Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5003 E. 2013/7414 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akde aykırılık↗ vesayet↗ fiil ehliyeti↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kısıtlılık↗ hisse senedi↗ hakkaniyet↗ dürüstlük kuralı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın kısıtlanmasını gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, kısıtlı olan davacının davalı bankadaki yatırım hesabında yaptığı işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan davacının davalı bankada yapmış olduğu hisse senedi alım satım işlemleri sonucu uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
TMK'nın .... maddesine göre, "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz". Buna göre, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemleri hükümsüz ise de, bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Bunlardan biri TMK'nın .... maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesidir. Buna göre "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz".
TMK'nın .... maddesi çerçevesinde .... maddenin değerlendirilmesine geçmeden önce, aynı Yasa'nın 1/1. maddesi uyarınca anılan hükmün getirilmesindeki asıl gayenin ne olduğunun açıklanmasında fayda görülmektedir.
Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken, bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yapmak, üçüncü kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı, normal zekâlı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması olacaktır ki, kanun bunu himaye etmez. 09.03.1955 tarih 1954/22 Esas, 1955/... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idi ise, ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.
Somut olayda davacı, ülkemizde tam ehliyetli birçok insanın yaptığı gibi hisse senedi alım satım işlemi yapmış ve bunun sonucunda bazı hisse senetlerinden kar, bazılarından ise zarar etmiştir. Bütün bu işlemleri yaparken, tam ehliyetli biri gibi hareket eden davacının hisse senedi alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Tam ehliyetsizlere ilişkin TMK'nın .... maddesi hükmüne getirilen ikinci sınırlama, BK'nın 54. maddesi hükmüdür. Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder" BK'nın 98/.... maddesi yollaması ile akde aykırılık hallerinde de uygulaması mümkün olan BK'nın 54/1. maddesi uyarınca, hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile ... zarardan sorumludur.
Öte yandan TMK'nın 452/.... maddesinde; "Vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı" öngörülmüştür. Buna göre, kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağı da kabul edilmelidir.
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1253 E. 2016/9709 K.
Ortak:akde aykırılık · fiil ehliyeti · hakkın kötüye kullanılması · kısıtlılık · hisse senedi · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · taraf ehliyeti · Tazminat
İncelediğiniz karardaBütün bu işlemleri yaparken, tam «ehliyetli» biri gibi hareket eden davacının «hisse senedi» alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, «hakkın kötüye kullanılmasıdır».
Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder" BK'nın 98/.... maddesi yollaması ile «akde aykırılık» hallerinde de uygulaması mümkün olan BK'nın 54/1. maddesi uyarınca, «hakkaniyet» elverdiği takdirde tam «ehliyetsiz» olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile ... zarardan sorumludur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın «kısıtlanmasını» gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki «ehliyetinin» bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBütün bu işlemleri yaparken, tam «ehliyetli» biri gibi hareket eden davacının «hisse senedi» alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, «hakkın kötüye kullanılmasıdır».
Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet gerektiriyorsa; hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir." TBK'nın 114/2. maddesi yollaması ile «akde aykırılık» hallerinde de uygulaması mümkün olan TBK 65. maddesi uyarınca, «hakkaniyet» elverdiği takdirde tam «ehliyetsiz» olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile doğan zarardan sorumludur.
… duğu psikotik bozukluk nedeniyle kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişemeyeceği, 02.12.2004-04.04.2006 tarihleri arasında ve halen «fiil ehliyetine» haiz olmadığı, her ne kadar adli tıp kurumu raporunda " kişide mevcut akıl hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği" belirtilmekteyse de davalı finans kurumunun bu durumda daha özenli ve basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 3.658,88 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir · maddi tazminat
Benzer bu kararda… duğu psikotik bozukluk nedeniyle kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişemeyeceği, 02.12.2004-04.04.2006 tarihleri arasında ve halen «fiil ehliyetine» haiz olmadığı, her ne kadar adli tıp kurumu raporunda " kişide mevcut akıl hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği" belirtilmekteyse de davalı finans kurumunun bu durumda daha özenli ve basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 3.658,88 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3554 E. 2012/10389 K.
Ortak:kısıtlılık · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın «kısıtlanmasını» gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki «ehliyetinin» bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, «kısıtlı» olan davacının davalı bankadaki yatırım hesabında yaptığı işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan davacının davalı bankada yapmış olduğu «hisse senedi» alım satım işlemleri sonucu uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat «kısıtlı» tarafından çekildiği, paranın «üçüncü kişinin» uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, «maddi tazminatı» gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
28.11.1955 t 663 E, 7734 K) Somut olayda, davalı vekili «kısıtlının» zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki «ispat külfeti» davalıdadır.
Bu durumda, davalı Banka'dan bu konudaki delilleri sorulup, toplanacak deliller muvacehesinde bir karar verilmek gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · kâr mahrumiyeti · üçüncü kişi · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat «kısıtlı» tarafından çekildiği, paranın «üçüncü kişinin» uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, «maddi tazminatı» gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bir hukuki muamelenin, o muameleyi yapanın temyiz kudretinden «mahrum» bulunması sebebiyle batıl olduğunu ileri sürme hakkı dahi, bütün hakların kullanılmasının sınırlarını gösteren TMK'nun 2.nci maddesi hükmüne tabidir.
Temyiz kudretinden «mahrum» olan kimsenin yaptığı muamelenin aynı kayıt ve şartlar altında hareket eden mümeyyiz bir kimsenin muamelesinden farksız olduğu ve bu sebeple zararlı bir mahiyet göstermediği hallerde TMK'nun 15.nci maddesine dayanılarak muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek, hakkı gayesi dışında kullanmak olur. (T.D.
28.11.1955 t 663 E, 7734 K) Somut olayda, davalı vekili «kısıtlının» zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki «ispat külfeti» davalıdadır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5003 E. , 2013/7414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.01.2011 tarih ve 2010/143-2011/4 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'in mahkeme kararı ile kısıtlandığını, kısıtlı olduğu dönem içinde davalı bankada açmış olduğu yatırım hesabı ile hisse senedi alım ve satımı yaptığını, ancak bu işlemler nedeniyle zarar ettiğini, kısıtlı olduğu halde davalı banka tarafından müvekkilinin yaptığı bu işlemlere izin verilmesi nedeniyle oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 153.635,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ...’in kısıtlı olduğunu bilmediğini ve buna ilişkin bir ihbarın müvekkiline yapılmadığını, tüm kusurun vaside bulunduğunu ve bu nedenle ... zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın kısıtlanmasını gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, kısıtlı olan davacının davalı bankadaki yatırım hesabında yaptığı işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan davacının davalı bankada yapmış olduğu hisse senedi alım satım işlemleri sonucu uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
TMK'nın .... maddesine göre, "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz". Buna göre, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemleri hükümsüz ise de, bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Bunlardan biri TMK'nın .... maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesidir. Buna göre "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz".
TMK'nın .... maddesi çerçevesinde .... maddenin değerlendirilmesine geçmeden önce, aynı Yasa'nın 1/1. maddesi uyarınca anılan hükmün getirilmesindeki asıl gayenin ne olduğunun açıklanmasında fayda görülmektedir.
Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken, bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yapmak, üçüncü kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı, normal zekâlı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması olacaktır ki, kanun bunu himaye etmez.
09. 03.1955 tarih 1954/22 Esas, 1955/... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idi ise, ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.
Somut olayda davacı, ülkemizde tam ehliyetli birçok insanın yaptığı gibi hisse senedi alım satım işlemi yapmış ve bunun sonucunda bazı hisse senetlerinden kar, bazılarından ise zarar etmiştir. Bütün bu işlemleri yaparken, tam ehliyetli biri gibi hareket eden davacının hisse senedi alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Tam ehliyetsizlere ilişkin TMK'nın .... maddesi hükmüne getirilen ikinci sınırlama, BK'nın 54. maddesi hükmüdür. Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder" BK'nın 98/.... maddesi yollaması ile akde aykırılık hallerinde de uygulaması mümkün olan BK'nın 54/1. maddesi uyarınca, hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile ... zarardan sorumludur.
Öte yandan TMK'nın 452/.... maddesinde; "Vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı" öngörülmüştür. Buna göre, kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağı da kabul edilmelidir.
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, ... nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/498205100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz