Karar Düzeltme İsteği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4795 E. 2013/8186 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kollektif şirket↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davalılar Tusso İnşaat Kollektif Şirketi ve ... yönünden onanmış, diğer davalılar yönünden bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2164 E. 2020/649 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu karardaMahkemece, Tusso İnşaat Kollektif Şirketi ve Mehmet Şeref Turan «mirasçıları» hakkında verilen karar usulen kesinleşmiş olduğundan bu davalılar yönünden yeniden karar tesisine yer olmadığına, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ... hakkında açılan davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2648 E. 2024/6420 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · bağış · mutlak butlan · satış vaadi sözleşmesi · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · mal kaçırma · rayiç değer · tanık beyanı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında akdedilen «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» ve sonrasında akdedilen 25.09.2000 tarihli, 14.09.2001 tarihli, 07.02.2002 tarihli ve 19.06.2002 tarihli ek sözleşmelerin şirket yetkililerince ana sözleşme ve yetkileri dahilinde akdedildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasından sonra 25.09.2000, 14.09.2001 ve 07.02.2002 tarihli ek sözleşmelerin davacı imzasını da içerdiği, her ne kadar 09.12.2002 tarih ve 13118 yevmiye no’lu «satış vaadi sözleşmesinin» «muvazaalı» olduğu ve bu sözleşme kapsamında kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre daha fazla daire devredildiği iddia olunmuş ise de davalılara 09.12.2002 tarih 13118 yevmiye no’lu satış vaadi sözleşmesi kapsamında daire devri yapılmadığı, hatta ek sözleşmelere göre verilmesi gereken 65 daire ve 8 dükkandan 50 daire ve 8 dükkan devri verildiği, üçüncü kişilere ... olması sebebiyle yükleniciye verilmeyen 15 daire yerine 7561 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazla 7560 ada 9 parselde kayıtlı taşınmazın ½ hissesi verilerek kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmeden ... yükümlülüklerin bu şekilde yerine getirildiği, 09.12.2002 tarihli harici anlaşmadan da anlaşıldığı üzere «teminat» amaçlı olarak akdedilen 09.12.2002 tarih ve 13118 yevmiye no’lu satış vaadi sözleşmesi doğrultusunda işlem de yapılmadığı, birleşen dava dosyasında dava konusu kılınan bağımsız bölümlerin satış akit tablosundaki satış değeriyle satış tarihindeki «rayiç değerlerinin» tespit edilmesi yönünde bilirkişi heyeti «görevlendirilmiş» ise de yapılan çalışmada satışı yapılan dava konusu dairelerin dava konusu olmayan dairelerle birlikte ... oldukları, her bir daire için ayrı ayrı satış bedeli belirlenmeyip dava konusu olan ve olmayan bütün daireler için tek bir satış bedeli belirlendiğinden bazen de bir kısım dairelerin hisse hisse satıldığı anlaşıldığından bu durumda davaya konu dairelerin satış bedelinin belirlenmesinin de imkansız olduğu anlaşıldığından, «bozma sonrası» yeniden dinlenen «tanık beyanlarına» göre de; dava konusu 7560 ada, 8 parseldeki bağımsız bölümleri satın alan davalılar ile davalı Tusso İnşaat şirketi yöneticileri olan ... ... ..., ... ... ve ... ... arasındaki akrabalık ilişkisi olduğu anlaşılmakla birlikte, davalıların satın alım gücü olmadığı, satış yolu ile devir işleminin gerçekte gizli bir «bağış» niteliğinde olduğu ve Tusso Şirketi adına ... ... ... tarafından tapuda gerçekleştirilen bu devir işlemi nedeniyle «irade sakatlığının» oluştuğu konusunda «kesin» kanaat verecek bilgilerinin olmadığı, buna ilişkin beyanlarının varsayımsal nitelikte tahmine dayalı bilgiler olduğu görülmekle; asıl davada davalı Tusso Kollektif Şirketi aleyhine açılan davanın «husumet», asıl ve birleşen davada diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise iptali gereken ve tazminatı gerektiren bir tapu devri bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada davalı Tusso İnşaat Kollektif Şirketi ... ...-A ... ... ve Ortakları hakkında açılan davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... «mirasçıları» vekilince temyiz edilmiştir.
Noterliğinin 09.12.2002 tarihli 13118 yevmiye nolu taşınmaz mal «satış vaadi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeyle davalılar ... ve ... ... ile imzalanan gayrimenkul satış vaadi ve «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» hükümlerine aykırı şekilde inşaata konu taşınmazdaki şirket hissenin tamamının çok düşük bir miktar karşılığında devrinin vaadedildiğini, bu sözleşme nedeniyle Tusso Şirketinin yapılan inşaattan 15 daire ve 8 dükkan daha az almak durumunda kaldığını, müvekkilinin tüm bu işlemlerden sonra şirket genel merkezine davet edildiğinde süreçten haberdar olduğunu ileri sürerek, Ankara 8.Noterliğinin 09.12.2002 tarihli 13118 yevmiye nolu taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi nedeniyle davalı Tusso Kollektif Şti.nin uğramış olduğu zararın tazminini talep etmiş; 04.06.2012 tarihinde sunduğu dilekçesiyle, yapılan işlemler nedeniyle şirketin 15 daire ve 8 dükkan daha az aldığını, şirket ortaklarından M. ... ... ve davalıların şirketten «mal kaçırmak» için satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, şirkete ait taşınmazların çok düşük bedellerle M. ... ...'ın akrabalarına da «muvazaalı» olarak satıldığını, ayrıca şirket ana sözleşmesi gereği şirket arsasını ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla devredilebileceğinden ortaklardan sadece ...'ın imzasını «taşıyan» Ankara 8.Noterliğinin 09.12.2002 tarihli 13118 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali gerektiği gibi «mutlak butlanla» batıl da olduğunu ileri sürerek, bu satış vaadi sözleşmesi nedeniyle Tusso Kollektif Şirketinin edinemediği 15 daire ve 4 dükkana ilişkin satış işlemlerinin iptali …
… ilekçesinde; ortağı olduğu davalı Tusso İnşaat Kollektif Şirketi'ne ait taşınmaz üzerinde inşaat yapımı için davalılar ... ve ... ... ile gayrimenkul satış vaadi ve «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeyle taşınmaz üzerinde yapılacak 120 adet daire ile 20 adet dükkandan oluşan bağımsız bölümlerden K1, K2, K3 ve K4'ün tamamının, K5, K6'nin 5, 6, 7. katlarının tamamı ile 8. kattan bir daire olmak üzere 55 adet dairenin ve K1, K2, K3 ve K4'ün altındaki 8 adet dükkanın davalı yükleniciye, kalan 65 adet daire ile 12 adet dükkanın arsa sahibi Tusso İnşaat Kollektif Şirketi'ne verilmesinin kararlaştırıldığını, ancak daha sonra «şirket merkezinin» taşınmasıyla birlikte müvekkilinin şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını ve bu süreçte davalı Tusso Şirketini «temsilen» diğer davalı ... ile davalı ...
… esinde; davanın süresi içerisinde ve yetkili mahkemede açılmadığını, davacının şirket ortağı olarak şirket kararının iptalini talep edebileceğini, dolayısıyla taraf «ehliyetinin» olmadığını, inşaat sözleşmesinin davacının şirket yetkilisi olduğu dönemde ve katılımıyla akdedildiğini, Tusso İnşaat Kollektif Şirketi'nin o dönemdeki ekonomik sıkıntılarını aşmak üzere sattığı bağımsız bölümleri müvekkilinin bedellerini ödeyerek satın aldığını, tüm işlemlerin de 2003 yılı bilançolarında gösterildiğini, bilançolarda imzası bulunan davacının satış işlemlerinden haberdar olduğunu, müvekkilinin «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» ve ekleri gereğince alması gerekenden eksik daire aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3987 E. 2020/650 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · bağış · rayiç değer · pay devri · keşif · muvazaa · pasif husumet yokluğu · mirasçılık
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalılardan Tusso İnşaat Kollektif Şirketi'nin davaya konu taşınmazın önceki maliki olup, «muvazaa» iddiasıyla tapunun iptali ve şirket adına tescili istendiğinden böyle bir davada şirkete ve işlemi yapan ...'a «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Tusso İnşaat Kollektif Şirketi ile ... «mirasçıları» olan davalılar aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddinin» gerektiği, diğer davalılar aleyhine açılan davada şirket ana sözleşmesine göre şirketi «temsile» yetkili her ortağın tek başına taşınmaz satışını gerçekleştirebileceği anlaşıldığından davacı tarafın satışın «geçersizliğine» ilişkin itirazları yerinde görülmediği, zira ...'ın tek başına temsile yetkili bulunduğu, satışın muvazaalı olduğu iddiasına gelince; her ne kadar taşınmazın tapudaki devir bedeli 210.000,00 TL ve şirket kayıtlarına 225.000,00 TL olarak işlenmiş ve mahkemece yapılan «keşif» ve alınan raporlardan, devir tarihindeki «rayiç değeri» 3.823.215,00 TL olarak tespit edilmiş ise de aynı ada 8 no'lu parsel için davalı şirketi temsilen ... ile davalı ...
Kollektif Şirketi'nin yüklenicilere «teslim» edeceği 15 adet meskenin teslim edilemediği, dava konusu 9 no'lu parselin satış bedeli içerisinde 15 adet daire bedelinin de yer aldığı, diğer yandan şirketi «temsile» yetkili ... ve diğer davalıların «muvazaalı» olarak taşınmazın devrini gerçekleştirdiklerine dair taşınmazın satış tarihindeki «rayiç değerinin» azlığı dışında hiçbir delil sunulmadığı, bedeller arasında aşırı orantısızlık olması, muvazaanın varlığı ve davalıların kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli …
Her ne kadar, bu durum tek başına «muvazaaya» delalet etmiyorsa da, davacının az önce bahsedildiği şekilde ½ «pay devrinin» gerçeği yansıtmadığı ilişkin iddiasının da denetlenmesi gerekmektedir.
… rasındaki akrabalık ilişkisi ve davalı ...’ın ödeme koşulları hususundaki bilgilerinin de sorularak tapuda yapılan satış yolu ile devir işleminin gerçekte gizli bir «bağış» niteliğinde olup olmadığı ve Tusso Şirketi adına ... tarafından tapuda gerçekleştirilen bu devir işlemi nedeniyle «irade sakatlığı» halinden söz edilip edilemeyeceği tartışılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak davalı ... adına tescil edilen ½ hisseden kaynaklı bedel istemine ilişkin davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bu yönüyle temy …
2 benzer karar daha
-
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7888 E. 2021/127 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedelde muvazaa · irade sakatlığı · bağış · satış vaadi sözleşmesi · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · rayiç değer · muvazaa · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» ve sonrasında akdedilen 25.09.2000, 14.09.2001, 07.02.2002 ve 19.06.2002 tarihli ek sözleşmelerin şirket yetkililerince ana sözleşme ve yetkileri dahilinde imzalandığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasından sonra 25.09.2000, 14.09.2001 ve 07.02.2002 tarihli ek sözleşmelerin davacı imzasını da içerdiği, her ne kadar 09.12.2002 tarih ve 13118 yevmiye no’lu «satış vaadi sözleşmesinin» «muvazaalı» olduğu ve bu sözleşme kapsamında kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre daha fazla daire devredildiği iddia olunmuş ise de davalılara 09.12.2002 tarih 13118 yevmiye no’lu satış vaadi sözleşmesi kapsamında daire devri yapılmadığı, hatta ek sözleşmelere göre verilmesi gereken 65 daire ve 8 dükkandan sadece 50 daire ve 8 dükkanın devredildiği, üçüncü kişilere satılmış olması sebebiyle yükleniciye verilemeyen 15 daire yerine Tusso Kollektif Şti. adına kayıtlı ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazla ... ada... parselde kayıtlı taşınmazın ½ hissesi verilerek kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerin bu şekilde yerine getirildiği, 09.12.2002 tarihli harici anlaşmadan da anlaşıldığı üzere «teminat» amaçlı olarak akdedilen 09.12.2002 tarih ve 13118 yevmiye no’lu satış vaadi sözleşmesi doğrultusunda işlem de yapılmadığı, birleşen dava dosyasında dava konusu bağımsız bölümlerin satış akit tablosundaki satış değeriyle satış tarihindeki «rayiç değerlerinin» tespit edilmesi yönünde alınan bilirkişi raporunda satışı yapılan dava konusu dairelerin dava konusu olmayan dairelerle birlikte satılmış oldukları, her bir daire için ayrı ayrı satış bedeli belirlenmeyip dava konusu olan ve olmayan bütün daireler için tek bir satış bedeli belirlendiğinden bazen de bir kısım dairelerin hissesinin satıldığı anlaşıldığından satış bedelinin belirlenmesinin imkansız olduğunun bildirildiği, asıl davada davalı Tusso Kollektif Şirketi'ne «husumet» de düşmeyeceği, asıl ve birleşen davada diğer davalılar aleyhine açılan davada ise iptali gereken ve tazminatı gerektiren bir tapu devri bulunmadığı gerekçesiyle, …
… u taşınmazların satış bedellerinin birden çok taşınmazla birlikte tek bedel üzerinden veya sadece pay satışı yapılmak suretiyle gösterilmiş olmaları nedeniyle satış «bedellerinin muvazaalı» olup olmadıklarının tespitinin mümkün olmadığı belirtilmişse de anılan rapor denetlendiğinde, satış senetleri üzerinde her bir taşınmaz için ayrı ayrı satış bedeli …
Bu bakımdan, taraflarca gösterilen tanıklardan söz konusu bağımsız «bölümler» bakımından anılan davalılar ile şirket yöneticisi ..., ... ve ... arasındaki akrabalık ilişkisi ve anılan davalıların ödeme koşulları hususundaki bilgilerinin de sorularak tapuda yapılan satış yolu ile devir işleminin gerçekte gizli bir «bağış» niteliğinde olup olmadığı ve Tusso Şirketi adına ... tarafından tapuda gerçekleştirilen bu devir işlemi nedeniyle «irade sakatlığı» halinden söz edilip edilemeyeceği tartışılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak davalılar ..., ..., ..., A. ... ve ... adına tescil edilen bağımsız bölümlerden kaynaklı bedel istemine ilişkin davanın da reddine karar verilmesi do …
Hal böyle olmakla birlikte, bu durum tek başına «muvazaaya» delalet etmiyorsa da, davacının az önce bahsedildiği şekilde bağımsız bölümlerin devrinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin iddiasının da denetlenmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12397 E. 2014/17765 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşif · muvazaa · ihtiyati tedbir · mirasçılık · iş bölümü · üçüncü kişi · temlik · yargılama gideri
Benzer bu kararda… ılan davanın tazminat istemine dönüştürüldüğü gözetilmeksizin ve dava konusu taşınmazda kat irtifakı kurulup davalılardan satın alınan bağımsız bölümlerin dava dışı «üçüncü kişiler» adına tescil edildiği, bağımsız «bölüm» malikleri hakkında açılmış bir davanın da bulunmadığı nazara alınmaksızın anılan bağımsız bölümlerin üzerine «ihtiyati tedbir» konulması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
7561 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, şirket ortağı ve yetkili «temsilcisi» olan vefat eden davalı M.T..tarafından bir kısım davalılara «temlik» edildiği, taraflar arasındaki ihtilafın, davacı ve davalı taraf arasında daha önce yürütülen dava, bir kısım davalılar arasındaki akrabalık ve ticari ilişkiler, dinlenen tanık beyanları, dava konusu yapılan taşınmaz hisselerinin tapuda gösterilen satış bedelleri ile taşınmazın «keşif» ve alınan bilirkişi raporunda tespit edilen rayiç bedelleri arasında fahiş fark göz önünde tutulduğunda, taşınmazı devralan davalıların kötü niyetli oldukları, bu …
İnşaat Kollektif Şirketi ve M.T.. «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «husumet» yönünden reddine, davalılar S..
2-Dava, «muvazaa» hukuksal nedenine dayalı taşınmaz satışının iptali talebine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinden sonra tazminat istemine dönüştürülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4795 E. , 2013/8186 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....09.2011 gün ve 2009/531-2011/319 sayılı kararı onayan/bozan Daire’nin ....2012 gün ve 2012/8887-2012/15691 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %... hissesine sahip ve tek başına temsile yetkili ortağı olduğunu, diğer ortaklar davalı ... ile dava dışı A.Turan Turan'ın da şirketi tek başına temsile yetkili bulunduklarını, 2002 tarihinden itibaren şirketin fiilen anılan ortaklar tarafından idare edildiğini, şirkete ait taşınmazlarda kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapıldığını, ancak bu sözleşmelerle şirkete kalan taşınmazların şirket yetkilisi davalı ... Şerif Turan tarafından muvazaalı olarak ve düşük bedelle diğer davalılara satıldığını, gösterilen satış bedelinin piyasa rayicinin çok altında bulunduğunu, aralarında akrabalık ve iş ilişkileri bulunan davalıların kötüniyetli olduğu gibi, taşınmazları satın alma güçlerinin de olmadığını ileri sürerek, ...
İlçesi .... Bölge ... Mahallesi 7561 ada ... parsel sayılı taşınmazın satışının muvazaalı olması nedeniyle iptalini talep ve dava etmiş, bilahare satışın iptaliyle birlikte taşınmazların davalı şirket adına tescilini de istediklerini bildirmiş, yargılama sırasında ise, taşınmazların davalılar tarafından .... kişilere devrolunduğundan davalı şirket adına tescil talebinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğinden bahisle talebini, satış işleminin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile taşınmazın bedeli olan ....912.000 TL'nın davalılardan tahsili olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, davacının temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kaldırıldığını, idareci sıfatı bulunmayan davacının şirketin yaptığı bir işleme karşı dava açma hakkının bulunmadığını, davacının, şirket ortağının yaptığı bir işten dolayı kendisinin veya şirketin zarara uğratıldığı iddiasını ancak işlemi yapan ortağa karşı ileri sürebileceğini, öte yandan davacının satıştan 2003 yılından beri haberdar olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki satışın gerçek ve geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davaya dahil edilen davalı ... mirasçıları vekili, müvekkillerinin mirası hükmen reddettiklerini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davalılar Tusso İnşaat Kollektif Şirketi ve ... yönünden onanmış, diğer davalılar yönünden bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/.... maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı ile bir kısım davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/510166100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz