Hisse iadesi | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3187 E. 2019/2869 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ virman↗ delillerin toplanmaması↗ muvazaa↗ bedelsizlik↗ hisse devir sözleşmesi↗ olumsuz oy↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan limited şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini bedelsiz olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen ihtara karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, muvazaalı hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı olumsuz psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap açtırmak ve hesaba yatan paraları çekmek için banka şubesine gitmediğini, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğünü, şeklen ve emaneten davalıya devredilen hisselerin 01.04.2013 tarihi itibariyle değerinin 750.000 TL’nin üzerinde olduğunu, hisseleri geri almak istediğinde davalının hisseleri iade etmediğini, ödemelerin gerçek olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ise hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli ''Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'' başlıklı belgede Karbims Madencilik İnşaat San. Tic.Ltd. Şti.'nde davacıya ait %25 hissenin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter ihtarnamesi ya da iadeli taahhütlü mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Aksaray 1. SHM’nin 2014/23 D.İş. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda “davalının T.İş Bankası Aksaray Şubesi nezdinde bulunan hesabından 17.04.2013 tarihinde davalının aynı şubede bulunan hesabına virman yoluyla 47.000 TL, 75.000 TL ve 81.000 TL olmak üzere 3 ayrı dekontla toplam 203.000 TL aktarıldığı, yine davalının hesabından davacının hesabına 18.04.2013 tarihinde virman yoluyla 20.000 TL ve 77.000 TL olmak üzere toplam 97.000 TL aktarıldığının görüldüğü, davacı adına açılan hesaptan 17.04.2013 tarihinde 203.000TL ve 18.04.2013 tarihinde 97.000 TL ödeme yapıldığı, 97.000 TL’lik ödemenin bankanın ana kasasından nakit olarak temin edilerek yapıldığı, 17.04.2013 tarihli 203.000TL ve 18.04.2013 tarihli 97.000 TL’lik ödeme dekontlarında imzalarının bulunduğu bildirilmiştir. Davacı vekili bu rapora itiraz etmiş ve banka şubesinden 203.000 TL nakit çıkışı olmadığını, nakden ödenmiş gibi gösterildiğini ileri sürerek yeni bir bilirkişi heyeti marifeti banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizin 21.02.2017 tarih 2016/74 E. 2017/987 K. Sayılı ilamında 01.04.2013 tarihli sözleşmenin delil sözleşmesi niteliğinde olduğu ve sözleşmedeki tanıkların mahkemece dinlenmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de taraflar dava konusu 01.04.2013 tarihli ''Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi''nin imzalanması ve içeriği konusunda mutabıktırlar. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu hisse bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Bu nedenle sözleşme tanıklarının dinlenmesine gerek bulunmayıp taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri dönüp dönmediği hususları yeterince açıklığa kavuşturulmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden
mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken Dairemiz ilamında yazılı gerekçelerle bozulduğundan, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 21.02.2017 tarih, 2016/2074 Esas-2017/987 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2074 E. 2017/987 K.
Ortak:delil sözleşmesi · bedelsizlik · bilirkişi incelemesi · limited şirket · geçersizlik · ihtarname
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli «limited şirket» «hisse devir sözleşmesini» imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen «ihtara» karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, «muvazaalı» hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı «olumsuz» psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap aç …
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili ise hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin «geçersiz» hale geldiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaDava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak davalıya inançlı işlemle şeklen devrettiğini, hisselerini geri almak istediğinde davalının hisselerini iade etmediğini, davalı tarafından ödendiği iddia edi …
Davalı hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin «geçersiz» hale geldiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:basiretli tacir · havale · tacir
Benzer bu kararda… olması nedeniyle başlangıçta inançlı bir işlemde şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına «havale» edildiği ve ödeme makbuzlarındaki imzanın da davacıya ait olduğu, davacının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. ./..
Mahkemece, başlangıçta inançlı bir işlemle şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına «havale» edildiği, davacının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4009 E. 2022/9317 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · muvazaa · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · limited şirket · geçersizlik · taahhütname · ihtarname · Hisse iadesi | Alacak
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli «limited şirket» «hisse devir sözleşmesini» imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen «ihtara» karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, «muvazaalı» hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı «olumsuz» psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap aç …
Şti.'nde davacıya ait %25 hissenin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iadeli «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
… lenmesine gerek bulunmayıp taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin d …
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
… redildiği, devredenlerin istediği zaman devralanlardan hisse oranını geri alabilecekleri, bu konuda devredenin devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iadeli «taahhütlü» mektupla bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde devralanın devredenin hissesini iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 değerini alma h …
Dairemizin 11.04.2019 tarih ve 2017/3187 Esas- 2019/2869 Karar sayılı ilamında hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000.-TL'nin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · adi yazılı sözleşme · inançlı işlem · pay devri · hisse devri · üçüncü kişi · havale · dava sebebi
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesi uyarınca borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan «üçüncü kişiye» karşı, bu işlemin «muvazaalı» olduğu savunmasında bulunamayacaksa da bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı, yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında da ifade edildiği gibi «inançlı işlemin», kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olduğu, bu yükümlülüğün yerine get …
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki «sebebini» teşkil eder.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2976 E. 2015/9761 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat · yasal faiz · ilan · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne, davacının «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, toplam 11.987,39 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davalı vekillince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1755 E. 2021/5189 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık · istinaf incelemesi · kamu düzeni · ortaklık ilişkisi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi gereğince «istinaf incelemesi», «kamu düzenine aykırılık» halleri dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Somut olayda «kamu düzenine aykırılık» da söz konusu olmadığından bölge adliye mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket hakkında inceleme yapılması ve bir karar verilmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ve 15.203,26 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nce, davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3187 E. , 2019/2869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2015 tarih ve 2014/183-2015/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Karbims Madencilik İnşaat Nakliye Taahhüt Hafriyat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %25 hissesinin müvekkiline ait iken müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması ve borçlarının bir hayli fazla olması nedeniyle müvekkilinin %25 hisseni bedelsiz olarak davalıya şeklen devrettiğini, taraflar arasında hisselerin inançlı işlemle devredilmesi ile ilgili 01.04.2013 tarihinde limited şirket hisse devri sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin istediği zaman hissesini geri alabileceğini, müvekkilinin hisselerini geri almak istediğini davalıya ihtaren bildirdiğini, ancak davalının müvekkilinin hissesini iade etmediğini, müvekkilinin bilgisi dışında hisse devir işleminden 16 gün sonra bankadan, muvazaalı hisse devrinde hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL'nin banka hesabına giriş çıkış işleminin yapıldığını ileri sürerek, Karbims Madencilik İnşaat Nakliye Taahhüt Hafriyat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nin davalı adına olan %25 hisse kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talep kabul edilmez ise HMK'nın 107.maddesi gereğince şimdilik, 500.000,00 TL'nin 23.04.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz oranı ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan limited şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini bedelsiz olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen ihtara karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, muvazaalı hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı olumsuz psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap açtırmak ve hesaba yatan paraları çekmek için banka şubesine gitmediğini, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğünü, şeklen ve emaneten davalıya devredilen hisselerin 01.04.2013 tarihi itibariyle değerinin 750.000 TL’nin üzerinde olduğunu, hisseleri geri almak istediğinde davalının hisseleri iade etmediğini, ödemelerin gerçek olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ise hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli ''Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'' başlıklı belgede Karbims Madencilik İnşaat San. Tic.Ltd. Şti.'nde davacıya ait %25 hissenin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter ihtarnamesi ya da iadeli taahhütlü mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Aksaray 1. SHM’nin 2014/23 D.İş. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda “davalının T.İş Bankası Aksaray Şubesi nezdinde bulunan hesabından 17.04.2013 tarihinde davalının aynı şubede bulunan hesabına virman yoluyla 47.000 TL, 75.000 TL ve 81.000 TL olmak üzere 3 ayrı dekontla toplam 203.000 TL aktarıldığı, yine davalının hesabından davacının hesabına 18.04.2013 tarihinde virman yoluyla 20.000 TL ve 77.000 TL olmak üzere toplam 97.000 TL aktarıldığının görüldüğü, davacı adına açılan hesaptan 17.04.2013 tarihinde 203.000TL ve 18.04.2013 tarihinde 97.000 TL ödeme yapıldığı, 97.000 TL’lik ödemenin bankanın ana kasasından nakit olarak temin edilerek yapıldığı, 17.04.2013 tarihli 203.000TL ve 18.04.2013 tarihli 97.000 TL’lik ödeme dekontlarında imzalarının bulunduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili bu rapora itiraz etmiş ve banka şubesinden 203.000 TL nakit çıkışı olmadığını, nakden ödenmiş gibi gösterildiğini ileri sürerek yeni bir bilirkişi heyeti marifeti banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizin 21.02.2017 tarih 2016/74 E. 2017/987 K. Sayılı ilamında 01.04.2013 tarihli sözleşmenin delil sözleşmesi niteliğinde olduğu ve sözleşmedeki tanıkların mahkemece dinlenmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de taraflar dava konusu 01.04.2013 tarihli ''Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi''nin imzalanması ve içeriği konusunda mutabıktırlar. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu hisse bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Bu nedenle sözleşme tanıklarının dinlenmesine gerek bulunmayıp taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri dönüp dönmediği hususları yeterince açıklığa kavuşturulmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden
mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken Dairemiz ilamında yazılı gerekçelerle bozulduğundan, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 21.02.2017 tarih, 2016/2074 Esas-2017/987 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 21.02.2017 tarih, 2016/2074 Esas-2017/987 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508336200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz