Ttk 105/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4739 E. 2019/2352 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ gemi acenteliği↗ navlun sözleşmesi↗ taşıtan↗ konişmento↗ izafeten dava↗ tefrik↗ istifa↗ acente↗ navlun↗ pasif husumet yokluğu↗ acentelik↗ taşıma sözleşmesi↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ ihbar↗ yetki↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2017/4739 E. , 2019/2352 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/05/2017 tarih ve 2016/469-2017/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin Amerika ve Fransa'ya sattığı ürünlerinin deniz yoluyla taşınması için davalılarla anlaşma yaptığını, lokal masraflar davacıya ait olmak üzere Fransa yüklemesinin "FOB", Amerika yüklemesinin ise "CIF" olarak yapıldığını, davalılarla yapılan anlaşma uyarınca İstanbul Ambarlı Limanından 18/04/2013 tarihinde taşıma yapılması için hazır olunduğunu, anlaşma doğrultusunda Lemar firması ile Amerika Long Beach limanına 20 palet 80 varil karadut suyu, Esna firması ile de Fransa'daki müşterilerine Antwerp-Belçika Limanına 20 palet şişelenmiş ve kolilenmiş nar suyu taşıması için konişmentolar düzenlendiğini, konişmentolarda taşınan malların nelerden ibaret olduğu ve nereye gideceğinin açıkça yer aldığını, davalıların yükleme esnasında malları karşılıklı olarak karıştırdıklarını ileri sürerek davalılarca yapılan hata nedeniyle yanlış limana giden eşyaların doğru limana gönderilmesi için yapılan ek taşıma bedellerinden 7.979,52 Euro ve 5.325 USD ‘nin ve davacının Fransa’ya aylık olarak yaptığı ihracaattan yoksun kaldığı kazanç için şimdilik 3.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşımanın konteyner taşıması olduğunu, taşımada iç istif, yükleme, taşıma, boşaltma, teslim, sair ameliyeler ve bildirimler ile konişmento tahtında yapılan taşıma nedeni ile muhtemel ihtilaflar halinde uygulanacak hukukun ABD Hukuku olduğu, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkilerin navlun sözleşmesindeki hükümlere bağlı olduğunu belirterek davanın yetki ve husumet yönünden reddine karar verilmesini, davanın tefrikini, davanın MSC Gemi Acenteliği A.Ş.'ye ihbarını istemiştir.
Bozmaya uymakla yapılan yargılamada mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde 2 nolu davalı olarak gösterilen ve Fransa taşımasını üstlenen davalı Esna şirketi yönünden açılan dava tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın acentenin şahsına karşı açıldığı hususunun Yargıtay bozma ilamı içeriğine mahkemece uyulması ile kesinleştiği, 6762 sayılı TTK'nın 119. (6102 sayılı TTK'nın 105.) maddesi uyarınca acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda temsil edilen namına dava açabileceği gibi acenteye de aynı sıfatla dava açılabileceği, bu neviden işlemler nedeniyle doğrudan doğruya acenteye dava açılamayacağı gibi acente aleyhine, temsilciye izafeten dava açıldığı taktirde dahi hüküm altına alınan alacak veya tazminatın acenteden değil, temsil edilenden tahsiline karar verileceği göz önüne alınarak davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, acentenin şahsi kusurundan kaynaklanan tazminat istemidir. Davacı, dava dışı kişi ile düzenlenen taşıma sözleşmesi gereğince sözleşmeye konu emtiayı davalıya teslim ettiğini, davalının da bu emtiayı gideceği yer dışında başka yere gönderilmesine neden olduğunu ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
İddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacı davalının şahsi kusurundan kaynaklanan zararın tazminini talep etmiştir. Bu nedenle, davanın, acentenin şahsi kusuru iddiasına dayalı bir dava olduğu gözetilerek işin esasına girip bir karar verilmesi gerekirken, acente olduğundan bahsedilerek pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın red edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6216 E. 2016/7347 K.
Ortak:konişmento · acente · acentelik · yetki · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavalı vekili, taşımanın konteyner taşıması olduğunu, taşımada iç «istif», yükleme, taşıma, boşaltma, «teslim», sair ameliyeler ve bildirimler ile «konişmento» tahtında yapılan taşıma nedeni ile muhtemel ihtilaflar halinde uygulanacak hukukun ABD Hukuku olduğu, «taşıyan» ile «taşıtan» arasındaki hukuki ilişkilerin «navlun sözleşmesindeki» hükümlere bağlı olduğunu belirterek davanın «yetki» ve «husumet» yönünden reddine karar verilmesini, davanın «tefrikini», davanın MSC Gemi Acenteliği A.Ş.'ye «ihbarını» istemiştir.
… la yapılan yargılamada mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde 2 nolu davalı olarak gösterilen ve Fransa taşımasını üstlenen davalı Esna şirketi yönünden açılan dava «tefrik» edilerek mahkemenin ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «acentenin» şahsına karşı açıldığı hususunun Yargıtay bozma ilamı içeriğine mahkemece uyulması ile kesinleştiği, 6762 sayılı TTK'nın 119. (6102 sayılı TTK'nın 105.) maddesi uyarınca «acente» aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda «temsil» edilen namına dava açabileceği gibi acenteye de aynı sıfatla dava açılabileceği, bu neviden işlemler nedeniyle doğrudan doğruya acenteye dava açılamayacağı gibi acente aleyhine, temsilciye «izafeten» dava açıldığı taktirde dahi hüküm altına alınan alacak veya tazminatın acenteden değil, temsil edilenden tahsiline karar verileceği göz önüne alınarak davacının davasının «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, davanın, «acentenin» şahsi «kusuru» iddiasına dayalı bir dava olduğu gözetilerek işin esasına girip bir karar verilmesi gerekirken, «acente» olduğundan bahsedilerek «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın red edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDavalı «acente» olup, davacı ile dava dışı firma arasındaki «konişmentoya» dayanarak «yetki itirazında» bulunmuştur.
Sözleşmelerin nispiliği uyarınca, «konişmento» ancak tarafları bakımından bağlayıcı olup, sözleşmeye göre «üçüncü kişi» konumunda olan davalı «acentenin», konişmentodaki «yetki sözleşmesinden» yararlanması olanağı yoktur.
Bu nedenle davalının «konişmentoya» dayanarak yaptığı «yetki itirazının» kabulü ile «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki itirazı · münhasırlık · icra takibine itiraz · üçüncü kişi
Benzer bu kararda47.'ye göre «yetki şartının» geçerli olması için uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıması, Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğmasının gerektiği, ...
Sözleşmelerin nispiliği uyarınca, «konişmento» ancak tarafları bakımından bağlayıcı olup, sözleşmeye göre «üçüncü kişi» konumunda olan davalı «acentenin», konişmentodaki «yetki sözleşmesinden» yararlanması olanağı yoktur.
Bölge Mahkemesi'nde görüleceğinin belirtildiği gerekçesiyle mahkemece davalının «yetki itirazının» kabulü ile dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
1-Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17336 E. 2014/6591 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · husumet yokluğu · taşıyan · dava şartı
İncelediğiniz kararda… la yapılan yargılamada mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde 2 nolu davalı olarak gösterilen ve Fransa taşımasını üstlenen davalı Esna şirketi yönünden açılan dava «tefrik» edilerek mahkemenin ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «acentenin» şahsına karşı açıldığı hususunun Yargıtay bozma ilamı içeriğine mahkemece uyulması ile kesinleştiği, 6762 sayılı TTK'nın 119. (6102 sayılı TTK'nın 105.) maddesi uyarınca «acente» aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda «temsil» edilen namına dava açabileceği gibi acenteye de aynı sıfatla dava açılabileceği, bu neviden işlemler nedeniyle doğrudan doğruya acenteye dava açılamayacağı gibi acente aleyhine, temsilciye «izafeten» dava açıldığı taktirde dahi hüküm altına alınan alacak veya tazminatın acenteden değil, temsil edilenden tahsiline karar verileceği göz önüne alınarak davacının davasının «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, davanın, «acentenin» şahsi «kusuru» iddiasına dayalı bir dava olduğu gözetilerek işin esasına girip bir karar verilmesi gerekirken, «acente» olduğundan bahsedilerek «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın red edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davalı vekili, taşımanın konteyner taşıması olduğunu, taşımada iç «istif», yükleme, taşıma, boşaltma, «teslim», sair ameliyeler ve bildirimler ile «konişmento» tahtında yapılan taşıma nedeni ile muhtemel ihtilaflar halinde uygulanacak hukukun ABD Hukuku olduğu, «taşıyan» ile «taşıtan» arasındaki hukuki ilişkilerin «navlun sözleşmesindeki» hükümlere bağlı olduğunu belirterek davanın «yetki» ve «husumet» yönünden reddine karar verilmesini, davanın «tefrikini», davanın MSC Gemi Acenteliği A.Ş.'ye «ihbarını» istemiştir.
Benzer bu karardaSA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın «acenta» aleyhine açıldığından bahisle «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak
Benzer bu karardaDava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9082 E. 2016/3937 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · tefrik · acentelik · taşıma sözleşmesi · yetki · taşıyan
İncelediğiniz karardaDavalı vekili, taşımanın konteyner taşıması olduğunu, taşımada iç «istif», yükleme, taşıma, boşaltma, «teslim», sair ameliyeler ve bildirimler ile «konişmento» tahtında yapılan taşıma nedeni ile muhtemel ihtilaflar halinde uygulanacak hukukun ABD Hukuku olduğu, «taşıyan» ile «taşıtan» arasındaki hukuki ilişkilerin «navlun sözleşmesindeki» hükümlere bağlı olduğunu belirterek davanın «yetki» ve «husumet» yönünden reddine karar verilmesini, davanın «tefrikini», davanın MSC Gemi Acenteliği A.Ş.'ye «ihbarını» istemiştir.
… la yapılan yargılamada mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde 2 nolu davalı olarak gösterilen ve Fransa taşımasını üstlenen davalı Esna şirketi yönünden açılan dava «tefrik» edilerek mahkemenin ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «acentenin» şahsına karşı açıldığı hususunun Yargıtay bozma ilamı içeriğine mahkemece uyulması ile kesinleştiği, 6762 sayılı TTK'nın 119. (6102 sayılı TTK'nın 105.) maddesi uyarınca «acente» aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda «temsil» edilen namına dava açabileceği gibi acenteye de aynı sıfatla dava açılabileceği, bu neviden işlemler nedeniyle doğrudan doğruya acenteye dava açılamayacağı gibi acente aleyhine, temsilciye «izafeten» dava açıldığı taktirde dahi hüküm altına alınan alacak veya tazminatın acenteden değil, temsil edilenden tahsiline karar verileceği göz önüne alınarak davacının davasının «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… reği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı şirketin Amerika ve Fransa'ya sattığı ürünlerinin deniz yoluyla taşınması için davalılarla anlaşma yaptığını, lokal «masraflar» davacıya ait olmak üzere Fransa yüklemesinin "FOB", Amerika yüklemesinin ise "CIF" olarak yapıldığını, davalılarla yapılan anlaşma uyarınca İstanbul Ambarlı Limanından 18/04/2013 tarihinde taşıma yapılması için hazır olunduğunu, anlaşma doğrultusunda Lemar firması ile Amerika Long Beach limanına 20 palet 80 varil karadut suyu, Esna firması ile de Fransa'daki müşterilerine Antwerp-Belçika Limanına 20 palet şişelenmiş ve kolilenmiş nar suyu taşıması için «konişmentolar» düzenlendiğini, konişmentolarda taşınan malların nelerden ibaret olduğu ve nereye gideceğinin açıkça yer aldığını, davalıların yükleme esnasında malları karşılıklı …
Benzer bu karardaAquila, yükleme limanının Qingdao, boşaltma limanının İzmit olduğu, geminin yabancı, yükleme limanın Türkiye dışında olması karşısında yabancılık unsurunun bulunduğu, «konişmentoda» «taşıyan» aleyhine konişmentonun tevsik ettiği «taşıma sözleşmesi» tahtında açılacak hertürlü davanın ...
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı .... hakkında açılan davanın «tefrikine» karar verildiği, «konişmentonun» incelenmesinde; yükletenin ..., alıcının ...., geminin ...
Konişmento ve «konişmentonun» atıf yaptığı «taşıma sözleşmesi» taraflarını bağlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki şartı · rücuen tahsil · yetki itirazı · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davacının sigortalısı olan ...'nin «konişmentonun» tarafı haline gelip gelmediğinin incelenmek suretiyle konişmentodaki «yetki şartının» davacının sigortalısını da bağlayıp bağlamayacağı değerlendirilerek sonucuna göre «yetki itirazı» hakkında bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Deniz Acenteliğinin «yetki itirazının» kabulü ile bu davalı yönünden dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı sigortacı tarafından Nakliyat Sigorta Poliçesi'ne dayalı olarak sigortalısına yaptığı ödemenin «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16940 E. 2015/4442 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4739 E. , 2019/2352 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/05/2017 tarih ve 2016/469-2017/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin Amerika ve Fransa'ya sattığı ürünlerinin deniz yoluyla taşınması için davalılarla anlaşma yaptığını, lokal masraflar davacıya ait olmak üzere Fransa yüklemesinin "FOB", Amerika yüklemesinin ise "CIF" olarak yapıldığını, davalılarla yapılan anlaşma uyarınca İstanbul Ambarlı Limanından 18/04/2013 tarihinde taşıma yapılması için hazır olunduğunu, anlaşma doğrultusunda Lemar firması ile Amerika Long Beach limanına 20 palet 80 varil karadut suyu, Esna firması ile de Fransa'daki müşterilerine Antwerp-Belçika Limanına 20 palet şişelenmiş ve kolilenmiş nar suyu taşıması için konişmentolar düzenlendiğini, konişmentolarda taşınan malların nelerden ibaret olduğu ve nereye gideceğinin açıkça yer aldığını, davalıların yükleme esnasında malları karşılıklı olarak karıştırdıklarını ileri sürerek davalılarca yapılan hata nedeniyle yanlış limana giden eşyaların doğru limana gönderilmesi için yapılan ek taşıma bedellerinden 7.979,52 Euro ve 5.325 USD ‘nin ve davacının Fransa’ya aylık olarak yaptığı ihracaattan yoksun kaldığı kazanç için şimdilik 3.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşımanın konteyner taşıması olduğunu, taşımada iç istif, yükleme, taşıma, boşaltma, teslim, sair ameliyeler ve bildirimler ile konişmento tahtında yapılan taşıma nedeni ile muhtemel ihtilaflar halinde uygulanacak hukukun ABD Hukuku olduğu, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkilerin navlun sözleşmesindeki hükümlere bağlı olduğunu belirterek davanın yetki ve husumet yönünden reddine karar verilmesini, davanın tefrikini, davanın MSC Gemi Acenteliği A.Ş.'ye ihbarını istemiştir.
Bozmaya uymakla yapılan yargılamada mahkemece, öncelikle dava dilekçesinde 2 nolu davalı olarak gösterilen ve Fransa taşımasını üstlenen davalı Esna şirketi yönünden açılan dava tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın acentenin şahsına karşı açıldığı hususunun Yargıtay bozma ilamı içeriğine mahkemece uyulması ile kesinleştiği, 6762 sayılı TTK'nın 119. (6102 sayılı TTK'nın 105.) maddesi uyarınca acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda temsil edilen namına dava açabileceği gibi acenteye de aynı sıfatla dava açılabileceği, bu neviden işlemler nedeniyle doğrudan doğruya acenteye dava açılamayacağı gibi acente aleyhine, temsilciye izafeten dava açıldığı taktirde dahi hüküm altına alınan alacak veya tazminatın acenteden değil, temsil edilenden tahsiline karar verileceği göz önüne alınarak davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, acentenin şahsi kusurundan kaynaklanan tazminat istemidir. Davacı, dava dışı kişi ile düzenlenen taşıma sözleşmesi gereğince sözleşmeye konu emtiayı davalıya teslim ettiğini, davalının da bu emtiayı gideceği yer dışında başka yere gönderilmesine neden olduğunu ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
İddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacı davalının şahsi kusurundan kaynaklanan zararın tazminini talep etmiştir. Bu nedenle, davanın, acentenin şahsi kusuru iddiasına dayalı bir dava olduğu gözetilerek işin esasına girip bir karar verilmesi gerekirken, acente olduğundan bahsedilerek pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın red edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504274400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz