdiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının davalı Bankaya ve onun çalışanı olan diğer davalı müdüre güvendiği, dekontlara ve talimatlara imza attığı, bu durumun davacının zarara uğramasına sebep olduğu, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi çalışması, şubesindeki faaliyetlerin icrasına ilişkin gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, davalı bankanın bu haliyle sorumlu olduğu, davalılardan müdür ...’ın davacının tanıdığı ve akrabası olduğu, bu bakımdan bankanın bir güven kurumu olmasının yanı sıra davacının adı geçen davalıya da güven duyduğu, bu haliyle davacının da müterafik kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.000,00 TL'nin 09/12/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 56.847,34 TL'nin 23/03/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.' den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı banka vekili ile asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, asıl ve birleşen davada davalı banka vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, banka müdürünün usulsüz işlemleri nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, asıl davada dava dilekçesiyle 6.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili, birleşen dava dilekçesiyle ise 66.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, asıl davada da birleşen davada da davalıların uğranılan zararın tamamından sorumlu oldukları ileri sürülmüştür. Mahkemece asıl ve birleşen davada davacının da %30 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edildiğine göre asıl ve birleşen davada davacının asıl ve birleşen davada talep ettiği meblağların %30’u oranında indirim yapılması gerekirken talep aşımı yapmak suretiyle bilirkişi raporuyla belirlenen meblağlar üzerinden %30 oranında indirim yapılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davada davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, asıl ve birleşen davada davalı banka vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl ve birleşen davada davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 57,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı bankaya iadesine, 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/518130600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz