Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2074 E. 2017/987 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ inançlı işlem↗ bedelsizlik↗ basiretli tacir↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ havale↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hisse devir bedelinin ödenmesine ilişkin banka dekontlarındaki imzanın davacı tarafa ait olması nedeniyle başlangıçta inançlı bir işlemde şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği ve ödeme makbuzlarındaki imzanın da davacıya ait olduğu, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
./..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen limited şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ortağı olduğu şirketin %25 hissesini bedelsiz olarak davalıya inançlı işlemle şeklen devrettiğini, hisselerini geri almak istediğinde davalının hisselerini iade etmediğini, davalı tarafından ödendiği iddia edilen bedeli almadığını, bankada kendisine ödeme yapılmadığını, ödeme makbuzlarının kendisine diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olabileceğini, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğünü, ödemelerin gerçek olmadığını ileri sürmüştür. Davalı hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini savunmuştur. Mahkemece, başlangıçta inançlı bir işlemle şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli başlıklı belgede davacı tarafından şirketin %25 hissesinin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter ihtarnamesi ya da iadeli taahütlü mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Davaya konu 01.04.2013 tarihli sözleşme delil sözleşmesi olup sözleşmedeki tanıklar mahkemece dinlenmemiştir. Ayrıca davacının ödemelerin gerçek bir ödeme olmadığı ve ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğüne ilişkin iddiası üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durumda mahkemece, 01.04.2013 tarihli sözleşmedeki tanıklar dinlenip sözleşme hükümleri değerlendirilmek ve ödemelerin gerçek olup olmadığı, 203.000,00 TL'nin davalının hesabına geri dönüp dönmediği konusunda gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3187 E. 2019/2869 K.
Ortak:delil sözleşmesi · bedelsizlik · bilirkişi incelemesi · limited şirket · geçersizlik · ihtarname
İncelediğiniz karardaDava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak davalıya inançlı işlemle şeklen devrettiğini, hisselerini geri almak istediğinde davalının hisselerini iade etmediğini, davalı tarafından ödendiği iddia edi …
Davalı hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin «geçersiz» hale geldiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli «limited şirket» «hisse devir sözleşmesini» imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen «ihtara» karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, «muvazaalı» hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı «olumsuz» psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap aç …
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili ise hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin «geçersiz» hale geldiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · delillerin toplanmaması · muvazaa · hisse devir sözleşmesi · olumsuz oy · ihtar · taahhütname
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin %25 hissesini «bedelsiz» olarak inançlı işlemle davalıya şeklen devrettiğini, tanıkların da huzurunda 01.04.2013 tarihli «limited şirket» «hisse devir sözleşmesini» imzaladıklarını, sözleşme hükmü uyarınca %25 hissenin müvekkiline iadesi için çekilen «ihtara» karşı davalının hisse bedelinin banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinde müvekkili adına bilgisi olmadan açılmış olan hesaba bir kısmının 17.04.2013 tarihinde, bir kısmının da 18.04.2013 tarihinde yatırıldığını, yatırılan paraların tamamının aynı gün parayı yatıran kişi tarafından çekildiğini, müvekkili adına hesap açıldığını, «muvazaalı» hisse devrinde gösterilen 300.000,00 TL bedelin bu hesaba giriş çıkış yapıldığını 05.12.2013 tarihinde öğrendiklerini, hesabın açılışı ve hesaba yatan paraların çekilmesi ile ilgili belgelerin müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması nedeniyle yaşadığı «olumsuz» psikolojik durumdan faydalanmak suretiyle evinde bulunduğu sırada imzalatılan diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, hesap aç …
Şti.'nde davacıya ait %25 hissenin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iadeli «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
… dosyasında alınan bilirkişi raporunda “davalının T.İş Bankası Aksaray Şubesi nezdinde bulunan hesabından 17.04.2013 tarihinde davalının aynı şubede bulunan hesabına «virman» yoluyla 47.000 TL, 75.000 TL ve 81.000 TL olmak üzere 3 ayrı dekontla toplam 203.000 TL aktarıldığı, yine davalının hesabından davacının hesabına 18.04.2013 tarihi …
… lenmesine gerek bulunmayıp taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2074 E. , 2017/987 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 17/12/2015 tarih ve 2014/183-2015/459 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, %25 hissesinin müvekkiline ait iken müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması ve borçlarının bir hayli fazla olması nedeniyle müvekkilinin %25 hisseni bedelsiz olarak davalıya şeklen devrettiğini, taraflar arasında hisselerin inançlı işlemle devredilmesi ile ilgili 01.04.2013 tarihinde limited şirket hisse devri sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin istediği zaman hissesini geri alabileceğini, müvekkilinin hisselerini geri almak istediğini davalıya ihtaren bildirdiğini, ancak davalının müvekkilinin hissesini iade etmediğini, müvekkilinin bilgisi dışında hisse devir işleminden 16 gün sonra bankadan, muvazaalı hisse devrinde hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL'nin banka hesabına giriş çıkış işleminin yapıldığını ileri sürerek, 'nin davalı adına olan %25 hisse kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talep kabul edilmez ise HMK'nın 107.maddesi gereğince şimdilik, 500.000,00 TL'nin 23.04.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz oranı ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devri sözleşmesinden sonra davacı tarafından para talep edildiğinden davacıya 300.000,00 TL'nin banka aracılığı ile ödendiğini ve sözleşmenin geçersiz hale geldiğini, davacının ödenen bedeli iade etmeden hisseyi talep edemeyeceğini, davacının kendi muvazaasına dayanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hisse devir bedelinin ödenmesine ilişkin banka dekontlarındaki imzanın davacı tarafa ait olması nedeniyle başlangıçta inançlı bir işlemde şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği ve ödeme makbuzlarındaki imzanın da davacıya ait olduğu, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
./..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen limited şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ortağı olduğu şirketin %25 hissesini bedelsiz olarak davalıya inançlı işlemle şeklen devrettiğini, hisselerini geri almak istediğinde davalının hisselerini iade etmediğini, davalı tarafından ödendiği iddia edilen bedeli almadığını, bankada kendisine ödeme yapılmadığını, ödeme makbuzlarının kendisine diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olabileceğini, ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğünü, ödemelerin gerçek olmadığını ileri sürmüştür. Davalı hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini savunmuştur. Mahkemece, başlangıçta inançlı bir işlemle şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli başlıklı belgede davacı tarafından şirketin %25 hissesinin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter ihtarnamesi ya da iadeli taahütlü mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Davaya konu 01.04.2013 tarihli sözleşme delil sözleşmesi olup sözleşmedeki tanıklar mahkemece dinlenmemiştir. Ayrıca davacının ödemelerin gerçek bir ödeme olmadığı ve ödendiği belirtilen 203.000 TL'nin davalı hesabına geri döndüğüne ilişkin iddiası üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durumda mahkemece, 01.04.2013 tarihli sözleşmedeki tanıklar dinlenip sözleşme hükümleri değerlendirilmek ve ödemelerin gerçek olup olmadığı, 203.000,00 TL'nin davalının hesabına geri dönüp dönmediği konusunda gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358444100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz