Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1928 E. 2019/4046 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme def'i↗ lehdar↗ direnme kararı↗ ticari defter kayıtları↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ ciro↗ def'i↗ hamil↗ bono↗ ticari defter↗ dahili dava↗ ibraz↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bono hamili davalı ile lehdarın karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların teminatı olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan ciro işleminde davalı hamilin iyiniyetli kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek ödeme def’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiş, Dairenin 25.09.2013 tarih 2012/18731-2013/16522 sayılı ilamında belirtilen gerekçelerle karar bozulmuş, mahkemece verilen direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarih 2017/11-98 ve 2018/1425 sayılı ilamı ile direnme uygun görülüp, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava konusu bononun davalının aynı zamanda eşi olan dava dışı ...'a ticari ilişkinin başında ve ileride doğacak borçların teminatı olarak verildiğini, üç yıl süren taşıma ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında herhangi bir alacak bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, sunulan ödeme belgelerine ilişkin kayıtların büyük bir kısmının davacı ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili, taşıma ilişkisi nedeniyle yapıldığını ileri sürdüğü bir takım ödeme belgelerine dayanmış, davalı vekili bonoya dayalı ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı tarafından sunulan ödeme belgeleri incelendiğinde, bir kısmının dava dışı kişiler tarafından davalının eşine ve hatta bir 3. şahısa yapılan ödemeleri içerdiği ve bunlar dahil hiçbir ödeme belgesinde ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olarak yapıldığı yönünde bir kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Mahkemece, davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini lehtar dava dışı ...'a ödediği, ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece yazılı şekilde karar verilmişse de, davacı tarafından bononun ileride doğacak borçların teminatı olarak verildiğine ya da bedelsiz kaldığına yönelik dosyaya hiçbir delil ibraz edilmemiş, sadece taşıma ilişkisi nedeniyle yapıldığı ileri sürülen bir takım ödeme belgeleri ibraz edilmiştir. Bu durumda, mahkemece senedin aradaki taşıma ilişkisinin teminatı olarak verildiği, yapılan ödemelerin bu senede ilişkin olarak yapıldığı yönündeki kabulü yerinde olmayıp, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/211 E. 2014/2823 K.
Ortak:lehdar · iyiniyet · ciro · hamil · bono · teminat · Borçlu olmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «bono» «hamili» davalı ile «lehdarın» karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların «teminatı» olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işleminde davalı hamilin «iyiniyetli» kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek «ödeme def»’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin icra takibine konu edilen «bono» bedelini «lehtar» dava dışı ...'a ödediği, «ciro» yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı «hamilin» senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava konusu «bononun» davalının aynı zamanda eşi olan dava dışı ...'a ticari ilişkinin başında ve ileride doğacak borçların «teminatı» olarak verildiğini, üç yıl süren taşıma ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında herhangi bir alacak bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle .../... -2- Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · organik bağ · ciranta · kötüniyet tazminatı · keşideci · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle .../... -2- Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18731 E. 2013/16522 K.
Ortak:lehdar · lehtar · iyiniyet · ciro · hamil · bono · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «bono» «hamili» davalı ile «lehdarın» karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların «teminatı» olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işleminde davalı hamilin «iyiniyetli» kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek «ödeme def»’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin icra takibine konu edilen «bono» bedelini «lehtar» dava dışı ...'a ödediği, «ciro» yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı «hamilin» senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava konusu «bononun» davalının aynı zamanda eşi olan dava dışı ...'a ticari ilişkinin başında ve ileride doğacak borçların «teminatı» olarak verildiğini, üç yıl süren taşıma ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında herhangi bir alacak bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi Akif Altın'ın oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde -/- -2- ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, bu …
1- Dava, «bonoya» dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, dava konusu bononun, davacı tarafından dava dışı Hakan Karakurt'a, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle, «teminat» olarak verildiği, bononun tanzim tarihinden sonra davacı tarafından davalıya peyder pey toplamda 61.755,33 TL ödendiği, davalının, davacı tarafından yapılan bu ödemelerin, başka bir nedenle yapıldığı yönünden savunmada bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından, yukarıda belirtilen miktarda, yapılan ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi edilmişse de, eldeki dava, bonoyu davalıya «ciro» eden «lehtar» ...'un hukuki durumunu da etkileyeceğinden, onun huzuru olmaksızın davanın görülmesi doğru değildir.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/234 Esas sayılı takibe konu «bono» nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · organik bağ · ciranta · kötüniyet tazminatı · keşideci · kötüniyet
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2010/234 Esas sayılı takibe konu «bono» nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi Akif Altın'ın oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde -/- -2- ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6070 E. 2022/9268 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · mirasçılık · muvafakat · husumet
Benzer bu kararda… arlardan bilgisinin olmadığının kabulünün mümkün olamayacağı, boşanma davasının 26/06/2002 tarihinde açıldığı, davacı ile ... arasındaki karı-koca çekişmesinin yani «husumetin» boşanma davası ile birlikte başladığı, bu davanın açılış tarihinin ise 17/03/2004 olduğu, dava konusu kararların 1997-2002 tarihleri arasında alındığı birlikte değerlendirildiğinde boşanma davası açılana kadar dava konusu edilmeyip, boşanma davası açıldıktan sonra kararların dava konusu edilmesi daha önceki tarihlerde bu kararların alınmasından davacının haberdar olduğu, üstü kapalı da olsa «muvafakatinin» ve rızasının bulunduğu, zaman zaman fiili ayrılıkları da olsa boşanma öncesinde ve özellikle de dava konusu kararların alındığı tarihlerde karı-koca olarak aynı evi paylaşmaları ve aynı şirkette ortaklıkları bulunması nedeniyle ...'in şirket işleyişi ve alınan kararlar konusunda bilgi sahibi olması hayatın olağan akışına uygun olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 590/2 maddesine dayalı hakkı olmasına rağmen ...’in 3 ay içinde «rüçhan hakkını» kullanabilecekken kullanmadığı, davayı açmasının MK’nın 2. maddesi gereğince iyi niyete ilişkin temel ilke ve disiplinlere uygun düşmediği gerekçesiyle davanın red …
Kararı, davacının «mirasçıları» vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının «mirasçıları» vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11826 E. 2010/12933 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece alınan bilirkişi raporunda, sunulan ödeme belgelerine ilişkin kayıtların büyük bir kısmının davacı «ticari defter» ve kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir.
Benzer bu kararda… le ...’e ait paylardan 4 payın edinilmiş mallarda sınırlı mal ortaklığı kapsamında olduğu kabul edilerek 2 payın ...’ a ivazsız olarak devredildiği, devir işleminin «pay defterine» işlendiği, TTK.’nun 521/1. maddesi gereğince bir payın karı–koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için diğer ortakların «muvafakatine» gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.07.2010 tarihli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri · muvafakat
Benzer bu kararda… le ...’e ait paylardan 4 payın edinilmiş mallarda sınırlı mal ortaklığı kapsamında olduğu kabul edilerek 2 payın ...’ a ivazsız olarak devredildiği, devir işleminin «pay defterine» işlendiği, TTK.’nun 521/1. maddesi gereğince bir payın karı–koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için diğer ortakların «muvafakatine» gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.07.2010 tarihli …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1928 E. , 2019/4046 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Denizli (Kapatılan) 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/06/2014 tarih ve 2014/97-2014/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının bir dönem evli olduğunu, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava dışı ...'a 60.000.- TL bedelli bononun ticari ilişkinin başında doğacak borçların teminatı olarak verildiğini, bono bedelinin parça parça ödendiğini, ancak aradaki akrabalık nedeniyle bononun geri alınmadığını, davacı şirketin bono sebebiyle herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek davacı şirketin Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2010/234 Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, bonodan dolayı kendisine başvurulan kimsenin, keşideci veya cirantalardan biri ile kendi arasındaki ilişkiye dayanan def’ileri müracaatta bulunana karşı ileri süremeyeceğini, takip dayanağının kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge olduğunu, bonoya karşılık hiçbir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bono hamili davalı ile lehdarın karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların teminatı olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan ciro işleminde davalı hamilin iyiniyetli kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek ödeme def’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiş, Dairenin 25.09.2013 tarih 2012/18731-2013/16522 sayılı ilamında belirtilen gerekçelerle karar bozulmuş, mahkemece verilen direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarih 2017/11-98 ve 2018/1425 sayılı ilamı ile direnme uygun görülüp, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava konusu bononun davalının aynı zamanda eşi olan dava dışı ...'a ticari ilişkinin başında ve ileride doğacak borçların teminatı olarak verildiğini, üç yıl süren taşıma ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında herhangi bir alacak bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, sunulan ödeme belgelerine ilişkin kayıtların büyük bir kısmının davacı ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili, taşıma ilişkisi nedeniyle yapıldığını ileri sürdüğü bir takım ödeme belgelerine dayanmış, davalı vekili bonoya dayalı ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı tarafından sunulan ödeme belgeleri incelendiğinde, bir kısmının dava dışı kişiler tarafından davalının eşine ve hatta bir 3. şahısa yapılan ödemeleri içerdiği ve bunlar dahil hiçbir ödeme belgesinde ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olarak yapıldığı yönünde bir kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Mahkemece, davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini lehtar dava dışı ...'a ödediği, ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece yazılı şekilde karar verilmişse de, davacı tarafından bononun ileride doğacak borçların teminatı olarak verildiğine ya da bedelsiz kaldığına yönelik dosyaya hiçbir delil ibraz edilmemiş, sadece taşıma ilişkisi nedeniyle yapıldığı ileri sürülen bir takım ödeme belgeleri ibraz edilmiştir. Bu durumda, mahkemece senedin aradaki taşıma ilişkisinin teminatı olarak verildiği, yapılan ödemelerin bu senede ilişkin olarak yapıldığı yönündeki kabulü yerinde olmayıp, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517220000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz