Usulsüz çağrının genel kurul kararının iptalini gerektirmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3242 E. 2019/4516 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirkete kayyım atanabilmesi için organ boşluğu bulunması ve bu boşluğun başka bir yoldan giderilememiş olması gerekir; ortaklar bir ortaklar toplantısı ile müdür atayabiliyorlarsa kayyım atanamaz. Ortaklara usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararlar, usulsüzlüğün kararın alınmasında etkili olması hâlinde iptal edilir; ayrıca yalnızca bir ortağın katıldığı ve karar nisabı bulunmayan toplantıda alınan karar hükümsüzdür.
Ele alınan sorunlar
Yönetim ve temsil yetkisi olan ortağın ölümü üzerine şirkete kayyım atanması koşulları → ret
İddia: Davacılar, murislerinin ölümüyle şirketin tek müdürlü hale geldiğini ve bu durumun kanuna aykırı olduğunu, hukuksuzluğun giderilmesi için şirkete kayyım atanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yönetim ve temsil yetkisi verilen ortağın ölümü nedeniyle kanuna aykırılık bulunmakla birlikte kayyım atanmasını gerektiren koşulların varlığı iddia ve ispat edilememiştir. Kayyım atanabilmesi için organ boşluğu bulunması ve bu boşluğun başka bir yoldan giderilememiş olması gerekir. Somut olayda şirketin tüm ortakları mevcut olup yapacakları bir ortaklar toplantısı ile müdür atayabilirler; nitekim dava sırasında şirket genel kurulu toplantıya çağrılmıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Usulüne uygun çağrı yapılmadan alınan genel kurul kararlarının iptali → kabul
İddia: Davacılar, toplantı davetinin kendilerine usule uygun yapılmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısının hükümsüzlüğünü istemiştir.
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 446/1-b maddesi uyarınca davacılara usulüne uygun çağrı yapılmamış ve bu usulsüzlük genel kurul kararının alınmasında etkili olmuştur; bu nedenle genel kurulda alınan kararların iptalinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tek ortağın katıldığı toplantıda karar nisabının bulunmaması → kabul
Gerekçe: Şirkete ait ilanların, ana sözleşme hükmü gereği ticaret sicili gazetesi yanında şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile de yapılması gerekirken davacılara gönderilen tebligatlarda ana sözleşmeye göre çağrıda usulsüzlük bulunduğu, ancak bunun hiç çağrı yapılmamış anlamına gelmediği ve çağrıdaki eksikliklerin sırf bu nedenle kararın hükümsüzlüğünü gerektirmediği; dava konusu toplantıya yalnızca yüzde elli pay sahibi tek ortağın katılıp kendisini müdür olarak seçtiği, toplantıda karar nisabının bulunmadığı ve bu nedenle alınan kararın hükümsüz olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Usulüne uygun çağrı yapılmaması ve bu usulsüzlüğün karara etkili olması hâlinde genel kurul kararlarının iptal edileceğine ilişkin Yargıtay tespiti ile kayyım atanmasının ikincilliğine ilişkin onanan ilk derece gerekçesi emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayyım atanması↗ organ boşluğu↗ genel kurul çağrısı↗ çağrı usulsüzlüğü↗ karar nisabı↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3242 E. , 2019/4516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/02/2017 tarih ve 2016/278 E- 2017/155K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/04/2018 tarih ve 2017/675-2018/357 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl dava yönünden, müvekkillerin murisi müteveffa ...'ın davalı şirketin %50 ortağı iken 03/06/2015 tarihinde vefat etmesi üzerine, müvekkillerinin mirasçı sıfatıyla davalı şirket ortağı olduğunu, müteveffanın ölümü ile şirket tek müdürlü hale geldiğinden bu durumun TTK 623. maddesine aykırı olduğunu ve yapılan işlemlerin tartışmalı hale geldiğini, bu hukuksuzluğun giderilmesi için şirketin diğer ortağı ve şirket müdürü ile yapılan temasların sonuçsuz kaldığını öne sürerek davalı şirkete yetkili müdür atanana dek tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini; birleşen dava yönünden ise davalı şirketin genel kurul toplantısının yapıldığını sonradan öğrendiklerini, davacılara toplantı davetinin usule uygun yapılmadığı 28/09/2016 tarihli davalı şirket genel kurul toplantısının hükümsüzlüğüne ve davacıların hukuki ehliyetlerinin bulunmadığını, temsilleri için kendilerine kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin müdürünün bulunduğunu, TTK.'nın 623. maddesindeki hükmün müdürün görevinin sona ermesini gerektirmediğini, şirket ortaklar kurulunun şirket ortaklarından birini müdür olarak atayabileceğini, davacıların bir ortağın müdür olarak atanması için ortaklar kurulunun toplanmasını talep edebileceklerini, kayyım atanması şartlarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim ve temsil yetkisi verilen ortağın ölümü nedeniyle TTK.'nın 623. maddesine aykırılık bulunduğu, fakat kayyım atanmasını gerektiren koşulların varlığının iddia ve ispat edilemediği, TMK'nın 427. maddesine göre kayyım atanabilmesi için organ boşluğu bulunması ve bu boşluğun başka bir yoldan giderilememiş olması gerektiği, somut olayda şirketin tüm ortaklarının mevcut olup, yapacakları bir ortaklar toplantısı ile TTK'nın 623.
maddesi gereğince müdür atayabilecekleri, dava sırasında şirket genel kurulunun toplantıya çağrılmış bulunduğu, dava konusu genel kurul kararının alındığı toplantıya davacıların katılmadığı, toplantıya %50 pay sahibi ortak ...'ın katıldığı ve kendini müdür tayin ettiği dava konusu toplantıya ilişkin çağrının ana sözleşmeye uygun olarak yapılmadığı, ana sözleşmenin 7. maddesinde "Şirkete ait ilanların TTK'nın 37. maddesi hükmü saklı kalmak şartı ile şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılır." hükmünün bulunduğu, buna göre şirkete ait ilanların (E.TTK 37) TTK'nın 35. maddesi gereğince Türkiye Sicil Gazetesi yanında şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile de ilanının gerektiği, davacılara gönderilen tebligatlarda ana sözleşmeye göre çağrıda usulsüzlük bulunduğu, ancak bunun hiç çağrı yapılmamış anlamına gelmediği, çağrıda yapılan eksikliklerin genel kurul kararının sırf bu nedenle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği, dava konusu toplantıya açıklandığı gibi %50 pay sahibi tek ortağın katılıp kendisini müdür olarak seçtiği, toplantıda karar nisabının olmadığı, bu nedenle alınan kararın hükümsüz olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen genel kurul kararının iptali davası yönünden davanın kabulü ile davalı şirketin 28/09/2016 tarihli şirket müdürü atanmasına ilişkin genel kurul kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, 6102 sayılı TTK'nın 446/1-b maddesi uyarınca davacılara usulüne uygun çağrı yapılmadığı ve bu usulsüzlüğün genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun anlaşılması nedeniyle genel kurulda alınan kararların iptalinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17/06/2019 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517297300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz