Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/211 E. 2014/2823 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza inkarı↗ organik bağ↗ lehdar↗ ciranta↗ kötüniyet tazminatı↗ iyiniyet↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ kötüniyet↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun hamili olan davalı ... ile bono lehdarı ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının teminatı olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan ciro işlemlerinde cirantanın iyiniyet kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki organik bağ nedeniyle
.../...
-2-
Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet keşidecisi tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18731 E. 2013/16522 K.
Ortak:imza inkarı · organik bağ · lehdar · ciranta · kötüniyet tazminatı · iyiniyet · ciro · hamil
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle .../... -2- Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozul …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi Akif Altın'ın oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde -/- -2- ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, bu …
İcra Müdürlüğü'nün 2010/234 Esas sayılı takibe konu «bono» nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bonoya» dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, dava konusu bononun, davacı tarafından dava dışı Hakan Karakurt'a, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle, «teminat» olarak verildiği, bononun tanzim tarihinden sonra davacı tarafından davalıya peyder pey toplamda 61.755,33 TL ödendiği, davalının, davacı tarafından yapılan bu ödemelerin, başka bir nedenle yapıldığı yönünden savunmada bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından, yukarıda belirtilen miktarda, yapılan ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi edilmişse de, eldeki dava, bonoyu davalıya «ciro» eden «lehtar» ...'un hukuki durumunu da etkileyeceğinden, onun huzuru olmaksızın davanın görülmesi doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehtar
Benzer bu kararda1- Dava, «bonoya» dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, dava konusu bononun, davacı tarafından dava dışı Hakan Karakurt'a, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle, «teminat» olarak verildiği, bononun tanzim tarihinden sonra davacı tarafından davalıya peyder pey toplamda 61.755,33 TL ödendiği, davalının, davacı tarafından yapılan bu ödemelerin, başka bir nedenle yapıldığı yönünden savunmada bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından, yukarıda belirtilen miktarda, yapılan ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi edilmişse de, eldeki dava, bonoyu davalıya «ciro» eden «lehtar» ...'un hukuki durumunu da etkileyeceğinden, onun huzuru olmaksızın davanın görülmesi doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece, davacı vekiline dava dışı «lehtar» ...'a dava açmak üzere süre verilip gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1928 E. 2019/4046 K.
Ortak:lehdar · iyiniyet · ciro · hamil · bono · teminat · Borçlu olmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» «hamili» olan davalı ... ile bono «lehdarı» ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının «teminatı» olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işlemlerinde «cirantanın» «iyiniyet» kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki «organik bağ» nedeniyle .../... -2- Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet «keşidecisi» tarafından «imzası inkar» edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozul …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «bono» «hamili» davalı ile «lehdarın» karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların «teminatı» olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işleminde davalı hamilin «iyiniyetli» kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek «ödeme def»’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin icra takibine konu edilen «bono» bedelini «lehtar» dava dışı ...'a ödediği, «ciro» yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı «hamilin» senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ve eşi dava dışı ...’un davacı şirketin nakliye işini yaptıklarını, dava konusu «bononun» davalının aynı zamanda eşi olan dava dışı ...'a ticari ilişkinin başında ve ileride doğacak borçların «teminatı» olarak verildiğini, üç yıl süren taşıma ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında herhangi bir alacak bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme def'i · direnme kararı · lehtar · bedelsizlik · def'i · ticari defter · dahili dava · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «bono» «hamili» davalı ile «lehdarın» karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisinin oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, dava konusu bononun ticari ilişkinin başlangıcında ileride doğabilecek borçların «teminatı» olarak davalının eşi olan ...'a verildiği, bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olmadığı yada başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasındabulunmadığı, ödemelerin bononun tanzim tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, karı koca arasında yapılan «ciro» işleminde davalı hamilin «iyiniyetli» kabulünün mümkün olmadığından lehdara karşı ileri sürülebilecek «ödeme def»’inin hamile karşı da ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece yazılı şekilde karar verilmişse de, davacı tarafından «bononun» ileride doğacak borçların «teminatı» olarak verildiğine ya da «bedelsiz» kaldığına yönelik dosyaya hiçbir delil «ibraz» edilmemiş, sadece taşıma ilişkisi nedeniyle yapıldığı ileri sürülen bir takım ödeme belgeleri ibraz edilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiş, Dairenin 25.09.2013 tarih 2012/18731-2013/16522 sayılı ilamında belirtilen gerekçelerle karar bozulmuş, mahkemece verilen «direnme» kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarih 2017/11-98 ve 2018/1425 sayılı ilamı ile direnme uygun görülüp, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, sunulan ödeme belgelerine ilişkin kayıtların büyük bir kısmının davacı «ticari defter» ve kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/211 E. , 2014/2823 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 17/07/2012 gün ve 2010/33-2012/360 sayılı kararı bozan Daire’nin 25.09.2013 gün ve 2012/18731 - 2013/16522 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ve davalının eşi olan dava dışı ...'un müvekkili şirketin nakliye işini yaptıklarını, müvekkili şirketin işin başkangıcında, dava dışı ...'a 60.000 TL bedelli olan, bononun ticari ilişkinin devamı ve doğacak borçları teminen, teminat olarak verildiğini, müvekkilinin bono sebebiyle dava dışı ...'a herhangi bir borcu olmadığını, bono bedelinin ödendiğini, buna rağmen dava konusu senedin davalıya ciro edildiğini ve davalının senedi icra takibine koyduğunu, davalının, dava dışı lehdar ...'un eşi olduğunu ve senedin bedelsiz bilebilecek durumda olduğunu, kötüniyetli olarak senedi icra takibine koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun hamili olan davalı ... ile bono lehdarı ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının teminatı olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan ciro işlemlerinde cirantanın iyiniyet kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki organik bağ nedeniyle
.../...
-2-
Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet keşidecisi tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346341500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz