Borçlu olunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10576 E. 2013/9818 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakliye sözleşmesi↗ kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ borç ikrarı↗ yemin delili↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ bono↗ vade↗ ticari defter↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf tacir olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve cari hesap esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli 9.100,00 TL bedelli bononun davalıya ait resmi defterlerde kaydının olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre
zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun teminat gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapılan ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2008/4261 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedine ilişkin borcun bulunmadığının tespitine ilişkindir. Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki nakliye sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, bononun anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur. Davalı taraf, davacının iddiasının aksine bononun iddia edilen ilişkinin teminatı olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır. Elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını havi emre muharrer bir senet bulunan davalı-alacaklının, ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi, bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Öte yandan, mahkeme kabulünün aksine davaya konu bononun geçerliliğinin davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması gibi bir zorunluluk da mevcut değildir. Davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2135 E. 2013/3600 K.
Ortak:teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf «tacir» olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve «cari hesap» esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 «vade» tarihli 9.100,00 TL bedelli «bononun» davalıya ait resmi «defterlerde» «kaydının» olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun «teminat» gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapıla …
Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki «nakliye sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, «bononun» anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur.
Davalı taraf, davacının iddiasının aksine «bononun» iddia edilen ilişkinin «teminatı» olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle itirazın kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · çek
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkin olup İcra İflas Kanunu'nun 45/.... ve «167». maddeleri hükümleri gereğince, rehinle temin edilmiş olsa bile alacağı «çek», poliçe veya emre muharrer senede dayalı ise alacaklının bu senetlere istinaden takip yapmasına engel bir durum yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle itirazın kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5900 E. 2021/3916 K.
Ortak:kayıtsız şartsız borç ikrarı · borç ikrarı · yemin delili · yemin · ikrar · bono · teminat
İncelediğiniz karardaElinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» havi emre muharrer bir senet bulunan davalı-alacaklının, ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi, «bonoda» yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde «teminat» olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yerinde bulunm …
Mahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf «tacir» olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve «cari hesap» esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 «vade» tarihli 9.100,00 TL bedelli «bononun» davalıya ait resmi «defterlerde» «kaydının» olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun «teminat» gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapıla …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Bunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde «teminat» olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · yazılı delil · bedelsizlik · ispat yükü · kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin «bedelsizliğini» «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir «yazılı delil» sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya «yemin» de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
2-Dava, icra takibine konu «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1301 E. 2016/3565 K.
Ortak:bono · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf «tacir» olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve «cari hesap» esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 «vade» tarihli 9.100,00 TL bedelli «bononun» davalıya ait resmi «defterlerde» «kaydının» olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun «teminat» gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapıla …
Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki «nakliye sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, «bononun» anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur.
Davalı taraf, davacının iddiasının aksine «bononun» iddia edilen ilişkinin «teminatı» olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır.
Benzer bu karardaMahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borçlulardan ... yönünden; «bononun» vadesinde ödenmediği, rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne diğer borçlu ... yönünden ise, borcun «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece borçlu ... yönünden de ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek red kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · çek
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, İcra İflas Kanunu'nun 45/2. ve «167». maddeleri hükümleri gereğince, rehinle temin edilmiş olsa bile alacağı «çek», poliçe veya emre muharrer senede dayalı ise alacaklının bu senetlere istinaden takip yapmasına engel bir durum yoktur.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borçlulardan ... yönünden; «bononun» vadesinde ödenmediği, rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne diğer borçlu ... yönünden ise, borcun «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece borçlu ... yönünden de ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek red kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18223 E. 2015/1876 K.
Ortak:bono · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf «tacir» olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve «cari hesap» esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 «vade» tarihli 9.100,00 TL bedelli «bononun» davalıya ait resmi «defterlerde» «kaydının» olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun «teminat» gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapıla …
Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki «nakliye sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, «bononun» anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur.
Davalı taraf, davacının iddiasının aksine «bononun» iddia edilen ilişkinin «teminatı» olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, «ihtiyati haciz» kararına konu «bononun» «teminat senedi» niteliğinde olduğu, itiraz eden vekilinin açıklamalarından bonunun teminat fonksiyonunun ortadan kalktığının anlaşıldığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 14.02.2013 tarihli «protokol» uyarınca, karşılıklı olarak «çek» ve bonoların tanzim edildiği, protokol kapsamında, «ihtiyati haciz» istemine konu edilen «bononun» «teminat» niteliğinde olduğuna ilişkin açıklamalara yer verildiği anlaşılmaktadır.
İhtiyati «haciz» istemine konu edilen «bononun» «teminat» fonksiyonunun bulunup bulunmadığı hususu yargılamayı gerektirmekte olup, mahkemece, «yaklaşık ispat» kurallarının egemen olduğu «ihtiyati haciz» istemi kapsamında, «protokol» hükümleri değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yaklaşık ispat · teminat senedi · ihtiyati haciz · protokol · haciz · çek
Benzer bu karardaTaraflar arasında düzenlenen 14.02.2013 tarihli «protokol» uyarınca, karşılıklı olarak «çek» ve bonoların tanzim edildiği, protokol kapsamında, «ihtiyati haciz» istemine konu edilen «bononun» «teminat» niteliğinde olduğuna ilişkin açıklamalara yer verildiği anlaşılmaktadır.
İhtiyati «haciz» istemine konu edilen «bononun» «teminat» fonksiyonunun bulunup bulunmadığı hususu yargılamayı gerektirmekte olup, mahkemece, «yaklaşık ispat» kurallarının egemen olduğu «ihtiyati haciz» istemi kapsamında, «protokol» hükümleri değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, «ihtiyati haciz» kararına konu «bononun» «teminat senedi» niteliğinde olduğu, itiraz eden vekilinin açıklamalarından bonunun teminat fonksiyonunun ortadan kalktığının anlaşıldığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10576 E. , 2013/9818 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2008/447-2011/490 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilleri hakkında 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden icra takibi yaptığını, müvekkili ...'in davalı kooperatiften süt nakliye işi aldığını, bu işi alırken davalının davacı ...'ten kefilli olmak kaydıyla teminat senedi talep ettiğini, bunun üzerine davaya konu senedin davalıya verildiğini, senedin teminat senedi olduğunu, müvekkili ...'in 14.11.2008 tarihinde iş akdinin fesholduğunu, müvekkilinin iş akdinin feshedilmesi üzerine davalıyı Kamu İhale Yasası'na aykırı işlemleri nedeniyle şikayet edeceğini bildirmesi üzerine müvekkilini baskı altında tutmak için davalının senedi icraya koyduğunu , müvekkillerinin davalı kooperatiften borç almalarının söz konusu olmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve 22.04.2010 tarihli dilekçesi ile ek olarak davalının % 40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ... ile davalı kooperatif arasında iddia edildiği gibi iş akdi kurulmadığını, davalı kooperatifin 4734 sayılı Kanuna tabi olmadığını, davacı ...'in süt toplama işini kendisinin bıraktığını, müvekkili kooperatiften almış olduğu paralara karşılık olarak tediye makbuzlarının düzenlendiğini, davacının icra takibine konu senet miktarı kadar borçlu olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak davayı açtığını, takibin dayanağı olan senedin kambiyo senedi olduğunu ve savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf tacir olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve cari hesap esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli 9.100,00 TL bedelli bononun davalıya ait resmi defterlerde kaydının olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre
zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı ...'in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar ... ve ...'in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun teminat gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL'lik bonoya istinaden yapılan ...
2. İcra Müdürlüğü'nün 2008/4261 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedine ilişkin borcun bulunmadığının tespitine ilişkindir. Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki nakliye sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, bononun anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur. Davalı taraf, davacının iddiasının aksine bononun iddia edilen ilişkinin teminatı olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır. Elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını havi emre muharrer bir senet bulunan davalı-alacaklının, ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi, bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Öte yandan, mahkeme kabulünün aksine davaya konu bononun geçerliliğinin davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması gibi bir zorunluluk da mevcut değildir. Davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516134700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz