Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3554 E. 2012/10389 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat külfeti↗ kâr mahrumiyeti↗ kısıtlılık↗ üçüncü kişi↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat kısıtlı tarafından çekildiği, paranın üçüncü kişinin uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, maddi tazminatı gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
TMK'nun 15.nci maddesi gereğince Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Ancak, bir hukuki muamelenin, o muameleyi yapanın temyiz kudretinden mahrum bulunması sebebiyle batıl olduğunu ileri sürme hakkı dahi, bütün hakların kullanılmasının sınırlarını gösteren TMK'nun 2.nci maddesi hükmüne tabidir. Temyiz kudretinden mahrum olan kimsenin yaptığı muamelenin aynı kayıt ve şartlar altında hareket eden mümeyyiz bir kimsenin muamelesinden farksız olduğu ve bu sebeple zararlı bir mahiyet göstermediği hallerde TMK'nun 15.nci maddesine dayanılarak muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek, hakkı gayesi dışında kullanmak olur. (T.D. 28.11.1955 t 663 E, 7734 K)
Somut olayda, davalı vekili kısıtlının zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki ispat külfeti davalıdadır. Bu durumda, davalı Banka'dan bu konudaki delilleri sorulup, toplanacak deliller muvacehesinde bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5003 E. 2013/7414 K.
Ortak:kısıtlılık · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat «kısıtlı» tarafından çekildiği, paranın «üçüncü kişinin» uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, «maddi tazminatı» gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
28.11.1955 t 663 E, 7734 K) Somut olayda, davalı vekili «kısıtlının» zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki «ispat külfeti» davalıdadır.
Bu durumda, davalı Banka'dan bu konudaki delilleri sorulup, toplanacak deliller muvacehesinde bir karar verilmek gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın «kısıtlanmasını» gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki «ehliyetinin» bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, «kısıtlı» olan davacının davalı bankadaki yatırım hesabında yaptığı işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan davacının davalı bankada yapmış olduğu «hisse senedi» alım satım işlemleri sonucu uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akde aykırılık · fiil ehliyeti · hakkın kötüye kullanılması · hisse senedi · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · taraf ehliyeti · temerrüt faizi
Benzer bu karardaBütün bu işlemleri yaparken, tam «ehliyetli» biri gibi hareket eden davacının «hisse senedi» alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, «hakkın kötüye kullanılmasıdır».
Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder" BK'nın 98/.... maddesi yollaması ile «akde aykırılık» hallerinde de uygulaması mümkün olan BK'nın 54/1. maddesi uyarınca, «hakkaniyet» elverdiği takdirde tam «ehliyetsiz» olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile ... zarardan sorumludur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’nın «kısıtlanmasını» gerektirecek derecede akıl hastası olduğu, kendisine annesi ...’nin vasi olarak atandığı, TMK’nın 14. maddesine göre davacının hukuki «ehliyetinin» bulunmadığı, bu nedenle anılan Yasanın .... maddesine göre bankada yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 98.234,50 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bunlardan biri TMK'nın .... maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılmaması» ilkesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1253 E. 2016/9709 K.
Ortak:kısıtlılık · maddi tazminat · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat «kısıtlı» tarafından çekildiği, paranın «üçüncü kişinin» uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, «maddi tazminatı» gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
28.11.1955 t 663 E, 7734 K) Somut olayda, davalı vekili «kısıtlının» zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki «ispat külfeti» davalıdadır.
Bu durumda, davalı Banka'dan bu konudaki delilleri sorulup, toplanacak deliller muvacehesinde bir karar verilmek gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… duğu psikotik bozukluk nedeniyle kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişemeyeceği, 02.12.2004-04.04.2006 tarihleri arasında ve halen «fiil ehliyetine» haiz olmadığı, her ne kadar adli tıp kurumu raporunda " kişide mevcut akıl hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği" belirtilmekteyse de davalı finans kurumunun bu durumda daha özenli ve basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 3.658,88 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «kısıtlı» olan davacının davalı bankadaki yatırım hesabında yaptığı işlemler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle «kısıtlanan» davacının davalı bankada yapmış olduğu «hisse senedi» alım satım işlemleri sonucu uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akde aykırılık · fiil ehliyeti · hakkın kötüye kullanılması · hisse senedi · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · taraf ehliyeti · tacir
Benzer bu kararda… duğu psikotik bozukluk nedeniyle kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişemeyeceği, 02.12.2004-04.04.2006 tarihleri arasında ve halen «fiil ehliyetine» haiz olmadığı, her ne kadar adli tıp kurumu raporunda " kişide mevcut akıl hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği" belirtilmekteyse de davalı finans kurumunun bu durumda daha özenli ve basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 3.658,88 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bütün bu işlemleri yaparken, tam «ehliyetli» biri gibi hareket eden davacının «hisse senedi» alım-satım yaptığı tarih itibariyle tüm dünyada var olan ekonomik krizin de etkisi ile zarar etmesi sonucu, bu zararın tazminini davalı bankadan istemesi, «hakkın kötüye kullanılmasıdır».
Belirtilen yasa hükmüne göre, "Hakkaniyet gerektiriyorsa; hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir." TBK'nın 114/2. maddesi yollaması ile «akde aykırılık» hallerinde de uygulaması mümkün olan TBK 65. maddesi uyarınca, «hakkaniyet» elverdiği takdirde tam «ehliyetsiz» olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile doğan zarardan sorumludur.
Bunlardan biri TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılmaması» ilkesidir.
-
Ticaret Sicili Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11994 E. 2018/3622 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3554 E. , 2012/10389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2010 tarih ve 2009/1327-2010/1256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'nin 22.01.2009 tarihinde kısıtlandığını, kesinleşen kararın 13.02.2009 tarihinde davalı bankaya tebliğ edildiğini ve bankanın kısıtlının tüm hesaplarına bloke koyup, banka ve kredi kartlarının kullanıma kapattığını, ancak kısıtlının 15.02.2009 ve 16.02.2009 tarihlerinde hesabından toplam 1.820 TL para çektiğini, kısıtlama kararını tebliğ alan bankanın buna rağmen işleme izin vererek kısıtlıyı zarara uğrattığını ileri sürerek, 1.820 TL'nın davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, para çekme işlemlerinin kısıtlının kendisi tarafından ATM kartı ve şifresi kullanılarak gerçekleştirildiğini, borçlandırıcı bir işlem bulunmadığını,kısıtlının zarara uğratıldığını iddia edilmesine karşın söz konusu zararların ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama yapılmadığını, varsa böyle bir zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, kısıtlının halen çalışıyor olması karşısında fiil ehliyetinden tamamen yoksun olduğunun söylenemeyeceğini, bizzat kısıtlının uhdesine geçen paranın davalı bankadan talep edilmesinin sebepsiz zenginleşmeyi neden olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,aksi yöndeki bilirkişi raporuna nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, hesaptaki paranın bizzat kısıtlı tarafından çekildiği, paranın üçüncü kişinin uhtesine geçtiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi, bu işlemde nasıl bir zarar meydana geldiğinin de davacı tarafından açıklanamadığı, maddi tazminatı gerektirir bir zarar mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
TMK'nun 15.nci maddesi gereğince Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Ancak, bir hukuki muamelenin, o muameleyi yapanın temyiz kudretinden mahrum bulunması sebebiyle batıl olduğunu ileri sürme hakkı dahi, bütün hakların kullanılmasının sınırlarını gösteren TMK'nun 2.nci maddesi hükmüne tabidir. Temyiz kudretinden mahrum olan kimsenin yaptığı muamelenin aynı kayıt ve şartlar altında hareket eden mümeyyiz bir kimsenin muamelesinden farksız olduğu ve bu sebeple zararlı bir mahiyet göstermediği hallerde TMK'nun 15.nci maddesine dayanılarak muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek, hakkı gayesi dışında kullanmak olur.
(T.D.
28. 11.1955 t 663 E, 7734 K)
Somut olayda, davalı vekili kısıtlının zarara uğramadığını savunmuş olup, bu konudaki ispat külfeti davalıdadır. Bu durumda, davalı Banka'dan bu konudaki delilleri sorulup, toplanacak deliller muvacehesinde bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061729000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz