Müdürün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2 E. 2019/2616 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ şirket müdürünün azli↗ kayyım tayini↗ taleple bağlılık↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ tasdik kararı↗ ihtiyati tedbir↗ mahsup↗ kamu düzeni↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ yetki↗ teminat↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı yöneticinin şirket defterlerinin usulüne uygun kapanış tasdiklerini yaptırmadığı, 6111 sayılı Yasa kapsamında şirketin kamusal borçlarının yapılandırılması için müracaatta bulunmadığı, şirketin fiilen kapalı bulunduğu, faaliyetine son verdiği, zarar ettiği, Doğu Akdeniz Üniversitesi ile ilgili ticari münasebetten kaynaklanan edimlerin yerine getirilmediği, bu nedenle şirketin kat'i teminatına el konulduğu, davalı şirket müdürünün, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliği göstermediği, şirket menfaatlerini gereği gibi gözetmediği, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/561 E. sayılı dosyasının tetkikinden; davacının bir kısım hissesini Promed Şirketine devrederek ve devir bedelini sermaye borcuna mahsup ederek sermaye borcunu yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Dava dilekçesinde, tedbir mahiyetinde kayyım atanması talibinde bulunulduğu ve 02.04.2012 tarihli celsede ihtiyati tedbir istemi reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının esasen netice-i talebinde kayyım atanması talebi bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK 26/1 hükmünde mahkemelerin taleple bağlılığı esas kural olarak belirlenmiştir. TMK’da kamu düzenini ilgilendiren bazı işleri düzenleyen hükümler ise buna istisna tutulmuştur. [PEKCANITEZ Hakan, ATALAY Oğuz, ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 2014, s.219.]. Somut olayda, istisnai bir durum bulunmamakla birlikte; talep dışında kayyım tayini kararı verildiği anlaşılmış ve yerinde görülmemiştir.
3- Davalı ... vekilinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin feshi | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3547 E. 2015/10765 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım
İncelediğiniz karardaSomut olayda, istisnai bir durum bulunmamakla birlikte; talep dışında «kayyım tayini» kararı verildiği anlaşılmış ve yerinde görülmemiştir.
2- Dava dilekçesinde, tedbir mahiyetinde «kayyım atanması» talibinde bulunulduğu ve 02.04.2012 tarihli celsede «ihtiyati tedbir» istemi reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının esasen netice-i talebinde «kayyım atanması» talebi bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
-
Müdürün azli | Müdürlükten azil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6202 E. 2023/6009 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · kayyım tayini · kayyım atanması · kayyım · ihtiyati tedbir · husumet yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda2- Dava dilekçesinde, tedbir mahiyetinde «kayyım atanması» talibinde bulunulduğu ve 02.04.2012 tarihli celsede «ihtiyati tedbir» istemi reddedildiği anlaşılmaktadır.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 03.04.2019 tarih, 2018/2 E., 2019/2616 K. sayılı kararıyla «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olduğu, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunluluğu bulunmadığı, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinde, tedbir mahiyetinde «kayyım atanması» talibinde bulunulduğu ve 02.04.2012 tarihli celsede «ihtiyati tedbir» istemi reddedildiği, davacının esasen netice-i talebinde kayyım atanması talebi bulunmadığı, talep dışında «kayyım tayini» kararı verilmesinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuş, davalı ... vekilinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek gö …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket «defterlerinin» ve dosya kapsamının incelenmesinden, davalı ...’un şirketi kötü yönettiğine dair bilgi-belgeye rastlanmadığı, davalı ...'un davalı «şirket müdürlüğünden», «yönetimde temsil yetkisinin kaldırılmasını» gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı, vazifesini yerine getirirken basiretsizliği, ağır ihmali ya da idarede iktidarsızlığının olmadığı, şirket sözleşmesindeki yükümlülüğünü ihlal etmediği, davalının müdürlükten azlini gerektirir şartların bulunmadığı, her ne kadar önceki kararda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirket kayıtlarına ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeye itibar edilmediği, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın esastan reddine, davalı şirket yönünden «pasif husumete» yönelik dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması · temsil yetkisinin kaldırılması · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · şirket müdürlüğü · bozma sonrası karar · kar payı · usuli kazanılmış hak
Benzer bu kararda… erekçesine aykırı şekilde işlem yapıldığı, bozma konusu edilmemiş bir hususta yeniden karar tesis edilemeyeceği, bozmaya uyulması sonrası davacı müvekkil bakımından «usulü kazanılmış hak» doğduğunu, uyma kararı verilen ve bozma içeriğine açıkça aykırı şekilde tesis edilen yeni «bilirkişi incelemesi» yönündeki «ara» kararın ve bu kapsamda alınan ek bilirkişi raporunun yok hükmü taşıdığını, «bozma sonrası» usul hükümlerine aykırı şekilde yerel mahkemece alınan 16.03.2021 tarihli ek raporun ara karara uygun hazırlanmadığını, sunulan belgelerin incelenip değerlendirmeye alınmadığı, davalının sunduğu bir kısım belgelerin içeriğinin «olumsuz» olmasına rağmen bu konuda hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, ilk kabul kararının gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere şirketin telefonları fiilen kapalı olup borcundan dolayı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, çeşitli borçlarından dolayı aleyhine icra takipleri yapıldığını, girdiği ihalelere ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle «teminatlarının» ilgili ihale makamlarınca irad kaydedildiğini, ihale yasaklısı konumuna düşürüldüğünü, şirket «defter» ve kayıtlarını inceleme talebi ile «kar payı dağıtımı» talebinin «şirket müdürü» tarafından kötü niyetle yerine getirilmediğini, müdürün 6111 sayılı Kanun kapsamında şirketin kamusal borçlarını yapılandırmak için süresi içinde bir başvuru yapmadığını, şirketin diğer ortağı olan Promet AŞ.'nin ticari «kaydının» silindiğini, bunun şirket açısından sonuçlarının değerlendirilmediğini, şirketin gayri faal hale getirildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket «defterlerinin» ve dosya kapsamının incelenmesinden, davalı ...’un şirketi kötü yönettiğine dair bilgi-belgeye rastlanmadığı, davalı ...'un davalı «şirket müdürlüğünden», «yönetimde temsil yetkisinin kaldırılmasını» gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı, vazifesini yerine getirirken basiretsizliği, ağır ihmali ya da idarede iktidarsızlığının olmadığı, şirket sözleşmesindeki yükümlülüğünü ihlal etmediği, davalının müdürlükten azlini gerektirir şartların bulunmadığı, her ne kadar önceki kararda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirket kayıtlarına ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeye itibar edilmediği, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın esastan reddine, davalı şirket yönünden «pasif husumete» yönelik dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2 E. , 2019/2616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/06/2016 tarih ve 2014/839-2016/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 50 nisbetinde ortağı olduğunu, finansman sıkıntısı çekilen bir dönemde davalı ...'un paydaş olduğu Promed A.Ş.’nin ortaklığa alındığını, geçen zaman içinde bu şirketin daha önce gerçekte aktif olmayan bir şirket olduğunun, davalı şirkete taahhüt ettiği desteği sağlamadığının anlaşıldığını, davalı şirket müdürü ...'un da davalı şirketin çalışanlarını kendi şirketi olan Promed A.Ş.'ye transfer ettiğini, şirket muhasebesinde hileli işlemlerle müvekkilini şirkete borçlu duruma getirdiğini, 6111 sayılı Af Yasası uyarınca müracaatta bulunmadığını, davalının Bağ-Kur primlerini yatırmaması nedeniyle davacının 6111 sayılı Yasa ile ilgili borç yapılandırmasının iptal edildiğini, aylardır malzeme ithalatı yapılmadığını, yapılan sözleşmelerin yerine getirilmediğini, bu nedenlerle ihalelerden yasaklama durumunun sözkonusu olduğunu, depo olarak kiralanan yerin davalı şirket adına değil Promed'ne A.Ş'ne tahsis edildiğini, Promed A.Ş.'nin taahhüt ettiği sermayeyi yatırmadığını, müvekkilinin bilgi edinme hakkının engellendiğini ileri sürerek davalı şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin 2010 yılı sonunda mali krize düştüğünü, şirketin kurtarılması ve sermaye açığının kapatılması için müvekkili ... ile görüşmeler yapıldığını, Promed A.Ş.’nin hisse devri suretiyle davalı şirkete ortak edildiği, müvekkili ...'un da müdür olarak görev yapmasının ödenmeyen sermaye taahhütlerinin 2011 yılı sonuna kadar yerine getirilmesi ile kamu ve özel borçların tasfiye edilmesinin kararlaştırıldığını, bu şekilde hisse devrinin ve ...'un müdürlüğünün gerçekleştirildiğini, iflasın eşiğine gelmiş olan müvekkili şirketin kısa sürede kurtarıldığını, davacının ise sermaye borcunu halen yerine getirmemiş olduğunu, cari hesaptaki borcunu ödemediğini, şirketi yönetme yeteneği olmayanın gerçekte davacının kendisi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı yöneticinin şirket defterlerinin usulüne uygun kapanış tasdiklerini yaptırmadığı, 6111 sayılı Yasa kapsamında şirketin kamusal borçlarının yapılandırılması için müracaatta bulunmadığı, şirketin fiilen kapalı bulunduğu, faaliyetine son verdiği, zarar ettiği, Doğu Akdeniz Üniversitesi ile ilgili ticari münasebetten kaynaklanan edimlerin yerine getirilmediği, bu nedenle şirketin kat'i teminatına el konulduğu, davalı şirket müdürünün, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliği göstermediği, şirket menfaatlerini gereği gibi gözetmediği, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/561 E. sayılı dosyasının tetkikinden;
davacının bir kısım hissesini Promed Şirketine devrederek ve devir bedelini sermaye borcuna mahsup ederek sermaye borcunu yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Dava dilekçesinde, tedbir mahiyetinde kayyım atanması talibinde bulunulduğu ve 02.04.2012 tarihli celsede ihtiyati tedbir istemi reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının esasen netice-i talebinde kayyım atanması talebi bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK 26/1 hükmünde mahkemelerin taleple bağlılığı esas kural olarak belirlenmiştir. TMK’da kamu düzenini ilgilendiren bazı işleri düzenleyen hükümler ise buna istisna tutulmuştur. [PEKCANITEZ Hakan, ATALAY Oğuz, ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 2014, s.219.]. Somut olayda, istisnai bir durum bulunmamakla birlikte; talep dışında kayyım tayini kararı verildiği anlaşılmış ve yerinde görülmemiştir.
3- Davalı ... vekilinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı taraf lehine BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/503546500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz