İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/637 E. 2019/2992 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar↗ iç yönerge↗ tanıma↗ ticari işletme↗ sözleşmeye aykırılık↗ ciro↗ taşıma sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ tbk 99↗ kötü niyet↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan kanıtlara göre; sözleşmenin genelinde ve özel olarak 5 ve 11.maddesinde davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde yani taahhüt ettiği kadar kargo göndermediği takdirde herhangi bir maddi yaptırım öngörülmediği,
davacı yan sözleşmenin 15.maddesinden hareketle 5584 sayılı Posta Kanunu ve Diğer PTT Mevzuatına dayanmış ise de, sözleşmenin düzenlendiği tarihte 5584 sayılı yasanın 23/05/2013 tarih 28655 sayılı RG.de yayınlanan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 31.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı,"PTT Kargo ve Kurye Gönderileri Hakkındaki Yönetmeliğin 4,7 ve 10.maddelerinde de herhangi bir yaptırım öngörülmediği, Yönetmeliğin 30.maddesinden hareketle ücretlendirme işleminin "... içi Toplu Kargo ve APS Kurye Gönderileri Ücret İndirim Tarifesine" dayanılmış ise de,taraflar arasında imzalanan PTT Kargo Taşıma Sözleşmesi ile davacının dayandığı indirim tarifesinin bir bağının bulunmadığı, zira bu tarifenin dayanağı olan bir örneği de davalı vekilince sunulan "Toplu Posta Gönderileri Ücret İndirim Yönergesi"nin 2.maddesinde toplu gönderiler deyimi olarak aynı gönderici tarafından aynı anda belirlenen sayıdan az olmamak üzere birbirinin aynı olan gönderiler tanımına yer verildiği, oysa davalı 1 yıl boyunca farklı dönemlerde farklı adetlerde kargo göndereceğine göre toplu gönderi sayılamayacağı, dolayısıyla davacının dayandığı tarifenin 7.kısmındaki, sözleşmenin olsa olsa "Toplu Posta Gönderilerine Ücret İndirimi Uygulama Sözleşmesi" olabileceği, davalının sözleşme gereğince herhangi bir ciro taahhüdü verdiğinin de ispat edilemediği, davalı yan % 20 oranında kötü niyet tazminatı istemiş ise de, davacının takibinin haksız ve kötü niyetli olmadığı,takibin olsa olsa bir yanılgı üzerine yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan müspet zararın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 28.01.2014 tarihli Sözleşme ile, davalı 1 yıl içerisinde 4.500 adet kargo göndermeyi, davacı taşıma şirketi ise bu miktar kargo gönderilmesi halinde kendi fiyat tarifesi üzerinden %50 indirim yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmenin 16.maddesinde ise, taraflar Sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde 5584 sayılı Posta Kanunu ve diğer PTT mevzuatının geçerli olacağı konusunda anlaşmışlardır.
Sözleşme dönemi içerisinde davalının yıllık 4.500 adet değil, toplam 2.464 adet kargo göndermek suretiyle sözleşmedeki taahhüdünü kısmen yerine getirmediği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sözleşmede, bu miktarın daha altında bir kargo gönderisi halinde fiyata ilişkin bir özel düzenleme yok ise de, taraflarca Sözleşmede, Tarife’ye atıf yapılmış olmakla, 2.464 adet toplu gönderi halinde Fiyat Tarifesine göre ne kadar indirim öngörülmüş ise davalının ancak o miktarda indirimden yararlanacağı tabiidir. Davacı şirketin indirim esasları, kendisince çıkarılan Toplu Posta Gönderileri Ücret İndirim Yönergesi ile belirlenmiş ve buna göre Toplu Gönderi İndirim Fiyat Tarifesi çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Özel bir taşımacılık şirketi olan PTT AŞ’nin tabi olduğu Posta Kanunu’nun yürürlükten kaldırılması hususunun, PTT A.Ş’nin bir kamu iştiraki bir şirket olmasının ya da Sözleşme imza tarihi itibariyle henüz şirket olup olmamasının sonuca bir etkisi ve önemi bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle davalı tarafça, bir ticari işletme ile özel hukuk alanında etki ve sonuç doğuran bir ticari sözleşme yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünün tamamen Sözleşme ve Özel Hukuk hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece, davalı tarafın edimini eksik ifası nedeniyle, davacı tarafın uğradığı müspet zararının, varsa doğrudan Tarife’deki hükümlere göre, aksi halde ve gerekli durumlarda TBK’nın 50.maddesi de uygulanmak suretiyle tespit edilerek tazmin ve tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15170 E. 2012/20393 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10562 E. 2014/17489 K.
Ortak:taahhütname
İncelediğiniz kararda… ce toplanan kanıtlara göre; sözleşmenin genelinde ve özel olarak 5 ve 11.maddesinde davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde yani «taahhüt» ettiği kadar kargo göndermediği takdirde herhangi bir maddi yaptırım öngörülmediği, davacı yan sözleşmenin 15.maddesinden hareketle 5584 sayılı Posta Kanunu ve Diğer PTT Mevzuatına dayanmış ise de, sözleşmenin düzenlendiği tarihte 5584 sayılı yasanın 23/05/2013 tarih 28655 sayılı RG.de yayınlanan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 31.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı,"PTT Kargo ve Kurye Gönderileri Hakkındaki Yönetmeliğin 4,7 ve 10.maddelerinde de herhangi bir yaptırım öngörülmediği, Yönetmeliğin 30.maddesinden hareketle ücretlendirme işleminin "... içi Toplu Kargo ve APS Kurye Gönderileri Ücret İndirim Tarifesine" dayanılmış ise de,taraflar arasında imzalanan PTT Kargo Taşıma Sözleşmesi ile davacının dayandığı indirim tarifesinin bir bağının bulunmadığı, zira bu tarifenin dayanağı olan bir örneği de davalı vekilince sunulan "Toplu Posta Gönderileri Ücret İndirim Yönergesi"nin 2.maddesinde toplu gönderiler deyimi olarak aynı gönderici tarafından aynı anda belirlenen sayıdan az olmamak üzere birbirinin aynı olan gönderiler «tanımına» yer verildiği, oysa davalı 1 yıl boyunca farklı dönemlerde farklı adetlerde kargo göndereceğine göre toplu gönderi sayılamayacağı, dolayısıyla davacının dayandığı tarifenin 7.kısmındaki, sözleşmenin olsa olsa "Toplu Posta Gönderilerine Ücret İndirimi Uygulama Sözleşmesi" olabileceği, davalının sözleşme gereğince herhangi bir «ciro» taahhüdü verdiğinin de ispat edilemediği, davalı yan % 20 oranında «kötü niyet tazminatı» istemiş ise de, davacının takibinin haksız ve kötü niyetli olmadığı,takibin olsa olsa bir yanılgı üzerine yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddi …
Taraflar arasındaki 28.01.2014 tarihli Sözleşme ile, davalı 1 yıl içerisinde 4.500 adet kargo göndermeyi, davacı taşıma şirketi ise bu miktar kargo gönderilmesi halinde kendi fiyat tarifesi üzerinden %50 indirim yapmayı «taahhüt» etmiştir.
Sözleşme dönemi içerisinde davalının yıllık 4.500 adet değil, toplam 2.464 adet kargo göndermek suretiyle sözleşmedeki «taahhüdünü» kısmen yerine getirmediği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… netmeliğinin 49/2-3 maddesi olup; buna göre PTT'nin sorumlu olduğu hallerde dava hakkı göndericiye ait olup, değer konulmamış bir kolinin kaybolması, çalınması veya «hasarı» halinde PTT İdaresi, kolinin postaya verildiği yerdeki ve zamandaki gerçek değerini ve hasar halinde, uğradığı zarar derecesini gözönüne alarak bir «taahhütlü» mektup tazminatından az olmamak üzere, kolinin adi posta ücretinin 10 katı tutarında tazminat ödemekle yükümlü tutulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk · protokol · fatura · yasal faiz · kusur · hasar · teslim
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının içerisinde ilaç «fatura» ve reçetelerinin bulunduğu koliyi PTT aracılığıyla SGK'ya gönderdiği, SGK Başkanlığı tarafından ayın 15'inden sonra geldiği gerekçesi ile gönderinin kabul edilmediği ve iade edildiği, aynı kolinin iade sırasında davalı PTT Müdürlüğü uhdesinde kaybolduğu, davalı SGK'nın reçete bedellerini ödemediği, oysaki zamanında «teslim» edilmeyen reçetelerin SGK tarafından teslim edildiği tarihten sonraki ay döneminde teslim alınmış gibi işlem yapılarak ödeme yapılması gerektiği, ayrıca SGK'nın medula sistemi gereği nüshası olmadan da eczacının vermiş olduğu reçetedeki bilgileri tamamen görebildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 18.914,33 TL'nin dava tarihi olan 22.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müteselsilen tahsili ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı ile davalı SGK ve Türk Eczacılar Birliği arasında düzenlenen dosya kapsamındaki «protokolün» 4. maddesinde "Ödeme Şartları ve Zamanı" başlığı düzenlenen hükümlere göre eczacı tarafından düzenlenen faturaların ve reçetelerin SGK'ya nasıl gönderileceği ve «fatura» bedellerinin ne zaman ödeneceği yönünde açıkça düzenleme bulunduğu, bu durumda davalılardan SGK Başkanlığı'nın fatura asıllarının prokol gereği ellerine ulaşmadığı hallerde ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığı savunmasına itibar edilerek, kargoda kaybolan faturalar nedeniyle SGK Başkanlığı'nın bir «kusuru» ve sorumluluğunun da bulunmadığı dikkate alındığında, davalı SGK Başkanlığı yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı …
… netmeliğinin 49/2-3 maddesi olup; buna göre PTT'nin sorumlu olduğu hallerde dava hakkı göndericiye ait olup, değer konulmamış bir kolinin kaybolması, çalınması veya «hasarı» halinde PTT İdaresi, kolinin postaya verildiği yerdeki ve zamandaki gerçek değerini ve hasar halinde, uğradığı zarar derecesini gözönüne alarak bir «taahhütlü» mektup tazminatından az olmamak üzere, kolinin adi posta ücretinin 10 katı tutarında tazminat ödemekle yükümlü tutulmuştur.
Kanuni düzenlemeler dikkate alındığında PTT'nin, gönderen-davacıya karşı «sınırlı sorumluluğu» söz konusudur (Y.11.H.D.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2621 E. 2010/6179 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tarihi · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davanın kabulü ile 4.878.25 EURO'nun kolinin «teslim tarihi» olan 30.01.2006 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nda yabancı paraya uygulanan aylık faiz oranı esas alınmak üzere tahakkuk eden faizi ile birlikte davalı PTT Genel Müdürlüğü nezdinde İstanbulA Paket Posta Müdürlüğü'nden tahsiline, birleşen davanın reddine dair verilen karar, asıl davada davalı PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/637 E. , 2019/2992 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03/12/2015 tarih ve 2015/220-2015/508 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili özetle, davalı ile aralarında 28/01/2014 tarihli PTT Kargo Taşıma Sözleşmesi imzalandığını,yüklenicinin yıllık 4.500 adet kargo göndermeyi taahhüt ettiğini,ağırlık yada hacimsel oranlardan hangisi fazla ise ona göre hesaplama yapılacak tarife üzerinden % 50 indirim suretiyle belirlenecek fiyat üzerinden gönderileri taşımayı kabul eder hükmüne yer verildiğini ancak davalının 01/02/2014 ila 01/02/2015 döneminde taahhüt edilen gönderi adet ve cirosunu yerine getirmediğini,toplam 2.464 adet kargo gönderdiğini,karşılığında 31.707,45 TL ödeme yaptığını,sözleşmenin 5.maddesinde % 50'lik indirim oranının uygulanmayıp %10 indirimin uygulanması halinde 25.365,96 TL lik ücret farkının doğduğunu,bunun ödenmesi için davalıya bildirim yapıldığını,25/02/2015 tarihli yazı ile ödeme imkanı bulunmadığını belirttiğini,ödenmesi için ...
4. İcra Md.lüğünün 2015/2694 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını,borçlunun takibe haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline,takibin devamına,davalı borçlunun % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle, müvekkilinden 25.365,96 TL talep edilmesinin dayanağı olmadığını, sözleşmede herhangi bir yaptırım maddesi bulunmadığını,11.maddede davacı idarenin tek hakkının 10 günlük süre vererek sözleşmeyi feshetme hakkının olduğunu,sözleşme gereğince 5584 sayılı Posta Kanunu ve diğer mevzuatın geçerli olacağını belirterek PTT Kargo ve Kurye Gönderileri hakkındaki bazı maddelerin eklendiğini,ancak bu hükümlerde de herhangi bir yaptırım gösterilmediğini,kaldı ki sözleşmenin düzenlendiği tarihte 6475 sayılı kanunla 5584 sayılı kanunun yürürlükten kaldırıldığını,yine davacı yanın Yurtiçi Toplu Kargo ve APS Kurye Göderileri Ücret İndirim Tarifesinin 7.maddesine göre ücretlendirileceğini belirtmiş ise de, müvekkilin gönderdiği kargoların toplu gönderi sayılamayacağını,ayrıca müvekkilinin herhangi bir ciro taahhüdü de vermediğini, davacının müvekkilinden beklentisi olan gönderinin 4.500 adet olduğunu, asgari indirimsiz tarifeye göre planlanan cironun 29.250,00 TL tuttuğunu,hatta indirim uygulandığında 14.625,00 TL rakamına ulaşıldığını,müvekkilinin 31.745,00 TL ödediğini, ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini ve davacının kendi lehlerine % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlara göre; sözleşmenin genelinde ve özel olarak 5 ve 11.maddesinde davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde yani taahhüt ettiği kadar kargo göndermediği takdirde herhangi bir maddi yaptırım öngörülmediği,
davacı yan sözleşmenin 15.maddesinden hareketle 5584 sayılı Posta Kanunu ve Diğer PTT Mevzuatına dayanmış ise de, sözleşmenin düzenlendiği tarihte 5584 sayılı yasanın 23/05/2013 tarih 28655 sayılı RG.de yayınlanan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 31.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı,"PTT Kargo ve Kurye Gönderileri Hakkındaki Yönetmeliğin 4,7 ve 10.maddelerinde de herhangi bir yaptırım öngörülmediği, Yönetmeliğin 30.maddesinden hareketle ücretlendirme işleminin "... içi Toplu Kargo ve APS Kurye Gönderileri Ücret İndirim Tarifesine" dayanılmış ise de,taraflar arasında imzalanan PTT Kargo Taşıma Sözleşmesi ile davacının dayandığı indirim tarifesinin bir bağının bulunmadığı, zira bu tarifenin dayanağı olan bir örneği de davalı vekilince sunulan "Toplu Posta Gönderileri Ücret İndirim Yönergesi"nin 2.maddesinde toplu gönderiler deyimi olarak aynı gönderici tarafından aynı anda belirlenen sayıdan az olmamak üzere birbirinin aynı olan gönderiler tanımına yer verildiği, oysa davalı 1 yıl boyunca farklı dönemlerde farklı adetlerde kargo göndereceğine göre toplu gönderi sayılamayacağı, dolayısıyla davacının dayandığı tarifenin 7.kısmındaki, sözleşmenin olsa olsa "Toplu Posta Gönderilerine Ücret İndirimi Uygulama Sözleşmesi" olabileceği, davalının sözleşme gereğince herhangi bir ciro taahhüdü verdiğinin de ispat edilemediği, davalı yan % 20 oranında kötü niyet tazminatı istemiş ise de, davacının takibinin haksız ve kötü niyetli olmadığı,takibin olsa olsa bir yanılgı üzerine yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan müspet zararın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 28.01.2014 tarihli Sözleşme ile, davalı 1 yıl içerisinde 4.500 adet kargo göndermeyi, davacı taşıma şirketi ise bu miktar kargo gönderilmesi halinde kendi fiyat tarifesi üzerinden %50 indirim yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmenin 16.maddesinde ise, taraflar Sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde 5584 sayılı Posta Kanunu ve diğer PTT mevzuatının geçerli olacağı konusunda anlaşmışlardır.
Sözleşme dönemi içerisinde davalının yıllık 4.500 adet değil, toplam 2.464 adet kargo göndermek suretiyle sözleşmedeki taahhüdünü kısmen yerine getirmediği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sözleşmede, bu miktarın daha altında bir kargo gönderisi halinde fiyata ilişkin bir özel düzenleme yok ise de, taraflarca Sözleşmede, Tarife’ye atıf yapılmış olmakla, 2.464 adet toplu gönderi halinde Fiyat Tarifesine göre ne kadar indirim öngörülmüş ise davalının ancak o miktarda indirimden yararlanacağı tabiidir. Davacı şirketin indirim esasları, kendisince çıkarılan Toplu Posta Gönderileri Ücret İndirim Yönergesi ile belirlenmiş ve buna göre Toplu Gönderi İndirim Fiyat Tarifesi çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Özel bir taşımacılık şirketi olan PTT AŞ’nin tabi olduğu Posta Kanunu’nun yürürlükten kaldırılması hususunun, PTT A.Ş’nin bir kamu iştiraki bir şirket olmasının ya da Sözleşme imza tarihi itibariyle henüz şirket olup olmamasının sonuca bir etkisi ve önemi bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle davalı tarafça, bir ticari işletme ile özel hukuk alanında etki ve sonuç doğuran bir ticari sözleşme yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünün tamamen Sözleşme ve Özel Hukuk hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece, davalı tarafın edimini eksik ifası nedeniyle, davacı tarafın uğradığı müspet zararının, varsa doğrudan Tarife’deki hükümlere göre, aksi halde ve gerekli durumlarda TBK’nın 50.maddesi de uygulanmak suretiyle tespit edilerek tazmin ve tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı taraf yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/500454800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz