Bağlantılı davalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1346 E. 2019/3330 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantılı davalar↗ geçici hukuki koruma↗ ttk 595↗ menfaat çatışması↗ temsil kayyımı↗ kayyum atanması↗ ortaklık sıfatı↗ hmk 115/3↗ kayyım atanması↗ pay devri↗ aktif husumet ehliyeti↗ kayyım↗ tasfiye memuru atanması↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ tasfiye memuru↗ taraf ehliyeti↗ hukuki yarar↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tasfiye halinde Taç Konserveciler San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye tasfiye memuru olarak atanan ... ile ilgili şirket arasında Antalya İcra Müdürlüklerinde ve Antalya Mahkemelerinde tarafların karşılıklı olarak açtıkları birden çok dava ve icra takiplerinin bulunduğu, şirket tasfiye memuru olan ... ile tasfiye halindeki şirket arasında menfaat çatışması olduğu gerekçesiyle, asıl dava yönünden davalının itirazının reddine, asıl dava yönünden davanın kabulü ile tasfiye memuru olarak atanan ...'in tasfiye memurluğundan azline, davalı şirkete tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'un atanmasına, birleşen dava dosyasının temsil kayyumu atanmasına ilişkin olması, yargılama sırasında tedbiren şirkete kayyum atanması ve ana davada yeni bir tasfiye memuru atanması gözönüne alınarak, birleşen davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bu dava ile birleşen 2016/876 Esas sayılı davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı (tasfiye memuru) ... vekili tarafından, gerek asıl dava, gerekse birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin verdiği kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, önceki tarihli BAM kararının geçici hukuki koruma mahiyetinde olduğu, şirkette hali hazırda tasfiye memurunun varlığının kayyım atanmasına engel olmayacağı, tasfiye memurunun tasfiyeden kaynaklanan işlemlere bakacağa, tedbiren atanan kayyımın ise karar kesinleştiğinde görevinin son ereceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı (tasfiye memuru) ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalı şirkete atanan diğer ortak tasfiye memurunun azli, yeni tasfiye memuru atanması yahut mevcut tasfiye memuru ile davalı şirket ile aralarındaki davalar nedeniyle şirkete temsil kayyımı atanması istemlerine ilişkindir.
Dava şartları, karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuki yarar dava şartı olarak öngörülmüştür. Somut olayda, asıl dava davacılarının, davalı şirkette ortaklık sıfatını taşıdıkları sürece, tasfiye memurunun azli, yeni tasfiye memuru atanması yahut temsil kayyımı atanması istemli dava açmada, hukuki yararı haiz oldukları, buna bağlı olarak aktif hak ehliyetlerinin de var olduğu kabul edilmelidir. Bu husus bir dava şartı olup, HMK 115 hükmü gereği, istinaf safhası da dahil, yargılamanın her aşamasında ve re’sen nazara alınmalıdır.
Davalı tasfiye memuru, ilk derece mahkemesindeki savunmasında davacıların davadan önce ortaklık paylarını tümüyle devrettiklerini ileri sürmüş, bu yoldaki iddialara ilişkin olarak asıl dava davacılarının, 18/04/2016 ve 14/04/2016 tarihli davalı şirketteki tüm paylarının devrine ait noter senetlerinin dosyada varlığı tespit edilmiştir. Davalının bu savunması gerek ilk derece mahkemesi gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, pay devrine ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 595. madde düzenlemesi çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmamıştır.
Sonuç olarak, dava şartı niteliğindeki bu olgu üzerinde durulmak şartıyla davacıların asıl davada davalı şirketteki hisselerini devredip etmediği ve buna dayalı olarak aktif husumet ehliyetlerinin var olup olmadıkları tartışılıp karara bağlandıktan sonra, davanın esasına girip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış, asıl ve buna bağlı istemler içeren birleşen davada verilen hükümlerin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18332 E. 2014/7488 K.
Ortak:menfaat çatışması · kayyım atanması · kayyım
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin verdiği kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, önceki tarihli BAM kararının «geçici hukuki koruma» mahiyetinde olduğu, şirkette hali hazırda «tasfiye» memurunun varlığının «kayyım atanmasına» engel olmayacağı, tasfiye memurunun tasfiyeden kaynaklanan işlemlere bakacağa, tedbiren atanan kayyımın ise karar kesinleştiğinde görevinin «son» ereceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalı şirkete atanan diğer ortak «tasfiye» memurunun azli, yeni «tasfiye memuru atanması» yahut mevcut tasfiye memuru ile davalı şirket ile aralarındaki davalar nedeniyle şirkete «temsil kayyımı atanması» istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, asıl dava davacılarının, davalı şirkette «ortaklık sıfatını» taşıdıkları sürece, «tasfiye» memurunun azli, yeni «tasfiye memuru atanması» yahut «temsil kayyımı atanması» istemli dava açmada, «hukuki yararı» haiz oldukları, buna bağlı olarak aktif hak «ehliyetlerinin» de var olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaH..'nun babasının «kefil» olmasının, «kayyımın» davalı olan ortaklarla yakın ilişki içinde olduğunu gösterdiği bu durumun ortakların menfaatleri açısından faydalı olabileceği kadar ortaklar arasında bulunan «menfaat çatışması» bakımından da sorun teşkil edebileceği, kayyımın şirket faaliyetini sonlandırdığı, şirketin ortaklar kurulunun toplanmasına yönelik faaliyette bulunmadığı, SGK ve vergi borçlarını ödmediği, kayyımın tam anlamıyla görevlerini yerine getirmediği, ayrıca kayyımın bu görevine de devam etmek istemediği gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile kayyımın azline, asıl davanın ise; tarafların şirkete atanacak kayyım konusunda anlaşamadıkları, şirket ve ortakların menfaatleri açısından, şirkete «kayyım atanması» ve benzeri geçici çözüm getiren kararlar değil şirketin devamı ya da tasfiyesine dair kararların alınması zorunlu olduğu, şirkete yeniden kayyım atnmasında bir fay …
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, birleşen dava davalı şirkete atanan «kayyımın» azline, asıl dava ise yeni «kayyım atanmasına» ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece birleşen davanın kabulü ile kayyımın azline, asıl davanın ise yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece «kayyımın» azline karar verilmesi doğru ise de, kayyım azli ile davalı şirket «organsız» kaldığından ve «kayyım atanması» sebepleri devam ettiğinden davalı şirkete yeniden kayyım atanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organsızlık · kayyım tayini · kefil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete «kayyım tayini» haklı olsa da kayyımın davalı şirket çalışanı olmasının ve davalı şirket için çekilen krediye davalı ortak A..
H..'nun babasının «kefil» olmasının, «kayyımın» davalı olan ortaklarla yakın ilişki içinde olduğunu gösterdiği bu durumun ortakların menfaatleri açısından faydalı olabileceği kadar ortaklar arasında bulunan «menfaat çatışması» bakımından da sorun teşkil edebileceği, kayyımın şirket faaliyetini sonlandırdığı, şirketin ortaklar kurulunun toplanmasına yönelik faaliyette bulunmadığı, SGK ve vergi borçlarını ödmediği, kayyımın tam anlamıyla görevlerini yerine getirmediği, ayrıca kayyımın bu görevine de devam etmek istemediği gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile kayyımın azline, asıl davanın ise; tarafların şirkete atanacak kayyım konusunda anlaşamadıkları, şirket ve ortakların menfaatleri açısından, şirkete «kayyım atanması» ve benzeri geçici çözüm getiren kararlar değil şirketin devamı ya da tasfiyesine dair kararların alınması zorunlu olduğu, şirkete yeniden kayyım atnmasında bir fay …
Ancak, mahkemece «kayyımın» azline karar verilmesi doğru ise de, kayyım azli ile davalı şirket «organsız» kaldığından ve «kayyım atanması» sebepleri devam ettiğinden davalı şirkete yeniden kayyım atanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9422 E. 2012/1954 K.
Ortak:temsil kayyımı · menfaat çatışması · kayyum atanması · kayyım atanması · kayyım · temsil
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalı şirkete atanan diğer ortak «tasfiye» memurunun azli, yeni «tasfiye memuru atanması» yahut mevcut tasfiye memuru ile davalı şirket ile aralarındaki davalar nedeniyle şirkete «temsil kayyımı atanması» istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, asıl dava davacılarının, davalı şirkette «ortaklık sıfatını» taşıdıkları sürece, «tasfiye» memurunun azli, yeni «tasfiye memuru atanması» yahut «temsil kayyımı atanması» istemli dava açmada, «hukuki yararı» haiz oldukları, buna bağlı olarak aktif hak «ehliyetlerinin» de var olduğu kabul edilmelidir.
Şti.’ye «tasfiye memuru» olarak atanan ... ile ilgili şirket arasında Antalya İcra Müdürlüklerinde ve Antalya Mahkemelerinde tarafların karşılıklı olarak açtıkları birden çok dava ve icra takiplerinin bulunduğu, şirket tasfiye memuru olan ... ile tasfiye halindeki şirket arasında «menfaat çatışması» olduğu gerekçesiyle, asıl dava yönünden davalının itirazının reddine, asıl dava yönünden davanın kabulü ile tasfiye memuru olarak atanan ...'in tasfiye memurluğundan azline, davalı şirkete tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'un atanmasına, birleşen dava dosyasının «temsil» «kayyumu atanmasına» ilişkin olması, yargılama sırasında tedbiren şirkete kayyum atanması ve ana davada yeni bir «tasfiye memuru atanması» gözönüne alınarak, birleşen davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bu dava ile birleşen 2016/876 Esas sayılı davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda davacı, davalı ile şirkete «temsil kayyımı atanmasına» karar verilen ... arasındaki ilişki ve davacının bu kişinin şirkete kayyım atanmasına «muvafakatinin» bulunmadığı nazara alınarak; mahkemece, ortaklar ve şirket ile uyuşmazlığı ve «menfaat çatışması» bulunmayan tarafsız bir kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı …
Davacı, yargılama sırasında şirkete «temsil kayyımı» atanan şirket muhasebecisi ...'nün «kayyım atanmasına» «muvafakatinin» olmadığını bildirmiş, açıkça İsmail'in kayyım atanmasına itiraz etmiştir.
Şirketini, «temsil» etmek üzere «temsil kayyımı» olarak atanan ...’nün şirketin kayıtlarını tutan muhasebeci olduğu, bu kişinin yargılama sırasında şirketin mali durumuna ilişkin dilekçe ve belgeler «ibraz» ettiği, davalı ...'ın «kayyım tayini» talep edilen şirketin temsilcisi olduğu, ortaklar arasında ve şirket ile taraflar arasında davaların, uyuşamazlıkların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini · şirket müdürü · muvafakat · limited şirket · ibraz
Benzer bu karardaŞirketini, «temsil» etmek üzere «temsil kayyımı» olarak atanan ...’nün şirketin kayıtlarını tutan muhasebeci olduğu, bu kişinin yargılama sırasında şirketin mali durumuna ilişkin dilekçe ve belgeler «ibraz» ettiği, davalı ...'ın «kayyım tayini» talep edilen şirketin temsilcisi olduğu, ortaklar arasında ve şirket ile taraflar arasında davaların, uyuşamazlıkların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemede açılan 2009/172 esas sayılı tapu iptali ve tescil davasında şirket ortağı ve «şirket müdürü» olan ...’ın davalı olduğu, davanın niteliği gereği «menfaat çatışmasının» ve «temsil» sorununun gündeme geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile mahkemenin 2009/172 esas sayılı dava dosyasında davacı bulunan Taş İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd.
Dava, tarafların ortağı olduğu «limited şirkete» «kayyım atanması» istemine ilişkindir.
Davacı, yargılama sırasında şirkete «temsil kayyımı» atanan şirket muhasebecisi ...'nün «kayyım atanmasına» «muvafakatinin» olmadığını bildirmiş, açıkça İsmail'in kayyım atanmasına itiraz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8301 E. 2014/14461 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… uç olarak, dava şartı niteliğindeki bu olgu üzerinde durulmak şartıyla davacıların asıl davada davalı şirketteki hisselerini devredip etmediği ve buna dayalı olarak «aktif husumet ehliyetlerinin» var olup olmadıkları tartışılıp karara bağlandıktan sonra, davanın esasına girip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak yazılı gere …
Benzer bu karardaMahkemece, kayyumun azli ve atanması davasında «husumetin» diğer ortaklar yanında şirkete yöneltilmesi gerekirken davanın kayyuma karşı açıldığı gerekçesi ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dava, kayyumun azli ve değiştirilmesi talebine ilişkin olup, «husumet» azli istenilen kayyuma yöneltilmiştir.
Mahkemece, «husumetin» şirkete ve şirket ortaklarına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, şirket kayyum tarafından yönetilmekte olup, bu nedenle davada husumetin kayyuma yöneltilmesi yeterli olup, davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1346 E. , 2019/3330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLET ADINA
Hasımsız olarak görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/01/2017 tarih ve 2016/852 E. -2017/46 K. sayılı kararın asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 27/11/2017 tarih ve 2017/710-2017/1359 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl davada, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2016/30 esas 2016/44 karar numaralı kararıyla, geçici hukuki koruma mahiyetinde atanan tasfiye memuru davalı ile tasfiye halindeki davalı şirket arasında birçok dava bulunduğunu, menfaat çatışması yaratabilecek bu durumun hukuka uygun olmadığın ileri sürerek, tedbiren tasfiye memuru Yücel’in yetkileri kaldırılarak şirkete şirket dışından kayyım atanmasını, tasfiye memurunun azlini ve yeni tasfiye memuru atanmasını, kabul edilmemesi halinde mevcut tasfiye memuru ile şirket arasında mevcut davalar için şirketi temsil kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıların hisselerini devrettiklerinden dava açma ehliyetlerinin olmadığını, önceki tasfiye memuru ve şirket ile davalı yeni devir alanlarla davacıların danışıklı hareket ettiklerini, açılan davaların hukuki dayanaktan yoksun olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı şirket adına tasfiye memuru, şirket ile mevcut tasfiye memuru arasındaki davalarda temsil için temsil kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tasfiye halinde Taç Konserveciler San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye tasfiye memuru olarak atanan ... ile ilgili şirket arasında Antalya İcra Müdürlüklerinde ve Antalya Mahkemelerinde tarafların karşılıklı olarak açtıkları birden çok dava ve icra takiplerinin bulunduğu, şirket tasfiye memuru olan ... ile tasfiye halindeki şirket arasında menfaat çatışması olduğu gerekçesiyle, asıl dava yönünden davalının itirazının reddine, asıl dava yönünden davanın kabulü ile tasfiye memuru olarak atanan ...'in tasfiye memurluğundan azline, davalı şirkete tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'un atanmasına, birleşen dava dosyasının temsil kayyumu atanmasına ilişkin olması, yargılama sırasında tedbiren şirkete kayyum atanması ve ana davada yeni bir tasfiye memuru atanması gözönüne alınarak, birleşen davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bu dava ile birleşen 2016/876 Esas sayılı davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı (tasfiye memuru) ... vekili tarafından, gerek asıl dava, gerekse birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin verdiği kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, önceki tarihli BAM kararının geçici hukuki koruma mahiyetinde olduğu, şirkette hali hazırda tasfiye memurunun varlığının kayyım atanmasına engel olmayacağı, tasfiye memurunun tasfiyeden kaynaklanan işlemlere bakacağa, tedbiren atanan kayyımın ise karar kesinleştiğinde görevinin son ereceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı (tasfiye memuru) ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalı şirkete atanan diğer ortak tasfiye memurunun azli, yeni tasfiye memuru atanması yahut mevcut tasfiye memuru ile davalı şirket ile aralarındaki davalar nedeniyle şirkete temsil kayyımı atanması istemlerine ilişkindir.
Dava şartları, karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuki yarar dava şartı olarak öngörülmüştür. Somut olayda, asıl dava davacılarının, davalı şirkette ortaklık sıfatını taşıdıkları sürece, tasfiye memurunun azli, yeni tasfiye memuru atanması yahut temsil kayyımı atanması istemli dava açmada, hukuki yararı haiz oldukları, buna bağlı olarak aktif hak ehliyetlerinin de var olduğu kabul edilmelidir. Bu husus bir dava şartı olup, HMK 115 hükmü gereği, istinaf safhası da dahil, yargılamanın her aşamasında ve re’sen nazara alınmalıdır.
Davalı tasfiye memuru, ilk derece mahkemesindeki savunmasında davacıların davadan önce ortaklık paylarını tümüyle devrettiklerini ileri sürmüş, bu yoldaki iddialara ilişkin olarak asıl dava davacılarının, 18/04/2016 ve 14/04/2016 tarihli davalı şirketteki tüm paylarının devrine ait noter senetlerinin dosyada varlığı tespit edilmiştir. Davalının bu savunması gerek ilk derece mahkemesi gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, pay devrine ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 595. madde düzenlemesi çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmamıştır.
Sonuç olarak, dava şartı niteliğindeki bu olgu üzerinde durulmak şartıyla davacıların asıl davada davalı şirketteki hisselerini devredip etmediği ve buna dayalı olarak aktif husumet ehliyetlerinin var olup olmadıkları tartışılıp karara bağlandıktan sonra, davanın esasına girip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış, asıl ve buna bağlı istemler içeren birleşen davada verilen hükümlerin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'e iadesine, 30/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517086700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz